Algılamak İçin Konuşan İnsan Algılamaktan Çok Uzakta


10.9.2020
Algılamak İçin Konuşan İnsan Algılamaktan Çok Uzakta
Her Şeyi Kişisel Olarak Algılamak ve Alınmak - Sağlığa bir adım
Bilinmeyenli bir denkleme doğru gitmiyor hayat, içinde kifayetsizliği serpen bizleriz ellerimizle. Bilinen bir yöne ölüme doğru ve ölümden sonrasında yaptıklarımızın hesabını vermeye doğru giderken, ortaya serptiğimiz kifayetsizliğin karşılığı yine sancılı bir kifayetsizlik olacak. Eşitliğin bilinen tarifi belli iken, herkesin hayatı içindekilerini eşit bir kazanımla kazanılmasına Âlemlerin Rabbi izin vermişken, biz insanoğlu bunun önüne engel koyarak, kazancına göz dikerek elinden alarak, hayatın yaşamına ters bir kuvvetle yere yapıştırmak için uğraşmakta geri kalmadan, kifayetsizlikle hayatımıza devam ediyoruz.
Hayatımızın yolunda çıktığımızın farkında olmadan, yoldan çıkarak insanın yarınına dair kazancına göz dikmek uzmanlık alanımız olmuş. Bizler birbirimize karşı anlayışlı daha esnek ve dinamik bir yaklaşımla yaklaşmaktan çok uzağız! Sanki dünyamızda kısıtlı yer sorunu varmış gibi, birbirimize dünyayı dar ederek zorlayıcı yıkıcı hayatına son verici yaklaşımlarla sinsice arkasında hançeri sırtına saplamak için vakit kollayarak yol almaktayız. Hayatımızın kendi elimizle genişlemesi huzurla dolması gerekirken, nefretle kinle dolduruyoruz karşılığını da ahirette azapla kazanmaya çalışıyoruz.
Temas ettiğim her gönüllere bir gülümseme bırakmanın telaşındayken, karşımdaki insanlardan bunu beklemek en doğal hakkım değil mi? Algılamak için konuşan insan boşa boş kelimelerle boşluğa konuşurken, boşlukta yok oluyor, bunu izlerken tüylerim diken diken oluyor! Oysa güzel sözlerin kelimelerin gönlü hoş olan insanın dilinden çıkınca belli bir oranda karşısındaki insandan da aynı duyguları üretmesini sağlayacakken bir işlevinin tarihte üretimi mevcut iken olması kaçınılmaz iken, günümüzde bu hiç mümkün değil olası hiç değil. Ama yokta değil buyurun.
“Aman gazeteci gel bizim köye/Bizden olan türlü halleri de yaz
Yalnız saçlıyı başlıyı değil,/Uyuzu, koturu, kelleri de yaz.
 
Tütmez oldu köyümüzün bacası/Ne gündüzü belli ne de gecesi
Dokuz yıldır Almanya'da kocası/Çoluklu çocuklu dulları da yaz.
 
Zannetme ki bütün millet bütündür/Bilmez misin bir tarafı yetimdir
Senin için şark hizmeti çetindir/Uzaktan görünen illeri de yaz.
 
Vallahi doğuda yaşamak hata/Bir köyde bir ağa biniyor ata
Bir baş kırar on bin verir avukata/İfadeden aciz dilleri de yaz.
 
Benim neme lazım koskoca ırmak/Çünkü taksimimde var susuz durmak
Senin bahsettiğin ojeli parmak /İçi nasırlanmış elleri de yaz.
 
Bir de tenezzül et bizim köyde yat/Gel sor soruştur, derdimiz kat kat
Taş koyulmamış Kars'a bir göz at /Ardahan'a gitmez yolları da yaz.
 
Reyhaniyim ne karalı yazım var./ Ben insanım birçok şeyde arzum var.
Ne yazık ki kırılmış bir sazım var/ Üstünde yaşlanmış telleri de yaz.”
 
Aşık Reyhani
 
Dildeki ifadesizlik yalnız başına değil, aklın fikrin düşüncenin gönlünde ifadesizlik içinde kalmasının sonucunda bunca ifadesizlik yıkım karşılıklı kin nefret devam etmektedir ne için? Üç günlük dünya ve kazanç için! Ölünce kazanç bizimle geliyor mu? Hayır! Geride kalıyor, kime kalıyor? Eşe ve çocuklara, bu seferde mal çoksa çocuklar arasında ölüme kadar kavgalar devam ediyor…
Birinci sırada olması gereken beklenen insana dair yatırımın, kazanımın olması gerekirken bu anlamın yaşantımızda olmaması daha sonraki sıralarda gelmesi mümkün değilken, bu hem zaman ömür hayat kaybına sebep olmakta, hem de zamanı sınırlı olan ölümlü dünyada insanın memnuniyetinin kalitesini düşürmektedir. Bizler hala densizliğimizle edepsizliğimizle anlamların sırasını değiştirmek öyle bilgisayarın bir tuşa dokunmak kadar kolay olmadığını ne zaman anlayacağız, ölünce mezara konulunca sancısını sonsuza kadar çekince mi? Çok yazık çok yazık olacak! Asıl tercihimiz insanın hayatına değer vermek kazancına göz dikmemek mutluluğunun çoğalmasına katkı sağlamak olacaktır bundan gayrısı azaptır kendimiz için sancılı bir ahiret hayatı olacaktır. Çözüm sunmayanların ahirette çözüm beklemesi sadece aptallıklarına aptallık katmaktan öteye gitmeyecektir, vesselam, selamlarımla.
Mehmet Aluç

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış