Ahmet Mithat Efendi Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri


 

 

Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912) İstanbul,  Tanzimat I. Dönem  romancı, gazeteci, yayıncı ve ilk popüler yazarı.

1844 yılında İstanbul  ’un Tophane semtinde Kumbaracılar Yokuşu civarındaki Karabaş mahallesinde doğmuştur. Yazarın asıl adı Ahmet’tir. Yazarın babası Süleyman Ağa Nihat Sami Banarlı’ya göre bezci esnaflarından[1], İsmail Habip Sevük’e göre de kuruyemiş esnaflarındandır.[2] Ahmet Mithat’ın babası Süleyman Ağa, bir ara Kafkasya’ya gitmiş; dul bir Çerkez hanımla evlenerek onu İstanbul’a getirmiştir. Ahmet Mithat Efendi’nin de annesi olan Nefise Hanım daha önceden de bir başkası ile velilik yaşamış Ahmet Mithat doğmadan önce [3] ilk evliliğinden Hafız İbrahim, Halime, Şerife ve İsmet adlı çocukları bulunmaktadır. Nefise Hanım’ın Süleyman Ağa ile evliliğinden de Ahmet Mithat Efendi dünyaya gelir.[4]

Ahmet Mithat Efendi 6-7 yaşlarında iken babasını kaybedince ailesi büyük bir geçim zorluğuna düşer. Annesinin ilk eşinden olan ağabeyi Hafız Ağa’nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin’e gidip mahalle mektebinde öğrenim görmeye başlar. Ama Ertesi yıl İstanbul’ a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi’nde devam etmek zorunda kalacaktır.[5] 1857-1861 yıllarında ise Mısır Çarşısı’nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalışmaya başlar. [6] Çıraklık dönemi dört yıl kadar sürecektir.  Üstelik çıraklık yılları onun  edebiyat dersleri aldığı özel öğretmenlerden edebiyat öğrendiği yıllardır. Çıraklık yıllarında Sahaflardan eski kitaplar alarak tabure üzerinde okuma yazma ve bilgisini arttırmak yoluna gitmiş, Galata ’daki yabancı asıllı birinden de Fransızca [7]öğrenmeye başlamıştır.

1861’de ağabeyi Hafız Ağa yeniden Vidin Kasabası’na atanınca annesi ve diğer kardeşleri ile birlikte Ahmet Mithat’ı da Vidin’e götürmüştür.  Bunun üzerine Niş kasabasına giden Ahmet Mithat Niş Rüştiyesine devam ederek 1864 yılında Rüştiye’den mezun olur. 

Mithat Paşa’nın Tuna Valisi olunca ağabeyini Rusçuk’a getirtmiştir. Bunun üzerine aile Rusçuk’a taşınır ve Ahmet Mithat Efendi’nin de Ruscuk’ta memurluk hayatı başlamış olur. Vilayet-i Mektubin kaleminde 1864 yılında işe başlamış [8]olması onun memurluk hayatının ilk basamağı olmuştur.  Mithat Paşa, onu çok zeki bulmakta yetişmesi için ona imkânlar sağlamaktadır.  Devlet dairesine memur olarak atandıktan sonra bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerletmek için gayret etmeye başlar. Bu sayede de Mithat Paşa’nın daha da gözüne girmiş olur.  Mithat Paşa’nın dikkatini çekmeye başlaması hayatının en önemli dönüm noktalarından biri olacaktır. Mithat Paşa ona kendi ismini verince [9]Ahmet Mithat olarak anılmaya başlar.  Mithat Paşa’dan sadece ismini değil hayatının yönünü de almış olacaktır. Bu dönemde Tuna Gazetesi’nin yazı işlerinde de yardımcılık yapmaktadır. Tuna Gazetesi onun basın ve yayın hayatına atılmasına sebep olacak vesilelerin başlangıcı olmuştur.

1866’da tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da bulunan ağabeyinin yanına gitmiş ve orada evlendirilmiştir.  1866.   Yeni evlenmiş olan Ahmet Mithat 1868’de Ziraat Müdürlüğü’ne kâtip, Tuna Gazetesi’ne de başyazar olmuştur. [10]Bu dönemde Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanı Şakir Bey ile tanışıp dost olmuş onun zengin kitaplığında bulunan pek çok eseri incelemek ve okumak şansını elde etmiştir. Şakir Bey’in Romanya asıllı müzisyen eşi sayesinde Batı sanatı, şair ve yazarları hakkında bilgi almak şansını elde eder.  Şakir Bey ile tanışması onun hayat basamaklarındaki ikinci büyük merhaledir. Şakir Bey ve eşinden çok etkilenmiş olduğu eserlerinden bile belli olacaktır. 


BAĞDAT YILLARI

Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olmuş,  Şakir Paşa’yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat’ta görevlendirmiştir.  Üstelik ağabeyini de  Basra’ya mutasarrıf olarak atamıştır. Ahmet Mithat da,  çok etkilendiği bu iki şahsiyetin yanında kalabilmek için Bağdat’ a gitmek ister. Bu istek Ahmet Mithat’ın yayın ve matbaacılık hayatının başlamasına vesile olacaktır. Mithat Paşa onu matbaa kurmakla görevlendirmiş ve Bağdat’ta çıkartılacak olan “Vilayet” gazetesini çıkarmak için matbaa alması ve kurması için görevlendirmiştir. Matbaayı alan Ahmet Mithat Bağdat’a revan olan Mithat Paşa kafilesi ile Bağdat’a doğru yola çıkar. Bu yolculuk esansında kafile de bulunan ve o yıllardaBağdat  ’da Bağdat ili Yabancı işler Müdürlüğünde görevli olan Osman Hamdi Bey  [11] ile tanışıp dost olacaktır. [12] Bağdat’a geldiğinde  “Zevra” adlı gazetenin başına geçirilmiştir.

Bağdat yılları Ahmet Hamdi Bey’in eğitim ve sanatsal alanlarındaki görgüsünü elde edeceği yıllar olur. Osman Hamdi Bey,  Mithat Paşa’nın yardımcısı olmuş Osman Hamdi Bey  ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başlamıştır. Şakir Bey ve  Osman Hamdi Bey  gibi iki kültürlü insanın dostluğu sayesinde ufku genişleyen Ahmet Mithat, Bağdat’ta iken hayatına yön verecek olan bir başka kişi ile daha tanışacaktır. Bağdat’ta Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır ve Can Muattar ile tanışması onun kültürel manada iyice zenginleşmesine vesile olacaktı.  [13]

Muhammed Zühavi ile yaptığı sohbetlerle, dinî ilimlerde de kendisini yetiştirmiştir. Bağdat yıllarında Zevra Gazetesini yöneten Ahmet Mithat, “  Hace-i evvel “serisi ile” Kıssadan Hisseler “serisini bu yıllarda yayımlamış Türk Edebiyatının batılı anlamdaki ilk hikâyelerini yazmış ve bastırmış olur.[14]

Bağdat'ta gazete yönetmenliği yaparken sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabını bastırmış, bu kitap Maarif Nezareti’nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutulmaya başlamıştır. Bu ödül ve kitap sayesinde Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları sonrasında Bağdat’tan ayrılarak İstanbul’a dönmeye karar vermişti.

Ağabeyi Hafız İbrahim  Basra’ya ’ya mutasarrıfı (valisi) olmuş ve  Basra’da iken vefat etmiş ailesi İstanbul’da yalnız kalmıştı. Ağabeyi Hafız İbrahim’in ölümü üzerine görevinden istifa ederek Ahmet Mithat, İstanbul'a döndü. 1871. İstanbul’da bulunan ailesinin geçim yükünü üstlendi. “Ceride-i Askeriye” ve “Basiret” Gazetelerinde çalıştı gibi matbaa hanesini de kurup eserlerini basmaya başlamıştı.  İlk önce Tahatakale’de bulunun kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü’nde kiraladığı bir odaya taşıdı. [15] Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan “Letaif-i Rivayat” adlı eseri ni burada kaleme aldı. “Letâif-i Rivayat” ve “Kıssadan Hisse” isimli eserlerinin satışıyla geçimini temine çalıştı. Matbaasını sürekli geliştirerek önce Sirkeci’ye daha sonra da Beyoğlu’na nakletti.   Bu yıllar arasında İlk sayıda kapatılan “Devir” ve 13. Sayıda kapatılan “Bedir” Gazetelerinin ardından “Dağarcık” adlı dergiyi çıkarmaya başlamıştı.[16]


RODOS YILLARI

Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla  Namık Kemal  ile tanıştı. Namık Kemal  'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılarla yakınlığı nedeni ile  ve Dağarcık mecmuasının 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlik ve İslamiyet’e aleyhtar olmak ile suçlandı. [17] Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre  oyununun yarattığı infial üzerine, Genç Osmanlılar cemiyetine dâhil olmadığı halde Genç Osmanlılar ve  Ebüzziya Tevfik  ile birlikte 1873’te Rodos'a sürüldü. [18]

38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınlamıştı. Ailesinin geçimini sağlayabilmek için Rodos’ta , “Medreseyi Süleymaniye” adlı bir okul açtı.  Bu okulda çocuklara ders vermeye başlamıştı. Ayrıca İstanbul’daki  “Kırkambar “ adlı dergiye yazılar yolluyordu. En üretken dönemi de Rodos yılları olmuştu. Rodos’taki sürgün yıllarında,  ilk romanları olan “Hasan Mellâh ”, “Hüseyin Fellah” , Felatun Bey İle Rakım Efendi”   ve “Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul’da Neler Olmuş” gibi önemli eserlerini yazmıştı. Abdülaziz'in vefat etmesi, V. Murat’ın kısa süreli de olsa tahta çıkması, arkasından deli olduğu için V. Murat’ın tahtan indirilip yerine II. Abdülhamit’in başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu ve yıllarında İstanbul’a geri döndü.

 


POPÜLER OLMAYA BAŞLAMASI

İstanbul’a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul’a dönüşünden 15 gün sonra “İttihad” adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877),Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı “Menfa” adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi. Sürgün yılları onu sulandırmış çıkarına uygun davranmayı hükümet ve padişah ile iyi geçinmenin kural olduğunu iyice öğrenmişti. Taktik değiştirmeye başlayınca popüler de olacaktı. “Üss-i İnkılab” adlı eserinde de II. Abdülhamid'in siyasetini överek  Genç Osmanlıları taşa tutarak yeni sultanın gözüne girmeyi de başarmıştı. 1853 Kırım Muharebesi’nden 1876’ya kadar vuku bulan hadiseleri, i” Üss-i İnkılâp adlı eserinde kitap haline getirmişti. Bu eseri, padişaha yaranmak maksadıyla yazdığı şeklindeki iddialar ve tenkitlere maruz kaldı.


Tercüman-ı Hakikat'li  Yılları 

1878 onun altın yılı oldu.  Padışah’a yandaşlığı ona çok şey kazandırdı. 1888 yılı Ahmet Mithat Efendi’nin en uğurlu yılı oldu. Onun ikbal dönemleri bu yıl bir hayli  parladı. Hükümetle barışık olma ve Sultanlara yanaşma siyaseti tez zamanda sonuç verdi.  Kimileri bu yakınlığı doğal görmekte ise de yıldızları birden bire parlamaya başlamıştı.  1888’de II. Abdülhamit’ten “Gümüş İmtiyaz Madalyası”, 1889’da “Bâlâ Rütbesi” ve ikinci dereceden “Mecidî” nişanları  [19] [20]alarak şanına şan katmış oldu.   II. Abdülhamit’ten maddi ve manevi destek de görmeye başlayarak 27 Haziran 1878’de sarayın desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı. [21] Gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi olacaktı.  Zamanla bu gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunları sayesinde meşhur yazarlar olacaklardı.  Hükümet ve Sultanla iyi geçinme siyaseti sonucunda işleri rast gidiyordu.  1879'da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. [22] Bununla da yetinmemiş Sultan ona bir görev daha vermişti. Aynı yıl içinde Osmanlı temsilcisi olarak Stockholm’daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)’ne de Ahmet Mithat  [23]katılmıştı. Bu gezisi  bir kitap haline  gelip“Avrupa’da Bir Cevelan”  adı ile basılmıştı.

Rodos sürgününden sonra başlayan ikbal yılları Kabataş’ta yeni eve de taşınmayla somutlaştı. Kabataş’taki yeni evinde meşhur bir komşu edindi.   Şair  Fitnat Hanım ile Kabataş’ta komşu oldu. Bu komşuluk sonrasında Fitnat Hanım ile Ahmet Mithat arasında büyük bir aşk doğurmuştu.  Fıtnat hanım esasında teyzesinin bir kızıydı. “Annesi Nefise Hanım’ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan bu aşk, mektuplarla sürdürüldü”.  Onları bu mektupları 1944 yılında bir kitap haline geldi. [24]

1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın alarak bu araziden kaynayan suya “Sırmakeş” adını verip bu suları şişeleyip satmaya başlamıştı. Belki de ülkemizde damacana ve şişeyle satılan ilk sular buydu.  Beykoz’daki çiftliğine yakın sahil kıyısında güzelce bir yalı aldı.  Günümüzde Ahmet Mithat Efendi müzesi olarak kullanılan bu yalı, onun refah yıllarının ilk somut meyvesi oldu. Beykoz ‘daki bu yalısı sanat ve edebiyat çevrelerinin uğrak noktası olmuştu

1883 yılında artık popüler bir isim haline gelmiş olan Muallim Naci’yi Tercüman-ı Hakikat’in sayfalarını yönetmeye davet etti. 1884’te ise büyük kızı Mediha’yı Muallim Naci ile evlendirdi. [25] Mediha Hanım, Ahmet Mithat’ın hayran olduğu Şakir Bey’in Romanya asıllı müzisyen eşi gibi müzisyen ve bestekâr olarak yetiştirilmiş bir kadındı. Muallim Naci, gazeteyi bir müddet idare etmiş ama yeni edebiyat taraftarları ile şiddetli bir tartışmaya girişmişti. Edebiyatımıza “ Abes, muktebes meselesi “ olarak giren bu tartışmalar ve diğer nedenlerle Ahmet Mithat Efendi ile Damadı Muallim Naci arasında anlaşmazlıkların oluşmasına yol açtı.  Muallim Naci  gazetenin yönetimini terk etti.   Muallim Naci ’nin Tercüman-ı Hakikat gazetesini terk etmesi nedeniyle gazetenin yıldızları kararmaya başlamıştı. Yalıdaki günleri de yazmaya fırsat vermiyor, vermese de yeni nesil onu artık tutmuyordu. Buna rağmen gazetesi ve ordaki yazıları 1908 e dek yaşamını sürdürmüştü Tercüman-ı Hakikat’te roman, hikâye ve makale yayınları devam etti. Eserleri 1908 e kadar basıldı. 

1908 deki II. Meşrutiyet’te emekliye ayrılmıştı. Zaten siyasi şartlar da aleyhine dönüşmüştü. “1909’da eski yazma kuvvetini yitirdiğini anlayan A. Midhat Efendi Tercüman-ı Hakikat’teki yazılarına ve diğer çalışmalarına nihayet verdi” Basın hayatından çıkıp Darülfünun’da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat’ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin’de dinler tarihi dersleri vermeye başlamış oldu. Ayrıca Darüşşafaka’da gönüllü öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka’da nöbetçi olduğu bir sırada kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti.  Fatih Camii Mezarlığı’na defnedildi.


EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ROMANCILIĞI 

Edebiyatımızın en üretken yazarlarından biri olan Ahmet Mithat Efendi, hayatı boyunca İki yüzden fazla eser yayımlamış Türk edebiyatının batılı anlamda ilk hikâye yazarlarından biri olarak tarihe geçmiştir. Ahmet Mithat Efendi edebiyatımızda ilk popüler romancı ve yazar olarak da adını tarihe yazdırmıştır.  Edebiyatımızın ilk özel gazetelerini yöneten ve yaşadığı yıllarda en uzun süre basın hayatında kalan Tercüman’-ı Hakikat gazetesinin sahibi olarak da tanınmıştır.  Çok sayıda eser vermiş ve edebiyatımızda belli bir okur seviyesinin oluşmasına çok büyük hizmet etmiştir. Çok üretken olmasından dolayı  “yazı makinesi” olarak tanınan Ahmet Mithat Efendi edebiyatımızın ilk romancılarından biri olduğu halde sayıca en fazla roman yazan romancısı olarak rekorunun korumaktadır.

Halk için sanat anlayışını tipik bir şekilde uygulayan yazar. Eserlerinde öğreticiliği esas alan bir romancı niteliği taşır. Romanda vakayı bölerek okuru bilgilendirmekten kaçınmayan bir özelliği vardır. Roman ve öykülerinde vakayı bölerek olaylar, yerler, tarihi veya coğrafi bilgiler vermekten kaçınmamıştır.  Eserlerinde genellikle batılılaşmayı yanlış yönde değerlendirenler ile doğru yönde batılılaşan tipler arasındaki çatışmaları işlemiştir.

Gelenek ahlak ve manevi değerlerden koparak, Frenkleşen yanlış tipler ile ahlaki dini ve manevi yönden doğulu kalıp,  bilim sanat ve düşüncede batılı olan aydınların çatışması onun roman ve öykülerinin en belirgin konularının başında gelir. Buna rağmen pek çok eserl tarihi, güncel veya farklı konularda yazılmıştır.

Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överek Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurgulayarak benliğimizden kopmadan Avrupalılaşmak düşüncesini savunan bir yazar olmuştur. Dilde sadeleşmeyi savunmuş roman hikâye ve yazılarını halkın anlayabileceği bir dille yazmaya gayret etmiştir.  “ Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul “ edilebilecek bir anlayışın ürünüdür. Roman ve hikâyeleri teknik olarak zayıf kalmış, buna rağmen halkın zevkine hitap etmeyi başararak ticari manada oldukça başarılı romanlar ve öyküler yazmıştır. Onun roman ve öykülerinde bir hayli teknik kusurlar gözükür. Vakanın düzenli planlanmadığı, alakasız geriye dönüşler veya açıklamaların ortaya çıktığı vakanın sık sık bölünerek kişisel değerlendirmelerin yapıldığı, meddah ve halk hikâye anlatıcı geleneğinin roman ve öykülerinde kullanıldığı görülür. Romanlarındaki tiplemeler ve karakterler yüzeyseldir. Üstelik bu tip ve karakterler üzerinde vakayı bölerek yorumlarda da bulunur.

İlk kuşak Tanzimatçıların tersine II. Abdülhamit’e bağlı kalmış, yeni rejim önerenlere karşı çıkmıştır. Doğu ve Batı medeniyetlerinin karışımından yeni bir kültür oluşturmak düşüncesini savunan yazar eserlerinde de bu düşüncesini işlemiştir. Doğu medeniyetinin ahlak ve felsefesine bağlı batı medeniyetinin bilim, sanat, tertip ve düzenine hayran bir çizgide kalmıştır. Dilin halkın anlayabileceği bir sadelik içinde olmasını yararlı bulmuş bu anlayışını kendince de uygulamıştır.

Teknik yönden kusurlu, dil, anlatım üslup yönünden özentisiz, çok sayıda ve acele yazmaktan kaynaklanan dikkatsizlikler ve acemilikler eleştirildiği noktalardır.

Roman, öykü, gezi, inceleme, makale türlerinde ürünler veren Ahmet Mithat Efendi tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, “Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba” adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir.

Fransızcadan roman çevirileri de yapan Ahmet Mithat, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Yusuf Kamil Paşa,  Şemsettin Sami  ,  Namık Kemal  ve  Sami Paşazade Sezai ile birlikte  Tanzimat I. Dönem Türk edebiyatının ilk romancıları arasındadır.   

Türk edebiyatında halen en çok roman yazan romancı unvanını koruyan Ahmet Mithat Efendi aynı zamanda bir çevirmendir. Diğer çevirileri de olmakla birlikte  Paul de Kock, Üç Yüzlü Karı, 1294/1877, 90 s. ( Ebüzziya Tevfik ile birlikte) Adolf Muçelburg, Konak, 1296/1879, 354 s. ( Almancadan çeviri Vizental ile birlikte) Alexandre Dumas Fils,  Kamelyalı Kadın  1297/1880, 193 adlı çevirileri onun en önemli roman çevirileri olmaktadır. 

Romanları

  • Hasan Mellâh yâhud Sır İçinde Esrar (1874)
    •             Dünyaya İkinci Geliş yâhut İstanbul’da Neler Olmuş (1874)
    •             Hüseyin Fellah (1875)
    •             Felatun Bey İle Rakım Efendi (1875)
    •             Karı-Koca Masalı (1875)
    •            Pariste Bir Türk (1876)
    •             Çengi  (1877, oyun)
    •             Süleyman Musûlî (1877)
    •             Yeryüzünde Bir Melek (1879)
    •             Henüz On Yedi Y (1881)
    •             Karnaval (1881)
    •             Amiral Bing (1881)
    •             Vah! (1882)
    •             Acâib-i Âlem (1882)
    •              Dürdane Hanım (1882)
    •              Esrar-ı Cinayet (1884)
    •             Cellâd (1884)
    •             Volter Yirmi Yaşında (1884)
    •             Hayret (1885)
    •             Cinli Han (1885)
    •             Çingene (1886)
    •             Demir Bey yâhud İnkişâf-ı Esrâr (1887)
    •             Fennî Bir Roman Yâhud Amerika Doktorları (1888)
    •             Haydut Montari (1888)
    •             Arnavutlar-Solyotlar (1888)
    •             Gürcü Kızı yâhud İntikam (1888)
    •             Nedâmet mi? Heyhât (1889)
    •             Rikalda yâhut Amerika'da Vahşet Âlemi (1889)
    •             Aleksandr Stradella (1889)
    •             Şeytankaya Tılsımı (1889)
    •             Müşahedât  (1890)
    •             Ahmed Metin ve Şîrzât (1891)
    •             Bir Acîbe-i Saydiyye (1894)
    •             Taaffüf (1895)
    •             Gönüllü (1896)
    •             Eski Mektûblar (1897)
    •             Mesâil-i Muğlaka (1898)
    •             Altın Âşıkları (1899)
    •             Hikmet-i Peder (1900)
    •             Jön Türk (1910)


Öyküleri

  • Kıssadan Hisse (1870)
    •             Letâif-i rivayat
    1.            Suni'fi Zann(1870)
    2.            Gençlik (1870)
    3.            Esâret (1870)
    4.            Teehhül (1870)
    5.            Felsefe-i Zenân (1870)
    6.            Gönül (1870)
    7.            Mihnetkeşân (1870)
    8.            Firkat (1870)
    9.            Yeniçeriler (1871)
    10.          Ölüm Allâhın Emri (1873)
    11.          Bir Gerçek Hikâye (1876)
    12.          Bir Fitnekâr (1876)
    13.          Nasîb (1877)
    14.          Çifte İntikam (1887)
    15.          Para (1887)
    16.          Kısmetinde Olanın Kaşığında Çıkar (1887)
    17.          Diplomalı Kız (1890)
    18.          Dolabdan Temâşâ (1890)
    19.          İki Hud'akâr (1893)
    20.          Emânetçi Sıdkı (1893)
    21.          Cankurtaranlar (1893)
    22.          Ana-Kız (1893)
    •             Durûb-u Emsâl-i Osmâniyye Hikamiyyatının Ahkâmını Tasvir (1872)
    •             Hayâl-Hakîkat (1891)

Diğer yapıtları

  • Üss-i İnkılap ve Zübdetül Hakayık (3 cilt, 1877-78)
    •             Müdafaa (3 cilt, 1883-85)
    •             İstibşar (1892)
    •             Beşair
    •             Nizam-ı ilmü din (4 cilt)
    •             Şopenhavr'ın Hikmet-i Cedidesi
    •             Volter
    •             Beşir Fuad
    •             Avrupa'da Bir Cevelan (seyahatname, 1890'da yayımlamış)
    •             Menfa (özyaşamöyküsü)

 

Çeviri Romanları 

  • Üç Yüzlü Karı 1877
  • Konak   1879
  • Kamelyalı Kadın 1880

Ahmet Mithat Efendi ile İlgili Linklerimiz

 

TANZİMAT I. KUŞAK ŞAİR VE YAZARLARI


Kaynakça

  •  
  • [1] Nihad Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyat Tarihi, İstanbul 2001, c. 2, s. 964-965
  • [2] İsmail Habib Sevük, Tanzimat Devri Edebiyatı, İstanbul tarihsiz, s. 290-292
  • [3] Nihad Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyat Tarihi, İstanbul 2001, c. 2, s. 964-965
  • [4]  Gökhan AKKAŞ,  Muhammet UYSAL, Şükrü ÖZDEMİR, “Ahmet Mithat Efendi” PDF, ©ege-edebiyat.org
  • [5] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Midhat_Efendi
  • [6]  Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İismler, Ank, 2005, shf20
  • [7]  Gökhan AKKAŞ,  Muhammet UYSAL, Şükrü ÖZDEMİR, “Ahmet Mithat Efendi” PDF, ©ege-edebiyat.org
  • [8]  Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İismler, Ank, 2005, shf20
  • [9]  Gökhan AKKAŞ,  Muhammet UYSAL, Şükrü ÖZDEMİR, “Ahmet Mithat Efendi” PDF, ©ege-edebiyat.org
  • [10] Gökhan AKKAŞ,  Muhammet UYSAL, Şükrü ÖZDEMİR, “Ahmet Mithat Efendi” PDF, ©ege-edebiyat.org
  • [11] Osman Hamdi Bey Hayatı ve Taploları, https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [12] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Midhat_Efendi
  • [13] Kemal Coşkun, Ahmet Mithat Efendi’nin Eserlerinde Dini ve Toplumsal Temalar, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilm Dalı Yüksek Lisans Tezi, 2006, Ankara]
  • [14]  Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İismler, Ank, 2005, shf20
  • [15] Kemal Coşkun, age, (2006)  Ankara
  • [16] Kemal Coşkun, age, (2006)  Ankara
  • [17] Gökhan AKKAŞ,  Muhammet UYSAL, Şükrü ÖZDEMİR, “Ahmet Mithat Efendi” PDF, ©ege-edebiyat.org
  • [18] Kemal Coşkun, Ahmet Mithat Efendi’nin Eserlerinde Dini ve Toplumsal Temalar, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilm Dalı Yüksek Lisans Tezi, 2006, Ankara]
  • [19]  Güngör Gençay, Edebiyatın Batıya Açılan Kapısı, Evrensel.net 04.09.2000
  • [20] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Midhat_Efendi
  • [21] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Ank, 2005, shf20
  • [22] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Ank, 2005, shf20
  • [23] Güngör Gençay, Edebiyatın Batıya Açılan Kapısı, Evrensel.net 04.09.2000
  • [24] Güngör Gençay, Edebiyatın Batıya Açılan Kapısı, Evrensel.net 04.09.2000
  • [25] Muallim Naci Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri, https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış