Tanzimat Edebiyatının,Süreçleri ve Dönemleri ve Genel Özellikleri:


Esa
24.08.2016

Tanzimat Edebiyatının,Süreçleri ve Dönemleri ve Genel Özellikleri:

 

HAZIRLIK DÖNEMİ:

1839 ile 1860 yılları arasını kapsar .Özellikle Fransız Edebiyatı’ndan şiir, hikaye ve roman çevirilerinin yapıldığı bir geçiş dönemidir.Divan Edb. İle Tanzimat Edb. Arasında bir köprü gibidir.Devlet eliyle çıkarılan ilk Türk gazetesi olan TAKVİM-İ VAKAYİ bu dönemde çıkarılır

Tanzimat Edebiyatı Birinci dönem:

Tanzimat dönemi iki döneme ayrılır. Birinci dönem 1850li yıllardan 1877’de II. Abdülhamit’in Meşrutiyet Meclisi’nin çalışmalarını durdurmasına kadar geçen, demokratik hak ve özgürlüklerin kullanıldığı süreçtir İkinci dönem1877’den sonra başlayan baskıcı yönetimin, sanat ve edebiyatı etkilediği süreç ve Servet i Fünun topluluğunu kurulduğu 1896ya kadar ki süreçtir.

Tanzimat yazarları sanat anlayışları bakımından ikiye ayrılabilir: Namık Kemal, Şinasi, Ahmet Mithat Efendi, ve Ziya Paşa'yı kapsayan birinci kuşak (1860-1875); Recaizade Mahmut Ekrem, Sarnipaşaza-de Sezai, Nabizade Nâzım ve AbdülhakHamit'i kapsayan ikinci kuşak (1875-1896). Birinci kuşak "sanat toplum içindir", ikinci kuşak ise "sanat sanat içindir" İlkesini benimsemiştir.

Tanzimat yazarları, "Batılılaşma", "yanlış eğitim", "esirlik" gibi toplumsal kavram ve kurumları bazen alaycı, bazen de gerçekçi bir biçimde işlemişler, romantizm (Namık Kemal, Ahmet Mithat Ffendi, Şemsettin Sami) ve gerçekçilik (Recaizade Mahmut Ekrem, Nabizade Nâzım, Samipaşazade Sezai) akımlarını benimsemişlerdir. Ayrıca bu dönemde, Türk tiyatrosu da oluşmaya başlamıştır.

Tanzimat dönemi Türk edebiyatı, birçok eksikliğine ve yanılgılarına karşın, Batı örneğinde Türk edebiyatının başlangıcını oluşturması bakımından önem taşır. Bu dönemde Batı şiiri, romanı, tiyatrosu Türk toplumuna tanıtılmaya çalışılmış, edebiyat yapıtları aracılığıyla toplumun eğitilmesine ve bilinçlendirilmesine önem verilmiştir. Söz konusu dönemde çıkan gazete ve dergilerinde, özellikle siyasal bilinçlenmede büyük katkısı olmuş, XIX. yy'ın sonlarına doğru, yeni yetişen ve özellikle Fransız edebiyatından bazı etkiler alan genç kuşak, servet-i Fünun dergisinde toplanarak, yeni bir edebiyat dönemini başlatmıştır.

Tanzimat nesir alanında bir çığır açmış, onu şiirden daha etkili bir hale getirmiştir. Süsten, özentiden uzak, halkın okuması, bilgilenmesi amacıyla eserler ortaya koyulmuştur. İlk özgün eser Yusuf Kamil Paşa'nın Fenelon adlı Fransız yazardan çevirdiği Telemak adlı romandır. Birçok teknik kusurlarla dolu olan bu eserin kahramanlarının yabancı olmasına rağmen büyük ilgi gördü. Konusuyla, kahramanlarıyla ilk Türk romanı ise Şemseddin Sami'nin yazdığı Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı aşk romanıdır. Bu da birçok kusura sahip basit bir romandır. Edebi sayılabilecek ilk roman ise Namık Kemal'in İntibah romanıdır.

Hikâye alanında ise yine ilk eserler Tanzimat Dönemi'nde verilmiştir. Özellikle Ahmet Mithat Efendi halk hikâyeleri ile batı tekniğini birleştirdi ve bu alandaki ilk batılı eserlerden olan Letaf-i Rivayat hikâye serisi ile halk hikâyelerini modernleştirmeye çalıştı. Ancak modern anlamda ilk hikâyecilik Sami Paşazade Sezai'nin Küçük Şeyler adlı eseriyle başlar.

 

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/f/ff/Ibrahim-shinassi-effendi.jpg/180px-Ibrahim-shinassi-effendi.jpg  
Şinasi,                                           

 

Batı ülkelerinden özellikle de Fransa'dan etkilenen ve geniş halk kitlesine ulaşmayı amaçlayan, toplumsal sorunlarla yakından ilgilenmeye başlayan edebiyatın ilk ürünleri Tanzimat'ın ilanından 20 yıl kadar sonra verildi. Tercüman ı Ahval ve Tasvir-i Efkar gazetesini çıkaran Şinasi, biçimden çok öze önem veren bilgi ve düşünceyle temellenen, geniş bir halk topluluğuna seslenebilmeyi amaçlayan yeni düzyazının kurucusudur. Şiirleri, şiir çevirileri, makaleleriyle çağdaşlarını derinden etkileyen bu yenilikçi yazar geleneksel halk tiyatrosuyla batı örneğini bileştiren ilk tiyatro yapıtı olan Şair Evlenmesi'nin (1859) yazarıdır. Divan şiirini dil ve anlatım bakımından topluma sırt çevirmiş, içerik bakımından doğaya, akla yabancı, toplumsal sorunlara uzak sayan Tanzimat şiirinde Namık Kemal yurt, ulus sevgisi, özgürlük, haksızlığa başkaldırma gibi temaları coşkulu bir dille ve yeni bir anlatımla işledi. Ziya Paşa, divan şiirinin geleneksel biçimlerinden fazla uzaklaşmadan siyasal yönetimde, insan ilişkilerindeki adaletsizliğe ve haksız davranışlara karşı çıktı, uygarlığı bilimi savundu. Padişahın mutlak egemenliğine karşı meşrutiyet yönetimini savunan, yurtiçinde olduğu kadar gönüllü sürgün olarak yurtdışında da siyasal savaşım veren bu şairler savundukları yeni dil ve edebiyat anlayışını eleştiri türünde verdikleri ürünlerde dile getirdiler.  Toplum için sanat ilkesine bağlı sayılabilecek bu şairleri izleyen kuşak sanat için sanat ilkesine yatkın ürünler verdi. Doğa, aşk, ölüm, varlık-yokluk gibi konuları işlerken yeni bir anlatım ve yeni biçimlerden yararlanıldı. Bu dönemde kendisi de yeni yenilikçi ürünler kaleme almış olmasına rağmen geleneğe bağlı şiir anlayışını Muallim Naci devam ettirdi. Şemsettin Sami'nin roman türünde ilk örnek olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat 'ını izleyen ürünler (Ahmet Mithat Efendi, Felatun Bey'le Rakım Efendi, 1876; Namık Kemal, İntibah, 1876) bir yandan yaşanan çağa ters düşmüş eski toplumsal kurumları öte yandan Batı'ya körü körüne öykünmeyi eleştiriyordu. Ahmet Mithat Efendi, sözlü halk hikâyeciliğinden eserlerinde bol bol yararlandı. İlk ürünlerinde büyük ölçüde romantizmden beslenmelerine karşın Samipaşazade Sezai [24], Recaizade Mahmut Ekrem [yer yer gerçekçi öğeler kullandılar. Natüralizme yakınlık gösteren Nabizade Nazım, köy gerçeklerini konu edinen ilk yapıt olan Karabibik 'in (uzun öykü, 1890) yazarı oldu. Tiyatroda Ahmet Vefik Paşa'nın Molière uyarlamaları halk geleneğini batı kaynağı ile birleştirme çabalarının bir halkasıdır. Buna karşılık Abdülhak Hamit'in oyunları  batı tiyatrosu örneklerinden büyük ölçüde beslenen, sahne diline ve halkın beğenisine ise oldukça uzak ürünlerdir. Namık Kemal'in sürgüne gönderilmesine yol açan Vatan Yahut Silistre oyunu yazarın ana temalarından olan yurt ve ulus sevgisini heyecanlı bir anlatımla sahneye aktararak konu ediniyordu. II. Abdülhamit'in uzun süren baskısı II. Meşrutiyet sonrasına kadar süren süreçtir.

 

Tanzimat I. Kuşak Sanatçıları:

Çevirmen ve adapte eser verenler:Ahmet Vefik Paşa, Sadullah Paşa, Pertev Paşa,Theodor Kasap,Yusuf Kamil Paşa, Şemsettin Sami ( V.Hugo'dan , Bir Magdurun Hikayesi- Sefiller-ile R.Crouse'den Define Adası)

Şairleri : Namık Kemal, Ziya Paşa, Şinasi (Müntehabat-ı Eşar, Divan-ı Şinasi ),

Hikâyeciler: Emin Nihat , Hayrullah Efendi, Ahmet Mithat Efendi,

Romancılar: Şemseddin Sami, Ahmet Mithat Efendi, Namık Kemal

Tiyatro: Şinasi, Namık Kemal, ( A.Vefik Paşa ve Theodor Kasap'ın adapte ve çeviri  tiyatro eserleri olduğu gibi T.Kasap'ın İçkilli Memo ve Pinti Hamit adlı eserlerinin de özgün eser sayılabileceği unutulmamalıdır.)

Diğer Türlerde Yazanlar: Şemsettin Sami (  Kamusul-A’lâm: Ansiklopedik ilk Türkçe sözlük) A. Vefik Paşa    ( Lehçe-i Osmanî: sözlük Atalar Sözü: ata sözleri mecmuası Hikmet-i Tarih ve Fezleke-i Tarih-i Osmanî, Secere-i Türki Ebul Gazi Bahadır Han' Çağatayca’dan dan çeviri,) Şinasi ( Durub-ı Emsal-i Osmaniye :ilk ata sözleri kitabı, Tercüme-i Manzume: çeviri şiirler, Tercüman'ı Ahval, Tasvir i Efkâr, gazeteleri, makaleler)Namık Kemal. (  Osmanlı Tarihi, Kanije Muhasarası, İslâm Tarihi ,Tahrib-i Harabat, Takip: edebî eleştiri İbret ve Tasvir i Efkar gazeteleri) Ziya Paşa ( Harabat, Divan Şiiri Antolojisi,Rüya: Mensur, Defter-i Âmal: Hatıraları.) A.Mithat Efendi ( Gazateleri : Bedir, Devir, Tercüman-ı Hakikat )

Tanzimat İkinci Kuşak Sanatçıları

Romancılar : Recaizade Mahmut Ekrem( Araba Sevdası),Samipaşazade Sezai ( Sergüzeşt),Nabizade Nazım,( Karabibik , Zehra)

Hikayecileri: Recaizade Mahmut Ekrem( Muhsin Bey: Şemsa)  Samipaşazade Sezai ( Küçük Şeyler, Rumuz'ul Edep)Nabizade Nazım,(Yadigârlarım, Bir Hatıra, Sevda, Haspa )

Tiyatro: Abdülhak Hâmit Tarhan ( Macera-yı Aşk’tır. Tarık, Finten, Eşber, Nesteren, Sardanapal, İlhan, Hakan, Liberte...) Recaizade Mahmut Ekrem (Çok Bilen Çik Yanilir: Komedi Afife Anjelik: Vuslat,Atala)Samipaşazade Sezai ( Şiir isimli piyesi vardır)

Şairleri :  R.Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit Tarhan, Muallim Naci

Diğer Türler: R.Mahmut Ekrem (Talim-i Edebiyat: Edebî bilgiler, Zemzeme: Eleştiri) Muallim Naci (,Edebî eseri: Istılahat-ı Edebiye ,Lûgat-ı Naci: Sözlük)

https://lh4.ggpht.com/__9anS1bw1nI/SRUqnbUBQkI/AAAAAAAAEY8/vKxoBloYHdo/recaizade.jpg  
 

TANZİMAT DÖNEMİNE AİT GENEL ÖZELLİKLER

 

Tanzimat edebiyatı, Batı kültürüyle yetişen kimselerin Tanzimat devrinde Batı edebiyatını örnek tutarak meydana getirdikleri edebiyattır.

Bu edebiyat siyasî Tanzimat’ın ilânından yirmi yıl kadar sonra 1860’ta, Şinasi’nin Agâh Efendi ile birlikte Tercümân-ı Ahvâl gazetesini çıkarmalarıyla başlamış, 1895’e kadar sürmüştür.

Tanzimat edebiyatının başlıca özellikleri şu noktalar üzerinde toplanabilir:

Tanzimat edebiyatı sanatçıları, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, mektup, v.b gibi edebiyat türlerini Batı anlayışına göre yenileştirmişler; ayrıca, Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, hikaye, anı, eleştirme, v.b. gibi yeni edebiyat türleri getirmişlerdir.

Tanzimat edebiyatının özellikle ilk devirlerinde yetişen sanatçıların çoğu (Ziya Paşa, Namık Kemal, v.b...) Montesquieu, Rousseau, Voltaire, v.b. gibi Fransız devrimci yazarlarının etkisi altında kalarak, makale ve şiirlerinde zulme, haksızlığa, hırsızlığa. geriliğe karşı şiddetli bir dille mücadeleye girişmişler; vatan, millet, hürriyet. hak, adalet, kanun, meşrutiyet. v.b. gibi kavramları memlekete yaymaya çalışmışlar, “toplum için sanat” anlayışını benimsemişlerdir. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit, Sami Paşa-zâde Sezai v.b.) toplum işlerine daha az karışmışlar, “sanat için sanat” anlayışını benimser görünmüşlerdir.

Çoğu Fransız edebiyatını örnek olarak alan bu sanatçıların bir kısmı Klasisizm (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey, v.b.).bir kısmı da Realizm (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Sami Paşa¬zâde Sezai, Nabi-zâde Nâzım, v.b.) akımlarının etkisi altında eserler vermişlerdir.Tanzimat edebiyatı, Divan edebiyatının tersine olarak, seçkin kişiler için değil, halk için meydana getirilen bir edebiyat olmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Bu görüşü benimseyen sanatçılar (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Bey, v.b.) özellikle makale, tiyatro, anı, kısmen de roman türlerinde bu yolda eserler vermişlerdir. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen bazı sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, v.b.) bu amaçtan uzaklaşmış görünmektedirler.

Bu görüşün bir sonucu olarak, dilin sadeleşmesi, konuşma dilinin yazı dili haline gelmesi düşüncesi savunulmuştur. Tanzimat edebiyatının başlıca sanatçıları (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ahmet Cevdet Paşa, Şemseddin Sami, v.b.) dil konusunda böyle düşünmekle birlikte, hiçbiri eski alışkanlıklarından kurtulup da büsbütün konuşma diliyle yazmış değildir. Sade dil, daha çok, tiyatro; anı, mektup, bir dereceye kadar da makale ve romanlarda kullanılmıştır. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçıların bir kısmı ise ( Recai-zâde Mahmut Ekrem, Sami Paşa-zâde Sezai, özellikle Abdülhak Hamit) konuşma dilinden epey uzaklaşmışlardır.

Tanzimat edebiyatında en önemli yenilik, nesirde, anlatımın kuruluşunda görülmüştür. Bu edebiyatta söz hüneri göstermek değil, birtakım düşünceleri halka yaymak amacı güdüldüğünden, “seci” ler atılmış, asıl düşünce ile ilgisi bulunmayan doldurma sözlere yer verilmemiş, düşünceler sayfalarca süren uzun cümleler yerine kısa cümlelerle anlatılmaya çalışılmıştır.

Tanzimat edebiyatı nazmında şiirin konusu genişletilmiş, günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce şiir konusu olarak seçilmiştir;

İlk zamanlarda Divan edebiyatı nazım biçimlerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski biçimler içinde söylenmiş (Ziya Paşa, Namık Kemal v.b.) ise de sonraları eski biçimler büsbütün bırakılarak yeni biçimler kullanılmaya başlanmıştır (Recai-zâde Mahmut Ekrem, özellikle Abdülhak Hamit, v,b.) ; yeni nazım biçimleri ilkin Fransızca’dan yapılan manzum çevirilerde görülmüş, telif şiirlerde çok sonra kullanılmıştır; beyitlerin başlı başına birer bütün olmasıyla yetinilmeyip, bütün mısralar aralarında bir anlam bağı bulunmasına, Divan şiirindeki “parça güzelliği” anlayışı yer yine şiirin baştan sona kadar belli bir düşünce etrafında gelişmesine; yani “konu birliği” ne ve “bütün güzelliği” ne önem verilmiştir: genel olarak aruz vezni kullanılmakla birlikte, Türk’lerin tabiî ve ulusal vezninin hece vezni olduğu anlaşılmış, bu vezinle yazmaya tarafçılık edilmiş (Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Cevdet Paşa v.b), fakat bu istek geniş bir akım halini alamamış, sadece birkaç sanatçı (Ethem Pertev Paşa, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Vefik Paşa, Abdülhak Hâmit, Recai-zâde Mahmut Ekrem v.b.) tarafından girişilen birkaç deneme ile yetinilmiştir.

 

DERLEME ALINTI YAZI 

 

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com


 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış