Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe’den


Esa
18.9.2016
Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe’den
 
Fî Zikri Vasfı Mekke Şerrefehu’llâhu Te’âlâ
Hele bir gün irişdük Ka’beye biz
Nasîb ola Çalabdan varasız siz
Bu Mekke şehrinün dört yanı sarpdur
Eğer maşrık yanıdur yâ ho garpdur
Ki dereden iner şehrün ucına
Görincek Ka’beyi benzün uçına
(…)
İşit imdi sana vasfın diyeyin
Sıfatlarını bir bir şerh ideyin
Haremün uzunı iç yüz adımdur
İçi düpdüz ıvacuk akça kumdur
İnin adımladum ben yüz yigirmi
Ki dört bucaklıdur degül yigirmi
Bu dört dîvarları üç kat kemerdür
Haremün taşra yanı tolu şardur
Kemerleri direk üzre durupdur
Sağışda bu direkler biş yüz ondur
Haremün dört bucakda dört menâre
Kanâdiller dizilmişdür kenâre
Mü’ezzinler çıkar okur ezânı
Sevinür işidenün gönlü cânı
Harem kapuların saydum tamâmet
Kamu kırk dört kapudur zî alâmet
Haremün orta yiri Ka’bedür çak
İbâdetdür anun var yüzine bak
Yüceliği inen yüksekdür iy cân
Kıyâs itsen anı kırk arşun iy cân
Kireç taşdur anun dahı yapusı
Güneş toğışınadur hem kapusı
Bilek gibi ki halka var gümişden
İki halka var anda tuhfe işden
Bu iki halka arası kilid bil
Çıkarsan işiğine var yüzün sil
İşiği yücesi boydan yücedür
Çeker birbirini kul ger hocadur
Kara atlasıla Ka’be bürinür
Hemân etekleridür kim görinür
Kapusına Hacerü’l-esved yakıncak
Ki canlar sevinür ana bakıncak
Hem altun oluğun altı ziyâret
Ki İsmâ’il Nebîye var işâret
Kuyuya menberi karşudur anun
Görincek gark olur nurlara cânun

Tolayı yanı ferşdür Ka’benün bil
Yapılmışdur ana otuz iki mîl
Her iki mîl arası iki kandîl
Giceler subh olınca yanar bil
Tavaf yiri ol milin içi yüzidür
Bu hûb söz ki dirüm Ahmed sözidür
O Ka’be kapusınun karşusında
O İbrâhim makâmı kubbe anda
Mübârek ayağı taşda yir itmiş
Ziyâretdür ol anda kendü itmiş
Ana yakın durur ol âb-ı zemzem
İçen kişide hergiz kalmaya gam
Anun üsti bir ulu kubbedür bil
Iramaz suyını şehr ü eger il
Mü’ezzinler o kubbe üzre dururlar
Gice gündüz Çalaba yalvarurlar
Kapunun sol yanında Cebra’îlün
Çü mihrâbı var anda şöyle bilün
Bu Ka’benün tolayı dört yanında
Ki mihrablar düzetmişlerdür anda
Hanîfî altun oluğa kılurmış
Kapuya karşu Şâfi’î kılurmış
İmâm Mâlik dahı rükn-i Yemende
Namâz kılur imiş ol dahı anda
İmâm Hanbelî gün doğışında
Namâz kılur çü mihrâb durur anda
Ki ol dîvâra karşu ol imâmlar
Geçürürler bu resme subh u şamlar
Hele bildün Harem içre ne vardur
Dahı bilün tolayısı şehirdür
Haremden daşrada var(dur) acâyib
Hazır ol didügüm vakt olma (gâyib)
O Ka’benün yanında bir ulu tag
O tagda ne ağaç vardur ne ho bâğ
Kubaysar tağıdur ol tağ karındaş
O tağda toprak azdur küllisi taş
O tağun üsti bir ulu mağâra
Bu sizlerden ana her kim ki vara
Namâz kıl anda peygamber makâmı
Resûl anda geçürmiş subhı şâmı
Ebûbekrile anda olur imiş
Mağâra içre niçe gün kalur imiş
Ömer îmâna gelicek çıkarlar
O küffara cevâb virürler
Şara girmeğe komazlar buları
Husûsâ yok azukları suları
Acıkduklarını Allah bilür çün
Orada Cebra’ilden gönderür hon
O sofranın yiri bellüdür anda
Varıcağaz göresin anı sen de
 
Mazıoğlu, Hasibe (hzl.) (1974). Ahmed Fakih, Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe. Ankara: TDK Yay. 25-29.
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış
Benzer İçerikler