Ekin Sanat Dergisi Edebiyat Atölyesi Notları

Ekleyen : , 09 Temmuz 2013 Salı aaa Beğen

bu eser 31.07.2013 tarihinde günün yazısı seçilmiştir

EKİN SANAT DERGİSİ EDEBİYAT ATÖLYESİ NOTLARI

 

Öyküye Kuramsal Giriş…

 

 

Tarih: 24 Şubat 2013 Pazar

Yer: Ekin Sanat Dergisi İstanbul İl Temsilciliği (Osmanağa Mahallesi Nüzhetefendi Sokak Başaranoğlu İşhanı No. 20 Kat: 4 D. 7 Kadıköy/İstanbul)

Saat: 14.00-16.00

Konu: Öyküye Giriş

Katılımcılar: Mehmet Özgür Ersan, Osman Akyol, Serhat Çakın, Hikmet Güzelkokar, Özcan Özkan, Şencan Kural, Emel Dinseven, Orhan İhtiyaroğlu, Dilek Burak, Hülya Uslu, Cemal Öztürk

Konuşmacı: Osman Akyol

 

 

Yaşanmış veya yaşanması mümkün olayları; kişi, yer ve zamana bağlı olarak anlatan yazı türüne öykü ya da hikâye denir.

 

Tanımda geçen olay, kişi, yer, zaman ve anlatım biçimine hikâyenin unsurları diyoruz.

 

Öykü temel olarak üç bölümden oluşur: serim, düğüm ve çözüm.

 

Serim: Öykünün giriş bölümü olup olayın geçtiği çevre ve kişiler (karakterler) bu bölümde tanıtılır

 

Düğüm: Öyküde geçen olayın/yaşantının bütün yönleriyle anlatıldığı ve okuyucunun meraklandırıldığı kısımdır.

 

Çözüm: Öykünün sonuç bölümü olup düğümün çözüldüğü, merakın giderildiği bölümdür.

 

Öyküde anlatım iki türlü yapılır. Birincisi, öyküdeki kahramanların birinin ağzından yapılan anlatım (birinci tekil kişinin ağzından anlatım); diğeri ise, yazarın ağzından yapılan anlatım (üçüncü tekil kişinin ağzından anlatım/Tanrı yazar tekniği) dır. 

 

Dede Korkut Hikâyeleri, destanlar, halk masalları ve Binbir Gece Masalları hikâyenin öncülleridir.

 

Bugünkü anlamdaki ilk öykü, İtalyan yazar Giovanni Boccaccio (Covanni Bokaçyo)’nun “Decamaron” adlı öyküsüdür.

 

Öykü türü bize Tanzimat’la birlikte girmiştir ve batılı anlamdaki ilk öykü, Ahmet Mithat Efendi’nin “Letaif-i Rivayet” adlı öyküsüdür.

 

Öykü Çeşitleri

 

Olay Öyküsü: Bir olayın serim, düğüm ve çözüm planına sadık kalınarak anlatıldığı öykü çeşididir.

 

Fransız yazar Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) tarafından bulunduğu için Mopasan Tarzı Hikâye de denir.

 

Bu tarzın bizdeki temsilcileri: Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Samet Ağaoğlu, Haldun Taner, Oktay Akbal, Turgut Koçak ve Mustafa Kutlu’dur.

 

Durum Öyküsü: Günlük yaşamın herhangi bir kesitini alıp anlatan öykü çeşididir. Başı ve sonu yoktur. Mesaj kaygısı güdülmez. Meraktan çok duygu ve hayallere yer verilir. Çevre ve kişiler uzun uzun betimlenmez.

 

Bu tarzı Rus öykücü Anton Çehov bulduğu için “Çehov Tarzı Hikâye” olarak da adlandırılır.

 

Bu tarzın bizdeki temsilcileri: Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal, Tarık Buğra ve Sevinç Çokum gibi yazarlardır.

 

Mehmet Özgür Ersan-Öykücü Sabahattin Ali’yi MAH (Milli Emniyet Hizmeti) mensubu Ali Ertekin öldürmüş.

 

Modern Öykü: Öncülüğünü Fransız yazar Franz Kafka’nın yaptığı bu türde olaydan çok olayın psikolojik perde arkası anlatılır.

 

Varoluşçu çizgideki bu türde, hiçbir toplumsal kaygı güdülmeden, büyük kentlerdeki yozlaşmış tipler, toplumsal bozukluklar, cinsel sorunlar felsefi bir yaklaşımla ironik bir üslupla anlatılır.

 

Bu türün bizdeki temsilcileri: Haldun Taner, Yusuf Atılgan, Demirtaş Ceyhun, Ferit Edgü, Erdal Öz, Cezmi Ersöz ve Nihat Genç’tir.

 

Mehmet Özgür Ersan-Yusuf Atılgan, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanına esin kaynağı olmuş bir adamdır. Oblomovcudur. Oblomovculuk, İvan Gençarov’un 1858’de yazdığı Oblomov romanındaki aşırı tembel ve soylu baş karakter Oblomov’dan adını alan bir akımdır. Türkiyedeki temsilcileri: Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Edip Cansever.

 

Osman Akyol-Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam romanı pek çok kişiyi yazmaya iten kült-romanlardan biridir. Yazarlar zaten aykırı adamlardır. Bazı Rus yazarların klasikleri esrar içerek yazdığı söyleniyor.

 

Mehmet Özgür Ersan-Ernest Hemingway (Örnist Hemingvey) av tüfeğiyle intihar etmiş mesela. 

 

Ülkemizde her yıl verilen Sait Faik Hikaye Armağanı, Haldun Taner Öykü Ödülü, Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü gibi ödüller öykü dalındaki prestijli ödüllerdir.

 

Bilge Karasu, Vüs’at Orhan Bener, Füruzan, Nezihe Meriç, Sait Faik Abasıyanık, Ferit Edgü, Erdal Öz, Hasan Ali Toptaş, Peride Celal, Sabahattin Ali, Ziya Osman Saba, Nursel Duruel, Aziz Nesin, Nazlı Eray, Peyami Safa, Sema Kaygusuz, ve Murathan Mungan gibi yazarlar ülkemizdeki adları geçen önemli öykücüler arasındadır.

 

Mehmet Özgür Ersan-Bu arada aynı zamanda dergimizin de yazarı olan Emel Dinsever arkadaşımız da öykücüdür. Milliyet Blog’da Ezgi Umut müstear adıyla yazılar yazıyor.

 

Emel Dinsever-Soyadıma bakmayın dinci falan değilim.

 

 

 

İkinci Yeni Şiiri…

 

 

Tarih: 13 Nisan 2013 Cumartesi

Yer: Ekin Sanat Dergisi İstanbul İl Temsilciliği (Osmanağa Mahallesi Nüzhetefendi Sokak Başaranoğlu İşhanı No. 20 Kat: 4 D. 7 Kadıköy/İstanbul)

Saat: 16.00-18.00

Konu: İkinci Yeni Şiiri

Katılımcılar: Mehmet Özgür Ersan, Osman Akyol, Serhat Çakın, Hikmet Güzelkokar, Özcan Özkan, Şencan Kural, Emel Dinseven, Orhan İhtiyaroğlu, Dilek Burak, Hülya Uslu, Cemal Öztürk

Konuşmacı: Dilek Burak

 

 

            İkinci Yeni, 1940-1950 arasında moda olan Orhan Veli’nin önderliğini yaptığı Garip (Birinci Yeni) Akımı’na bir tepki olarak doğmuş şiir akımıdır. 1954-1964 arası dönemi kapsar.

           

Sürrealizmden etkilenmiş olan bu akımda şiirler, serbest çağrışım tekniğiyle yazılmıştır.

 

Sanat sanat içindir, anlayışı hâkimdir.

 

Bu akımın temsilcileri olan şairler önceleri Yedi Tepe, Pazar Postası, Salkım, Kimsecik ve Köprü dergilerinde daha sonra Yeni Dergi ve Papirüs dergilerinde göründüler.  

 

Oktay Rifat’ın Perçemli Sokak, Edip Cansever’in Yer Çekimli Karanfil, Cemal Süreya’nın Üvercinka, İlhan Berk’in Galile Denizi, Turgut Uyar’ın Dünyanın En Güzel Arabistanı, Sezai Karakoç’un Körfez, Ece Ayhan’ın Kınar Hanım’ın Denizleri, Ülkü Tamer’in Soğuk Otların Altında kitapları bu dönemde yazılmış önemli eserler arasındadır.

 

Daha çok kapalı şiirler yazan bu dönemin şairleri, şiirlerinde kelimelerle oynamışlar, cümle yapısını bozmuşlar ve anlamsızlığa varan mantık dışı soyutlamalara girişmişlerdir.

 

Bu akımın şairleri, şiirlerinde daha çok insanların karmaşık ruh hali, kadın ve cinsel sorunlar gibi konuları işlemişlerdir.

           

İsim babası Muzaffer Erdost olan bu akımın başını İlhan Berk çeker. Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever, Sezai Karakoç, Ece Ayhan ve Ülkü Tamer gibi isimler bu türün diğer önemli temsilcileridir.

           

Cahit Zarifoğlu bu dönemin İslamcı şairidir.

 

Mehmet Özgür Ersan-İkinci Yeni; Marksizm, varoluşçuluk ve Freud’un bilinçaltından da etkilenmiştir. Cemal Süreya ve Edip Cansever toplumsal gerçekçi şairler; Atilla İlhan ise sosyalist gerçekçi bir şairdir. Ece Ayhan, İkinci Yeni’nin kara şairidir. Sezai Karakoç ve İsmet Özel, İkinci Yeni içindeki İslamcı şairlerdir. İkinci Yeni okuruyla uzun süre bağ kuramadı. Bu dönemin şairleri dili zorlayan şiirler yazmışlardır.

 

1965’li yıllarda Nazım’ın kitapları yasallaştı. Nazım’ın, Hasan Hüseyin Korkmazgil’in şiirlerinin olduğu yerde zaten İkinci Yeni’ye yer yoktu. 1965’ten sonra yerini, halk edebiyatına yaslanan toplumsal gerçekçi şiire bıraktı.

İsmet Özel’in bu dönemde yazdığı şiirleri daha çok toplumcu gerçekçi şiirlerdir. Erbain kitabını okuyun.

 

Serhat Çakın-Erbain “kırk” demek.

 

Dilek Burak-(Devamla) Hilmi Yavuz, Özdemir İnce, Ataol Behramoğlu ve İsmet Özel gibi şairler İkinci Yeni’den etkilenmekle birlikte kendi tarzını yaratmayı başarmış şairlerdir. Can Yücel ise bu dönemde tamamen bu akımın dışında kalmıştır.

 

Seksen kuşağını da etkilemiş olan İkinci Yeni, 1965’lere gelindiğinde doğal ömrünü tamamlamış ve yerini toplumcu şiire bırakmıştır. Daha sonra Broy dergisi yazarları tarafından bir manifesto yayınlanarak tekrar canlandırılmak istendiyse de başarılı olunamamıştır.

 

Bizim toplumumuzu dünya şiiriyle buluşturan şair ise Nazım Hikmet’tir.

 

Mehmet Özgür Ersan-İkinci Yeni şiirleri, kapalı, duygu yoğunluğu olan şiirlerdir, elite seslenir.

 

Cemal Öztürk-Dışavurumcu anlatımda şair, insanın iç dünyasını imgelerle anlatır.

 

Mehmet Özgür Ersan-Bir burjuva düşüncesi olan “Paryalar/ezilenler sanat yapamaz” fikri, aslında Aristo’ya kadar giden ilkel bir düşüncedir. Sosyalistler bu anlayışa karşıdır. Tabi sloganvari şiire de karşıyız. Beğenmediğimiz İslamcıların iki milyon kitabevi var. Londra temsilcimiz Nihan Kaya İslamcı bir kızdır.

 

Dilek Burak-(Devamla) Bu konuda Erdoğan Alkan’ın Şiir Sanatı kitabını öneriyorum. Özetlersem: İkinci Yeninin en önemli özelliği şiirde biçime önem vermesidir.

 

Mehmet Özgür Ersan-Ülkemizdeki en önemli edebiyat eleştirmenleri Hüseyin Cöntürk, Nurullah Ataç ve Asım Bezirci’dir.

 

Mehmet Özgür Ersan-Ahmet Kaya, ‘Atilla İlhan’ı ben meşhur ettim’ demiş.

 

Osman Akyol-Bu türün temsilcisi olan yazarlar nasıl olmuş da birbirinden habersiz aynı özelliklere sahip şiirler yazmışlar?

 

Dilek Burak-Fransız etkisinden... Hepsinin ortak yanı Fransız etkisinde kalmaları ve Galatasaray Lisesi mezunu olmaları…   

 

 

 

Taşlama Şiiri…

 

 

Tarih: 27 Nisan 2013 Cumartesi

Yer: Ekin Sanat Dergisi İstanbul İl Temsilciliği (Osmanağa Mahallesi Nüzhetefendi Sokak Başaranoğlu İşhanı No. 20 Kat: 4 D. 7 Kadıköy/İstanbul)

Saat: 16.00-18.00

Konu: Taşlama Şiiri

Katılımcılar: Mehmet Özgür Ersan, Osman Akyol, Serhat Çakın, Hikmet Güzelkokar, Özcan Özkan, Şencan Kural, Emel Dinseven, Orhan İhtiyaroğlu, Dilek Burak, Hülya Uslu, Cemal Öztürk

Konuşmacı: Hikmet Güzelkokar

 

 

            Taşlama (yergi) deyince akla daha çok Divan Edebiyatındaki hiciv gelir. Bir kişi, olay veya durumun iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilmesine hiciv ya da yergi (taşlama) denir. Bu tür Divan Edebiyatı’nda hiciv, halk şiirinde taşlama, Batı edebiyatında ise satirik şiir olarak adlandırılır. Hiciv ustalarına heccav adı verilir.

           

Şair Eşref, Neyzen Tevfik, Namık Kemal, Nefi, Tevfik Fikret, Ziya Paşa, Kazak Abdal, Abdurrahim Karakoç, Arif Nihat Asya, Refik Halit Karay, Orhan Seyfi Orhon, Aziz Nesin bu türün önemli temsilcileri arasındadır.

           

Taşlamada; kişilerin hoş olmayan tutumları ve toplumdaki; rüşvet, yolsuzluk, kötü yönetim, taassup, boş inanç gibi aksayan yönler eleştirilir. 

           

Aşık Mahzuni Şerif’in “Yuh Yuh” ve Kazak Abdal’ın “Eşeği Saldım Çayıra” türküleri taşlamaya birer örnektir. Yine Nazım’ın “Diyet” ve Peyami Safa için yazdığı “Bir Provakatör Üzerine Hiciv Denemeleri” şiirleri; Tevfik Fikret’in “Han-ı Yağma” şiiri taşlamanın en güzel örnekleri arasındadır.

 

            Mehmet Özgür Ersan-Peyami Safa, yaptığı bir araştırmada Türkiye’de 264 adet sosyalizm bulmuş bir adamdır. Cemil Meriç ve Peyami Safa sağcılar içindeki iyi adamlardır.

 

Bazı yergi şiirlerinde hakaret kabilinden “dürzü” lafının kullanıldığını görürsünüz. Anadolu’da daha çok hakaret anlamında kullanılan “Dürzülük” aslında bir inançtır. Lübnan Alevilerine “dürzü” denir. Şu anki Lübnan Komünist Partisi’nin başkanı dürzüdür mesela. Dürzüleri araştırdım ben. Doğa tapıcılık diyebileceğimiz “binant” diye bir inanışları var.

           

            Hikmet Güzelkokar-Karacaoğlan, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal da birer taşlama şairidir.

 

            Serhat Çakın-Fransız hayranlığı bizde Tanzimat’la başlar ve 1950’lere kadar sürer. Ondan sonra İngiliz hayranlığı başlar.

 

            Mehmet Özgür Ersan-Sankilotlar/külotsuzlar, yani Müslüman kadınlar, cinsel organları sırıttığı için camiden uzaklaştırılmışlardır.

 

            Dilek Burak-Eflatun Tanrı rengidir.

 

            Mehmet Özgür Ersan- Akıllı insan homo sapiens tam 50 bin yaşında… Lenin, ilk insanın dört bin yıl sadece yeri eşelediğini, söylüyor. Yıkılmaz sandığımız kapitalizmin 100-150 yıllık bir tarihi var. Bu 50 bin yıllık insanlık tarihinin yanında solda sıfırdır

            Osman Akyol-Bence Tanrı dişidir.

 

            Mehmet Özgür Ersan-Ortadoğu toplumlarında Tanrı babaya benzetilir.

 

            Osman Akyol- Peygamberlerin hepsi erkek olduğuna göre Tanrı dişidir. Bunu şaka olarak söylüyorum ancak tüm peygamberlerin erkek olmasının başka bir açıklaması da yok.

 

            Orhan İhtiyaroğlu-Türk-İş’ten önce Amele Cemiyeti varmış sendika olarak.

 

            Mehmet Özgür Ersan-Jean-Jacques Rousseau (Jan Jak Ruso)’nun Toplum Sözleşmesi kitabı, Tevrat’ta geçen ve kötülüğün simgesi sayılan canavar Leviathan’a dayanıyormuş.

 

Mehmet Özgür Ersan-Yahudilerin Tanrısı Yehova çok serttir.

 

            Mehmet Özgür Ersan-Ulusalcılar devrimlerini yapar, sınırlarını çizer sonra da gericileşirler. Antiemperyalist mücadeleyi bu ülkede sadece İşçi Partisi’ne bırakmak doğru değildir.

 

 

Toplumcu Gerçekçi Şiir Akımı…

 

 

Tarih: 18 Mayıs 2013 Cumartesi

Yer: Ekin Sanat Dergisi İstanbul İl Temsilciliği (Osmanağa Mahallesi Nüzhetefendi Sokak Başaranoğlu İşhanı No. 20 Kat: 4 D. 7 Kadıköy/İstanbul)

Saat: 18.00-20.00

Konu: Toplumcu Gerçekçi Şiir Akımı

Katılımcılar: Mehmet Özgür Ersan, Osman Akyol, Serhat Çakın, Hikmet Güzelkokar, Özcan Özkan, Şencan Kural, Emel Dinseven, Orhan İhtiyaroğlu, Dilek Burak, Hülya Uslu, Cemal Öztürk

Konuşmacı: Serhat Çakın

 

 

            Toplumcu gerçekçi şiir (edebiyat) akımının doğmasında, Ekim Devrimi etkili olmuştur.

 

Nazım Hikmet, Şevket Süreyya Aydemir, Ahmet Arif, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Ataol Behramoğlu, A. Kadir bu akımın bizdeki başlıca temsilcileridir.

 

Dünyada 1930’larda başlayan bu akım ancak bize 1940’larda gelebilmiştir. Toplumcu gerçekçi şiir akımı, serbest nazım özellikleri taşıyan ideolojik bir şiir akımıdır.

 

İşçi sınıfı ve emekçilerin ideolojisini savunur. Marksist dünya görüşünü ve materyalizmi benimsemiştir. Hümanizmden etkilenmiştir. Şiirin dinsel ve töresel bağlardan koparılmasını savunur.

 

Toplum için sanat anlayışı egemendir.

 

Şiirde daha çok başkaldırı konusu işlenir.

 

Toplumsal gerçekçi şiirdeki paralel, simetrik akışlar ve kırılmalar Rus şair Mayakovski’den geçen özelliklerdir. Nazım Hikmet’in “Makineleşmek İstiyorum” şiirinde Mayakovski’nin etkisini açıkça görmek mümkündür.

 

Nazım Hikmet’in “Taranta-Babu’ya Mektuplar”, “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?”, “Memleketimden İnsan Manzaraları” şiirleri bu türün en iyi örnekleri arasındadır. Keza Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Haziran’da Ölmek Zor” şiiri de öyle.

 

Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz bu türün öyküdeki temsilcileridir.

 

Bu akım bize 40’lı yıllarda gelmiş olmasına karşın Nazım’ın şiirleri ancak 60’lardan sonraki Sanayi Devrimi sonrasında geniş kitlelere ulaşabilmiştir.

 

Toplumsal gerçekçi şiir, 12 Eylül’deki baskılarla birlikte gerilemiş, Rusya’nın çöküşü gibi konjonktürel gelişmelerin de etkisiyle doğal ömrünü tamamlayıp seksenlerde yerini postmodern şiire bırakmıştır.

 

Dilek Burak-Ben slogan atan şiiri sevmiyorum.

 

Osman Akyol-Ben de sevmem. Şair vermek istediği mesajı okuyucunun suratına çarpmamalı bence.

 

Serhat Çakın-(Devamla) Bertolt Brecht, Maksim Gorki ve Pablo Neruda bu türün dünyadaki temsilcileridir.

 

Toplumcu gerçekçilik akımı aslında İkinci Meşrutiyet’le birlikte doğmuş bir akımdır. Ancak o zaman burjuva toplumculuğu şeklindeydi, zamanla toplumcu gerçekçi bir karaktere büründü.

 

Bu akımın romandaki temsilcileri: Fakir Baykurt, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir ve Samim Karagöz’dür.

 

İsmet Özel de zamanında toplumcu gerçekçi şiirler yazmış, ancak daha sonra politik görüşüyle birlikte şiir anlayışı da değişmiştir.

 

Kaynak: Osman Akyol

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...