İyi Şair Sayılmanın Yolları (2 )

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 14 Ekim 2011 Cuma aaa Beğen 2


Bu Eser 22.09.2013 Tarihinde Günün Yazısı Seçilmiştir

"Nasıl İyi Şair Olunur ( 1 ) " başlıklı yazımda, milletçe hinliği ve cinliği nerelere vardırdığımızı, böylece batı medeniyetinin son elli yılık gelişimindeki reel katkılarımızı, bir meslekte gerçekten uzman olabilmenin gerektirdiği çok aşırı yoğun emek sarfiyatını yapmak yerine, o mesleğin uzmanı sayılmanın pratik yollarını nasıl keşfettiğimizi üstün körü bir şekilde anlatmıştık. 

Sonuç olarak uzman olmak için çabalamanın ahmaklık, sayılma yolunu bulmanın cinlik olduğunda karar kılmıştık. Velâkin bir türlü asıl konuya girip de" NASIL İYİ ŞAİR OLMAK LAZIMDIR? "sorusuna cevabı bir türlü verememiştik.

Hal böyle olunca iyi şair olmanın Avrupaî yöntemlerini bilmek gerekmemektedir. Bu yoldan iyi şair olmaya kalkan bir andavallıya sormaya kalkarsak bize bir yığın maval anlatacaktır.

Maazallah bir konuşmaya başlarsa; ilk önce yazım, imla, noktalama, cümle bilgisi, doğru cümle kurma kuralları, gramer bilgisi, kelime bilgisi, anlam bilgisi, ses bilgisi, ek, kök, hece, gövde, yapı bilgisi vb konularında bir şairin ana dilinin tüm kurallarını bilmesi gerektiğini söyleyecektir. Sakın neden diye sormaya kalkışmayın. İnsanın huzurunu bozacak bir sürü şeyin yanı sıra : " Bir şair, ülkesinin en iyi eğitilmiş insanlarından biri olarak örnek alınacağından ve dili en iyi kullananlardan biri varsayıldığından bu hususlarda hatasız olması gerekir." gibi son derece aptalca bir lafı en başında söyleyecektir.

Bu laf, her ne kadar kısmen haklılık taşısa da bu sorunun halli kolaydır. Bizlerin bu kadar konuyu öyle beş, on ayda öğrenmemiz olası değildir. Öğrenmesi kolay olsaydı zaten liseye kadar öğrenemez miydik? O halde biz şiirimizi yazar, bilgisayardaki düzeltme programlarına düzeltiriz, onu da beceremezsek bir editöre rica edip düzelttiriveririz.
Bunu da yapamazsak ne çıkar? Nasıl olsa şair, yazar kesiminden yüzde doksanı bu işlerden bî haber olduğundan zaten kimseden tıs çıkma ihtimali de çok zayıftır. 

Böyle bir" TIS "çıkarsa demokratik bir ülkede yaşadığımızdan ve çoğunluğun görüşü doğru kabul edildiğinden, çoğunluk olarak üzerine çullanıverip" TIS "çıkartan işgüzarın ağzının payını veriveririz. Alimallah bu boşboğaz bırak bir daha" TIS ÇIKARMAYI " dokuz memleket öte kaçacaktır.

O yüzden yukarıdaki sorunun halli kolaydır. Bir şair okuma yazma biliyorsa şiir yazması için yeterli bir sebeptir. Gerçi şiir yazmak için ilhamın gelmesi bile yeterlidir. Eğer yazamıyorsak bilen birini çağırırız; biz söyleriz, o da güzelce yazar. "Ya, hiç olmazsa okuma yazmayı bilsin " diyenlere şunu sorarız : 


-Kardeşim Köroğlu, Karacaoğlan, Dadaloğlu okuma yazma mı biliyordu? Şimdi sen onlara şâir değil mi diyorsun? 


diye yüksek sesten bir diklendim mi olur biter. O hödük eğer " Yahu onlar yıllarca ustalarından eğitim alıp çıraklık, kalfalık yaptılardı " vs der ise," Çağın değiştiğini, o  işlerin eskide kaldığını..." vb deyip bir iki göz belirttim mi o, sorun da halloluverir.

Bu andavallılardan birisi şiir yazmak için kafiye, vezin, ahenk, ritim, iç mûsîki, ses ve kelime uyumları, duygu, söz sanatları anlam oyunları, nazım birimi, dörtlük, beyit, mısra, nazım şekli, nazım türü, nazım birimi, kâfiye örgüsü, redif, kâfiye türleri,aliterasyon, şiir anlayışları, şiir türleri, şiir akımları, şiir tarzları, şiir toplulukları, sanat anlayışları, şiir inceleme gibi ne kadar ıvır zıvır külfetli laf salatası varsa önümüze yığacak olursa , zaten bu tip avanaklara verilecek cevap hazırdır.

- Kardeşim biz serbest şiir yazıyoruz. Senin gibi örümcek kafalı ve gerici bir şair değiliz. Biz moderniz , modern düşünürüz ve çağdaş bir anlayışla şiir yazarız.Senin gibi ilkel teknikleri bilmemizin şiir anlayışımıza hiçbir faydası yoktur.

Deyip, bir bakın herifin yüzüne, bunca zahmet edip tüm bunları boşuna öğrendiğini fark etmesinden kaynaklanan bir asabiyetle herifin suratı, nasıl kırmızıturp gibi kızarıp kalacaktır.


Yine de arsızlık edip : " Kardeşim mükemmel serbest şiirler yazmak için de bunların bilinmesi gerekir ..." filan falan bir şeyler söylerse, serbest şiirin son versiyonu olan II.YENİ tarzına duhûl ettiğinizi , şiirde anlam da dahil olmak üzere hiç bir kural ve kaideyi tanımadığınızı ve uygulamadığınızı söylersiniz. Eğer ki davul tozu çıkarmaya devam edip de " Yahu madem bir şey anlatmak istemiyorsunuz da niye şiir yazıyorsunuz? " gibisinden bir laf ederse:

" Ben banal realitenin çeşmekeşselliğinden, içsel genleşimleşgelliğine uzuvsallık oluşma olasılığından kurtulmak isteyen üvercinkalarımı, kınar hanımın donları denizleri gibi deep açılımlarından yazınsal söylengeçlerin aktarımcıllığında bulunuyorum " 

deyiverin bu gerzeğin ağzı sekizgen kenar gibi açık kalıp da, ayakları popolarına çarpa çarpa oradan tozutmasa bana ne derseniz deyin.

Ama bu tipler oldukça zararlı tipler olduğundan en iyisi bunların olmadığı yerlerde şiir yazmaktır. Bunların gene bir yerlerden bir marazlık bulup çıkartma olasılığı her zaman vardır. O halde bu tarzı yazanların topluca bir yerde şiir yazması en mantıklı çözümdür.


Ayrıca bu zararlı kimselerin hata icat edip suçlamada bulma olasılığını sıfırlamak amacıyla yukarıda değinilen tüm yazım, imla, noktalama kurallarını şiir için zararlı kurallar ilan edip, şiirde hiç kullanmamak en mantıklı yoldur.

Böylece şiirde bunları kullananlara " Ulan sen niye yazım, imla, noktalama kullanıp da şiiri mahvediyorsun? " Deme hakkına bile sahip olabiliriz. 
"Not, bendeniz özelimden bu tarz hücumlara oldukça sık şahit olmuşumdur.
Mesela" Ece Ayhan, Cemal Süreyya, vb şiirde noktalama ve imla kullanmadı da sen ne cesaretle kullanıyorsun? " gibi. 

Böylece bu tip uzman olma çabasındaki uzmanlık beygirlerini de kendi silahlarıyla tepelemek gibi ispatlı şahitli ataklar yapma olanağına da sahip olmuş oluruz.

Yine de susmak bilmez bir dangalak peyda olup es kaza " Sen, senin tarzında yazan falanca şairin, şiirde neyi anlattığını izah et, ben sana onu anlatmadığını ispat edeyim"  gibi oldukça ukalaca ve gereksiz bir soru sorarsa: " Amacınızın, şiirde zaten bir şey anlatmak olmadığını söyleyip kestirip atarsınız "

Bu dangalak ısrar ederek " O zaman bu tarz yazılmış şu şiiri " yorumla derse, şiire bakıp bakıp kelimeler size ne çağrıştırıyorsa, onunla ilgili hayaller kurup kurup bir şeyler yakıştırıverirsiniz. Fazla irdelerse de cevap hazırdır" Şiir, her okuyanın kendince bir şeyler hayal edip , bir şeyler hissetmesi ve bir şeyler uydurması için yazılır"


Bu adamların: "Madem şair bir şey anlatmayacak, anlamı da okur kendi uydurup kendisi hayal edecekse, BU ŞAİR BÖYLE BİR ŞİİRİ neden yazar.? " Diye bir soru icat etmeleri mümkündür.

Bu sorunun cevabı da basittir: " Şairlerin iç sayıklamalarını şiirlerinde sayıklatmak hakları vardır. Okur da şiirde nasıl sayıklama yapılır, şiire bakarak onu öğrenecek ve kendi de sayıklayacaktır.

Bu şiirleri kimsenin beğenip ezberlemediğini söyleme ihtimallerini sıfırlamak için de en iyi çare bir dergide veya bir sitede toplanarak şiir seçenleri aynı ekolden olan bir cemaat oluşturmaktır. Onlar fırsat buldukça bu şiiri en iyi şiir olarak ilan ederler ve aynı anlayıştakiler de gidip ne kadar anlamlı ve mükemmel şiir olduğunu teyid ederler. Böylece diğer şairler de hangi tarz şiirin iyi şiir tarzı olduğunu anlamış olurlar.

İyi şair sayılmanın en mühim ve vazgeçilmez yolu, her şairin şiirinin altında alkışa durup, pohpohlamaktır. Günde seksen şairi pohpohlarsan en az kırk tanesinin dönüp senin şiirini pohpohlama olasılığı yüzde doksanlık bir ihtimaldir. Bu kadar pohpohlanmış ve beğenilmiş şaire hiç bir babayiğidin dönüp de sen kötü şiir yazıyorsun deme ihtimali çok düşük olasılıktır.

Dolayısıyla İYİ ŞAİR OLMAK ÇOK ZOR, İYİ ŞAİR SAYILMAK ÇOK KOLAYDIR.

Ezkaza bu iyi şairler ordusu arasında şairlik taslamaya kalkan işgüzarların halli, katli ve hemencecik kaldırılıp atılı vermesi çocuk oyuncağıdır.

SAYGILARIMLA...

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Fikret Görgün
16 Mayıs 2017 Salı 00:11:51
Bu güzel yazılar nasıl gözümüzden kaçmış, bilmem! 1. yazıyı da okudum, gerçeklere mizahi yolla çok güzel dokunmuşsunuz. Şöyle kendi kendime düşündüm. Günümüzde şiirin kaymağını kimler yiyor diye...

Şahamettin Kuzucular
16 Mayıs 2017 Salı 11:52:16
Bu yazıyı ilk kez 8 dokuz sene önce Edebiyat Defterinde iken yazmıştım. O sitedeki dönen dolapları , bozacıyı, şıracıyı, genelev sorumlularını vb nasıl şair ve yazar diye yutturduklarını yakından şahit olarak algıladıktan sonra bu ve but ip sitelerden ayrılarak bu siteyi kurmaya karar verdim. Yine de pek bir şeyin değişmediğini görüyor, arandığında herkesin oralarda bulunacağını biliyor v üzülmeye devam ediyorum Fikret bey...

Salih Özel (Evreni)
16 Mayıs 2017 Salı 19:30:49
Günümüz de internet ortamında insanların sanal olarak şaircilik oynamasını, mizahi bir anlatımla ne güzel dile getirmişsiniz hocam. Yukarıda saydığınız bilgilerin çoğunu ben bilmiyorum, lakin en azından yazarken en iyisini yazmaya çalışıyorum. O bahsettiğiniz sayfalarda dönen dolaplar gerçekten şeytana papucunu ters giydirecek cinsten, Buna bazı şiir yarışmalrı da dahil. İnanın daha dün açıklanan bir şiir yarışmasın da birinci ilan edilecek şairi ben taa yarışma başlar başlamaz tahmin ettim. Çünkü jüriyide tanıyorum, birinci ilan edilen şairide, aralarında konuşmalarından anladım. Hocam; kısaca BİZE BİR ONUNCU KÖY LAZIM. İşin en ilginç tarafı 55 yaşında BADE içenler ve kendini PEYGAMBER ile kıyaslayanı bile gördük :) Artık ne dersek diyelim. Bize onuncu köyün yolu görünüyor.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...