VEDASIZ GİDİŞ


   Deprem, heyelan, trafik kazası vs. sevdiklerimizle veda etme fırsatı bulmadan gerçekleşen âni ölümler var. Görüyoruz, ibret almıyoruz. Belki küs ve dargın olduğumuz arkadaşlarımız, akrabalarımız da var. 

   Virüs, diğer ülkelerde görüldü, biz de haberdar olduk. Sonra, bize gelmeden gidecekmiş gibi düşündük. Ama olmadı... öyle bir geldi ki hayatımızın tam ortasına oturdu. Şimdi vedalarımızı, hastaneye giderken uzaktan el sallayarak yapıyoruz.      

   Ne yalan söyleyim eve kapandığımız ilk gün, kendisini çok sevdiğim ama çok kırıldığım için gurur yapıp aramadığım bir arkadaşımı hatırladım. Bu virüs bana, barışmak için ortak bir büyüğümüzün cenaze törenini veya bayram günlerini beklemememiz gerektiğini gösterdi.

   Aradım bir kaç defa ama cevap vermedi. Belki o bana daha çok kırılmış belki de beni tamamen silmiş, bilmiyorum. 

   Ömür zaten kısaydı ama insan, yaşarken,  ölümün nefesini kaç kez ensesinde hissedebilir? Şu sıralar ister korkaklık deyin ister paranoya, ister tedbir, isterseniz evham... (“Evham” uygun oldu çünkü “vahim” bir durumdayız.) Ölümün nefesi sadece bizim değil, sevdiklerimizin de ensesinde. 

   Bir gün bende de “korona pozitif” olursa, hastaneye gitmek için evden çıkarken, kapı kapanmasın diye aralığa terlik koymayacağımı biliyorum. 

   Başladığım her şey yarım kalacak, elişi örgülerim, arasına ayıraç koyduğum kitaplarım, seri öykülerim, dem bekleyen şiirlerim... köklensin diye suya ısladığım Avustralya sarmaşıklarım... (kimsenin dikkatini çekmeyecek, büyük ihtimal kuruyacaklar.) Eskici olduğumdan biliyorum, eşyalarımın büyük çoğunluğu atılacak. Merak eden bir kaç dost şiirlerimi, öykülerimi soracak. Ondan şüphem yok. 

    Beni en çok düşündürense; yarım kalmış işler değil yarım kalmış sözler, paylaşılmamış kozlar... Vedasız seferler...

O kara gözlerin aşk ile baktı
Sevgin başa düşüp yüreğim yaktı
Seferim başka bir ummana aktı
Önüne duracak sel bulamadım
 

Gönlüm aşka mahkum aklım firarda
Senden uzak geçen ömrüm zararda
Giderim seferim aynı kararda
Tenine erecek yel bulamadım

Hayat biraz sefer biraz kargaşa
Bakmadan gözümden akan şu yaşa
Kaybolan zamanı edip temâşâ
Gününe saracak yıl bulamadım

Bekledim gelmedin aylardan beri
Hasretin ruhumu etti serseri
Sensiz her yer gurbet, ben hep Seferî
Yanına varacak yol bulamadım

.....

    Aradığımda aç telefonu. Biliyorum aynı anda birbirimizi düşündüğümüzü. Ya sen ya ben... ikimizden biri bu dünyayı terk etmeden, telepatiyle değil, her medeni insan gibi telefonla görüşelim. 

   Son nefesimi vermeden önce, şeytanın senin kılığında gelip beni kandırmasını istemiyorum. Sen sanıp kanabilirim çünkü. 

   

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış