İmkânsızlık İçinde Gönülde İmkânı Bulmak 1- 2-3


6.03.2021

 

İmkânsızlık İçinde Gönülde İmkânı Bulmak 1- 2-3

İmkansız. Penrose üçgeni imkansızlığın en saf… | by Kemal | Medium

İnsan bazen hayatın zorlukları karşısında öylesine zorlanıyor ki çıktığı dik yokuşun bir düz yola çıkacağından emin olmazken birden düz yola çıkıyor. Bu dik yokuş öylesine bir günde bazen bir ayda düzlüğe çıkamıyor. Biraz sabır çaba özveri istiyor. Bu dik yokuşta bunlarla olmak bazen zordan öte sanki imkânsız gibi oluyor. Hayat sana yürü derken, fikrinde düşüncende nefsin fısıltıları içinde hayat denilen hücrende sanki bir adım atarak dışarıya çıkamayacağını, nefsin arzu ve isteklerin bu telkinlerin benimle uzlaşı içinde ol, ben ne dersem yap diye fısıldarken, senin iki koluna yapışmış tutmuş jandarma gibi kollarında istediği yöne çekerek götürüyor sanırsın, sanmaktan öte öylede oluyor! Karşında hayatın gerçeklerine giden kapıyı üzerine kapatarak, kurduğu mahkeme de yargılarken bulursun! Sıraya dizilmiş çıkar ilişkilerinin temsilcileri, bana ne diyen şirketin yöneticileri, aman sende diyenlerin gözü açıkları beklerle seni yargılamak gerçeklerden uzaklaştırmak için!

 

Tek suçun gerçeklere ulaştıran kapıyı açmak için az zorlaman, onları terk ederek kurtulman! Ellerin de somut kanıt var, terk etmeyi gönülden istemek, yalanlarından gerçek olmayan söylemlerinden bir an önce kurtulma isteğin… Sanki gönlün bir avukat seni savunmak için bekliyor karşılarında güçlü duruşuyla, lakin onların çoğunluğu bu işin zorluğunun kırmızı lambasını yakarken, peş peşe sıraya dizilmişler seni içeride tutarak, gerçeklere ulaşman engel olmak için yoğun çaba içindeler.

 

Diğer seyirciler onlara kanmış onların peşinde giden seyirciler onların odaya girmesiyle ayağa kalkarken, bir tek sen ve gönül olan avukatın kalkmıyor. Şaşırıyorlar… Salonda karışık hayret dolu şaşkınlık ifade eden sözler yankılanıyor. ” Neyine güveniyor bu kaçınılmaz olandan”.

 

Tarafsızlık dersen arama bunlardan bulamazsın tek tarafları kendi yanları! Bunlar varlıklarıyla günümüzde yankı yapmış popüler olmuşlar, kitleleri peşinden sürüklüyorlar! Yükseklerde otursalar da alçaklardan daha alçak görünüyorlar yaptıkları yanlışlıklarla haksızlıklarla… Karşıda oturan çıkar ilişkilerinin patronu sanki ona “Aslanım aslan gibi kükreme, kedi gibi miyavla gel yanıma otur dizimin dibinden, benden kurtulamazsın kaçışın yok, bir kartal gibi seni yakalayarak kendime av yapacağım, bak etrafına görürsün binlerce avımı!” Bir an ürperirsin bunca gördüklerinin karşısında, gönül sana sakin ol dava bizim kazanacağız der…

Mehmet Aluç

Devam edecek İnşallah

2

Bütün hepsi bakışlarıyla seni esir almak için bakıyor, kaçışın yok gibi. Senin gerçeği istemen ona ulaşman onları tahtından edecek onlar için senin isteklerinin bir önemi yoktur. İğrenç değersiz birikimleriyle seni geçeğin yolunda ayırmaktır tek gayeleri. İnsanı adeta parça parça yiyen parçalayan adımlarıyla sana yaklaştıkça odan küçülüyor duvarların üzerine yıkılacakmış gibi oluyor. Çürümüşlük kokan sokaklarda seni çürütmek değerinden ne varsa yok ederek değersiz yapmanın peşindeler. Tam kendini savunmak için izin istersin” Otur yerine hadsiz” diyerek karşı gelir kendileri hadsiz olanlarca! Gönlün seni savunur, sunduklarının gerçekten çok ayrı apayrı olduğunu söylese de mahkûm ederler bir ömür sürünmen için.

 

Bir anda hakikatin tek sahibi Yüce Allah C.C. Sığınırsın “Rabbim ben bittim sen yettin” diye. Açılır mahkemenin kapısı büyük bir gürültü içinde, yıkılır mahkeme platformular, koltuklar, çıkar ilişkisinin patronları yöneticileri, benlik vs. Gelen aşktır ne varsa içinde atar dışarıya çöplüğe, yerleştirir içine “imanı, hakkı, hak sevgisini, Resul sevgisini, kendisini, insanı sevmeyi… Yıkar bencilliği çıkarı, tıkarı, sıkarı, bilmem kıçı dört buçuk atarı… Artık oyun bitmiştir bir anda dik yokuşlar düz yola çıkmıştır, Rabbin yardımıyla… Oysa onlar” Sanık ayağa kalk” demeden önce, aşk bağrı hak aşkıyla dolu olanların yangını hakkın yardımıyla söndürmüştür. Biraz önce şaha kalkmış egolarıyla kalkışmada bulunarak kendini bir şey sanalar yok olmuştur bir anda… Hayat bu az sabır ister, az özveri çaba tabi ilk önce gerçeği istemek ve aramak ve yola çıkmak, Vesselam.

3

Diyelim ki bununla baş edemediniz aşk gelmedi ve müebbet hapisle onların istediklerini yapmaya mahkûm oldunuz. Çoğu zaman baş edemeyiz emirlerine girerek her istediklerini birer buyruk gibi yerine getirir, kendimizin kazanması sanırken kaybetmemiz için için her yolu mubah görürüz! Tekrar girersiniz hücrenize onların hapis ettiği hapis haneye, ellerinizdeki ayaklarınızdaki kelepçeleri görünen zincirleri çıkarırken, kopmaz çıkarılmaz zincirlerle bunlar ki görülmez ilk başta kaybetmeye yakın görülür! Yandaşları “Aferin aslanım en doğrusunu yaptın” diye söylenirken acizliklerinden kurtulamamanın sancısından söylerler. Sende yenisindir “Sağ olun arkadaşlar” dersin istemeye istemeye. Hücre evinin kapısına bir yazı asarlar “Bu bizdendir dokunulmasın”, ilk başta guru duyarsın, sonrası tam bir ıstırap yok oluş! İçten içe söylenirsin şifreli sözlerle “Bunlar gerçekten kendilerine inandığımı sanıyor aptallar! Yoksa tepeme dağların ağırlığında onlarla olmaz isem, intihara edeceğimi mi sanıyorlar? Yürekliyim, bende yürek dağlardan büyük, sahibi Rahman gelir ziyarete şimdi başaramazsam da aslan yürekli olacağım. Yavaş yavaş onlarla olmuş gibi yapacağım bir yolunu bularak muhakkak ki hepsiyle mücadele edeceğim. Aslında içinde ki senle diğerleri duymuştur es geçerken kıçlarıyla gülmüşlerdir şeytanla beraber! Elden ne gelir imtihan dünyası, pişmek gerekir olgunlaşmak için kazanmak için! Oysa onlar perde kapandı bir daha açılmaz derken aslında senin için yeniden başlıyor her şey, ölene kadar başarısızlıkların ardında yeni bir başarı için imkân sunulur ta ki gerçek niyetin meydana çıksın diye…

Bunları düşündükçe irkilirsin, bilirsin ki halini bilen Rabbin var, niyetinin açığa çıkmasın bekliyor, cennetin de ağırlamak ya da cehenneme düşmeyesin diye tövbe kapısına çağırıyor bunca sıkıntı başarısızlıklarına rağmen çünkü Rahmeti Lütfu keremi saymakla bitmeyen yüceliğiyle Rabbimiz kulun çaresiz kalarak onu cezalandırmayı istemeyecek kadar merhametli, bekler tövben için ömrün son anın öncesine kadar. Hemen cezayı kesmez bekler Rabbim Rahmeti sonsuz Rabbim…

Şimdi yapılacak ilk işbu ceza evinden kaçmak, sana ya da seninle kaçmaya hazır olanları bulmak, güç birliği içinde kaçmak.

Mehmet Aluç

Not:Konu dağılmasın diye 3 bölümü birden yayınladım,devam edecek inşallah

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış