Kalenderilik Felsefesi Fikriyatı ve Yaşama Biçimleri


Kalenderilik Felsefesi Fikriyatı ve Yaşama Biçimleri

Kalenderilik kelimesi 17 yy ın sonlarına kadar aykırı yaşayan, çıplak dolaşan, meczup tavırlar gösteren, mal, mülk, evlilik gibi dünyevi gayelerin peşine düşmeyen alevi inanca sahip bir zümreyi ifade etmektedir. Anadolu’daki Kalenderi dervişlerine kalender kelimesinin dışında "Abdal, ışık, torlak, şeyyad, hayderi, edhemi, cami, şemsi " [1] gibi adlar verildiği de anlaşılmaktadır.

Alevi, Bektaşi ve Kalenderilik üzerinde yapılan çalışmalarda heterodoks kelimesi sık sık kullanılan bir terimdir. Bu kelime örf dışı, cemaat dışı, toplum dışı yaşayışı, biraz da isyana meyilli olma anlamlarını da kapsadığından Kalenderiler için heterodoks bir zümre tabirini kullanmak pek yanlış olmayacaktır. Anadolu’daki Kalenderilik’in yapısında zahitlik ve kural dışı yaşamak vardır.

Dervişlerin zahitlik anlayışlarında mülkiyet karşıtlığı bulunur. Fakat bu mülkiyet karşıtlığının anlamı çok geniştir. Sadece dünya malına sahip olmaya karşı çıkmayı ifade etmemektedir. Dervişe göre kişilerin kişilere, hatta kendi bedenlerine dahi sahip çıkmaya hakları yoktur. Kısaca Dervişin malı, mülkü, bedeni, karısı, giysisi yoktur. Bunlara sahip olmaya kalkışması da anlamsızdır. O yüzden dervişler yünden, keçeden, en iyisi bir hayvan postundan gayri pek bir şey giymemişlerdir.

Kalenderilik felsefesine ilham olan Hâkim Senai,  İbrâhim Edhem[2] ,  Külhani-i Layhar[3] , Baba Üryan gibi kimileri servet ve Şahlık zirvelerindeyken fakir ve sefil yaşamayı tercih eden tasavvufçulardır. Kalenderilik’i bir kuram haline getiren Cemalettin Savi uzun müddet tamamen çıplak olmaya yakın bir şekilde yaşamıştır. Anadolu’daki Kalenderilerin babası sayılan Otman Baba da neredeyse çırılçıplak dolaşan bir derviştir. Ahmet Yesevi'in Horasandaki dergâhının başında olan ve Haydariliğin teorisyeni olan Kutbeddin Haydar da çıplak yaşayan bir tarikat reisidir. Dünyada mülk edinmekten kaçınan, giysilerin dahi kendilerine ait olmadığını fiilen de göstermeye çalışan, bedenlerini bir emanet olarak gören, gösteriş, riya ve süsten kaçınmayı erdem kabul eden bu düşünme biçimi Kalenderiliğin felsefesini ve giyim şeklini meydana getirmiştir.

A.T Karamustafa'nın "Tanrın Kural Tanımaz Kulları" adlı eserinde Kalenderi Babalarından Barak Baba şu şekilde tasvir edilmiştir. “ Barak Baba, beline sarı kırmızı bir bez parçası çıplak olarak dolaşan yüz kadar derviş grubunun başında H.706/1306 yılnda Suriye'ye geldi. Başının iki yanına birer manda boynuzu takıştırılmış kırmızımsı bir sarık takıyordu. Kaşları, saçı ile bıyıkları ve sakalları kökten kazılıydı. (...) Hiç servet biriktirmezdi. Uzun değnekler, tef, davullar taşıyan, boyunlarına asılan iplere azı dişleri dizili müritleri de ayı görünümdeydi. (...) Müritleri çalarken, Barak Baba da ayı gibi oynayıp maymun gibi türkü çağırıyordu (...) Dervişleri oruç tutmamak ve şeraitçe onaylanmamış yemek ve uyuşturucu tüketimini de içeren, kurallara aykırı davranışlarıyla ün salmışlardı. (...) Dediklerince [Barak Baba] Hz. Ali sevgisini tek dini farz sayarmış”[4]

Yukarıdaki metinde de belirtildiği gibi Kalenderilerin kıyafet usulünde 'çehar/çar' ile, Arapça 'vuruş' anlamına gelen 'darb' kelimesinin birleştirilmesiyle oluşan ve baştaki saçın, kaşın, sakalın ve bıyığın usturayla kazınması anlamına gelen çar-darb (dört darbe), Kalenderiliğin olmazsa olmaz erkanından biri sayılmıştır. Kalenderîlerin dış görünüşlerine ait en önemli özelliğin “Çarzarb/ darb” olduğu anlaşılıyor. , Kalenderîlerin saç, sakal, bıyık ve kaşlarını tıraş etmeleri esasına dayanıyordu. Hiç bir mal edinme derdinde olmayan hatta zaten tamamen bundan kaçınan kalenderiler İnançları gereği nefislerini aşağılamak ve böylece onun hâkimiyetinden kurtulmak için dilenmeyi erkândan kabul etmişlerdir. Kalenderilerin dilenmesindeki tek amaç sadece yaşayabilecekleri kadar yemek yemek ve su içmek içindir. Ayrıca dilenmek mülkiyete karşı olmaları ve âlemdeki nesnelerin kimsenin özel mülkiyetinde olmadığı düşünceleri açısından da mubah gördükleri bir davranıştır. Köy köy, şehir şehir ilahiler söyleyip dolaşarak, önlerine çıkana iki yanında zincirle boyunlarına asılan keşküllerini (kap, çanak) uzatmak veya zengin evlerinin önüne gelerek içeride oturanları metheden maniler söylemek gibi değişik şekillerde dilenmişlerdir. Kalenderiler, mala mülke ve şöhrete önem vermeyerek, toplumdan kendilerini tecrid etmişler ve toplumdan uzak yaşamışlardır. Kanaat anlayışına sahip bir topluluk olarak evde, şehirde, köyde yaşamaya karşı çıkmışlar seyyar yaşamayı mukim yaşama üstün tutmuşlardır. A.Y.Ocak Kalenderilerin bu yönünü şu şekilde değerlendirmiştir. "Dünyadan ve dünyanın nimetlerinden el-etek çekme veya onu kaale al­mama mamasındaki fakr ve tecerrüdün, Kalenderi doktrininde mühim bir yeri olduğu görülüyor. “[5] Kalenderilerin kıyafet daha doğrusu kıyafetsizlik tercihlerine etken olan temel faktörün onların maldan mülkten, hatta giysiden kaçınmak olduğu açıkça ortadadır. Kalenderilerin çıplak dolaşmalarında başlıca amillerden biri olarak kabul ettiğimiz Üryan Baba 'nın çıplak dolaşmasına gerekçe olan fikirlerini Dr. Ömer Uluçay şu şekilde tasvir ediyor: " Dünya malına tamah etmeyecek ve böylece Üryan kalacak. Baba Tahir, Ehli Hak inancından ve Hemedan toprağındandır. Belirtilen bu davranışlarla ve karakterle, tek başına, elinde asasıyla işgal gücüne karşı duracak ve ”adalet” isteyecek, söz alınca da yol verecek, dua edecek. Yoksa direnecek, sır noktasında özünü koruyacak. Budur insan-ı kâmil, önder, veli. Hak isteyecek halk adına ve o neden korkacak, Hakka sığınacak. Böylesi ‘binde bir’ gelecek, devir açacak, korku, şan şeref, mal-servet vız gelecek. O hep Hak kelamını diyecek. Zaten Mehdi/Medi de böyle gelip bunları yapacak. Bireysel darlıklarda, tıkanmada Hıdır/İlyas’ı ve toplumsal zarurette ise Mehdi/Medi’yi çağıracak, bekleyecek. Bunlar genç/yaşlı, kadın/erkek, bizden/sizden fark etmeyecek, yardım için ve herkes için gelecek.” [6]

 A.Y. Ocak, eserinde Vahidi'in anlatılarına dayanarak Kalenderilerin kıyafetlerini şu şekilde betimlemiştir. " Abdallar yün bir kemerle korunmuş kaba bir kumaş (tennure) dışında neredeyse çıplaktılar. Kafaları ve yüzleri tıraş edilmiş, ayakları çıplaktı. Bir omuzlarında “Ebu Müslimi” baltası, diğer omuzlarında “Şüca‘i” sopaları taşırlardı. Her Abdal beline tutturulmuş birinin içinde haşhaş, diğerinin içinde de çakmak taşı olan iki kese taşırdı. [. . . . ] Göğüslerine de Hz. ‘Ali’nin kılıcının resmini yaptırırlar veya adını yazdırırlardı. [7] Kalenderiler üzerinde yapılan tasvirlerde en göze çarpan kıyafetin cübbeye veya paltoya benzeyen kendilerinin "Fena" adını verdikleri ve sadece ip yada yünlü bir kumaşla bağladıkları üst giysisi olduğu anlaşılmaktadır. Üzerlerindeki bu giysinin iç çamaşırlarının olamadığı özellikle vurgulanmaktadır. Çorap, pantolon hırka benzeri kıyafetleri kullanmamaktadırlar. Sırlarına taktıkları fena adını verdikleri giysileri daha ziyade kurutulmuş bir hayvan postudur. Kullandıkları diğer eşyalar arasında boyunlarına keşkül denilen kabaktan veya madeni bir tas astıkları, bu keşkülleri hem çorba kabı, hem su içmek için hem de dilenmek için kullandıkları, bellerine esrar kesesi taktıkları, başlarına bir börk veya boynuz taktıkları, göğüslerine dişler dizili kolyeler atıkları, vücutlarına Kale4nderiliğin simgesi olan dövmeler yaptırdıkları veya vücutlarına kızgın demirle nal izi bıraktırdıkları bilinen ayrıntılar arasındadır. Kalenderilerin avret yerlerini post ile kapattıkları, saçlarını, kaşlarını, sakallarını, vücutlarındaki tüm tüyleri tıraş ederek dolaştıkları mani söyleyerek dilendikleri diğer ayrıntılar olmaktadır.  Kısaca Kalenderiller mahrem yerleri dışında yaz ve kış tamamen çıplak dolaşan, sırtlarında kurutulmuş koyun veya keçi postu taşıyan, boyunlarında dilenmek maksatlı taktıkları keşkül, ellerinde bazen asa, yanlarında esrar kesesi, ancak avret yerlerini gizleyecek kadar sakınan giysiler, bazen başlarına boynuz takabilen, sürekli seyahat eden, evlenmeyen, kimi zaman eşcinsel ilişkilere de meyilli olabilen, içki içebilen, sıra dışı bir kesittir.

M.S. 7-8 . yy da Irak'ta şekillenmeye başlayan Gazneliler zamanında Horasan’da iyice belirginleşip yayılmaya başlayan dolayısı ile Caferi ve Şia mezheplerinin yaygın olduğu İran' da serpildiği için daha çok Şii ve Alevi mezhebine mensup bir inanç zümresi olarak gelişen Kalenderiliğin inanç kompozisyonunu Köprülü : " Rum Abdâlları “her manasıyla müfrit Alevî” ve “On iki imamı kabûl etmek suretiyle İsnâaşeriyye’den oldu[klarını]”nı söyleyerek dini algılayışlarını “müfrit şii ve alevî” olduklarını şeklinde ifade eder.[8] Hz. Ali ve on iki imama bağlılık, Kerbelâ ile ilgili matem gelenekleri de inançlarında yer almaktadır. Ahmet Yaşar Ocak,  "Osmanlı İmparatorluğu’nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderiler" adlı kitabında, “Yaşadığı toplumun nizamına karşı çıkarak dünyayı kaale almaya değer görmeyen ve bu düşünce tarzını günlük hayat ve davranışlarıyla da açığa vuran tasavvuf akımı “ diye tanımladığı Kalenderi dervişler, yerleşik yaşama ve iktidara muhalif olmaları nedeniyle Şeyh Bedrettin  İsyanı gibi bir takım hareketlere sebebiyet vermişlerdir 

Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi tüm kaynaklar, Kalenderilerin On İki İmam’a bağlı, Alevi inanca sahip bir zümre olduğunda hemfikirdir. Mala, mülke, yerleşik hayata karşı olan kalenderiler bunları yöneten otoritelere de karşıdır. Bu düşünme biçimi Kalenderilerin isyanlar çıkarmalarına veya çıkan isyanlara iştirak etmelerine zemin hazırlamıştır. Selçukluları yıkan Babai isyanında, 15 yy. dan itibaren Anadolu’da çıkan her Celali isyanında Kalenderilerin parmağını ve katılımını görmek mümkündür.

Kalenderilerin aykırı yaşama biçimleri giyim kuşamları, otoriteye karşı muhalif tutumları, dilenmeye müsaade eden anlayışları, bekâr yaşamak, yalnız dolaşmak, sürekli seyahat halinde olmak gibi alışkanlıkları ile hayat felsefeleri arasında sıkı bir bağ vardır. Dervişin fikri neyse zikri o dur özdeyişini dedirtecek şekilde düşüncelerini yaşama biçimlerinde sergilemişlerdir. Kalenderiler düşündüklerini ve inandıklarını yaşayan bir zümre olmuştur. Dolayısı ile düşündükleri gibi yaşayan yaşadıkları gibi de düşünen kimselerdir. Düşüncelerini yaşayış biçimlerine aksettiren Kalenderilerin fikirlerinde de sıra dışı boyutları zorlayan aşırılıklar gözükür. Bu sıra dışı fikirlerinin bazıları İslami kaidelerin sınırlarını da tamamen aşabilmektedir. Kimi zaman hulul ve tenasühe varan ifadeler de düşünceleri içerisinde bulunmaktadır. Kalenderi şairler, dünyevi konuların yanı sıra, özellikle kendi inançları olan Kalenderiliği ve Hurufiliği,  tenasüh [9] ( Bir inancın başka bir inancın yerini alması) , hulul( Tanrının görünüş halini alması )ve hatta ateizmle ilgili düşünceleri dile getiriyor, kendi gelenek-görenek ve törelerini işliyorlardı.( bkz  Devr ve Tenasüh İnancı ile Devriye )

Kalenderilik düşüncesindeki Hint ve İran mitsizimin Zerdüşt ve  Mezdek Mezdekiye Mazdek  inanışların etkilerinin yanı sıra  tasavvufi  etkiler de inkâr edilemez. Nitekim Kalenderi dervişlerinin dizelerinden Vahdet-i Vücud inanışına yakınlık duydukları anlaşılmaktadır. Kimi zaman hulûl ( Tanrı’nın bedenlere Girdiği İnancı)  ve tenasühe varan ifadeler de bu dizelerde de göze çarpıyor olsa da Hz.Ali ve on iki imama bağlılık, Kerbelâ ile ilgili matem gelenekleri de inançları içinde yer almaktadır. [10]

Kalenderileri alt tabaka kalenderiler ve seçkin tabaka kalenderiler olarak iki gruba ayrılması gerektiğini düşünen A. Yaşar Ocak 13 yy da Moğolların önünden kaçarak Anadolu’ya yığılan alt tabaka kalenderilerin İslamiyet’i henüz tam olarak öğrenemeyen maceraperest ve cahil bir kesim olarak tasvir eder. Mahmud b. el-Hatîb adında bir Selçuklu müellifinin Fustat'ul-Adâle fi Kavâidi's-Saltana adlı yazarın eserinden alıntı yaparak Kalenderîler için şu tespitleri aktarır. " Kalenderiler, ibâhiyye (helal haram tanımayan) ve zenâdika (dinsiz) taifesidir ve " İran'daki Hurremîler'e ve Mazdekîler'e benzerler. Kalenderîler, şeriat ve ahlâk kanunlarına riayet etmedikleri gibi, dînî yasaklan da tanımıyorlar, namaz kılmıyorlar, fakat şarap içip, esrar kullanıyorlardı; hattâ aralarında homoseksüeller de bulunuyor ve bu işi hiç bir utanç duymadan yapıyorlardı".İbnu'l-Hatîb, Kalenderîler'in bu durumdan yararlanarak camilere bile köpekleriyle girip orada açıkça esrar kullanmaktan geri durmadıklarını da yazıyor. Yazara göre bunlar kendilerinin derviş olduklarını iddia etmelerine rağmen, aslında tabiata, suya, aya ve güneşe tapmaktadırlar." [11]

Farklı kaynaklardan yapılan alıntılar ve izlenimler Kalenderi dervişlerinin dilencilik yaparak hayatlarını sürdürürlerken İslami kaidelere pek uymadan hatta hiç riayet etmeden yaşadıklarını ortaya çıkarmaktadır.

Şeyh Bedrettin isyanını çıkaran Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa’nın kalenderiler gibi çıplak dolaşamasalar da kalenderiliğe yakın düşünceler içerisinde olduklarını hatta bu düşünceleri geliştirdikleri sezilmektedir. Kaynaklar Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’in adamlarının kadınlı içkili âlemler düzenlediklerini, özel mülkiyete karşı çıkan bir görüşte olduklarını “ Yârin al yanağı dışında âlemdeki her şeyin insanların ortak “malı olduğu fikirlerini yaydıklarını yazmaktadırlar. Şeyh Bedrettin’in fikirlerinde de Kalenderilerin düşünceleri ve yaşama biçimlerinin etkisinin olduğu söylenebilir.

A.Talat Onay Osmanlı kaynaklarına dayanarak kalenderilerin düşüncelerini veciz şekilde ifa ettikleri şu ibareleri aktarırır." Âdem ot gibi biter, ot gibi yiter" " İnsan Huda’nın mazharıdır" " Hacca gitmek Kalendere vacip değildir.",  " Peygamberlere gönderilen kitaplar insanın şeklindedir" Hiclal Demir ise 16. Yy.  Vardar Yenicesinde şairlerin şiirlerindeki eleştirileri incelerken Kalenderi şairlerin şiirlerindeki “mahbub “ kelimesinin işaret ettiği konulara dikkat çekerek kalenderlikteki“ cemalperestlik “ anlayışına atıflarda bulunmuştur. [12] Kalenderi divan şairlerinden biri olan Hayreti ’in Şehrengizlerinde Hayreti ’in mahbupları anlatılmış, cemalperestliğe dair ifadelere rastlanılmaktadır.[13]

Tüm bu bilgiler Kalenderiliğin Melamilikten bir hayli farklı bir yöne ve yaşama biçimine dönüştüğünü göstermesi için yeterli olacaktır.  "Melâmîler, yaptıkları ibadet dolayısıyla nefislerinin gurura kapılarak kendilerini Hakk’ın rızasından uzaklaştırmaması için iyi yönlerini ve ibadetlerini gizlemeği, halkın kendilerini tahkir edip kınaması ve böylece nefislerini öldürmeği sağlamak düşüncesiyle sadece kusur ve kabahatlerini göstermeği doktrinlerinin esası ittihaz etmişlerdir." Melamilerin bu düşünceleri alt tabaka kalenderiler tarafından gayri İslami, gayri nizami, gayri ahlaki bir yaşama şekline dönüşmüştür. Buna rağmen iki ayrı tip Kalenderiliğin olduğunu savunan A. Yaşar Ocak iki farklı Kalenderilik anlayışının sınırlarını şu şekilde ifade etmektedir.

Kalenderîliği yüksek bir tasavvufî felsefe ve yaşayış biçimi olarak yaşayanların yanında, kendilerini bu maske altında gizleyerek hiç bir dinî, içtimaî ve ahlâkî nizam ve kaide tanımayan Kalenderi zümreleri de ortaya çıkmıştır. “ [14] Bu bakış açısında yola çıkarak Anadolu’daki Kalenderi dervişlerinin düşüncelerini sadece Alevilik, Tasavvufi bir zümrenin tasavvufa farklı bir bakış açısı, Melamilik anlayışının bir çeşit yorumu olarak değerlendirmek çok zordur.

Kalenderilik nedir, nasıl ortaya çıkmıştır sorusuna verilebilecek cevaplardan birisi de şu şekilde olmalıdır:  Kalenderilik, Emevilerin Arap asıllı olmayan Müslümanlara tepeden bakmasına bir çeşit tepki olarak oluşmaya başlamış, ibadetini gösterişten ve gözlerden uzak yapmayı erdem sayan, kibirden, gururdan ve gösterişten kaçınmak için fakirlik elbisesi ve ruhu giyinen, kabahatlerini göstererek kibirden kaçınmaya çalışan Melamilikten doğmuştur.

Melamiliği yorumlayarak oluşan Kalenderilik batını, Hurufi, tasavvufi, hatta Ön Asya ve Hindistan’daki dinlerin öğreti ve inançları ile karışan bir felsefe ve yaşama biçimi oluşturmuştur.

Kalenderiliği sadece bir çeşit Alevilik, bir tarikat veya tasavvuf ekolü olarak değerlendirmek yanlış olacaktır. Kalenderilik Ön Asya ve Hint kökenli dinler ile inançların kalıntılarını Melamilik, Bâtınilik, Hurufilik ve Alevilik düşünceleri ile örtüştüren sıra dışı bir felsefe ve yaşama biçimidir.

  • FAYDALANILAN KAYNAKLAR

    A.Talat Onay" Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar", İst. 1996, 
    HİCLÂL DEMİR, ÇAĞLARINI ELEŞTİREN DÎVAN ŞAİRLERİ: HAYRETÎ - USÛLÎ - HAYÂLÎ, Master Tezi,Bilkent Üniversitesi, Ankara,2001 Prof. Dr. Fahri UNAN,"TÜRKİYE'DE KÜLTÜR TÂRİHİ ARAŞTIRMALARI VE TÜRK HETERODOKSİ TÂRİHİNE FARKLI BİR BAKIŞ, /yunus.hacettepe.edu.tr/
    Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler, Türk Tarih Kurumu Basımevi-Ankara, 1992
    https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/divan-siiri/hayreti-hayati-edebi-kisiligi-siirleri.html
    M.F.Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 1991.
    Ahmet Yaşar Ocak, Türk Sufîliğine Bakışlar,
    Ahmet Yaşar Ocak, Babailer İsyanı, Dergah Yayınları, 2.Baskı, 1995
    Ahmet Necdet. Tekke Şiiri. İstanbul: İnkılâp Kitabevi, 1997.
    Köprülü, Fuad. “Abdal”. Türk Halk Edebiyatı Ansiklopedisi."Kalenderilik",
    Bkz İsen, Mustafa. “Akıncılığın Türk Kültür ve Edebiyatına Katkıları”. Türkiye Günlüğü. 49 (1998): 88-96.
    Lena Umay, İslamcı Cenahın Cehaletleri,www.odatv.com/n.php?
     Dr. Arşak Poladyan: VII- X. Yüzyıllarda Kürtler, Özge yay. Ank. 1991,s. 44; aktaran: Mehmet Bayrak)
    Dr. Ömer ULUÇAY, Ehl-i Hak / Baba Tahir Uryan/ Zerdüşt ,Gözde Yayınıevi, Adana, 1996,
    Sabah Kara,Baba Tahirê Uryan Dubeytî ,İstanbul, 1998, Enes Matb.
    Mehmet Bayrak:Eski Kürt Şiirinde Yarsanizm (Alevilik), İslam öncesi Kürt şiiri: https://www.navkurd.eu/nivisar.htm]:
    https://tr.wikipedia.org/wiki/Kalenderilik
     Dr. Ömer ULUÇAY,Baba Tâhir Uryân,https://www.beroj.com/
     Ahmet T. Karamustafa, Tanrının Kuraltanımaz Kulları: İslam Dünyasında Derviş Toplulukları (1200 - 1550), çev. Ruşen Sezer, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2007
     Abdülbaki Gölpınarlı, Türk Ansiklopedisi "Kalenderiyye" maddesi
     M.Fuad Köprülü, İlk Mutasavvuflar
     Şahamettin Kuzucular, turklerde-kalenderilik-ve-tarihcesi, edebiyatvesanatakademisi.com/tasavvuf
    Ahmet T. KARAMUSTAFA (2007), Tanrın Kural Tanımaz Kulları, islam Dünyasında Derviş Toplulukları, 1200-1550 (Çev. Ruşen Sezer) İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 145 s.).
    Şahamettin Kuzucular, TÜRKLERDE KALENDERİLİK VE TARİHÇESİ, edebiyatvesanatakademisi.com/tasavvuf-
    Şahamettin Kuzucular,kalenderilikte-islamiyet-disindaki-etkiler, edebiyatvesanatakademisi.com/tasavvuf  

 

KAYNAKÇA 

  1. [1] A.Talat Onay" Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar", İst. 1996
  2. [2] https://edebiyatvesanatakademisi.com/halk-hikaye-ve-destan/ibr-him-edhem-destani-hakkinda-ve-ozeti/1716
  3. [3] https://edebiyatvesanatakademisi.com/edebiyat-terimleri-mazmunlar/kulhani-i-layhar-kimdir-kissa-ve-siirlerde-layhar-ve-senai/59574
  4. [4] Ahmet T. KARAMUSTAFA, Tanrın Kural Tanımaz Kulları, islam Dünyasında Derviş Toplulukları, 1200–1550 (Çev. Ruşen Sezer) İstanbul: Yapı Kredi Yayınları,s.11 ve devamı )” (Ahmet T. KARAMUSTAFA (2007),
  5. [5] ( Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sûfîlik: Kalenderiler, Türk Tarih Kurumu Basımevi-Ankara, 1992.)
  6. [6]  Dr. Ömer ULUÇAY,Baba Tâhir Uryân,https://www.beroj.com/)
  7. [7] A.Y. Ocak,a.g.e., s.70-71
  8. [8] M.F.Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 1991.
  9. [9]   https://edebiyatvesanatakademisi.com/edebiyat-terimleri-mazmunlar/devr-ve-tenasuh-inanci-ile-devriye/5196
  10. [10] A.Y.Ocak, a.g.e. s.142–146
  11. [11] Ahmet Yaşar Ocak, Babailer İsyanı, Dergah Yayınları, 2.Baskı, 1995
  12. [12] HİCLÂL DEMİR, ÇAĞLARINI ELEŞTİREN DÎVAN ŞAİRLERİ: HAYRETÎ - USÛLÎ - HAYÂLÎ, Master Tezi,Bilkent Üniversitesi, Ankara,2001 https://www.thesis.bilkent.edu.tr,
  13. [13] https://edebiyatvesanatakademisi.com/divan-siiri-ve-sairler/hayreti-16-yy-hayati-edebi-kisiligi/401
  14. [14] Ahmet Yaşar Ocak, s. 15
  • Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

     BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış