MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
AFİFE JALE
Ekleyen : Adem , 22 Ağustos 2016 Pazartesi Beğen 2
AFİFE JALE

 

Afife Jale. (1902- 1941) İlk Müslüman ve Türk kadın oyuncusu.

Türk tiyatro tarihinin gözü pek ilk kadın Türk sanatçısı olan Afife, orta halli bir ailenin kızı olarak 1902 yılında İstanbul’un Kadıköy semtinde dünyaya gelmiştir.  Babası Hidayet Bey, annesi Methiye Hanım, kardeşleri Behiye ve Salah'tır. (1) Dedesi ise Doktor Sait Paşa’dır.(2)

Tiyatrocu olmak isteyen Afife Jale Darül bedayi'de öğrenim görmek istiyordu. Bu amaçla Darülbedayi’ye talebe olmak için başvurmuştu.  10 Kasım 1918 günü başvurusu kabul edilen Beyza, Refika, Behire ve Memduha adlı beş kızdan birsi olarak Darülbedayi 'de öğrenci olmuş oldu. Fakat ailesi, özellikle babası Hidayet Bey kızının oyuncu olmasını kesinkes reddediyor, bunu bir tür hafiflik olarak görüyordu. (3)  Babası Hidayet Bey'in baskılarına rağmen tiyatro oyuncusu olmakta ısrar eden  Afife  evinden ve babasından ayrılmak zorunda kaldı. Fakat babasına rağmen annesi Methiye Hanım ona destek oluyordu.  İki kardeşinden biri olan Behiye evliliğinden dolayı, ağabeyi Salâh da işinden dolayı İstanbul dışındaydı. Yazar Selim İleri onun evden ayrılması hakkında şöyle demiştir: "Aileden koptuğu düşünülemez Afife Jale’nin. Sonuna kadar aileyle bağı devam ediyor. Sonuçta aile hem tiyatrocu olması dolayısıyla ona karşı yadırgayıcı da yaklaşım göstermiş ama sonuna kadar onu bırakmamış. Çünkü en düşkün zamanlarında da yine erkek kardeşinin evinde kalıyor. Tabi aile herhalde, mecburi olarak biraz uzak durmak zorunda kalmış. Fakat sonuna kadar koruduklarını zannediyorum." (1)

Darül bedaiye giren diğer kızlar da aynı baskıya maruz kalmışlar Afife ve Refika hariç öteki kızlar daha fazla dayanamamış ve "nasılsa sahneye çıkamayacakları" gerekçesiyle tiyatroyu bırakmışlardı. (3)  Ayni yilin 18 Aralik günü Refika tiyatronun süflör, Afife de "mülazim artistlik" (stajyer oyuncu) kadrosuna alındılar.

Onunla beraber Darülbedayi'ye giden Müslüman kızlar aynı baskıya maruz kalıyorlardı. Buna rağmen Refika suflör olarak çalışmaya devam etti.  Tüm baskılara karşın Burhanettin Topluluğunda Seniye, Yeni Sahne’de Şaziye (Moral), Münir (Neyire Neyyir) ve  Bedia (Muvahhit) çalışmaya devam etti.  Milli Sahne’de ise  Huriye, Hikmet ve  Ruhat gibi Müslüman Türk kadınları Afife’yi izleyerek çalışmayı sürdürmeye cesaret ediyorlardı. (4)

Afife bir yil süreyle bütün provalara devam etti, ama bir türlü sahneye de çıkamadı. Öte yandan Refika, sahne gerisinde görev alan ilk Müslüman Türk kadını oluyordu.  1919 yılının 13 Nisan gecesinde, Hüseyin Suat’ın "Yamalar" adli oyununda, Emel rolünde olan, Eliza Binemeciyan'in Paris'e gitmesiyle oyun ortada kalmıştı. Darülbedayi yöneticileri ister istemez Afife’yi bu rolde oynatmak zorunda kalmışlardı. ( 2)  Böylelikle Afife, 22 Nisan gecesi, Kadıköy’deki Apollon Sınaması’nda (sonraki Hale, şimdiki Reks) Emel rolünü oynayarak sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını oldu.  Afife, o gece  “Jale” takma ismiyle Kadıköy’de Apollon Tiyatrosu’nda sahneye çıkar.

O tarihi geceyi, altı yıl sonra Refik Ahmet Sevengil’e anlatırken “Hayatımda mesut olduğum ilk gece…” diyordu; “Sanatın, ruhuma verdiği güzel sarhoşluk içinde idim. Opiyekte güzel bir sen (scene: sahne) vardır; ağlama sahnesi… Orada taşkın bir saadetle ağladım. Sahiden ağladın… Alkış, alkış, alkış… Perde kapandı; açıldı, bana çiçekler getirdiler. Muharrir Hüseyin Suat Bey, kuliste bekliyormuş; ben çıkarken durdurdu; alnımdan öptü: “Bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı; sen işte o fedaisin.” dedi.(4)

O gece tiyatroya gelen zaptiyeler, yöneticilere bir uyarida bulundularsa da genç sanatçi bir hafta sonra da "Tatli Sir" oyununda yeniden sahneye çikti. (2)

Oyunculuk merakı yüzünden ailesinden kopmak zorunda kalan Afife Jale'nin sıkıntısı bununla kalmayacaktı. O dönemki Dâhiliye Nezareti (şimdinin İçişleri Bakanlığı) dahi bir Türk ve Müslüman kadınının sahnede rol almasını sakıncalı buluyordu. Bu yüzden Afife Jale ve Darülbedayi takip altına alındı.  Sanatçı polis tarafından tutuklanmak istenince, Kınar Hanim tarafından arka bahçeye kaçırılarak polislerin elinden zor kurtuldu. Üçüncü piyesi olan "Odalık" oynanırken polis tiyatroyu bastı. Afife bu kez de makine dairesinden kaçırıldı. 1921'de dâhiliye nezaretinin bir buyruğu ile belediye 27 Şubat günü 204 sayili bildiriyi Darülbedayi Yönetim Kurulu'na gönderdi. Bildiride Müslüman kadınların kesinlikle sahneye çıkamayacakları yazılmıştı. (1)

 

Bu bildiri üzerine Afife, tiyatronun kadrosundan çıkarıldı. Tiyatrosuz kalması Afife'nin zaten zayıf olan sinirlerini alt üst etmiş,  güvencesiz ve parasız kalmıştır. Yaşadığı sıkıntılar nedeniyle şiddetli baş ağrıları çekmeye başlamıştır.  Doktoru morfinle tedavi yoluna giderek çok sık morfin kullandırır.  Bu yanlış tedavi sonrasında Afife morfinden kopamaz olur. (1) Bu sıkıntılı günlerde aldığı uyuşturucu haplar ve aşık olduğu bir doktorun yaptığı iğnelerle artık bir bağımlıdır.

Birkaç yıl sonra Anadolu’da turneye çıkan sanatçı yeni tiyatro ile Kadıköy'de sahne almaya başlar.  Burhanettin Tepsi Kumpanyası ile Anadolu'da turneye çıkmış, yeni tiyatro topluluğu ile Kadıköy’de oynamış, daha sonra da Fikret Sadi'nin Milli Sahne'siyle çeşitli kentlerde temsiller vermiştir.  Zaten 1923'ten sonra Türk Kadınları Atatürk'ün emriyle sahneye çıkmaya başlamış, Afife'nin korkuları ve sıkıntılıları son bulmuştur.(2) Ancak gün geçtikçe bozulan sağlığı ve uyuşturucu alışkanlığı, tiyatroyu bırakmasına sebep olacaktır.

Morfin bağımlılığı ve bozulan sağlığı nedeniyle tiyatroyu bırakmak zorunda kalmış olması onu büsbütün çileden çıkarmıştır. 1928 yılında bir arkadaşıyla, Kuşdili çayırında Hafız Burhan’ın bir konserine gitmiş, orada sanatçıya tamburuyla eslik eden Selahattin Pınar’la tanışmıştı. Selahattin Pınar, Afife’ye  deli gibi asık oldu. Selahattin Pınar ile Afife Jale 1929 yılında evlenirler.  Selahattin Pınar "Nereden Sevdim O Zalim Kadını" gibi birçok ölümsüz şarkısını onun için besteler.(2) . Bir süre sonra, Pınar karisinin morfin bağımlılığı ile basa çıkamamaya başladı. Tiyatrodan uzak kalmak, sahneye çıkamamak, Afife'yi mutsuz kılıyor, kurtuluşu yalnız "iğne”de buluyordu, 1935 yılında boşanırlar. Bundan sonra Afife içine düştüğü girdaba büsbütün batarak sefalet içinde sürünmeye baslar. Bu ayrılığa rağmen Selahattin Pınar’ın, melankoli dolu ölümsüz besteler yapabilmesinin en büyük sebebi Afife Jale olmuştur.

Afife Jale, düştüğü uyuşturucu girdabından çıkmayı başaramaz ve Darülbedayi'deki dostlarının yardımıyla Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yatırılır. Yaşamının son yıllarını burada geçiren sanatçı, 1941'de (39 yaşındayken) burada vefat eder.[2]

 

*Afife Tiyatro Ödülleri ilk kez, Yapı Kredi Sigorta’nın Sanat Danışmanı Haldun Dormen'in önerisi, Genel Müdür Erhan Dumanlı'nın ve yöneticilerin de onayları ile, ilk Müslüman Türk kadın oyuncu Afife Jale'nin anısına 1997 yılının Mayıs ayında gerçekleştirildi.

*Bu ödülün amacı, her yil İstanbul’da sergilenen oyunları izleyerek, yılın en iyilerini seçmek, böylelikle de Türk Tiyatrosu'na destek olabilmektir.

*Afife Tiyatro Ödülleri her yil yapılan görkemli ödül törenleri ve seçimlerdeki ciddiyeti ile Türkiye'nin en saygın sanat ödülleri olduğunu kanıtlamıştır.

 

KAYNAKÇA

  1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Afife_Jale
  2. http://www.afife.org/afife_jale_kimdir.aspx
  3. http://www.mukemmeladam.com/mak-16-afife-jale-turk-tiyatrosunun-ilk-kadin-fedaisi.html
  4. http://www.bilgicik.com/yazi/afife-jale-biyografi-hayati-kim-kimdir/






 

 



 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...