Dilbilgisi Terimleri T U Ü V Y Z İle Başlayanlar

Ekleyen : ESA , 25 Mayıs 2011 Çarşamba aaa Beğen



T


TAKI : EK
: ing..additional : Sözcüklere ulanarak onların tümcedeki görevlerini belirten parçalar. Buna «çekim eki» de denir. Örneğin; eve (eve), evde (ev-de), evden (ev-den), evi (ev-i), evler (ev-ler), evim (ev-im) vb.

TAMLAMA
ing..subordinative: Bir adın anlamının tam olarak belir-tilebilmesi için, başka bir adla, adılla ya da sıfatla tamamlanması: Evin salonu, sizin eviniz, pembe duvar vb.

TAMLANAN
(Belirten). lng.determinatedi.: Bir tamlamada anlamı be lirtilen, açıklanan ad: Evin: salonu, pembe ev, vb.

TAMLAYAN
(Belirten). almnc. Frnsz :ing. genitival: Bir tamalamada adı (tamlananı) açıklayan, belirten başka ad, adıl ya da sıfat: Evin salonu, sizin eviniz, pembe duvar vb.

TAŞRA AĞZI.
ing. dialect: Yazı diline bağlı konuşma dışındaki bölgesel konuşma. Örneğin, Urfa ağzı, Konya ağzı, Karadeniz ağzı gibi.

TEK HECELİ Dİ
L.ing.monosyllabic language . Sözsükleri tek heceden oluşan dil: Çince, Japonca vb.

TEKİL
.ing. singularTek varlık ya da kişi: Ben, sen, çiçek, ev çocuk vb.

TEKİL AD
. ing.singular name: Tek varlığı anlatan ad : Anne, kardeş ağaç, kalem vb.

TEKİL EYLEM
.ing. individual action :Tekillik kavramı taşıyan eylem: Geldi, içtim, oynadın, bileceğin, görsen vb.

Temel Anlam
: ing. singular meaning: İlk Anlam (Temel Anlam)
Bir sözcük söylendiğinde aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır. Örnek :Boğazımda bir yanma var. (Temel Anlam) ,Şişenin boğazı kırılmış. Çanakkale Boğazı'nda müthiş bir tipiye yakalandık.
Babam yedi boğaza bakmaya çalışıyordu. Ali, boğazına düşkün bir çocuktur.

TEMEL TÜMCECİ
K. ing.basic sentence: TEMEL CÜMLE VEYA CÜMLECEİK . Bileşik tümcede, çekimli bir eylem ya da ekeylem almış ad soylu bir sözcükle ku¬rulan, kesin yargı bildiren ve yan yargıları sonuca bağlayan tümcecik. Örneğin: Dünya koşuyorken / yo¬lun üstüne katılmaz; Akacak/kan/damarda durmaz Düşmek/etrafı görmemektendir, vb

Terim :
ing.term:almn. Begriff,frnsz. terme: Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :Bu sınıfa yirmi sıra yerleştirelimToplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.
Bu çiçeğin kökü tamamen kurumuş. Sözcük köklerini ve gövdelerini tanıyalım.

TEZLİK EYLEMİ.
( TEZLİK FİİLİ )ing. Swiftness actual, almn.Schnelligkeit tatsächlichen, frnsz.Rapidité réelle: Tezlik, çabukluk kavramı bildiren eylem. Eylem kök ya da gövdelerine i.ı.ü.u ile bir¬likte vermek eylemi eklenerek yapılır. Örneğin: düşü-vermek (düş-ü-vermek), bilivermek (bil-i-vermek)., yazıvermek (yaz-ı- vermek) vb.

TIRNAK.
ing. quotes: Noktalama imlerinden. Görevleri: 1— Başkalarının yazılarından sözlerinden aktarılan bölümlerin başına ve sonuna konur : Mustafa Kemal, as¬keri lisedeki ilk zamanlarını şöyle anlatmaktadır: «Bana matematik pek kolay geldi. Kendimi bu derse verdim. Fakat Fransızcada geri idim.. »
2— Karşılıklı konuşmalarda, yazıda çizgi yerine tırnak da kullanılabilir. Örneğin:
«Akşamlar hayır evlât.» «Akşamlar hayır üstat.» «Güzel gece...» «Öyle...»

TON.
ing. tone: Konuşmada sertlik ya da yumuşaklık durumu.

TONLU SESLER
:ing. audio tone: Oluşumları sırasında ses tellerini titreştiren b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z sesleri tonlu (sedalı, yumuşak) seslerdir.

TONSUZ SESLER:
Ses tellerini titreştirmeyen ç, f, h, k, p, s, ş, t sesleri tonsuzdur.l  m  n  r  y ünsüzlerinin ise tonsuz karşılıkları yoktur.

TONLAMA.
Konuşmada, anlatıma duygu, sertlik, yumuşaklık, coşkunluk değeri katmak için seste ya^-pılan değişiklikler.

TOPLULUK ADI
. Biçimce tekil olan fakat bir top¬luluğu anlatan ad: Ordu sınıf, sürü, kurul, ulus vb.

TÜMCE (
Cümle) ing.sentence,almn. Satz,frnsz.phrase : Çekimli bir eylemle ya da ekeylem almış ad soyu bir sözcükle kurulan ve bir yargı bildiren sözcük dizisi. Örneğin: Geliyorlar; Kardeşim hastalandı. Orhan, Ankara'dan dönmüş; Ülkeyi kur¬taran O'dur. vb.

TÜMCECİK
. (Cümlecik).ing. clause: Bileşik tümcede; bir ey¬lem, ekeylem ya da eylemsiyle kurulan ve kendi başına kesin bir yargı bildiremeyen sözcük dizisi. Örneğin Gülü seven/dikenine katlanır; İnsan okudukça/adam olur; vb Bk. Temel tümcecik, Yan tümcecik.

TÜMCENİN ÖĞELERİ
.ing.elements of the sentence, almn.Elemente des Satzes, frnsz. éléments de la phrase: (Cümlenin unsurları) Tümceyi oluşturan sözcüklerin görev adlan. Örneğin : yüklem, özne, tümleç, nesne gibi.

TÜMCE VURGUSU:
ing. The emphasis of the sentence: almnc.Die Betonung des Satze : Tümcede anlamca en önemli sözcüğün daha baskılı söylenmesi. Örneğin; Atatürk, Samsun'a 1919'da çıktı-, Atatürk 1919'da Samsun'a çıktı; 1919'da Samsun'a Atatürk çıktı vb.

TÜMLEÇ.
ing.complement,almnc. Ergänzung: Tümcede, yüklemi türlü anlam ilgileriy-le tamamlayan sözcük, tamlama, sözcük, öbeği, Örneğin: Savaşı bir de gaziden dinleyin-, Anadolu'nun en uzak köşelerinden dertler yağıyor-, O gün bu gün ağzına lokma almadı, vb. Bk. Dolaylı tümleç , Belirteç tümleci, ilgeç tümleci.

TÜREMİŞ AD.
ing. derived from the name: Yapım ekleriyle oluşturulmuş ad:  ağaçlık, odun-cu, bil-mece, bil-gin, su-lak, kes-mece karpuz, dök-me beton, saz-lık, tuz- lama çorbası,

TÜREMİŞ BELİRTEÇ
.ing. derived from the marker: Yapım ekleriyle oluşturulmuş belirteç: akşam-leyin (sabah-leyin), sev-dikçe (gel -dikçe), içerek (iç-erek), önce (ön-ce) vb

TÜREMİŞ EYLEM.
ing.derived from the action: Yapım ekleriyle oluşturulmuş eylem- FİİL -  Dar-ıl, sev-iş-mek, taş-la, su-la, yap-ış, gör-ül, sev-in, kır-ıl

TÜREMİŞ SIFAT.
ing. derived from the adjective: Yapım ekleriyle oluşturulan sıfatlardır. sıfat: çocuk-ça bakış, geniş ç'e yer, ekşi-msi erik, koca-man bebek, ölçü-süz edalar, gelecek sene, tanı -dik kimse vb

TÜREMİŞ SÖZCÜ
K.ing.derived from the word : Yapım ekleriyle oluşturul¬muş sözcük: Doğruluk (doğru-luk), kiracı (kira-cı), kırçıl ı.kır-çıl), üzüntülü (üzüntü-lü), görgü (gör¬gü), döşek (döşe-k), yırtmak (yırt-mak), eğitmen (eğit-men) vb.

TÜRETME. i
ng. derivation: Ad ya da eylem kök ve gövdelerin¬den yapım ekleriyle yeni sözcükler oluşturma. Örne¬ğin: Gözlük (göz-lük), gözlükçü (gözlük-çü), gözlük¬çülük (gözlükçü-lük), gezi (gez-i), gezici (gezi-ci), gezgin (gez-gin), gezinti (gez-inti), vb.

TÜREV.
Kök ya da gövdelerden yapım ekleriyle türetilmiş sözcük Duygu (duy-gu), tutum (tut-um), üzücü (üz-ücü), yeterli (yeter-li), demirci (demir-ci), büyüklük (büyük-lük), ölümcül (ölüm-cül) vb.

-U


ULAÇ.
(Bağeylem).ing. gerund : Hem bağlaç, hem de eylem görevli sözcük. Örneğin: Gelip, gelerek, gele, gele, gelirken, geldiği zaman, gelince vb.

ULAMA.
ing. liaison: Konuşmada sözcük sonundaki ünsüzlerin kendilerinden sonra gelen sözcüklerin başlarında-daki ünlülere bağlanarak söylenmesi. Örneğin Top-lumadına, İnsanolmak, adametmek, uzuniş, vb.

UNVAN SIFATI
.ing. title : Bk. San sıfatı.

UYGULAMALI DİL BİLİM
: ing.Applied Linguistics | Dil bilimsel teorileri yabancı dil öğretimi, konuşma terapisi, çeviri ve konuşma bozukluğu gibi alanlarda uygulamaya geçirir.

UZUN HECE
. İçinde uzun ünlü harf bulunan ece, Lâle, kâtip, rüzgâr, vb.

UZUN ÜNLÜ
.ing. long sound : Uzatılarak söylenen ya da süresi uzun olan ünlü harf : Hâlû, İlmî, âdet, vb.



ÜÇ NOKTA
.ing. ellipsis:Noktalama imlerinden biri. Görevleri :

1 — Tümce bitmeden sözün maksatlı bir kesilişini göstermek için kullanılır. Örneğin:

— Anneniz rahatsızmış nasıl oldu?
— Onu bir hafta önce...
2— Bir takım bölümler, örnekler sayıldıktan sonra benzerlerinin de o hükme sokulacağını anlatmak için kullanılır. Örneğin: Sınıfta pek çok çalışkan öğrenci vardı; Hatice, Ahmet, Evren... 3—Heya-cancanh ve etkli bir tümceden ya da sözden sonra konur:. «Bugün savaş günü değil...*

Ü
ÇÜNCÜ KİŞÎ : Kendisinden söz edilen kişi ya da kişiler. O, onlar vb.

ÜLEŞTİRME SAYI SIFATI.
Varlıkların sayısını üleştirme (paylaştırma) yoluyla belirten sıfat: Birer oyuncak, ikişer lira, üçer top, yüzer zıpzıp vb.

ÜNLEM.
ing. exclamation:  Bir duyguyu anlatan ya da doğa sesle¬rini yansıtan sözcük: Ay, of, şırıl şırıl, vah vah, yaşa mırıl mırıl, şangır şungur, vb.

ÜNLEM İMİ
.ing. exclamation mark: Noktalama imlerinden biri. şaşırma anma, heyacan buyruk, alay, sevinç vb. duyguları anlatan tümce ya da sözlerden sonra konur.: Aman ne tatlı çocuk bu!; Haydi, koş bakalım!;Eh, fena de¬ğil! vb.

Ünlem Cümlesi :ing. exclamation sentence: Korku, acıma, şaşırma, sevinme, kızma gibi ansızın beliren duyguları anlatmaya yarayan cümlelere, anlamları yönünden ünlem cümlesi denir. Örnek :

Ah, elim yandı!Kapıyı açtım ki bir de ne göreyim!Oh, okul bitti, rahat bir nefes alalım! O... kimler gelmiş, kimleri görüyorum! Elimi cebime attım ki cüzdan yok!

ÜNLÜ.
ing. voice: Ses yolunda bir engele uğramadan çıkan ve tek başına okunabilen ses (harf): a, e, ı, i, o, ö, u, ü, vb.

Ünlü Birleşmes
i (Synizesis) bkz. Sesli, Ünlü düşmesi : Türkçe asıllı kelimelerde iki ünlü yan yana gelmez. böyle durumlarda iki vokal birleşerek tek vokal haline dönüşür:kahve altı>kahvaltı ,ne için>niçin,ne asıl>nasıl,ne oldu>noldu

Ünlü Çatışması
(Synaeresis) bjz. Kaynaştırma ünsüzleri: ünlüyle biten bir sözcük, ünlüyle başlayan bir başka sözcükle birleşik sözcük kurarken ünlülerden biri /y/ sesine dönüşür. buna ünlü çatışması (alm. synarese; fr. synérèse; ing. syneresis) denir. ne ise > neyse ,,bu ile > böyle,o ile > öyle

ÜNLÜ DÜŞMESİ
:  bkz AŞINMA,ORTA HECE DÜŞMESİ, SES DÜŞMESİ.  Kelimede var olan bir sesin çeşitli sebeplerle düşmesi, karaca oğlan = karac(a)oğlan, ne imiş= neymiş, fikir= fikrimiz

Ünlü Göçüşmesi
(ing.Crasis): Göçüşme (metatez), genel olarak, "kelime içindeki komşu veya uzak seslerin yer değiştirmesi olayı" (Korkmaz, 1992, 74) ilgili kaynaklarda yalnızca ünsüzlerin yer değiştirmesine ilişkin örnekler bulunmakta, ünlülerin yer değiştirmesine değinilmemektedir. toprak'tan: torpak.çömlek'ten: çölmekigömlek'ten: gölmekikibrit'ten: kirbitiekşi'den: eşkiimerve'den: mevre

ÜNLÜ UYUMU
.ing. vowel harmony: Türkçede; sözcüklerdeki ünlüle¬rin incelik, kalınlık ya da düzlük, yuvarlaklık bakı¬mından benzeşmesi kuralı. Bk. Büyük ünlü uyumu, Küçük ünlü uyumu.

ÜNSÜZ.
ing. consonant,almn.Konsonant,frnsz.consonne: Ses yolunda engele uğrayarak çıkan ve ünlülerle birleşmeden okunmayan ses (harf): b, c, s, f, g, m, n, p, r, ş, v, y, z vb.

ÜNSÜZ DEĞİŞİM
İ: Alm. Lautverschiebung; Fr. Mutation consonantique; İng. Consonant mutation: Türkçede, sözcük sonunda yer alan ünsüzlerden biri, çeşitli nedenlerden değişerek bir başka ünsüze dönüşür.Kitap > kitab feryad >feryat
Cevab > cevap ferd >fert,Ağaç : ağacı, Tahrip etmek : tah-ri-bet-mek /Sahip olmak : sa-hi-bol-mak , Döğmek : dövmek/ Koğmak : kovmak/beğen- : beyen-öğle : öyle/ Cenk : cengi / Denk : dengi

ÜNSÜZ UYUMU.
Türkçede; sert ünsüzle biten bir sözcüğe c, d, g ünsüzleriyle başlayan bir ek gelince ekin başında ikünsüzün sertleşmesi kuralı. Örneğin: Atdan (attan), ekmekçi (ekmekçi), yapdırmak (yap¬tırmak) , alışgın (alışkın) vb-

ÜNSÜZ YUMUŞAMASI
: bkz YUMUŞAMA

ÜNSÜZ SERTLEŞMESİ
: bkz. SERTLEŞME,


ÜSTÜNLÜK DERECESİ.
En  ve pek belirteçleriyle sıfatların ya da başka belirteçlerin anlam bakımından iyice güçlendirilmesine denir.: En güzel yıllar sizin olsun, pek çok işin üstesinden pek güzel geldi. vb.

ÜSTÜSTE İKİ NOKTA
/ (Açıklama noktası).ing.colon:  Noktalama imlerinden biri. Görevleri : 1 — Açıklama gerektiren sözün ya da tümcenin sonuna konur. Örneğin: Noktalama işaretleri: Nokta, virgül, iki nokta, ayraç, kesme im'i..
2 — Yazıda tırnak içinde gösterilecek sözden önce konur. Örneğin: Saymın der ki : « Av eti etiniz olsun.»  — Yazıda karşılıklı konuşmaların başlayacağını bildiren sözlerden sonra konur.
Örneğin:Adam:
- Bu yıl ekinler sararmadı dedi. Kadın:- Daha vakti var . Havalar sıcak gidiyor.

-V


VASITA HALİ:
ing. İnstrumental, Thumbnail vehicle, . İsmin belirttiği nesnenin vasıta olarak kullanıldığını, fiile vasıta olduğunu belirtmek için kullanılan hâl, ansızın., durmaksızın, güzün, kışın, yazın, yayan gibi örneklerdeki eski n vasıta hâli eki, günümüzde çoğu örnekte kalıplaşmıştır. -la, -le vasıta hâli eki ise ile edatının ek şeklinde yazılmasıyla ortaya çıkmıştır. Ancak tam olarak ekleşme olmadığı için –la, -le’ye vasıta hâli eki demek yanlış olur.

VİRGÜL
.ing. comma, almnc. Komma, par des virgules : Noktalama imlerinden biri. Görevleri: l— Tümcede birbiri ardınca sıralanan adlar, sıfatlar adıllar, tamlamalar, eylemler vb. arasına konur: Okulumu, öğretmenlerimi, arkadaşlarımı seviyorum; Bu dalgalar, bu ovalar, bu topraklar bizimdir; Her canlı doğar, büyür, ölür, vb. 2 — Mektuplarda hitap sözlerinden sonra konur: Sevgili Anacığım. Değerli Kar¬deşim. Arkadaşım Orhan, vb. 3 — Tümcede kişi ve işa¬ret adıllarından sonra konur: O, şimdi geldi. vb.

VURGU:
ing. accent, emphasis: Sözcükte hecelerden birinin daha baskılı söylenmesi: Baba, arkadaşım, çiçekler, Ankara vb. Tek heceli sözcüklerde vurgu aranmaz. Ekler, sözcük sonlarındaki vurguyu genellikle kendi üzerlerine çekerler

VURGULU HECE.
: ing. thesis : Sözcüklerde baskılı söylenen hece: Baba, çiçekler, Ankara vb.

VURGUSUZ HECE
. Sözcüklerde bask.-h söylenmeyen hece: Baba, çiçekler, Ankara vb.

-Y


YABANCI SÖZCÜK
. Bir dilin kendi kökünden
gelmeyen o dile başka bir dilden gelen sözcük Örneğin; Türkçedeki mektep, muallim, vatan, vazife, netice, nazik, ilim sözcükleri gibi.

YAKLAŞMA EYLEMİ
. Yakınlık kavramı bildiren eyıem Eylem kök ya da gövdelerine e, a ünlülerinden sonra yazmak eylemi eklenerek yapılır. Örneğin: Düşeyazmak (düş-e-yazmak), öleyazrnak (öl-e-yaz-mak), bayılayazmak (bayıl-a-yazmak), vb.

YALIN AD.i
ng. simple name: (Basit isim) Türemiş ya da bileşik ol-mıayan, kök durumunda bulunan ad: Ev, kol, ağaç, göz, yer, dağ taş, su vb.

YALIN BELİRTEÇ
(Basit zarf). ing. plain token: Türemiş ya da bileşik olmayan belirteç: çok, pek, en, vb.

YALIN SIFAT
: ing. absolute adjective | : Ek almamış , türememiş sıdat, basit kelime halindeki sıfat: beyaz el, soğuk su, yaş elbise ( beyaz, soğuk, yaş . yalın durumdadırlar )

YALIN DURUM
. ing.absolute case | Fr. absolutif | Gr. Absoluti: Ad soylu sözcüklerin -e, -de, -den, -i durum takısı gibi çekim ekleri ile diğer hiç bir yapım eki  almamış biçimi: Ankara, yol, su, insan, fikir, elma

YALIN EYLEM
. (Basit fiil). ing. simple verb: Türemiş ya da bileşik olmayan, kök durumuda bulunan eylemi Gel, iç, ver, bil, oku vb.

YALIN SÖZCÜK.
ing. simple vord : (Basit kelime). Türemiş ya da bileşik olmayan sözcük, örneğin: ne, kaç, ip, ve, sev, o, ben, yüz, el, kol, su, vb.

YALIN TÜMCE
(Basit cümle)ing. simple sentence: . Bir tek yüklemle kurukm ve giderek bir tek yargı bildiren tümce, örne¬ğin: Çocuklar sokakta oynuyorlar-, Annem İstanbul'a gitti; Size yarın uğrarız; O, Ankara'da öğretmenmiş vb

YALIN ZAMANLI EYLEM
.ing. simple verb: İçinde tek zaman eki bulunan eylem: bildim, aldı, koşuyor, gelmiş, sever

Yan Anlam
:ing.  connotation: Sözcüklerin ilk konuluş anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama, kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir. Örnek :
Çocuk kapıyı sessizce açtı. (açmak : Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak.)
Gömleğinin düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak : Sarılmış, katlanmış, örtülmüş, buruşmuş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)
Okulun karşısına bir büfe daha açtı.(açmak : Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma getirmek.)
Annem çok güzel baklava açar. (açmak : Kalın bir nesneyi yayarak ince duruma getirmek.)
Komşumuz tıkanan lavaboyu açtı. (açmak : Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak.)

YAN TÜMCECİK:
YAN CÜMLE .ing. consequent:   Fiilimsilerle ya da çekimli bir fiille kurulan ve temel cümleye bağlanan cümleye yan cümle denir. Yan cümleler temel cümlenin (yüklem) bir öğesi olarak görev yapar. Yan cümlecikleri fiilimsiler (isim fiil, sıfat fiil, bağ fiil) ve “-se-, -sa-“ şart eki ya da çekimli fiiller oluşturmaktadır. Örnek : Atı alan Üsküdar’ı geçti.

YANSIMA.
Doğa seslerini yansılama (taklit) yoluyla veren sözcük Doğadan alınmış ses taklidi sözcüklerdir.: Mırıltı, çat, pat, kür, gümbür,Takır takır, gürül gürül, çisil çisil, çat çat vb.

YAPAY DİL
: artificial languages | diğer pek çok dilin aksine, kaynağı belli olan (yani o dili oluşturan kişi ya da komisyonun adı bilinir olan), grameri, tarihin akışı içerisinde insanların günlük kabulleri ya da yönelimleriyle evrilmemiş, tamamen insan eliyle yapılandırılmış olan dillerdir.

YAPIM EKİ
. Sözcük kök ya da gövdelerine getirilerek yeni sözcükler oluşturan ek veya ekler. Dört türlüdür,
isimden isim, su, sucu, taş, taşlık, agaç, ağaç -sız, su sulak,
İismden fill: su, sula, taş, taş-la,az, azal, yaş, yaşarmak, yön, yönet
Fillden fiil. Çık, çkış, gör, görül, sev, seviş, çık, çıkarmak, kork, korkutmak
Fillden isim: Bil bilmece, sev , sevindirik,  gör, görüş bildirme, yıg, yığın, kes, keski, ört, örtü,

YAPMA DİL.
ing. artificial languages: Türlü nedenlerle, anlaşma sağlamak için özel sözcüklerden ya da simgelerden oluşan dil. Esperanto gibi.

YARDIMCI EYLEM
.ing.  auxiliary verb: Ad soyu sözcüklerle birlikte kullanılarak tümce kuran etmek, olmak, kılmak gibi eylemler. Örneğin: Adam etmek, insan olmak, namaz kılmak vb.

YAŞAYAN DİL
. ing. living language: Belli bir insan topluluğu tarafından yazı ve konuşma aracı olarak kullanılan dil : Türkçe, İngilizce, Fransızca, vb.

YAZI DİLİ.
ing. written language : Bir ülkede, konuşulan ağızlardan biri nin yazışmalar için kabul edilmiş biçimi. İstanbul ağ' zı, ülkemizde yazı dilimize esas alınmıştır.

YAZIM
(İmlâ). ing. spelling: Bir dilin belli kurallarla yazıya geçirilmesi.

YENİ SÖZCÜK.
Başka bir sözcükten örnekseme yoluyla yapılan; üzerinden zaman geçmemiş kullanımı sınırlı olan sözcük: yoksul gibi varsıl; vergi gibi dergi vb.

YER BELİRTECİ.
ing.adverb of place | Tr. yer belirteci, Yer zarfı .  Eylemlerin, eylemsilerin anlamını yer bakımından etkileyen belirteç: Yukarı çıkmak; Aşağı inmek, İçeri buyur; Dîşarıya çıkıyoruz vb.

YETERLİK EYLEMİ.
ing. actual competence: Gücü yetme ve başarma kav¬ramı veren eylem. Eylem kök ya da gövdelerine e, a ile birUkte bilmek eylemi eklenerek yapılır. Örneğin: Gelebilmek (gel-e-bilmek), kazanabilmek (kazan-a-bilmek, okuyabilmek (oku-y-a-bilmek), geçebilmek (geç-e-bilmek) vb.

YÖNELME DURUMU.
( bkz İsmin halleri, Ad durum ekleri ) : İng. allative | Tr. yöneliş durumu: İsmin ehali, ismin e yönelme durumu ekini alarak eylemin hangi isim yönüne yönelmeyle yapıldığını gösteren hali kazanması. Ev- e döndü, Okul- a gitti, biz-e geldiler.

YÖNELMELİ TÜMLEÇ
. Tümcede, eylemin neye, noreye kime yöneldiğini gösteren dolaylı tümleç. Bu¬na, .-oii tümleç» de denir. Örneğin: Orhan uçağa bin miKll. Ablam, izmir'e gidiyor; Ağabeyim, bize elma şe-kori almış. vb.

YUMUŞAMA
. Süreksiz ünsüzle biten sözcüklere ünlüyle başlayan bir takı geldiğinde, sözcüğün sonundaki süreksiz ünsüzün sürekli oluşu, örneğ'n Bardak-ı (bardağı), ciip-o (dıbo), borç-a (borca), yurt-u (yur-du) vb.

YUVARLAK ÜNLÜ.
ing. round sound: Dudakların yuvarlaklaşma-sıyla oiuşan ünlü harf : o, ö, u. ü, gibi.

YÜKLEM.
ing. predicate: Eylem çekimine giren sözcüklerin tümcedeki görev adı. Yüklem, tümceyi kuran öğedir. Çekimli eylemler, ekeylemle çekimlenmiş ad soylu söz¬cükler, tamlama ve sözcük öbekleri tümcede yüklem görevine girerler. Örneğin: Ali sınavı kazandı, Evrim oynamaya gitti!; O, akıllıdır; Türkiye'nin başkenti Ankara'dır: Ağlayan, benim kardeşimmiş. vb.

-Z


ZARF:i
ng. indicator:  bkz. Belirteç.: Zarf (Belirteç) Tümleci : Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar.
Yükleme yöneltilen "Nasıl?" sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir.

ZAMAN:
ing. tense: Eylemlerin belirttikleri gelecek zaman, şimdiki zaman, geçmiş zaman, geniş zaman kavramı. Örneğin: Geleceğim, geliyor, geldi, gelmiş, gelir, vb.

ZAMAN BELİRTECİ. ZAMAN ZARFI
,ing adverb of time | Eylemlerin, eylemsilerin anlamını zaman bakımından etkileyen belirteç : Şimdi geldi; Dün gördüm-, Bugün gitti; Hemen döner; Daha uyusun vb.

ZAMAN EKİ.
ing. When the attachment: Eylemlere zaman kavramı veren ek: (ecek (gel-ecek), -iyor (geHyor-um), -di (gel-di-k), -miş (gel-miş-iz), -ir (gel-ir-ler) vb.

ZAMİR.
ing.pronoun:  Bk. Adıl. ZARF Bk. Belirteç.

ZIT ANLAMLILIK
: İng. antonymy | Tr. karşıtanlamlılık: Birbirine taban tabana zıt durumları ve kavramları ifade eden sözcükler.Her kavramın karşıtı bulunmak zorunda değildir. Örnek:İyi x Kötü ,Sevinç x Üzüntü,Cesur x Korkak,Doğru x Yanlış

ZİNCİRLEME AD TAMLAMASI
. Tamlayanı ya da tamlananı yahut her ikisi de birer ad tamlaması olan tamlama. OKUL KAPISININ ANAHATARI, evimiziin eskimeyen eşyaları


İLGİLİ SAYFALAR

  • Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü: ( T-U-Ü-V-Y-Z)
  • Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü: ( M-N-O-Ö-P-R-S-Ş)
  • Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü: ( H-I-İ-J-K)
  • Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü: ( D-E-F-G)
  • Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü: ( A-B-C-Ç )










  • Deyim Nedir ve Özellikleri,
  • Deyimler Sözlüğü :"A " ile Başlayanlar
  • Deyimler Sözlüğü :"B" Harfi ile Başlayanlar
  • Deyimler Sözlüğü: "C-Ç" Sesi ile Başlayanlar
  • Deyimler Sözlüğü "D" ile Başlayanlar
  • Deyimler Sözlüğü" E-F" ile Başlayanlar
  • Deyimler Sözlüğü " G-H" ile Başlayanlar ve Açıklamaları
  • Deyimler Sözlüğü "I-İ-K" ile Başlayanlar ve Açıklamaları
  • Deyimler Sözlüğü "L-M-N-O-Ö-P-R" ile Başlayanlar ve Açıklamaları
  • Deyimler Sözlüğü"S-Ş-T-U-Ü" ile Başaayanlar ve Açıklamaları
  • Deyimler Sözlüğü "V-Y-Z" ile Başlayanlar ve Açıklamaları




Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...