Erzurum ve Sivas Kongreleri


Esa
28.3.2016
Erzurum ve Sivas Kongreleri
Biz ki İstanbul şehriyiz, 
işte, arzederiz halimizi 
Türk halkının yüce katına. 
Mevsim yazdır, 
919'dur. 
Ve teşrinlerinde geçen yılın 
dört düvele teslim ettiler bizi, 
gözü kanlı dört düvele 
anadan doğma çırılçıplak. 
Ve kurumuştu 
ve kan içindeydi memelerimiz. 

Biz ki İstanbul şehriyiz, 
Fransız, İngiliz, İtalyan, Amerikan 
bir de Yunan, 
bir de zavallı Afrika zencileri 
yer bitirir bizi bir yandan, 
bir yandan da kendi köpek döllerimiz: 
Vahdettin Sultan, 
ve Damat Ferit 
ve İngiliz muhipleri 
ve Mandacılar, 
Biz ki İstanbul şehriyiz, 
yüce Türk Halkı, 
malumun olsun çektiğimiz acılar... 
... 
... 
Erzurum'da on dört gün sürdü Kongre: 
orda, mazlum milletlerden bahsedildi 
bütün mazlum milletlerden 
ve emperyalizme karşı dövüşenlerinden onların. 

Orda, bir Şurayı Milli'den bahsedildi, 
İradei Milliyeye müstenit bir Şurayı Milli'den. 
Buna rağmen 
"Asi gelmeyelim" diyenler vardı, 
"makamı hilafet ve saltanata." 
Hatta casuslar vardı içerde. 
Buna rağmen 
"Bütün akşamı vatan bir kuldur" denildi. 
"Kabul olunmaz," denildi, 
"Manda ve Himaye..." 
Buna rağmen 
İstanbul'da birçok hanımlar, beyler, paşalar, 
Türk halkından kesmişlerdi umudu. 
Yağdırıldı telgraflar Erzurum'a: 
"Amerikan mandası altına girelim," diye. 
"İstiklal, diyorlardı, şayanı arzu ve tercihtir, amma 
bugün bu, diyorlardı mümkün değil, 
birkaç vilayet, diyorlardı, kalacak elde, 
şu halde, diyorlardı, şu halde, 
Memaliki Osmaniye'nin cümlesine şamil 
Amerikan mandaterliğini talep etmeği 
memleketimiz için en nafi 
bir şekli hal kabul ediyoruz." 
FAKAT BU ŞEKLİ HALLİ KABUL ETMEDİ ERZURUMLU. 
ERZURUM'UN KIŞI ZORLUDUR, BALAM, 
BUZ TUTAR YİĞİTLERİN BIYIĞI. 
ERZURUM'DA KASKATI, DİMDİK OLUR ADAM, 
KABULLENMEZ YILGINLIĞI... 

İstanbul'da hanımlar, beyler, paşalar, 
tül perdeler, kravatlar, apoletler, şişeler, 
çıtı pıtı dilleri ve pamuk gibi elleri 
ve biçare telgraf telleri 
devretmek için Amerika'ya Anadolu'yu 
şöyle diyorlardı Erzurum'dakilere: 
"Bizi bir başımıza bıraksalar, 
tarafgirlik, cehalet 
ve çok konuşmaktan başka müspet 
bir hayat kuramayız. 
İşte bu yüzden Amerika çok işimize geliyor. 
Filipin gibi vahşi bir memleketi adam etti Amerika. 
Ne olacak, 
Biz de on beş, yirmi sene zahmet çekeriz, 
sonra Yeni Dünya'nın sayesinde 
İstiklali kafasında ve cebinde taşıyan 
bir Türkiye vücuda geliverir. 
Amerika, içine girdiği memleket ve millet hayrına 
nasıl bir idare kurduğunu 
Avrupa'ya göstermek ister. 
Hem artık işi uzatmağa gelmez. 
Çok tehlikeli anlar yaşıyoruz. 
Sergüzeşt ve cidal devri geçmiştir: 
Türkiye'yi geniş kafalı birkaç kişi belki kurtarabilir." 
... 
... 
... 
Ve böylece, bin dereden su getirdi İstanbul'dan gelen zevat. 
Sivas, mandayı kabul etmedi fakat, 
"Hey gidi deli gönlüm," 
dedi, 
"Akıllı, umutlu, sabırlı deli gönlüm, 
ya İSTIKLAL, ya ölüm!" 
dedi.
 
 
 
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış