ASLIHAN, SEVDA, ÖZGECAN, EMİNE, ŞULE, KRİSTİNE BUGÜN 8 MART


7.03.2021
"Şuna inanmak lâzımdır ki dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir." 
                                                  Atatürk
 
    Ülkemizde ve dünyanın farklı coğrafyalarında farklı yaşam koşulları içinde yaşamını sürdüren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum. Şiddete maruz kalıp hayatını kaybeden kadınları, geride kalan acılı aileleri,  karşılaştığı şiddetin yaralarını sarmaya çalışan kadınları, kadınların sorunlarını çözmek için özveriyle mücadele edenleri, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum!
    Durmaksızın akıp giden manşetlerden inmeyen kadına şiddet haberlerine, bu şiddetle hayatına son verilen kadınların ardında bıraktığı acı hikâyelere dikkat çekerek, onları analım  bugün. Başarılı KADINLARI, çilekeş KADINLARI, savaşın, yokluğun, toplum baskısının, bilgisizliğin, vicdansızlığın gölgesinde yaşam mücadelesi veren KADINLARI anlatalım. Bugün; kadına yönelik bitmek bilmeyen şiddeti, o şiddetin doğurduğu öfkeyi, tükenmeye başlayan tahammülü, bu şiddetin çok acı  izlerini konuşalım. Yaramıza parmak basalım hep birlikte. 
     Mesleğinde başarılı kadınları; evini, ailesini evirip çeviren, yuvaların emektarlarını konuşalım. Şehit analarını, savaşların kahraman kadınlarını, cephe gerisinde mücadele veren kadınları, zor dönemlerde kadın kimliğiyle ülkesine hizmet eden idealist kadınları konuşalım. Bu kadar saygın kadınların yanında kötü örnekler de vardır ve olacaktır da... O kötü örnekler, akıp giden hayatın her döneminde hem kadınlarda hem erkeklerde  görülecektir ama biz kötü örneklerin değil iyi örneklerin izini sürelim bugün.
      Elbette çocuğunun yüreğinde, aile  hayatında ve toplumsal hayatta kötü örnekleri de duyuyoruz, görüyoruz. Bunun yadsındığı, görmezden gelindiği düşünülmesin. Bu sorunları çözmenin yolu eğitimden, kadına, insana verilen değerden geçer. Kısaca doğru bir eğitim sorunları çözme olanağı verir. Tabii eğitim uzun soluklu ve özverili bir süreç. Bu uzun süreçte kadına yönelik şiddetin önüne hukukla, birlik ve beraberlikle geçebiliriz.        Mademki bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, o halde kanayan yaralarımıza dikkat çektiğimiz gibi, kadının eğitimine, güzel yetiştirilmesine, mesleki anlamda önünün açılmasına da değinelim. Elbette bugün geldiğimiz nokta, kadının toplumdaki yeri açısından çok daha iyi düzeyde. Mühendisler, doktorlar, öğretmenler, polisler... Topluma yararlı ve güzel evlatlar yetiştiren emektar analar... Bakın Atatürk nasıl vurgulamış kadının önemli rolünü: " Erkeklere ilk öğüdü, ilk eğitimi veren ve onun üzerinde ilk analık nüfuz ve tesirini kuran kadındır."  Ancak günümüzde kadının geldiği bu iyi düzeye rağmen hâlâ çocuk gelinlerden, erkek şiddetiyle hayatları kararan kadınlardan, cinsel tacizden söz ediyoruz. Bu da kadınların hayatının diğer gerçekleri...
      Kadına bakışımızı gözden geçirelim. Dinî, felsefî, sosyolojik, psikolojik boyutlarıyla konuşulsun kadınlar. Kadının maruz kaldığı vicdansızlığın, vahşetin, ayrımcılığın doğurduğu kötü sonuçları, o kötü sonuçlarla baş başa kalan çocukları, ana ve babaları taşıyalım gündemimize. Bugüne kadar öyle çok kadının geçtiği ki bu haberlerde, hangisinin hikâyesini taşıyabiliriz satırlarımıza? Sığar mı hikâyeleri kitaplara? Aslıhan, Sevda, Vildan, Kristina, Selma, Merve, Feride, Hatice, Sevgi, Ferdane, Nergis, Şule, Şükran, Cennet, Özgecan, Süreyya, Seher, Özlem, Döndü, Emine... Daha birçok ismin içinde bir de "ismi bilinmiyor" diye geçenler...
        2008-2020 Aralık arasında 3621 kadın erkek cinayetine kurban gitmiş ne acıdır ki! Kadın cinayetleri son 10 yılda 3 kat artmış.  İstatistiklere göre kadın cinayetlerinin %48.4'ü eş/sevgili; %30'u aile/akraba/tanıdık; %12.3'ü bilinmeyen/tanımadığı; %9.1'i eski eş/eski sevgili tarafından gerçekleşmiş. ( Kaynak: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu)
      Kadına şiddet konusu büyük bir ivedilikle ve titizlikle ele alınmalı. Bu satırları kaleme alırken, istatistikler yapılırken, daha nice kadın nelere maruz kalıyordur kim bilir! Birçok kadının karşı karşıya kaldığı tehditlerin, şiddetin ve haksızlıkların sonu gelmiyor maalesef.
     Yazmakla çözemiyoruz sorunlarını, yaralarına merhem olamıyoruz. Sadece o sorunları dile getirip onların acılarını, çaresizliklerini kelimelere dökmüş oluyoruz. Her satırı içimizi acıtan yazılar, yazılar, yazılar... Bütün bu iç acıtan, tahammül sınırını zorlayan gelişmeler karşısında öfke birikmeye başladı toplumun vicdanında. Nasıl durdurabiliriz bu şiddeti? Bir kadının kendini güvende hissetmesine nasıl katkı sağlayabiliriz? Kadınlara da çok iş düşüyor  kendi kendilerini korumada.
     Mücadelenizi devam ettirin. Gelişiminize, mutluluğunuza, geleceğinize yatırım yapın. Bunu birlikte yapacağız. Sadece iyi bir evlilik süslemesin hayallerinizi ama iyi bir hayat arkadaşı da elbette önemli. Ülkenize, insanlığa hizmet etme hayali de kurun. Bir erkeğin gölgesine değil, gelecek hayallerinizin gölgesine de sığının. Dikkatli, bilinçli olun. Ayakta durmayı başarın ki bunun için alacağınız birçok güzel örnek var geçmişte de bugün de. Bazılarının kadına yönelik yanlış bakışı ve kötü muamelesi sizi yıldırmasın. Kadın cinayetleri cesaretinizi kırmasın. Çünkü mücadeleden vazgeçmek, yenilgiyi kabul etmek demektir. 
        Hem kadın kimliğinizin saygı duyulacak yanlarını güçlendirin hem de kendinizi geliştirmekten vazgeçmeyin. Yüzlerinizden tebessüm, gözlerinizdeki ışık ve yüreğinizdeki sevgi, sabır, azim asla eksilmesin! 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nüz tekrar kutlu olsun!
 
"Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır
 acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan
 karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü.
 
Ve sevinçlerimiz vurur gözlerine kadınların
göllerde ışıyan seher vakitleri gibi."
(...)                          Nazım Hikmet
                        Kadınlarımızın Yüzleri
 
 
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış