Encümen-i Şuara ve Tanzimat Şiirinin Oluşumu


 

 

Encümen-i Şuara ve Tanzimat Şiirinin Oluşumu

 

19.yüzyılda özellikle Divan edebiyatı vadisinde şiir çalışmalarıyla tanınmış edebî bir topluluktur. Encümen-i Şuara'nın oluşumu 1861 yılına rastlar. Bu encümen, her hafta Hersekli Ârif Hikmet Bey'in Laleli Çukurçeşme'deki evinde toplanırdı. Encümenin faaliyeti, şiirler okumak, nazireler söylemek, müşterek gazelle inşa etmekti. Encümen sanatçıları  o dönemin eski edebiyat ve divan şiirine taraftar olan ve yaşayan en önemli divan şairleri idi.

Encümen-i Şuara, dönemin önemli bazı şairlerini bir araya getirmiştir.  Hersekli Ârif Hikmet Bey'in evinde her hafta toplanan Encümen üyelerinin şiirleri, topluluk üyeleri önünde okunmaktadır. Türk şiirini geliştirmek amacıyla bir araya gelen bu sanatçılar arasında, edebî kişiliklerinin ilk dönemlerini yaşayan Ziya Paşa ve Namık Kemal'e de rastlıyoruz.

Encümen-i Şuaraya dahil olan devrin simaları şunlardır: Encümen-i Şuara'nın reisi Leskofçalı Galip Bey (1829-1867),ev sahipliği:   Hersekli Ârif Hikmet Bey (1839-1903),Nakşbendi Şeyhi Seyyid (Bazu'l-enver) Osman Şems (Nuri) Efendi (1229-1311) Emtia Gümrüğü Tahrirat Kalemi Başkatip Muavini Mehmed Kemal ( Namık Kemal ) Bey (1256-1306) Mabeyn-i Hümayün Beşinci Katibi Abdülhamid Ziya Bey (1245-1297) Alayemini Koniçeli Musa Kazım Bey (1237- 1307), Takvİrn-i Vekayi, Ve Matbaa-i Amire Nazırı Ruznamecizade Mehmed Lebib Efendi (1199-1284) Manastırlı Hoca Salih Naili (-i Cedid) Efendi (1239-1295) Hariciyye Nezareti Mektebi Kalemi'nden  Recaizade Mahmut Ekrem  Celal Bey (1254-1300) Deli Hikmet Bey

1306'dan sonra) Remüyyii'l-asl  Osman Nevres Efendi (1239-1293) Mabeyn Kitabetinden Mazlum Paşazade Mehmed Memduh (Faik) Bey (1255-1343) Mezahib Odası Hülefasından (Miratçı) Mustafa Refık Bey (1259- 1282) Boğaz Nazırı İsmail Paşazade Üsküdarlı (Yek-çeşm) İbrahim Hakkı Bey (1238-1313) İstanbul Emtia Gümrüğü Manifatura Memuru Manastırlı Salih Faik Bey (1241-1317) [1]

Üyelerinin bir araya gelmesindeki nedenler şu şekilde sıralanabilir: Şairlerin, soy veya memuriyet gibi nedenlerle Rumeli ile bağlantıları vardır. Şairlerin hemen hepsi devlet memurudur ve birçoğu çalıştıkları kurumlarda tanışmışlardır. İlgili dönemde devlet ricalinin ve sanatkârların devam ettiği konaklarda Encümen şairleri de boy gösterir. Hemen hepsi bir tarikat mensubu olan bu şahsiyetlerin bir bölümü, müdavimi oldukları tekke veya dergâhlarda tanışmış; bu muhitlerde dinî, fikrî, edebî konularda tartışmışlardır. Ayrıca, Encümen şairlerinin devam ettikleri kahvehane ve meyhaneler vardır; buralarda da edebî ve kültürel faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.[2]

Her hafta Salı günü Hersekli Ârif Hikmet'in evinde toplantılarına devam eden Encümen şairleri sadece şiirler okuyup, şiirler, yazıp, önemli divan şairlerinin şiirleri hakkında edebi mülahazalar yapmıyor Osmanlı devrinin sosyal, siyasi, ekonomik, kültürel ve idari meseleleri üzeride de tartışmalara giriyorlardı. Encümen toplantıları yaklaşık bir yıl devam ederse de ve 1862 yılının ortalarından itibaren topluluk üyeleri yavaş yavaş dağılmaya başladı. Bazı şahsi nedenler ve tayinler şairlerin bir araya gelmelerine artık imkân vermeyecekti.

Encümen- i Şuarayı Dr Lokman Turan şu şekilde tasvir eder: " Şairler encümeni (encürnen-i şuarli), divan şiiriyle uğraşanların ve ona ilgi duyanların bir araya gelerek çeşitli sohbetler yaptıkları, şiir okudukları, nazire söyledikleri bir meclisti. Bu meclisin toplanma sebebi ilk başta, geçmiş asırlarda görülen ve şairlerin bir araya gelip sohbet ettikleri bir itiyattan daha başka bir şeydi. O da, değişen ve gelişen toplum ve edebiyat karşısında bir tavır almak veya bir durum değerlendirmesi yapmaktır. Bu insanların batıda görüldüğü şekliyle bir ekol olmak iddiaları yoktu.

 

Tanzimat sonrası hızlanan yeniliklerin ortasında bulan eski şiir taraftarlarının resmi bir cemiyet meydana getirmelerini beklemek safdillik olur. Eskinin bütün kurum ve kuruluşlarıyla, bir bir yeninin karşısında tükenmesi, şairler encümeninin cüret ve cesaretini her halde kırmıştır. Bununla beraber, onların yeniliğe, içten içe ayak uydurmaya çalışmaları da dikkatlerden kaçmamaktadır. Mesela, Hersekli Arif Hikmet'te göıil1en şiire isim verme âdeti, ilk önce Şinasi'de görülen ve batı eğilimli bir tavırdır. [3]

Encümen-i Şuara, şiir dilinde bazı arayışlara yönelmiştir. Divan şiirinin birikimini muhafaza ederek yeni temlere yer verilmesi, terkipsiz sözler ve süsten uzak bir anlatım olarak "sade Türkçe", Türkî-i Basît'in bir başka adı olan "safî Türkçe" şiir anlayışı, Sebk-i Hindî üslûbunu taklit gibi özellikler Encümen üyelerinin şiirlerinde göze çarpar. ( Mehmet Korkut ÇEÇEN, a.g.y.)Encümen şairleri de Sebk-i Hindî'yi incelemiş ve örnek almıştır. Böylece, girift hayal, ince mânâ ve yeni mazmunlara şiirlerinde yer veren Encümen şairlerinin zaman zaman halk dilini şiirde kullanarak sade Türkçe veya safi Türkçe şiirler yazdığını da biliyoruz. (Özgül, 2006:83)Kayahan Özgül, şiirde kullanılan mazmunların anonim imge ve sembollerden kaynaklandığını, ancak yeni bazı mazmunların da şahsi hafızalarda ve her zaman benzer anlamlara gelmeyecek şekilde yer aldığını belirttikten sonra modern anlamıyla sembol ve imgeye dönüşen yeni mazmun anlayışında Encümen-i Şuara'nın itici güç olduğunu belirtir. (Özgül, 2006:85)

Encümen-i Şuara'ya katılan şairler Divan şiiri ekolleri ile Divan şiirinin önemli ustaları olan Nabi, Naili, Fuzuli, Baki, Nergisi, Şeyh Galip gibi  şairlerin şiirlerini tartışıyorlar, divan şiiri tarzları hakkında tartışmalara giriyorlar, beğenilen bir divan şairinin şiirini Namık kemal'e okutuyorlar, hatta müşterek gazeller oluşturyorlardı. Encümendeki şairler özellikle  XVII. yüzyıldan o güne kadar  yaşayan divan şairleri, Sebk-i Hindi, Hikemi tarz ve Türk-i Basit şairlerinin sağlam ve ahenkli ifadeleriyle, renkli hayalleriyle, zevkteki incelikleriyle tanınmış  şairlerinin şahsiyetleri ve şiir anlayışları hakkında çeşitli mülahazalar yapıyorlar, tartışmalara giriyorlardı. Encümen-i Şu'arâ'da yer alan şairler, şiirlerinde tartıştıkları divan şairlerinin şiir görüşlerine, ahenk, ritim, sanat anlayışları gibi özelliklerine  uymaya çalışıyorlardı.

Kayhan Özgül'ün bu tespitinden yola çıkarak modern şiirimizdeki mazmunların  ve sözün gelişinden doğan kalıp sembol anlayışının encümeni daniş toplantılarından sonra modern sembol anlayışına kavuşmamıza vesile olmuştur diyebiliyoruz. Divan şiirindeki mazmunlar  kalıp emarelerle telmihi yapılan ve sözün gelişinden ve ettiği imadan her divan şairinin aynı şekilde anlayacağı kalıp semboller şeklindeydi. Böylece her şairin kendi zihninde yarattığı ve kalıp şekilde düşünülüp anlaşılmayan semboller şiirimize girmeye başlamıştı.

Encümen-i Şuaranın bazı üyeleri ile Tanzimat Birinci Dönem şairlerinin yolları  zaman zaman kesişmiştir. Özellikle  Namık Kemal  ve  Ziya Paşa 'nın edebî kişiliklerinin ilk evreleri Encümen içerisindedir. Namık kemal Encümen'in en genç üyesi olarak topluluğun şiir okuyucusudur. Namık Kemal topluluk içerisinde gür sesi ike şiirler okumakla kalmamış şüphesiz bu topluluğun yaptığı tartışmalara katılmış, edebi sohbetlerde yapılan konuşmalardan etkilenmiş bu görüşlerden yola çıkarak eserler vermiştir. Ziya Paşa ve   İbrahim Şinasi üzerinde de etkisi olduğu muhakkak olan  Encümen -i Daniş toplantılarının Tanzimat hareketinin ortaya çıkmasında I. Kuşak Tanzimat şairlerinin şiir anlayışlarının ve icraatlarının şekillenmesinde muhakkak ki çok önemli tesirleri oluşmuştur.

Namık kemal'in Encümeni Şuaraya katılmasının Mehmet Korkut Çeçen adı geçen yazısında  kaynaklar da gösterek şu şekilde aktarır: " Bu tesirleri ortaya koyan çok somut olgulardan birisi Namık Kemal'in mahlası olan "Namık " sözünün Encümen-i Daniş üyelerinden birisi olan Eşref Paşa'nın vermiş olmasıdır. 1857'de Sofya'dan İstanbul'a dönen Kemal, Hariciye Nezareti Tercüme Odası'nda çalışmaya başlamış, burada Kalem'de çalışan Leskofçalı Galip ile sıkı dostluk kurmuştur. (Ünver, 1988:371)Bu dostluk onu Encümen-i Şuara toplantılarına çekmiştir." [4]

Ayrıca Namık Kemal ve Recaizade Ekrem'in  Encümen-i Daniş üyelerinden özellikle  Leskofçalı Galip Bey'in etkisinde kaldıkları ve onun izinden gittikleri bilinmeyen bir şey değildir. Pek çok kaynak Ziya Paşa, Namık Kemal, Şinasi gibi I. Tanzimat dönemi şairlerinin Yanı sıra II. Kuşak şairlerinden olan Recaizade Ekrem'in de Encümen-i Daniş toplantılarına katılan  Leskofçalı Galip ve diğerlerinin etkisinde kaldığını kabul etmektedir. Bu durumda Tanzimat edebiyatı şiir anlayışının şekillenmesinde Encümeni Daniş'in ve üyelerinin görüşleri şiir anlayışları ile toplantılarında tartışılan konuların önemli tesirlerinin olduğunu kabul etmek gerekir. Mesela Hersekli Ârif Hikmet'in Müstecâbîzade İsmet Bey'e yazdığı mektupta geçen şu ibareler bu görüşü ortaya koyan oldukça somut bir kanıt olacaktır:  "Leskofçalı Galib Beyefendi ki gerek ben, gerek Kemal Bey kendisinden telemmüz ederek, nev-heveslik zamanımızda her ikimizin de üstadı idi" (İnal, 1327:12) cümlesi de teyit eder. [5]

Namık kemal'in encümen dağıldıktan sonra da encümenin bazı üyeleriyle çeşitli şekillerde temasını sürdürmüş, onları ziyarete gitmiştir. Mesela Namık kemal  Midilli'ye sürgün olduğu yıllarda  Deli Hikmet Beyin ziyaretlerine gittiğini Şinasi'ye yazdığı mektuplarda ifade etmiştir. (Mehmet Korkut ÇEÇEN, a.g.y.)Namık Kemal'in şiirlerinde divan şiirinin özelliklerinden bir türlü kopamayışının sebeplerinden birisi de bu toplantılarda tanıştığı şairlerin eski edebiyat zevkine sahip düşünceleri ve divan şiirinin ruhunu zihninden silememesi olmuştur. Namık Kemal'in eski şiirin havasında yetiştiğini ve bu atmosferin içinden bir türlü çıkamadığını öne süren A. H. Tanpınar Namık Kemaldeki değişim fikirlerinin divan şiirinin dairesi etrafında kaldığını ifade eder.

Şiire aşık edebiyatının etkileri ile giren Ziya Paşa Vasıf ve Vehbi'nin tesirleri ile divan şiiri ile tanışmış, Encümen'i Şuara'nın müdavimlerinde olan Osman Şems, Lebib Efendi ile Nüktever diye vasıflandırdığı bir zâtlarla tanışmış onların telkinleri ile   Hâfız Divanı'ndaki bazı şiirlerin inceliklerini öğrenmiştir. Gülistan’dan ve Hâfız'dan bir hayli miktar okuyan Ziya Paşa, Arap edebiyatını okuduktan sonra irfan kaynağına kavuştuğunu ifade eder. (Bilgegil, 1979:443-444) Bu ibarelerden de anlaşılacağı gibi Ziya Paşa'nın şiir anlayışı üzerinde de Encümen şairlerinin derin izleri bulunmaktadır. Ziya Paşa, gerek Defter-i Amâl'inde gerek Harabat önsözünde tezkireci Fatin Efendi ile Osman Şems Efendi'den eski şiir geleneğinin inceliklerini kaptığını belirtmektedir. İsmail Habib, Sevük'ün tespitine göre Namık Kemal'in şiirleri bir bütün olarak ele alınırsa, vatan, millet, halka hizmet, hamiyet gibi unsurların muhtevayı oluşturduğu görülecektir. Özellikle vatan ve millet kavramlarında Namık Kemal'i edebî ve fikrî bakımdan etkileyen Leskofçalı Galip olmuştur. [6]

Tanpınar'a göre Encümeni Şuara topluluğu Divan şiirinin son Rönesanssıdır ve etkileri ile Tanzmat şiirinin oluşumuna zemin  hazırlamıştır.

Sebki Hindi tarzının tesirinde kalan Encümeni Şuara üyeleri, şiiirde yeni mazmunlar denemek, semboller üretmek Türkî Basit düşüncesi etrafında tartışmak ve örnekler vermek, divan şairlerin ruh ve hayal dünyasını irdelemek, saf Türkçe ile aruz ölçüsü ile ve divan şiiri tarzında şiirler yazmak ve nasıl yazılabileceği konusunda tartışmalarda bulunmak, divan şiriinin kalıplaşmış tema ve konularına vatan sevgisi, millet sevgisi, kahramanlık gibi konuları ilave etmek şeklinde özetlenebilecek çabaları Tanzimat birinci kuşak şairlerinin benimsediği görüşlerin bazılarına ilham ve öncü fikirler olmuştur. Şiirde yenileşme taraftarı olan Tanzimat kuaşağı eski edebiyattan kopup yeni bir şiir ve edebiyat inşa etmek isterlerken Encümen'i Şuara'nın bu görüşlerinin tesirleri altında kalmışlardır. Özellikle Ziya Paşa, Namık Kemal ve Şinasi de bu tesirler açıkça ortaya konulmaktadır.

O halde Encümen-i Şaura  ve şairlerini Tanzimat Edebiyatı şiir anlayışının hazırlayıcısı olarak görmemizde pek bir sakınca olmayacaktır. Encümen-i Şauara, şairleri ve toplantılardaki görüşleri Tanzimat Kuşağı şiir anlayışının oluşması üzerinde hayli etkili olmuş ve Tanzimat Birinci Kuşağının şiir tarzının belirleyicisi olan düşünceler bu topluluğun tartışma ortamlarında filizlenmiş ve Tanzimatçıların düşüncelerinde gelişim göstererek kalemlerinden icra olarak dökülmüştür. Tanpınar'ın eski şiirin son ocağı olarak değerlendirdiği Encümen-i şuara’yı, tarz ve bazı yeni telakkilerle yeşermeye başlayan bir zemin olarak değerlendirmek gerekir. [7]

Tanzimat I. Kuşağının en önemli şairi Namık Kemal'dir. Zaten encümen-i şuaranın bir nevi yöneticisi konumunda olan Leskofcalı Galib, Namık Kemal'in hocasıdır. Namık Kemal'in Leskofçalı Galip te'siriyle şiirle tanıştığı ve ondan oldukça etkilendiği hemn her edebiyat tarihçisinin hem fikir olduğu bir husustur.

 

FAYDALANILAN KAYNAKLAR

  • Mehmet Korkut ÇEÇEN, Encümen-i Şuara'nın Tanzimat Birinci Dönem Sanatçılarına Etkisi,
  • İbnülemin Mahmud Kemal İnal, , (1970), Son Asır Türk Şairleri, Cüz:XI, Millî Eğitim basımevi, İstanbul.
  • Kaya Bilgegil,  Yakınçağ Türk Kültür ve Edebiyatı Üzerine Araştırmalar,1980),
  • İbnülemin Mahmud Kemal, Hersekli Arif Hikmet Divanı, Matbaa-i  Âmire, İstanbul. (1334),
  • İsmail Habib, Tanzimattanberi I, Edebiyat Tarihi, Remzi Kitabevi, İstanbul.(1942),
  • Kayahan,Özgül, , Türk Edebiyatı Tarihi, c.3, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., Ankara. (2006)
  • Hamdi Tanpınar , 19 uncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi, Çağlayan Kitabevi,1982
  • Dr. Lokman TURAN, 19. YÜZYıL DİVAN ŞİİRİNDE YENİLEŞME TEMAYÜLLERİ,A.Ü. Türkiyat AraştırmalarıEnstitüsü Dergisi Sayı 12 Erzurum 1999 )

TANZİMAT I. KUŞAK ŞAİR VE YAZARLARI

KAYNAKÇA 

  • [1] ( Dr. Lokman TURAN, 19. YÜZYıL DİVAN ŞİİRİNDE YENİLEŞME TEMAYÜLLERİ,A.Ü. Türkiyat AraştırmalarıEnstitüsü Dergisi Sayı 12 Erzurum 1999)
  • [2] ( M. Kayahan,Özgül, , Türk Edebiyatı Tarihi, c.3, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., Ankara. (2006)
  • [3] Dr. Lokman TURAN, 19. YÜZYıL DİVAN ŞİİRİNDE YENİLEŞME TEMAYÜLLERİ,A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 12 Erzurum 1999
  • [4] Mehmet Korkut ÇEÇEN, a.g.y.)
  • [5] İbnülemin Mahmud Kemal İnal, , (1970), Son Asır Türk Şairleri, Cüz:XI, Millî Eğitim basımevi, İstanbul. )
  • [6] ( İsmail Habib, Tanzimattan beri I, Edebiyat Tarihi, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1942)
  • [7] Dr. Lokman TURAN, 19. YÜZYıL DİVAN ŞİİRİNDE YENİLEŞME TEMAYÜLLERİ,A.Ü. Türkiyat AraştırmalarıEnstitüsü Dergisi Sayı 12 Erzurum 1999 )

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış