Mutavvel Nedir Mutavvel Gazel ve Örneği


Esa
27.5.2020



Mutavvel Nedir Mutavvel Gazel ve Örneği

 

Osmanlıca yazılışı: Mutavvel : ﻣﻄﻮّﻝ

 

Mutavvel Arapça kökenli bir sıfattır.  Arapçada uzun, uzatmak, uzatılmak ile ilgili manların türetildiği  ( tvl ) sülasi kökünden gelmektedir.  Bu nedenle Uzun uzadıya anlatılmış, uzun, mufassal anlamlarına gelen “tavіl “ kelimesi , mutavvel ile yanı anlamda olmakla birlikte dişili anlamına gelen  mutavvele (ﻣﻄﻮّﻟﻪ) sözcüğü, mutavvelin çoğulu olan mutavvelât (ﻣﻄﻮّﻻﺕ)   Arapçadaki “tvl “kökünden türemiş sözcüklerdir.

Bu noktadan hareketle mutavvel, eril, mutavvele dişil bir mana taşır. ( müennes, müzekker )

Mutavvelât (ﻣﻄﻮّﻻﺕ)  mutavvel sözcüğünün Arapçadaki -āt  çoğul eki ulanarak çoğul yapılmış halidir. Mutavvelât (ﻣﻄﻮّﻻﺕ)  ise “Uzun uzun açıklamalarla dolu yazılar” anlamına gelmektedir.

Mesâil-i mutavvele: Bütün ayrıntılarıyle uzun uzadıya anlatılmış meseleler.

[1]

 Kitâbı ilmine bir muhtasar mukaddemedir

 Mutavvelât-ı mütûnu ledünn-i pür-esrâr    (Ziyâ Paşa’dan).

 

Levh-i sînem sevâd-ı mihnet ile

Bir mutavvel kitâb-ı hicrindir   Leskofçalı Gālib[2]

 

Edebiyatta Mutavvel ve Mutavvel Gazel


Bilindiği gibi gazeller ekseriya en az 5, en fazla da 15 beyitten oluşan i aşk, eğlence, şarap, doğa konulu şiirler olmaktadır. [3] ( bkz Gazel-nedir-Gazel-siirituru-)  mutavvel uzatılmış olduğuna göre , mutavvel gazel ise uzatılarak 15 beyitten fazla beyite sahip olan , beyit sayısı 15 beyitten fazla olan gazel demektir.

 

Gazel-i mutavvel[4]

Ey pertev-i likan ile bî-nûr u fer çerâğ
Nisbet yüzüne şems-i felek muhtasar çerâğ


Dilden olunca sûre-i nûrı göremedi
Tâ mushaf-ı cemâlüne kıldı nazar çerâğ


Ey mushaf-ı cemâlüne nûr u ziyâ varak
Vey şâm-ı zülf ü hattuna şems ü kamer çerâğ


Barmağını götürdü imâm-ı Mecûsî-ken
İmâna geldi yüzüni gördü meğer çerâğ

Vuslat şebinde pertev-i hüsnünden ey perî
Gönlüm serâçesinde yanar ol kadar çerâğ


Kim benzer ana kim tuta Kadr u Berâtda
Sahn-ı harîm-i Ka'be yüzin serbeser çerâğ


Mihr-i ruhun gönülde ne vech ile gizlese
Olmaz nihân çü hurşîde ey sîm-ber çerâğ


Şeb zulmetinde görmeğe nûr-ı yakîn yüzin
Şem'-i cemâlüni bilür ehl-i nazar çerâğ


Gördüm yüzini kâmetün üstünde ey sanem
Sandum ki şâh-ı sidrede tutdı makar çerâğ


Cilven görüp dirilse aceb midür ehl-i dil
Pervane cem' olur olıcak cilveger çerâğ


Cân virse subh-ı vasla irüp şem'-i dil nola
Subh iricek cihandan ider çün güzer çerâğ

İrmez cemâl-i suret ile sana ey perî
Ger bula hüsn-i hûr ile şekl-i beşer çerâğ


Da'vâ-yı hüsnde ne kadar dili cerb ise
Senünle lâf-ı hüsn idemez ey puser çerâğ


Kandîl karşuna boğazından asıldugın
Gördi hasedden odlara yakdı ciğer çerâğ


Alnundan aldı dinse yanagun hatâ mı nûr
Zira kamer hemîşe güneşden yakar çerâğ


Zâhidcemâl-i tal'atunı görmek istemez
Çün bî-basardur isteye mi bî-basar çerâğ


Başında uğrı bigi müdâm od yanar şehâ
Nûr u ziyâ yüzünden uğurlar meğer çerâğ


İçi yağın eritdi düşüp nâr-ı şevkuna
Olsa hevân ile ne aceb nâm-ver çerâğ

Yaksan Nizamîyi ne aceb cevrün odma
Pervanesini oda yakar çünki her çerâğ     Karamanlı Nizami

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış