Samipaşazade Sezai Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri


 

Samipaşazade Sezai

 

Yazıda  Samipaşazade Sezai  hayatı, doğumu, ölümü, çocukluğu, gençliği, evliliği, öğrenimi, eğitim yılları, ailesi, çalıştığı işler, mahkûmiyeti,  yazarlığı, eserleri,  romanları,  Samipaşazade Sezai  edebi kişiliği,  etkilendiği yazarlar, siyasi kişiler ve düşünceler,  etkilediği yazarlar, işlediği konular, Türk edebiyatındaki yeri,  Samipaşazade Sezai  Sergüzeşt ve diğer  eserlerinden alıntılar, anekdotlar,  anlatım tekniği, bakış açısı, romanların  tekniği, romanlarının  türü, eserleri, eserlerinin basım yılı, basım hikâyesi, eserleri ile biyografisi arasındaki alakalar, aldığı ödüller  vb incelenmiştir.

Türk romancı ve hikâyecisi. 1859 yılında İstanbul'da doğdu.

Dedesi Halveti şeyhlerinden müderris ve şair Elhac Ahmet Necip Efendi’dir. Ailesi ilmiye sınıfına dâhil olmakla beraber askerlikten de uzaklaşmamış 3.Ahmet devrinde ordu ile Mora’ ya giden, Tripoliçe’de tekke kuran bir ailedir. [1]Dedesi Mora isyanları sırasında üç oğlu ile birlikte ordunun içinde bulunmuş,  Tripoliçe’de esir düşmüş, Dede Ahmet Necip Efendi’ de şehit edilmiştir. Bu olay sonrasında ailenin tüm mallarına ve varlıklarına da el konulur. Ailenin geçimini evlerindeki Rum hizmetçi üstelenmiş dışarıda çalışarak açlıktan ölmemelerini de bu hizmetçi sağlamıştır. Üstelik bu Rum asıllı hizmetçi İngiliz konsolosluğundan izin alarak  ailenin  Mısır’a göçmeleri için büyük bir gayret sarf etmiştir  [2] Kısaca yazarın ailesinin kurtuluşu evlerindeki  Rum asıllı hizmetçi sayesinde olmuştur. Hizmetçilerinin yaptığı bu büyük insanlık Sergüzşt romanın yazılmasında belki de en büyük vesile olmaktadır. 

Mısır’da Mehmet Aile Paşa’dan yakınlık gören aile 25 yıl süre ile  Mısır da kaldıktan sonra Mısır’da şartların değişmesi ile İstanbul’a göçerek Taşkasapta’ki bir konağa yerleşirler. Samipaşazade Sezai işte bu konakta Abdurrahman Sami Paşa’nın ikinci hanımı Gülarayiş Hanım’dan 1859 Temmuzunda dünyaya gelmiştir. Sezai'nin annesi de bir cariyedir.. 

Sezai’nin babası ile birlikte pek çok Mısırlı zengin İstanbul’a yerleşmek zorunda kalmış, bu göç hadisesi İstanbul’un sosyal hayatında büyük bir değişiklik olmuş, Mısır ‘dan gelenler İstanbul’da alafranga bir hayatın başlamasına da vesile olmuşlardır. Ahmet Cevdet Paşa Maruzat adlı eserinde bu durumu şe şekilde tenkit etmiştir.  "Elhâsıl Mısır döküntüleri İstanbul ahalisinin ahlakını bozmakla devlet ve millete azim zararları dokundu "

Babası Tanzimat devrinin tanınmış devlet adamlarından Abdurrahman Sami Paşa, devrin işleri gelen şahıslarından ve zenginlerinden biridir.[3] Abdurrahman Sami Paşa Maarif Nazırı olmuş eğitim sisteminin batıya dönen yüzünün ilk nazırlarından birisi olarak önemli işler yapmış biridir. Kardeşi Abdüllatif Suphi Paşa ise Hamdullah Suphi Tanrıöver’in babasıdır. Edebiyatı seven edebiyatçılara kapılarını açan onlarla birlikte olmaktan hoşlanan eğitim, basın ve yayın hayatının da içinde olan biridir. Sami Paşazade Sezai, bu mükellef konakta ve müreffeh bir ortamda özel dersler alarak büyüyecek devrin ileri gelenlerinden özel dersler alarakArapça ve Farsça Fransızca ve Almanca öğrenecektir.

Babasının sosyal çevresi içinde bulunan, Yusuf Kamil Paşa, Namık Kemal, Ebbüzziya Tevfik, Kazım Paşa,  Recaizade Mahmut Ekrem  ve  Abdülhak Hamit Tarhan gibi şahsiyetler konaklarına girip çıkmakta fikri edebi ve ilmi toplantılar, tartışmalar ve sohbetler yapmaktadırlar. [4] Sezai işte böylesi bir ortamda yetişerek kendini fikri edebi ve ilmi açılardan besleme imkânı bulur.

Çocukluk ve ilk gençlik çağları İstanbul'da, babasının Taşkasap'taki konağında ve Çamlıca'daki köşkünde geçmiştir. Hiçbir okula gitmeden bütün öğrenimini hususi hocalarla yapmıştır. Farsçayı Muallim Feyzi Efendiyle babası Sami Paşa'dan; Arapçayı Meclis-i maarif azası Mehmed Galib Efendi’den öğrendi. Fransızcayı ise da Fabert isimli bir Fransız aydınından öğrenmiştir. Bu dillerle yetişmeyen şair Alman şarkiyatçısı Mortmann'dan Almancayı; elçilik kâtibi olarak bulunduğu Londra'da da İngilizceyi öğrenmiştir. 

On dört, on beş yaşlarında iken  Namık Kemal ’i ve eserlerini tanıyan Sezai, Namık Kemal ’in heyecanlı yazıların ve kişiliğini izlemek fırsatını bularak ondan etkilenmiştir. Onu derinden etkileyen diğer bir isim ise Abdülhak Hamit olacaktır.  Hocalarından öğrendiği ve eserlerini okuduğu İran şairi Sadi’den de etkilenmiş Bostan ve Gülistan onun edebi kimliğinde bir hayli tesir bırakmıştır. 
 
Edebiyata olan merakı ve tanıdığı ediplerin telkin ve şevk vermeleri üzerine İlk yazısı olan “Maarif” başlıklı bir makalesini 1874'te Kamer isimli gazetede yayımlar. Bu yazı çıktığında henüz on beş yaşındadır.

Sami Paşazade Sezai, özel hocalardan özel dersler alarak bitirdiği tahsil hayatının sonunda Ağabeyi Suphi Paşanın evkaf nazırlığı sırasında bu nezaretin Tapu Senedat Kalemi Evkaf-ı Hümayun Mektubi Kaleminde memur olarak işe başlar.1880 [5] Hemen arkasından babası Sami Paşa vefat eder.  1879 de “Şir “ isimli ilk eserini yayınlamıştır(1879) Bu eser, üç perdelik basit bir trajedidir.[6]

Babasının ölümünden sonra Londra Büyükelçiliğine ikinci kâtip olarak tayin edilmiştir. ( 1881—1885 ) dört yıl süren bu görevi sonunda İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izlemiştir 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinden bu görevinden alınmış olur. İngilizceyi de öğrenmiş olarak İstanbul’a döner.  Bu dönmede  Victor Hugo' , Lamartine, Musset,  Alponse Daudet ve Pieme Lati’den birçok eser okur.  Daha sonra İngiliz edebiyatında Shakespeare’i tanır; Onun Hamlet  , Macbeth  ,  Romeo ve Juliet ,  Othello  adlı eserlerini okumuştur. Londra’daki görevinin peşinden Viyana Elçiliği ikinci kâtipliği görevi gelir. Fakat bu görevi kabul etmez. [7] O kışı Fransa’da geçirerek teorik olarak öğrendiği Fransızcasını pratik olarak da ilerletmiş olur. Sezai Bey de İstanbul'a dönüşünde Hariciye Nezareti İstişare Odasında Muavin olarak çalışmaya başlar. 1886–1901 yıllarını İstanbul’da geçirmiş edebi bakımdan en verimli olduğu yıllar bu yıllar arasında olmuştur. İlk romanı olan  Sergüzeşt “ ’te[8] bu yıllara arasında 1889 da yayımlanır. Yazar  İlk romanı  olan “ Sergüzeşt “[9]yüzünden göz hapsine alındığını düşünmeye başlamış en sonunda yurt dışına da kaçmak zorunda kalmıştır.

1897'de Ahmet Cevdet Paşa’nın çıkardığı İkdam Gazetesinde makaleler ve hikâyeler yazmıştır. Bu yıllar arasında siyasete girmiştir. Siyasi faaliyetlerinden dolayı 1901'de Paris'e kaçmak zorunda kalır. İttihat ve Terakki Cemiyetine katılmış Paris’e kaçan pek çok Türk aydını gibi hükümetle ters düşmüş, Paris’te Jön Türkler’le tanışarak İttihat ve Terakki cemiyetinin Paris merkezinde görev yapmış, yayın organlarından biri olan Jön Türkler gazetesinde yazılar yazmıştır. Daha sonra bu gazetenin yazı işlerini üstlenir. İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde saygın bir yere gelmiştir. 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı İttihatçılara ait yayın organında Osmanlı politikalarını eleştiren yazılar yayımlar. [10]Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlatmış olacaktır.

İkinci Meşrutiyetin ilanı üzerine İstanbul'a dönmüş 1908 31 Mart Vak'asından sonra Madrid elçiliğine tayin edilmiştir. 1909’da Selanik’te İttihat ve Terakki’nin toplantısına katılır ve Mustafa Kemal ile tanışır. [11]1909′da Madrid Büyükelçiliği’ne atanır.  Madrid sefiri olarak görevde iken 1914 yılında sıhhati bozulduğundan, 1921’e kadar uzun süreli izinlerle sık sık görevinden ayrılır. Doktorların tavsiyeleri üzerine 1916–1918 yıllarını İsviçre’de geçirir. “ İsviçre Hatıratı”  başlıklı yazıları bu devrenin mahsulüdür.  [12]

Milli Mücadele yıllarını yurt dışında geçiren Sezai, ülkesine yapılan saldırı ve işgallerden dolayı hayal kırklığına uğramış, batıya ve batı medeniyetine karşı duyduğu sevgi ve saygıyı yitirerek. “Çanakkale’ye Dair”, “Kahraman Türk Zabiti”, Yaralı Bir Asker” “Malta Geceleri” ve “Çalınmış Ülkeler” başlıklı yazılarında bu fikir değişikliği içeren duygularını ve düşüncelerini dile getirmiştir..

Birinci Dünya Savaşı yıllarını İsviçre'de geçiren yazar, savaşın sona ermesi üzerine İstanbul'a döner. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği yılları ise “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında ele almıştır.[13]

Savaştan sonra yurda dönüşünde Süleymaniye Kız Lise’sinde Türkçe Öğretmenliği yapar.  Yaş haddinden emekliye ayrılıp TBMM tarafından “Hidamat-ı vataniyye tertibinden” [14]maaş bağlanır. Ömrünün son yıllarını, Kadıköy'ün Mühürdar semtindeki evinde yarı münzevi olarak geçirmiş, yakalandığı zatüreden kurtulamayarak ve yetmiş yedi yaşında Konak adlı romanını tamamlayamadan ( 26 Nisan 1936 ) İstanbul ‘da ölmüştür.  Küçük Su Mezarlığı’na  ve Recaizade Ekrem’in yanına gömülür.


EDEBİ KİŞİLİĞİ

Namık Kemal 'in etkisi altında yetişen Sezai Bey, Abdülhak Hamit Tarhan ve  Recaizade Mahmut Ekrem 'in izinden gitmiş fakat anılan bu üç edip kadar çok eser vererek onlar kadar önemli hizmetlerde bulunamamıştır. Namık Kemal ’e olan hayranlığı, nesirde onun üslubunu benimsemesine neden olmuş fakat sonraki yazılarında kendi üslubunu bulmaya çalışmıştır.  Namık Kemal  ve Abdülhak Hamit Tarhan gibi birinci planda vazife görmüş yazarlarından olmasa da, eserlerini Avrupai bir karakterle yazmış edebiyatımızın batılılaşmasında önemli hizmetleri olmuştur.  Roman hikâye ve nesir türünde yazdığı birçok eserden başka bir romantik özellikler taşıyan şiirler de yazmıştır.

Sezai, roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale, gezi anı ve şiir türlerinde örnekler vermiş bir yazardır.

Sezai Bey, bir roman, iki küçük hikâye, değişik türlerde nesir yazıları, seyahat hatıraları ve hatırat türlerinde eserler vermiştir. Alphonse Daudet'den Jak  adlı romanı Türkçeye çevirmiştir.

En tanınmış romanı  Sergüzeşt “ ’tir.  Bu eserde kölelik ve cariyelik sorunlarına değinmiş, Bir esir kızın serüvenlerini ele alarak, bu romanında “ferdi hürriyeti”in önemini ve değerini savunmuştur. ” Bu romanda, zamanının hayat sahnelerini basit bir vak'a etrafında romanlaştıran Sezai Bey, hikâyesini yer yer hissi ve romantik bir üslupla anlatmıştır. “İlk romanı olan  “Sergüzeşt” Türk edebiyatında romantizmden gerçekçiliğe geçişin ilk başarılı örneklerinden biri sayılır. Sergüzeşt esaret konusuna getirdiği yorumlarla klasikler arasına girmeyi başarmış bir romandır. 

Sezai Beyin küçük hikâye yazarlığı, romancılığından daha başarılı kabul edilmektedir. Onun küçük hikâyelerinde realist Fransız edebiyatının ve  A. Daudet’in tesiri vardır. Küçük Şeyler adı altında topladığı bu hikâyelerle birtakım küçük hayat hadiselerini başarıyla hikâyeleştirmiştir. Aynı kitaptaki “Arlezyalı” adlı bir hikâye,  A. Daudet  'ten tercüme edilmiştir. 

Sezai Bey, Küçük Şeyler'den sonra, bazı makale, hikâyelerini Rumuzü'l-Edeb adlı bir kitapta toplamıştır. Bu eserin yayınlanmasından yirmi altı yıl sonra da, çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını İclal isimli bir kitapta yayınlamıştır.

Hikâye ve romanlarında halkın içinden seçtiği kahramanları mahalli ağız özellikleri, şiveleri, çevreleri ve günlük yaşamlarıyla içinde realist bir anlayışla kaleme almıştır.

 

ESERLERİ

Şura-yı Ümmet, İkdam,  Servet-i Fünun Dergisi , Gayret, Hazine-i Evrak, Edebiyat-ı Umumiye gibi gazete ve dergilerde siyaset, sosyoloji ve edebiyat alanında çok sayıda yazılar yazmıştır.

Tiyatrosu; Şîr ilk eseridir. Sezai’nin en zayıf ve acemice olanı, henüz yirmi yaşındayken 1879’da yayınladığı üç perdelik bir eserdir. Dili sadedir. İfade bakımında Namık Kemal’in etkisindedir. Okumak için yazılmış mensur bir trajedidir.

Roman;   Sergüzeşt  Edebiyatımızda bütünüyle esaret temasını işleyen ilk romandır.  Eser Besim Ömer Paşa tarafından  Fransızcaya çevrilmiştir. Yazarın tek romanıdır.(1888)

Hikâyeleri; Küçük Şeyler; Eserin baş kısmında kısa bir mukaddime yer alır. İki mensure, beş hikâye ve biri Alphonse Daudet’in “Aryezyalı Kız” hikâyesinin çevirisi olmak üzere, sekiz parçadan oluşur.(1891)

Rumuzu’l Edeb; Hikâye, hatırat ve makaleler (1900)

İclal; Hikâye ve değişik yazılarını içerir (1923)

 

İLGİLİ LİNKLER 

TANZİMAT I. KUŞAK ŞAİR VE YAZARLARI


KAYNAKÇA

  

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com


 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış