DÜNDEN BUGÜNE OZANLIK GELENEĞİ

Ekleyen : murat ölmez , 11 Ocak 2013 Cuma aaa Beğen

Dünden Bugüne Ozanlık Geleneği

 

 

Âşıklık ve halk ozanlığı Anadolu'da toplumun öncüsü olmuş bir gelenek, halka mal olmuş bir kültürdür. Yaşamını halkla birlikte idame ettiren ozan, sazıyla sözüyle halkın sesidir.

Toplumdaki olumlu ya da olumsuz gelişmeler, ozanın sazına, sözüne ve sesine konu olur. Ozanlarımız toplumun sorunlarını dile getirmek, olup biteni daha erken görme ve gelecek nesillere mesaj verme özellikleriyle de tanınmıştır. Böylece halka mal olmuşlardır. Ozanlık genelinde tabiat sevgisi vardır, halk sevgisi vardır, vatan sevgisi vardır, hak sevgisi vardır. Halkın bağrından kopar ve temsil ettiği toplumun sorunlarını, mesajlarını sazıyla anlatır. Yaşadıkları dönemlerde her halk ozanının farklı bir yeri vardır. Ama tüm halk ozanlarımızın buluştuğu yer, halkın gönlüdür.

Tarih boyunca ozanlık ve halk edebiyatı çeşitli dönemlerden geçmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Dünya var oldukça ulusların ozanları ve şairleri de olacaktır. Âşıklık, halk ozanlığı geleneği de süreç içinde siyasi ve ekonomik sorunlar yaşasa da Türk kültürünün vazgeçilmez simgelerinden biri olma özelliğini daima korumuş ve korumaktadır.

Pirsultan Abdal’dan Karacaoğlan’a Anadolu’da halkın sözü, haklın dili, halkın konuşan yüreği olmuş birçok ozanımız gelip geçmiştir; fakat eserleri hala günümüzde yaşamaktadır. Bundan sonra da ebediyen yaşayacaktır.

Ozanlık geleneği hakkında, Karacaoğlan ve Dadaloğlu gibi büyük şahsiyetlerinde yetiştiği Çukurova da yetişen Ozan Dertli Polat’la bir kısa söyleşi yaptık. Türkiye’de düzenlenen birçok yarışmada ödüle layık görülen ozanımıza ozanlık geleneğinin dününü bugünü ve yarınını sorduk.

-Sayın Polat: Nedir ozanlık? Ozan halkın gözü kulağıdır dilidir. İyi günde kötü günde halkıyla birlikte olan halkın devlet idaresine duyurmaya çalışıp da duyuramadıklarını her fırsatta dile getiren, yazmış olduğu şiirleri besteleyip bağlaması eşliğinde söyleyen her hangi ideolojiye dalkavukluk yapmayan ozanlık geleneğinin kurallarına titizlik gösteren hakikatten hiçbir zaman sapmayan ve seven kişidir ozan.

-Sayın Polat: Pirsultan’dan bu yana ozanlık geleneğinde neler değişti? Çok şey değişti. Ozanlarımızın çoğunun sazına sözüne güven kalmadı maddeyi ön planda tutan ozanlar türedi. Her hangi bir lidere, siyasi gruba yalakalık yapan sözde ozanlar türedi ve ön safta boy göstermeye başladılar. Hakiki ozanlarımız kenarda köşede sindirilmeye çalışıyor. Ozan hak bildiği yoldan şaşmaz misal Pirsultan Abdal gibi. Ozan yazmış olduğu eserlerinde şahsi çıkarlarından bahsetmez. Onlar, içinde doğup büyüdüğü milletin duygu ve düşüncelerine göre hitap ederler. Toplumun değer yargılarına saygı duyarlar.

-Ozan Dertli Polat derki;

 

Âdem adalete uyar,

Nefse uyan adem midir?

Âdem hak sesini duyar

Fitne duyan adem midir?

 

 

Âdem ehli irfan olur

Mervan değil merdan olur

İkilikten üryan olur

Nifak yayan adem midir?

 

Bu dünya bir çürük yaydır

Evveli ahiri vaydır

Çift kapılı boş saraydır

Baki sayan adem midir?

Nefsim başıma beladır

Gönlüm ona müpteladır

Âdem etten bir kaledir

Yalan diyen adem midir?

 

DERTLİ POLAT’ım söz yetir

Kalbin sevgiyle bezetir

Adem kul hakkın gözetir

Haram yiyen adem midir?

 

Ozanımız o kadar güzel ifade etti ki başka söze ne hacet. Ozanlık geleneği boyunca ozanlarımıza devlet erkanından sahip çıkan olmamıştır; mesela en güzel örneği Karacaoğlan’ın nerede doğduğu nerede öldüğü bilinmemektedir. Bazı uyanıklar Karacaoğlan’ı kendi köyüne mal etmeye çalışsa da Karacaoğlan Adana’nın Kozan ilçesiyle Kayseri’nin Yahyalı ilçesi arasındaki dağlık coğrafyada yani Çukurova’nın kuzeyinde yaşamıştır. Bunu da şiirlerindeki ağız özelliğinden (şive) anlıyoruz. Başka hiçbir dayanağımız yoktur. Bu da devlet erkanının ilgisizliğindendir. Günümüzdeki ozanlarımız da aynı konumdadır. Sağlığında hiç kimsenin haberi olmaz öldükten sonra heykeli dikilir.

- Sayın Polat: Ozanlık geleneğinde hiciv çok önemli bir yer tutar neden? Ozanlık geleneğinde hiciv evet çok önemlidir; çünkü hiciv muhatabı üstü örtülü taşlamaktır, iğnelemektir. Bunu aleni yapsa muhataba söz hakkı doğabilir.

 -Yaptığınız herhangi bir hiciv ya da taşlamadan dolayı yargılandınız mı ya da hesap vermek zorunda kaldınız mı? Evet, bir düğünde ısrar üzerine yaptığım bir taşlama sonucu sabaha kadar nezarette kalmak zorunda kaldım. Ormancılarla bazı polis arkadaşlar düğünde masa kurmuşlar alkollü alem yaparlarken bana da Dertli Polat bizim şu alemimize bir türkü yak dediler.

 

Bende aldım sazı elime dedim ki;

 

Memlekette iki avantacı var

Birisi ormancı birisi polis

Dememe gerek yok zaten aşikar

Birisi ormancı birisi polis

 

 

Ben zaten dinlemem paşayı beyi

Bu millet gerçeği öğrensin deyi

Polis şehri soyar, ormancı köyü

Birisi ormancı birisi polis

 

Ben daha sözümü bitirmeden sazımı elimde aldılar bana hakaret ederek karakola götürdüler. Sabaha kadar karakolda hakaretlerine maruz kaldım.

Sayın Dertli Polat ozanlık geleneği hakkında o değerli görüşlerinizi bizlerle paylaştığınız için size çok teşekkür ederiz.

 

Bize son olarak söyleyeceğiniz bir şeyler var? Sizlere son bir şiirimle veda etmek istiyorum;

 

Afrikalı zenci ile

Aslında bir gardaşım ben

Eskimolu genci ile

Aynı yolda yoldaşım ben

 

 

 

 

Hem kutupta buz dağıyım

Hem amazon ırmağıyım

Bir elin beş parmağıyım

Ekvatorda bir taşım ben

 

 

Fark etmez ırkı inancı

İkilik en büyük sancı

Ha aşina ha yabancı

Cümlesiyle sırdaşım ben

 

 

Kavgasız dünya düşleyen

Cahil meclisin boşlayan

Kalplere sevgi işleyen

DERTLİ POLAT nakkaşım ben

 

 

                                                                                          Hazırlayan: Murat ÖLMEZ



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...