Ödüllü Şiir Yarışmasına Katıl (YENİ)

Felsefe ile ilgili Monolog Bir Röportaj

Ekleyen : Mehmet Aluç , 18 Temmuz 2017 Salı aaa Beğen


Bu yazıdaki kişiler hayal ürünüdür hiçbir kimse ile alakası dahi yoktur hayal ürünüdür. Bu yazıda nükte yapılarak hiçbir canlıya rahatsızlık verilmemiştir.

Evet sayın okuyucularımız yine bir monolog röportajla Felsefe üzerine konuşacağız.  Eleştiriye pek açık olmasa da sizler için,  az olacağın söyleyen ,ön yan düz sağ sol alt üst yargıyı haklı saymadan önce, dayandığı kanıtları tartmak için elinde tartısı ile gelen, Konuğum Felsefe uzmanı bay çok bilmiş ama bilememiş ile bu bilgili ilgili alakadar, bir o kadar eğlenceli neşeli röportajımızla sizleri baş başa bırakıyorum.
-Efendim öncelikle hoş geldiniz ne iyi ettiniz de geldiniz. Bizi kendi karanlığımızın perdesini açtırarak aydınlatmak için geldiğiniz için okuyucularımız adına da teşekkürler ederim.

-Bay bilmiş( Felsefeci anlamında) Ben teşekkürler ederim bana bu fırsatı ve dediğiniz gibi gönüllere örtülmüş karanlık bir perdeyi kaldırma misyonunu verdiğiniz için onur duydum.

- Filozof içinde bulunduğu bu zaman diliminde kendini bu dünyanın kopmaz bir parçasını oluşturduğu dünyayı anlamak ve kavramak için , kendisiyle anlamayanları anlatımı araştırması ile kendisine ait her türlü bilgi, deney, algı ve  sezgi duygularını bir malzeme gibi kullanarak, gerekirse kendi bilgisini yok edercesine kendi bilgi, deney, algı, sezgi ve yeteneklerini yok edercesine insanlığa sunması, yeniden düşünme bilgi deneyi toplaması açısında zor olmuyor mu?

-Şey aslına bakılırsa, ben bu anlamada bu misyonumu hiç düşünmemiştim! İzin verirseniz az düşüneyim sonra cevap vereyim.

-Ne demek buyurun düşünmek sizin işiniz.

Aradan geçen yarım saatin sonunda ben.

-Pardon siz düşünmeye dalarken, ben birkaç soru daha sormak istiyorum, sizce bir mahsuru var mıdır?

-Bana mı söylüyorsunuz?

-Elbette, burada bizden başka kimse yok, soran ben olduğuma göre…

-Pardon bazen evrensel düşünceler peşinde, tarafsız düşünme çözümleme tahlil açısında zaman alıyor cevaplar.
-Sizi anlamaya çalışıyorum.

-Anlayamazsınız, bizim yollarımız sarp ve kayalıklıdır sizi yorar, siz anlayan olun bu bize yeter.

-Anladım efendim, anlamaya çalışacağım. O zaman sizin için bu sarp kayalıklı yolları geçip her türlü zorluğa katlanmasını bilen ve gerçeğin aramanın bulmanın aşkıyla yanıp tutuşan desem, uygun olur mu?

-Siz beni hala şaşırtmaya devam ediyorsunuz? Sizi yanıma danışman olarak almayı düşünmeyi başladım. Her bir sorunuz beni derin derin evrensel çözümlerin merkezine ve cevap bulmanın  yanıt kamçısı ile kamçılıyor. Şimdi felsefenin içine aşkı katmadan yanmayı katmadan, arayan bulan desek daha doğru olacak, aşk kim yanmak kim? Bizler sadece ekmek paramızın peşinde, bir sihirbaz gibi bir anlığına dikkatleri başka yöne yönlendirerek göz boy…Pardon göz boyama nereden çıktı, insan derin evrensel düşünürken konuşamıyor, ben konuşmaya çalışacağım. Aklımın deneyimsel merkezini uyarmaya çalışırken yanlış anlaşılmasın sözlerim, bir yöne kaymasın.

-Sizi anlıyorum. Bir çok insan sizlerin çalışmasının alışılagelmiş düşünce biçimlerinin dışına çıkamayan, insana bir yol aydınlık ışıkla yol göstermeyen boşa çalışmalar olduğunu, aynı sözleri yokuş aşağı yukarı bir sağa bir sola kıvırtarak döndürerek zamanı boşa öldürdüğünüzü söylüyor.  

-Ben ancak gülüyorum bunlara, bunlar körü körüne inanan insan; gerçeği bildiğini ve bazen yanıldığı ama azda olsa yanılmadığını araştırmalarımızın boşa olmadığını boşa olsa da bir adım olduğunu bilmelerini isterim. Sonuçta bir meslek ekmek parası bu kapı, pardon bilimsel bir emek kapısı. Merak ve bilgi ilgi sahibi olma, toplumun sorunlarına öncelik verme- gerçi sonuca ulaşmak uzun sürse de öncelik verme adımı adına adım atmamız bunu ispat ediyor- adına bu iş bizi sizlere bilgiyi çok geç olsa da aktarma hatta bazen kafa karıştırma adına, pardon kafalarda alıştırma yapmak adına bize mutluluk veriyor desem az söylemiş olurum.

-Şimdi sizde beni şaşırtıyorsunuz! Misyonunuzun bu kadar geniş yelpazeli olduğundan haberim yoktu, öğrenmiş oldum. Yine sizin gibi bu misyonu alarak sırtında taşıyanlar : Felsefe, Alp dağlarının gülü gibidir, açık havada, zirvede yetişir. Toprağı ,tavı, nemi kendisi seçer. Bir bahçevanın kontrolünde ya da yapay koşullarda bir saksıda yetiştirilirse ;solar diyorlar bize bunu daha geniş açıklar mısınız?

-Kim söylemişse güzel söylemiş, bu kadar abartmaya da gerek yok, Alp dağında yaşamak çok zordur meşaketlidir, açık havada kalan baş akıl üşütür kafayı bir yarar sağlamaz, belki latife  kadife bir yumuşaklıkla misyonumuzu anlatmış olabilir hatta biraz zırvalam..Pardon dağın zirvesine çıkmanın zorluğunu anlatırken zorluklarımız anlatmıştır. Ben şimdiye kadar bu meslekte hiç zorlanmadım, bir soruya cevap bulmak vermek istediğimde aylarca oyalıyor…Pardon yoruluyorum. Ortalığı karıştır…adına değiş, karşılığını bulma adına çaba sarf ederken pek zorlanmıyorum. Aslında açıkça itiraf etmek gerekirse Felsefe, bildiğiniz gibi toplumu etkileyen, bazı sorunlara cevap ararken, bu soruların keskin kılıcı altında etkilenerek bazen çıkmaza girebiliyor.

-Çok güzel ifade ettiniz acaba Felsefe okumakla daha doğrusu sizin cevaplarınızı görüşlerinizi okurken bilgi deponuzdan aklınızdan yararlanırken bizlerinde daha soylu akıl küpü olacağını, ya da halkın filozof olacağı o çok aranan bu misyonu kazanacağınızı da bekleyebilir miyiz? Bir diş ağrısına  ve katlanmayanla katlanmayan , yaşamın güçlüklerine göğüs gerenle germeyen arasında herhangi bir kimseden farkımız olacak mıdır. Yani sancıya ağrıya katlanan göğüs geren olabilecek miyiz?

-Yok efendim ne alakas…,Şey yaani itiraf edeyim, muhakkak ki olacak, bende bunun izlerini ilk fark eden siz oldunuz, buda bana gurur verdi. Açıkçası yine beni şaşırtınız, benim bu röportajdan sonra misyonumu tekrar düşünmem gerekecek, inanın ki çok şaşkınım ve mutluyum. İizn verirseniz bu değişik duygu ve hislerim yok olmadan bu röportaja ara verelim, bir an önce bu misyonumuzla ilgili gerçek olmayann, pardon olan misyonunu düşünerek mutluluk denizinde yüzmek istiyorum.

-Tabi ne demek buyurun müsaade sizin, bize bu gerçek olmayan pardon gerçek üstü bilgilerle donattığınız için teşekkürler ederim.
Bu arada bay bilmiş bilmeden sesli sesli düşünerek kulisi terk etmektedir.

- Felsefede üretilen bilgilerin, doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılamaz derken çok mu fazla salladık acaba, baksanıza ucu geldi bana dokundu. Cevaplar biraz makul bir çerçevede olursa hem uçuk olmaz. Böyle yapmaya devam edersek  biz filozofların pratik yaşama hiçbir katkısının olmadığı, kısa yolu çok uzattığımız ortaya çıkacak. 
Mehmet Aluç / Kul Mehmet

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...