Abdulhalim Galib ( Türk Galib ) ve Mutayebat-ı Türkiye'si




Abdulhalim Galib ( Türk Galib )  (d.? İstanbul- Ö. İstanbul 1876). Tanzimat Dönemi Türk Şairi ,

 

Türk Galip de denir. [1] Kaynaklara göre İstanbul’da doğmuştur.  Mutayebat-ı Türkiye  adlı eserinde, Niğdeli olduğunu  ama İstanbul'da doğduğunu kendisi ifade eder.

 Fakat şiirlerinde Kastamonu ağzını kullanması onun  ailesinin Kastamonu’dan geldiğine delalet etmektedir. Öğretimini yaptıktan sonra Maliye Mektupçu Odasında çalışmaya başlamış,  Divan kâtipliği, mühürdarlık, kaymakamlık, mutasarrıflık ve defterdarlık gibi çeşitli görevlerde bulunmuştur.

1852 yılında Paşa unvanının almış Galip Paşa olarak anılmaya başlanmıştır.  Bir ara Bursa’ya sürgüne gönderilmiş,  Amasya’ya mutasarrıf olarak tayin edilmiştir. Amasya’dan İstanbul’a dönen şair, ömrünün sonuna kadar da İstanbul’da yaşamıştır.  Ölüm tarihi İstanbul 1876 dır.

 

Mutayebat-ı Türkiye  Adlı Eseri ve Hakkında Değerlendirmeler

Abdulhalim Galib ‘in yegane eseri “Mutayebat-ı Türkiye “ dir. Eserin ilk baskısı  Baskı tarihi belli olmayan Osmanlıca taş baskıdır. Bu taş  baskısından sonra  Ercüment Muhip onun bazı şiirlerini toparlayarak yeni harflerle yayımlamıştır.  (1943). Macar Türkoloğ  Jozsef Thury, A Kasztamuni i török nyelvparas (Kastamonu türk ağzı) adlı çalışmasında Galip Paşa'nın şiirlerini kaynak olarak kullanmıştır. Abdulhalim Galib, Türk edebiyatında halk ağzını kullanarak yerici nitelikte gazel yazmayı deneyen İlk şair olarak dikkat çekmiştir.

Mutayebat-ı Türkiye  “ adlı eseri üzerinde Mustafa KAÇALİN “Abdülhalim Galip Paşa'nın Mutâyebât-ı Türkiyye'si” 2000 adı ile bir çalışma yapmıştır.

Eser, dönemin padişaha Abdülaziz'e uzun bir övgüyle başlar. Daha sonra  Himmet’in ve Kezban’ın söyleyişleri şeklinde yazılmış şiirler sıralanır.   Kendisinin de söylediği gibi "kaba Türkçeyle" yazdığı için olsa gerek, zamanında "Türk Galip" diye anılan şair, şiirlerini   çağdaşlarına göre oldukça sade ama  Kastamonu ağzıyla yazmıştır.  Aruzla yazdığı şiirlerinde  Kastamonu  köylü ağzını kullanarak, köylülerin yaşantısı hakkında yazdığı gazelleri ile dikkat çekmiştir. Mutayebat-ı Türkiye  adlı küçük  kitabı  Himmet ile Keziban, tiplemeleri ve Himmet ile Kezban’ın konuşmaları şeklindedir. . “Galip Paşa'nın dizeleri boyunca, Himmet ile Keziban eğleşiyorlar, dövüşüyorlar, anlaşıyorlar, sevişiyorlar... Kuşkusuz, tüm bunları Himmet'in hoyrat erkek bakışından okuyoruz. Ama zaman zaman kendi kendiyle dalgasını geçmekten de geri kalmıyor Himmet..”[2]

 Bu tip şiirlerinde köy hayatını anlatırken açık saçık unsurlara da yer vermesi[3] ile dikkat çeker.  Şiirleri özellikle Kastamonu  ağzı ile ilgili  folklorik  unsurlar açısından önem taşımaktadır.

Kastamonu ağzıyla yazdığı şiirlerini Mutayebat-ı Türkiye adlı kitapta toplamıştır.  Bu eserinde toplam olarak 81 gazel vardır. Eseri hakkında bir sunum yazmış olan Filiz Bingölçe, bu sunum yazısında  , "cinsel temalı, komik, zaman zaman hezle varan hicivlerle örülü 81 gazelini topladığı eserinde hem toplumun kendi dönemindeki erkek cinsellik anlayışıyla dalgasını geçiyor, hem de erkeklerin cinselliğe bakışı ile cinsel iktidarın kurulma pratiklerini detaylarıyla anlatıyor. “  diye yazmıştır.

Galip Paşa arada sırada kendisi de araya girerek, kimi zaman muhtarı, muhtarın oğlunu, köy hocasını, emmiyi, yenge kadını da işin içine sokarak 19. yüzyıl Anadolu'sunun cinsellik geleneklerini gözler önüne seriyor”[4]

 

KAYNAKÇA

  • [1] Büyük Larousse, Gelişim Yayınları , C. 7
  • [2] CELÂL ÜSTER, YERYÜZÜ KİTAPLIĞI, https://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek
  • [3] Dr.Aslan Tekin,  Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, 2006, shf  8
  • [4] CELÂL ÜSTER, YERYÜZÜ KİTAPLIĞI, https://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış