Terkib-i Bend Nedir ve Örnekleri


 

 

 

Bentlerle kurulan uzun musammatlara denir. Musammatlar ise en az dört en fazla on mısradan kurulu nazım biçimleridir. Terkib-i Bendler de  bendleri en fazla on mısradan  geldiğinden  musammat sayılırlar.  Musammat Arapçadaki “ samt “ sözcüğünden gelmiştir. Samt inci gibi dizlen anlamındadır.

Tekib-i bendlerde,  bend sayısı her zaman aynı değildir.  Bend sayıları 3 ila 17 arasında değişebilmektedir.

Her bent de beş ila 10 beyitten oluşur. Bendlere “ hane “ veya “ terkibhane” adı verilir. Bentlerin kafiye düzeni gazele benzer. Her bendin (terkib-hane, kıta) sonunda vasıta beyti denen bir beyit vardır.  Vasıta beyti terkiphaneleri birbirlerine bağlayan beyittir.  Vasıta beyitleri bendlerin sonunda bulunur ve vasıta beytindeki mısralar birbiri ile kafiyeli olur. Terkib-i bendelerde aynı vezinde ve murassa şeklinde yani mısraları aa, bb gibi aynı kafiye ile kafiyeli bir beyittir.  Tetkib i ben d ile terci bend vasıta beytinin aynen tekrar edilip edilmemesi ile ayrılır. Terci bendlerde her haneden sonra vasıta beyti aynen tekrarlanır.

Terkib-i bentlerde ise her bendin sonunda farklı vasıta beyitleri kullanılır. Bunlar bentlerden ayrı olarak kendi aralarında uyaklıdır. .

 

TERKİB-İ BENDİN KAFİYE ŞEMASI

Terkib-i bendlerde bentlerin kafiyeleşişi tıpkı gazeldeki gibidir.

  1. aa xa xa xa xa xa bb cc xc xc xc xc xc dd .
  2. (aa aa aa aa aa aa bb cc cc cc cc cc cc dd)

Divan şiirindeki terkib-i bendlerde  en çok 1. Şema kullanılmıştır.2. Şema ise mu’aşşer veya müsemmen nazım şekillerinin şemasına benzer. [1]

 

TERKİB-İ BEND YAZAN ŞAİRLER

 Edebiyatımızda Bağdatlı Ruhi ve Ziya Paşa bu türün iki önemli şairidir.  Arpaeminzade Sami, Taşlıcalı Yahya ( mersiye) Enderunlu Vasıf, ( Mersiye )  Baki (  Mersiye ) Cevri, ve Şeyhi’de terkibi bendler yazan şairler olmuşlardır.[2] Terkibi bend, mersiye, mehdiye, hiciv, yaşamdan, talihten şikâyet; felsefi düşünceler, dini, tasavvufi konular ve toplumsal yergilerin işlendiği şiirlerdir.

 

Terkib-i Bent Özellikleri

1. Terkib-i bend bentlerden oluşmuş bir nazım şeklidir.

2. Her bent 5 ile 10 arasında beyitten oluşur.

3. Bentlerin sayısı 5 ile 12 arasındadır.

4. Bentlerin kafiye düzeni gazeldeki gibidir.

5. Her bentin sonunda "vasıta beyti" adı verilen bir beyit bulunur. Vasıta beyti her hanenin sonunda değişir. Eğer değişmiyorsa terci-i bend olur.

6. Hemen her türlü konunun ele alınabildiği terkibi bend edebiyatımızda çok kullanılmıştır. 7.özellikle Naat, mehdiye, hicviye vb. Nazım türleri, sosyal konular, din, tasavvuf ve felsefe konuları, terkib-i bend nazım şekli ile rahatlıkla anlatılmıştır. Ancak terkib-i bendin başlıca konusu mersiyedir.(Bâkî'nin Kanunî Mersiyesi, Şeyh Gâlib'in Esrâr Dede Mersiyesi)

 

ÖRNEKLER
 
 
 
Terkib-i Bend (Ziya Paşa)
 
 
İkbâl için ahbâbı siâyet yeni çıktı
Bilmez idik evvel bu dirâyet yeni çıktı
 
(Yükselmek, iyi bir mevkiye gelmek için dostlarını çekiştirmek yeni çıktı, önceleri bu beceriksizliği bilmezdik, bu da yeni çıktı)
 
Sirkat çoğalıp lâfz-ı sadâkat modalandı
Nâmus tamam oldu hamiyyet yeni çıktı
 
(Hırsızlık çoğalıp sadakat sözü moda haline geldi, namusu bitirdik, hamiyet yeni çıktı)
 
Düşmanlara ahbâbını zemm oldu zerafet
Dildardan ağyâra şikâyet yeni çıktı
 
(Düşmanlara dostları yermek bir incelik oldu; başkalarına gönül dostlarından şikayet yeni çıktı)
 
Sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu
Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı
 
(Sâdık kişileri aşağılama, reddetme benimsenir oldu; hırsızlara ikram ve yardım yeni çıktı)
 
 
Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi
Hainlere amma ki riayet yeni çıktı
 
(Her ne kadar doğruyu söyleyenler de önceleri nefretle karşılanmışsa da ancak hainlere uyma yeni çıktı)
 
Evrak ile ilân olunur cümle nizâmât
Elfâz ile terfîh-i ra'iyyet yeni çıktı
 
(Bütün düzenlemeler bazı kâğıtlar ile ilan olunur, söz ile halkın refaha eriştirilmesi ise yeni çıktı)
 
Âciz olanın ketm olunur hakk-ı sarîhi
Mahmîleri her yerde himâyet yeni çıktı
 
(Güçsüz olanın en belirgin hakkı saklı tutulur, himaye görenleri her yerde korumak yeni çıktı)
 
İsnâd-ı ta'assub olunur merd-i gayûra
Dinsizlere tevcîh-i reviyyet yeni çıktı
 
(Gayretli kişiler taassubla suçlanırken dinsizlere özgü derin düşünce yeni çıktı)
 
 
 
İslam imiş devlete pâ-bend-i terakki
Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı
 
(Devletin yükselmesine engel olan İslamiyet imiş, önceleri yoktu, bu rivayet yeni çıktı)
 
Milliyyeti nisyan ederek her işimizde
Efkâr-ı Firenge tebaiyyet yeni çıktı
 
(Her işimizde millî benliğimizi unutarak Batı düşüncesine körü körüne bağlılık yeni çıktı)
 
Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık
Zîra ki ziyan ortada bilmem ne kazandık
 
(Eyvah bu oyunda bizler yine yandık, çünkü zarar ortada bu konuda bilmem biz ne kazandık). Ziya Paşa
 
 
 
 
Bagdatlı Ruhi’nin Terkib-i Bendi
 
 
Terkib-i Bend'den / On Birinci Bend
 
1 Yuf hârına dehrin gül-i gülzârına hem yuf
Ağyârına yuf yâr-ı cefâkârına hem yuf
 
2 Çün ehl-i vücudün yeri sahrâ-yi ademdir
Yuf kaafile vü kaafile-sâlârına hem yuf
 
3 Zî-kıymet olunca nidelim câh ü celâli
Yuf anı satan dûna hırîdârına hem yuf
 
4 Ârif ki ola müdbir ü nâdân ola mukbil
İkbâline yuf âlemin idbârına hem yuf
 
5 Çarh-ı feleğin sa'dine vü nahsine lâ'net
Kevkeblerinin sâbit ü seyyârına hem yuf
 
6 Çün oldu harâm ehl-i Hak a dünya vü ukba
Cehd eyle ne ukbâ ola hâtırda ne dünyâ
 
1- Dünyanın dikenine de, gül bahçesinin gülüne de yuh olsun! Rakiplerine yuh, cefa eden sevgilisine yuh!
 
2- Mademki var olanların yeri yokluk çölüdür, kafilesine de, kafilebaşısına da yuh olsun!
 
3- Kıyametli olun (yani: parayla satılan) mevkii ve büyüklüğü ne yapalım? Onu satan alçağa da, satın alanına da yuh olsun!
 
4- İrfan sahibi mevkiden düşmüş, bilgisiz ise yüksek mevkide olduktan sonra, dünyanın yüksek mevkiine de, mevkiden düşmesine de yuh olsun!
 
5- Dönüp duran gökyüzünün kutlu yıldızlarına da, kutsuz yıldızlarına da lânet! Yıldızların durağına da, gezegenine de yuh olsun!
 
6- Madem ki Tanrı ehline dünya ve âhiret haram oldu; ne âhireti, ne dünyayı hatıra getirmemeğe çalış.
 
 
 
 
Terkib-i Bend'den /
 
1)Vardım seher-i taat içün mescide nagah
Gördüm oturu halka olup bir nica gümrah
 
2)Girmiş kimisi vahdete almış ele tesbih
Her birisinün vir-i zebanı çil ü pencah
 
3)Didüm ne sayarsız ne alırsuz ne satarsız
K’asla dilinüzde ne nebi var ne hod Allah
 
4)Didi biri kim şehrimizün hakim-i vakti
Hayretmeğ için halka gelür mescide her gah
 
5)İhsanı ya pencah u ya çildür fukaraya
Sabreyle ki demdür gele ol mir-i felek-cah
 
6)Geldiklerini mescide bildüm ne içündür
Yüz döndürüb andan dedüm oy kavm olun agah
 
7)Sizden kim ırağ oldı ise Hakk’a yakındur
Zira ki dalalet yoludur tuttuğunuz rah
 
 
 
)Bir sabah ibadet için mescide gittim.
Gördüm ki bir grup yolunu şaşırmış insan halka olmuş oturuyor.
 
2)Kimisi eline tespih almış ve tek başına köşeye çekilmiş( vahdete girmiş).
Her birinin diline dolanan (söz de) ya kırk ya elli.
 
3)Dedim: Ne sayıyor, ne alıp satıyorsunuz?
Ki dilinizde ne peygamber ne de Allah sözü var.
 
4)Birisi dedi ki: Şehrimizin valisi, halka iyilik etmek için, her zaman mescide gelir.
 
5)Fakirlere bahşişi ya kırk ya elli akçedir.
Sen de sabret ki o felek rütbeli emirin mescide gelme vaktidir.
 
6)Mescide niçin geldiklerini öğrenmiş oldum
Ondan yüz çevirip(hepsine)dedim ki ey cemaat ! Öğrenin:
 
7)Her kim sizden uzak olursa, Allah’a yakın olur.
Zira sizin tuttuğunuz yol azgınlık (ve sapıtma) yoludur.


KAYNAKÇA

 
  • [1] Dr. Aslan Tekin, Edebiyatımızda Terimler, Elips Yayınları, Ankara 2005, shf 367
  • [2] Tahir’ül Mevlevi, Edebiyat Lüğati, Enderun Kitapevi, İstanbul, 1973, shf 165
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış