Yavuz Sultan Selim'in Şiirlerinden Örnekler


Esa
25.11.2020

 

Dosya:Yavuz Mısır Seferi.jpg

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER
 

FELEK- TUYUG

Merdumu dideme bilmem ne fusun etti felek
Giryemi kıldı füzun eşkimi hun etti felek
Şirler olurken pencei kahrımdan lerzan
Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek

Fâ'ilâtün / Fe'ilâtün / Fe'ilâtün / Fe'ilün 

Muhabbet şahının bir bende-i fermanıyız cana 
Gedayı gûyu  alemin sultanıyız cana

----------- 

Ref edince masivayı nuru hak eyler zuhur 
Maksat kalbe böyle incila vermektedir.

----------- 
Biz bülbülü muhriki dem-i gülzarı firakız
Ateş kesilir geçse saba gülşenimizden

Cihanın gerçi nuş ettim yedi tastan zehrini 
Velakin zehri katilden yine buldum meğer kahren

Benim şol dilberi râma habibi gülzarımdır. 
Enisim, munisim, yarim azizim  gam küsarımdır.

Edirnem, Stanbulum kalanam Bursam Engürüm 
Sinayılı Kayseri rumun acaip şehriyarımdır

Semerkant ve Horasanım Rey ve Şiraz ve Bağdadım 
Hucend ve Belh ve Tebrizim Mısır tahtında varımdır.

Irakım hem Sfahanım Demeşkim, Bosna pazarım 
Benim Çin ile Maçinim Cezirem siz varımdır.


Yavuz’un Kardeşi Şehzade Korkut da şairdi ( HARİMİ ) mahlasını kullanırdı. 


Ey gönül halin nedir kim böyle zar oldun yine
Bülbülü şevki gül ruyu niğar oldun yine

Buyu vuslat mı erişmiştir dimağına bugün 
Harimi çuşa gelip bi karar oldun yine[1]

Yavuz'u anlatan Kemal Paşazade'nin bir dörtlüğü vardır. 

 

DİDAR OLUR (Ayaklı Semai- satranç)


Sanma sakın herkesi sen sadıkane yar olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur
Sadıkane belki ol âlemde bir serdar olur
Yar olur ağyar olur serdar olur didar olur
 

"BENİM" REDİFLİ GAZELİ


Gözlerimden aktı deryalar gibi, yaşım benim
Dostlar çok nesne gördü onmadık başım benim.

Geçmek için seyl-i eşkimden hayalim askeri 
Bir direkli iki gözlü köprüdür kaşım benim.

Her gece altun benekli asmaniler giyip 
İşbu çarh-ı pire-zen olmuştur oynaşım benim.

Ben geda gurbet diyarında kalırdım yalınız 
Mihnet ü derd ü bela olmasa yoldaşım benim.

Ey felek dokuz dolu cam içmeyince Han Selim 
Dehr içinde olmadı hergiz ayaktaşım benim

 

MURABBA

Gözlerun fitnede ebrun ile enbaz mı ki
Dil asılmağa iver zülfuna canbaz mı ki
Bizi kahr eyledüğün lûtfuna ağaz mı ki
Neyiki şive mi ki cevr mi ki naz mı ki

Dili sayd etmede alem bilür üstadlığun 
Key sakın aleme yayılmaya bidadlığun
Bilmezem sırrı nedür bilmişiken yadlığun
Neyiki Şive mi ki cevr mi ki naz mı ki

Dil nedür nesnemi var aşk odına yakmadı'un 
Aşk zencirine gerden mi kodun takmadığun
Beni Gördükde yüzin dönderüben bakmadığun
Neyiki şive mi ki cevr mi ki naz mı ki

Bu selimi kuluna cevri revan eyledüğün 
Bunca sıdkun reh-i aşkında yalan eyledüğün
Yüzini gösterüben yine nihan eyledüğün
Neyiki Şive mi ki cevr mi ki naz mı ki

 Kemal Paşazade bu büyük sultanın ölümü üzerine her biri 11 beyitlik 7 bentten oluşan; bir mersiye yazdı. Bu mersiye sultanın hâlini arz ettiği gibi Kemalpaşazade’nin sultana beslediği gönül sevgisini de yansıtıyordu. Bu mersiyeden alınmış bazı beyitler şunlardır. 

Öldi Sultan Selîm hayf ü dirîğ 
Hem kalem ağlasun anı hem tîg

Çözdü saç açdı baş tûğ u alem 
Bükdi bel dökdi yaş tîğ u kalem

Az müddetde çok iş itmişdi 
Sâyesi olmış idi âlem-gîr

Şems-i asr idi asrda şemsin 
Zıllı memdûd olur zamânı kasîr

Girse meydan-i rezme siri delir, 
Çiksa eyvan-i bezme mihr-i münir

Kemal Paşazade'nin Sultan Selim nazarındaki itibarı sultanın ölümüne kadar devam etmiştir. Sultan Selim’in son seferi olan Edirne yolculuğunda da ona refakat ettiğini ve onun Edirnevasfında söylediği; 

İki gözüm Merîc ü Tunca gibi her yana akma 
Kolını boynuma ar da yeter salındın illerde

Şeklindeki beyte hemen oracıkta; 

Geldi yâduma fezâ-yı dil-küşâ-yı Edrene 
Virdi ayşuma keder zikr-i safâ-yı Edrene

Beytiyle başlayan bir gazel ile cevap verdiği bilinmektedir. 

Şems-i asr idi, asrda şemsin 
Zilli memdud olur zamanı kasir

Fahrederdi tac u tahtıyla beyler 
Fahrederdi anınla tac u serir

(ikindi güneşiydi, ikindide güneşin gölgesi uzun olur, zamanı kısa. tac ve tahtıyla övünürken beyler, tac ve taht onunla övünürdü.) 

Kimi araştırmacılar Yavuz Sultan Selime atfedilen ve önemli kısmı yukarıda zikredilen Türkçe Beyit, dörtlük veya şiirlerin Yavuz tarafından yazılmadığı, sonradan yazılarak ona atfedildiğine dair iddialarda da bulunmaktadırlar. Buna delil olarak Tezkirelerde Yavuz’un Türkçe şiirler yazdığına dair bilgi bulunmadığını öne sürmektedirler. Bu araştırmacıların görüşüne göre Yavuz sadece Farça şiirler yazmış, Türkçe şiirler yazmamıştır.
 
Bu iddiaları da göz önünde bulundurarak bu çalışmamızda abartı kokan bilgilere ve şiirlere yer vermemeye çalıştık. ( Örneğin, Yavuz’un kılık değiştirerek Şah İsmail’in sarayına girip onunla satranç oynayıp , onu yendiği ve bu olay üzerine Şah İsmail’i yeren şiirler yazdığına dair iddiaları ve bu çalışmamıza almak istemedik.)


A. NİHAT TARLAN'IN YAVUZ’UN FARSÇA DİVANINDAN YAPTIĞI ÇEVİRİSİNDEN

109. Gazel’den: “Âşıklığın alameti aşık ın kendine yabancı olmasıdır. Feryâd etmesi, kendin-den geçmesi ve divane olmasıdır.” 

115. Gazel’den: “Belki aşk belâsından kurtulurum diye sefere çıktım. Bilakis aşkım ziyadeleş-ti. İlaç olduğu gibi kaldı.” 

150. Gazel’den: “Mecnun gibi âşık çoktur ama devran bir tane daha Selim gibi bir aşık yetiştirirse hayrete şayan bir şey yapmış olur.“ 
 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış