KALENDERİLİKTE İSLAMİYET DIŞINDAKİ ETKİLER



 

 

 

KALENDERİLİKTE İSLAMİYET DIŞINDAKİ ETKİLER

 KALENDERİLİĞİN  DOĞUŞUNDA ETKİLİ OLAN DİNLER VE FELSEFLER

 

Kalenderilik On iki imamlara bağlı olan Alevi mezhebinin Bektaşi, Kalenderi, Nimetuli ve Celali gibi dört Alevi Tarikatından biridir. Alevilik zamanla Bektaşilik tarikatına doğru yönelirken Kalenderilik daha farklı bir yola doğru yönelmiştir.

 Kalenderilik düşüncesinin Irak ta doğup İran’daki Horasan Maveraünnehir bölgesine doğru yayıldığı kaynakların ve araştırmacıların hemfikir oldukları bir kanaattir. Gaznelilerin ve Saman oğullarının bu bölgelerde hükümran olduğu zamanlarda ortaya çıktığı, Hint ve İran mistizmi ile kaynaşan İslami inançların kalenderiliğin ortaya çıkışında etkin olduğu anlaşılmaktadır. Kalenderilik düşüncesinin temellenmesinde Hint mistizmin tesiri kadar İran ve yakın bölgelerindeki Zerdüştlük, Yarsanilik,  Mezdek Mezdekiye Mazdekilik düşüncellerinden kalan inanç kalıntılarının da tesirli olduğu ortaya çıkmaktadır.

Emevilerin Arap Milliyetçisi İslam devleti olma politikası, Arap olmayan Müslümanlara Mevali adını vererek tavır koyması,   Melâmilik’in   ortaya çıkmasına yol açmıştır. İbadetini gizli yaparak, fakirane giyinerek gösterişten kaçınarak ibadet yapmayı erdem kabul eden, böylelikle, kibirden ve gösterişten uzak kalacağını düşünen bu şekildeki ibadetin diğerlerinden üstün olduğuna inanan erdem sahibi üst düzeydeki eğitimli mürşitlerin ( İbrahim edhem, Hakim Senai gibi ) tevazu göstermek adına girdikleri davranışlar, Bâyezid-i Bistâmî, Cüneyd-i Bağdadî ve  Hallac-ı Mansur gibi Melamilikle itham edilen mürşitlerin görüş ve düşünceleri eğitimsiz insanlar arasında kalenderilik adıyla anılan bir anlayışın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.[1]

 Kalenderilik İslamiyeti sonradan öğrenirken ve kabul ederken, eski dini inançlarını ve geleneklerini İslami örtü ile saklayan çeşitli uluslara ait tutucu, İslamlık öncesi geleneklerine ve inançlarına bağlı kesimler ile bu uluslara ait marjinal grupların peşine düştükleri bir düşünce olarak şekillenmiştir. Bu bakımdan Mazdeki, Zerdüş, Buda ve Mani dinleri ile bu dinlerin etkileri altında oluşan Yarsanilik, Hürremilik gibi inançların ve batını itikatların öğretileri Kalenderilik kisvesine bürünerek Kalenderiliği git gide İslami tasavvuf kimliğinden uzaklaştıran bir anlayış haline doğru sürüklemiştir. Erdemli ve eğitimli mürşitlerin gösterişten, süsten kaçınarak nefislerini terbiye etmek amaçlı yaklaşımları bu gruplar tarafından car darp gezinmek ve çıplak dolaşmak şekline dönüştürülmüş, bu kıyafet anlayışına İslamiyet öncesindeki kimi İnanç ve dinlerin kalıntıları da karışmıştır.

KALENDERİLİĞİN KURUCULARI

Ön Asya’daki pek çok dine ait inanç izleri İslami inanç örtüsünün altında gizlenmiş olduğundan her kültür şubesi kendi kültürüne ait eski inanışları Kalenderiliğin içinde görebilmektedir. Kalenderilik,    Melâmilik  inancından esinlenen halinden uzaklaştıkça İslami örtüsü içinde İran- Hint, Türk, Arap ve diğer Ön Asya kültürlerinin ve arkaik dinlerin inanç kırıntılarını barındıran bir inanca dönüşmüştür. Buna rağmen  Kalenderilerin yaşama biçimleri, kılık ve kıyafetlerinde Hint fakirizminin daha etkin olduğu ortadadır. Bu bakımdan Kalenderiliğin ortaya çıkışı ve fikri temellenmelerini belli ulusların dinlerine veya insanlarına indirgemek bu bağlamda payeler çıkarmaya kalkışmak yararsız olacaktır. Hintli, İranlı, Türk, Arap veya Kürt aydını kalenderiliğe bakarak kendi kültüründen izler bulabilmekte ve mensubu olduğu kültürün inançlarından oluştuğunu savunabilmektedir. Nitekim kimi Kürt aydınları Kalenderiliğin çıkışına dair şu düşünceler içerisindedir: "Kalenderiliğin temel kaynağı İran/ Mezopotamya coğrafyasında ortaya çıkan Ehl-i Hak (Yarsanilik) inancı ve kültürüdür. Kalenderiliğin ilk önemli temsilcisi, X. yüzyıl sonları ile XI. yüzyıl başlarında yaşayan, İbn-i Sina’nın çağdaşı , divan sahibi ilk Kürt şairlerinden biri olan ve Lur lehçesiyle yazan Baba Tahir-i Uryan’ dır." [2]

Kalenderiliğin ortaya çıkışını Baba Tahir Üryana ve Yarsanizim ile mazdeki düşüncelere dayandırırken bu aydınlarımızın Emevi etkisi ile mevalilerin tepkisi Bâyezid-i Bistâmî, Cüneyd-i Bağdadî ve Hallâc-ı Mansur gibi erken dönem tasavvufçuların ilahi cezbeye dayalı görüşlerinden kaynaklanan düşüncelerinin ve Melamiliğin ortaya çıkışı süreçlerini göz ardı ettiklerini veya bu hususları gözden kaçırdıklarını belirtmek zorundayız. (Abdülbaki Gölpınarlı, Türk Ansiklopedisi "Kalenderiyye" maddesi)

Dolayısı ile Kalenderiliğin Baba Tahir ile başladığını kabul etmek tarihi gerçekler ile örtüşmemektedir. Aksine Melamiliğin ve Kalenderiliğin ortaya çıkışını Baba tahir veya namı diğer Üryan babanın doğumundan en az iki asır öncesinde aramak gerekecektir. Kalenderilik düşüncesinin şekillenmesinde Emevilerin Arap ırkçısı İslamcılık düşüncesine tavır alan mevali düşünürlerinden Hallacı Mansur, Beyazıt Bestami, Cüneydi Bagdadinin fikirleri ön ayak olmuştur. Irakta ortaya çıkan bu üşünce filizlenmelerinin Gazneliler zamanında Horasanda dallanıp budaklandığı görülür. Sultan Mahmut'un saray şairiyken son derece müreffeh bir yaşamdan koparak yalın ayaklı bir derviş olarak yaşamaya başlayan Hakim Senai, Bir padişahken tacından tahtından vazgeçerek sefil bir derviş hayatını yaşamaya başlayan bunu hanlıktan üstün tutan İbrahim Edhem, hamamın külhanında yatıp kalkan hamamdakilerin yiyecek artıklarıyla yaşayan Külhane-i Layhar, Ahmet Yesevi'in Horsandaki halifesi Kutbettin Haydar, Baba Tahir - Üryan Baba Kalenderilik düşüncesinin teorisyenleridir.

13 yy da Cemaleddin Savi tüm bu önceki mürşitlerin düşüncelerinden doğan öğretileri düzene koyarak kalenderiliğin sistematiğini ortaya koymuştur. Yukarıda adların sıralanan kalenderiliğin seçkin isimlerinin ortaya attığı bu elit kalenderilik fikriyatının zamanla kimi marjinal ve cahil güruhlar tarafından deforme edildiği ortaya çıkmaktadır. Kalenderi dervişlerinin yaşama, düşünme, davranma biçimlerine bakıldığında, ibadet, namaz, niyaz, hulul ve tenasühle ilgili fikirlerini irdelediğimizde Mazdekilik, Zerdüştlük, Yarsanilik, Fakirizm gibi dinlerin ve inanışların tesirlerini görmemezlikten gelmemiz neredeyse imkânsızdır.

 

KALENDERİLERİN FELSEFELERİNE ETKİ EDEN UNSURLAR

Kalenderîliğin tasavvufî dayanağı Melâmetîliktir. Melâmetîler, Tanrı’ya zikr ile değil aşk ve cezbeyle ulaşılabileceği düşüncesindedirler. [3] Sûfîlerin tekkelerde yaşamalarını ve özel kıyafetlerle dolaşmalarını halktan uzaklaşma olarak görerek onların ârif olma isteklerini, kendini beğenmişlik olarak nitelemişler; bu nedenle de kendi yaptıkları iyilikleri gizlemişlerdir. Bâyezid-i Bistâmî, Cüneyd-i Bağdadî ve Hallâc-ı Mansur gibi erken dönem tasavvufçuların ilahi cezbeye dayalı tutumları züht ve takva sahibi âlimler tarafından daha o zamanlarda bile Melamilik şeklinde değerlendirilmiş, kalenderilik ise Melamiliğin bir kolu olarak şekillenmiştir.[4]

 “Fakr” ve “Tecerrüd” Kalenderîliğin yaşamla ilgili temel iki ilkesidir. Dünya nimetlerine itibar etmemek anlamına gelen “fakr” ve insanlardan uzak, bekâr bir yaşam sürmek demek olan “tecerrüd,” sürekli seyahat halinde olan dervişler için kaçınılmazdı. Kalenderîler, bu niteliklerin insanı olgunlaştıracağını düşünüyorlardı. “Kalender” kelimesi de bir simgeydi. Buna göre, “kaf” harfi “kana‘at”i, “lam” harfi “lutf”u, “nun” harfi “nedameti”, “dal” harfi “delalet”i, “ra” harfi de “rü’yet”i temsil etmektedir. [5]

 Kalenderîlğin, derviş meşrepli, alevi mezhep özelliklerinin tamamlayıcısı bir özellik taşıdığı söylenebilir. Kalenderîlik zühd ve takvâya değil cezbeye önem veren muhalif yapılı, yaşama bağlı, sosyal adaletsizliklere duyarlı, kaybedecek bir şeyi olmadığı için gördüğü yanlışları eleştirmekten çekinmeyen İslâmi tasavvuf inancına sahip bir itikat olarak ortaya çıkmıştır. [6]Alevilik-Bektaşilik araştırmalarında sıkılıkla karşılaşılan terimlerin başında “heterodoks” terimi gelmektedir. Kavgayı ve isyankârlığı da ifade eden bir terim olmasından dolayı heteredroks terimi kalenderiler için de çok sık kullanılan bit terim olarak karşımıza çıkar.

İran'ın Hemedan şehrinde doğup, 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefat eden Uryan Baba' Kalenderiliğin yaygınlaşmasında rol oynayan etkin isimlerden biridir. Üryan Baba'nın adı Abdalan-ı Rum arasında saygıyla anılmıştır. Yaşadığı dönemde de saygı gördüğü hakkında oluşan şu hikâyeden de anlaşılabilir. “ ( Baba Tahir), Tugrul Bey, Hamedan'a gelince huzuruna çıkıp Sultana; "Ey Türk! Allah'ın kulları ile ne yapacaksın?" diye sorunca, Sultan; "Siz ne emrederseniz onu yapacağım." dedi. Baba Tâhir; "Muhakkak Allah adâlet ve ihsân yapmayı buyurur." (Nahl sûresi:90) meâlindeki âyet-i kerîmeyi okuyarak; "Allahü teâlânın buyurduklarını yap." dedi. Sultan Tuğrul Bey ağlayarak; "Öyle yaparım." dedi. Baba Tâhir, Sultanın elini tuttu ve; "Benden bunu kabûl et." dedi. Sultan da; "Ettim." dedi. Baba Tâhir parmağında bulunan ve yıllarca taktığı yüzüğünü parmağından çıkararak Sultanın parmağına taktı ve; "Âdil ol!" dedi. Sultan katıldığı her savaşta o yüzüğü parmağına takardı. [7] Baba Tahir Uryan'ın şu dörtlüğüne bakarak dahi onun Kalenderilik düşüncesi anlaşılabilir.

Nideyim huriyi, periyi sen olmayınca
Sevinirsem bunlara kâfirim
Tac’dan daha yücedir, bu dağınık saçım
Böylece şah’tan daha bahtiyarım.[8]

"Kalenderilik düşüncesinde Budizim, Zerdüşt, Mazdek, Yarsanilik, Hürremilik hatta Ön Asya’daki diğer batını inançların hepsinden izler bulmak mümkündür. Alevi topluluklarının Kalenderiliğe meyletmesini anlamak açısından Mehmet Bayrak'ın şu tespitleri dikkat çekicidir." IX. yüzyıldan başlayarak Hürremilik, köylü hareketleri ideolojisinin temel fikrine dönüşmüştür. Bunlara Hürremiler; Muhammariler (Kızıllar, Kızılbayraklılar) da denilmektedir. Onlar, dünya düzenindeki adaletsizliğin kökünü toprak ve sosyal eşitsizlikte görmekte, işlenebilen bütün toprakların toplumsal mülkiyete dönüştürülmesini ve bunu, özgür köy toplumlarının yönetimine bırakmayı istemektedirler. Hürremiler, gerek Arap hanedanlığına gerekse İslâmiyet’e karşı uzlaşmaz bir mücadele yürütmüşlerdir. [9] Mazdek, Zerdüş, Hürremilik kalenderilik arasındaki benzerlikler dikkat çekicidir.

Kalenderilik ile Ehl-i Hak inancı olarak adlandırdığı " Yarsanilik " arasındaki alakayı sergilemeye çalışan Dr. Ömer Ulucay'ın şu tespitleri dikkat çekicidir." Ehl-i Hak'ın yaşam felsefesi; akılcıdır, şartlara uyum gösterir, olumlu gelişmeleri benimser, özümler, inancın kültürü buna elverişlidir. Ehl-i Hak, yaratımın üç safhada olduğuna ve her dönemin yedi devrede oluştuğuna, her devrenin bir avatar (zat-ı başar, mazhar tecelli) ve onunda üç derecede ve her birinin de yedi melekten oluştuğuna İnanır. ’Binyılda bir’ bir meleğin ve ‘yüzyılda bir’ de yenilikçinin geldiğine, tenasühe, zıtların birliğine, ilahın tekliğine, cennet ve cehennemin bu dünyada olduğuna, tenasüh [don değiştirme, alt gruba geçiş yani hayvanat, nebatat ve cedatada ruhun geçişi vardır. [10]

Reankarnasyonda ise ruhun derecesi ayni veya yüksek ruh halinde, insandan insana geçiş vardır. ‘Kamil insan’a, tambur ile ibadete, birlik ve sevginin gücüne ve ‘fikr u zikr’ ile kurban ve semah ile Hakka ulaşılacağına inanmaktadır. Işık, güneş ve ateş kutsaldır. ”Evveli yar ahiri yar, ya Huda, ya Mevla, ya Ali” demektedir. [11]

 Dr. Ö. Uluçay'ın belirttiği gibi Kalenderilerin ruh göçü ve tenasühe inanıyor olmaları Budizm ile ilgilidir. Budistler İnsanların iyi ve kötü işler yapmalarına bağlı, iyi ya da kötü bir hayvan veya insan olarak dünyaya yeniden geleceklerine inanmakta, hayvanları önceden insan olarak yaşamış yeniden doğan bedenler şeklinde düşünmektedirler.

Kalenderiliğin ortaya çıkışında çok çeşitli dinlerin, kültürlerin, İslamiyet’in ve batını tarikatlerin etkisi olmuştur. Buna rağmen Kalenderilik hem farklı inançlarla kaynaşan İslami kısveye bürünmüş batını bir itikat hem de kendine özgü bir yaşama biçimi ve ideolojisi olan siyasi bir yapı özelliği de taşımaktaydı. "Özgürlükçülük, kural dışılık, nizam bozuculuk, düzen yıkıcılık anlamlarını "isminde" simgeleyen Kalenderilik, bahs olunduğu üzere; mevali halklarda taban buluşu sadece Arap milliyetçiliğinden ötürü geliştirilmiş bir karşı tavır değil, antik inanış ve mitlerle süslenmiş "alternatif" bir tavır ve zihniyettir. Kaba hatları ile açıklayabildiğimiz bu mektep, Türklerin bozkır ~effektleri~ ile daha da özgürlükçü ve rasyonel bir görünüm kazanmıştır. [12]Bu yapısı sebebi ile kalenderiler çok zaman devlet ve düzenle savaşmaya tutuşmuş Anadolu Selçukluların yıkılmasında etkili olmuş( 1240), Özellike 15 yy dan sonra da Osmanlı devletine çıkardığı isyanlarla zor günler yaşatmışlardır. Kalenderiler Şeyh Bedrett'in isyanında da olduğu gibi inançtan ziyade siyasi düşünceleri için isyan etmişlerdir.

Kalenderiliğin Moğol istilasından kaçıp Dımaşk'a sığınan Cemâlü'd-Din-i Sâvî tarafından XIII. yüzyıllarda teşkilatlandırılmış [13]ve bu yüzyıldan sonra Suriye ve Azerbaycan üzerinden Anadolu'ya ilk Kalenderî göçleri gerçekleştirilmiştir. 12. yy dan itibaren Anadolu’da yaygınlaşmaya başlayan kalenderiler, Babai isyanında önemli rol oynamış Anadolu Selçuklularının yıkılmasında etkin rol oynamışlardır. Beylik döneminde Osmanlı Sultanları le Abdalanı Rum denilen Kalenderilerin İstanbul un fethine kadar Osmanlıların yanında ve destekçisi oldukları görülmektedir. [14] Fakat Safevi etkileriyle Kalenderiliğin git gide bir tehdit haline gelmeye başladığı 15 yy dan itibaren Kalenderilerin üzerine gidilmeye başlandığı görülmektedir.

Kalenderilik düşüncesini şekillendiren etkenleri irdeleyen Ahmet Yaşar Ocak, Kalenderîliğin doktrin yapışını oluşturan unsurları üç grupta toplamıştır:

  1. A) Tasavvufî Unsurlar,
  2. B) Hurufî Tesirler
  3. C) Şiî Tesirler [15]

Tüm bu irdelemelerde de görülebileceği gibi kalenderiliği şekillendiren unsurların hepsinin bu üç gruba dâhil edilebileceğini göstermektedir. Fakat A. Y. Ocak'ın kendi eserinde de zaman zaman değindiği ve kabul ettiği halde Kalenderilik düşüncesinin ortaya çıkmasında bu üç gruptaki unsurlar kadar mühim rol oynayan hatta daha da etken olan Hint ve İran misitizmi ve İslamiyetten önceki Zerdüşlük, Mazdekilik gibi dinlerin etkisini ve Hint mistizmini bu sınıflandırmaya almamış olması da dikkat çekicidir. Eski Farisi dinleri ve Hint misi tizimin etkilerini A. Y. Ocak’ın Bâtınilik ve Hurufilik tesirleri içinde değerlendirmiş ve bu şekilde düşünmüş olması da muhtemeldir. Nede olsa Bâtıniliğin ve Hurufiliğin içerisindeki bu etkileri göz ardı edemiyoruz. Fakat tamamen çırıl çıplak bir hale çok yakın dolaşan, belli bir iş, güç, hayat gayesi ve düzeni içinde yaşamaktan kaçınan, dahası buna karşıt bir düşünce de olan, hatta kendine eziyet etmeyi erdem bilen Hint fakirizminin, batını ve Hurufi inançları üzerinde çok belirgin bir etkisi gözükmemektedir. Aksine Hint Fakirizminin Kalenderilik üzerindeki etkisi çok ileri düzeydedir. Reenkarnasyon ve tenasüh inanıcının en yoğun yaşandığı din ise Budizm’dir. Bu sebeplerden Kalenderiliğin üzerindeki Hint mistizimin etkilerini başlı başına yarı bir faktör olarak ele almak daha doğru olacaktır. Kalenderilerin üzerinde Mazdek ve Zerdüştlük dinlerine dair etkileri göz ardı etmemiz mümkün olmamaktadır. Özel mülkiyeti reddeden, everendeki her şeyin hava, su, balık gibi paylaşılması gerektiğini savununan, Mazdekilik fikirlerinin Kalenderilik düşüncelerindeki etkilerini görmemek olanaklı değildir.

Kalenderilik düşüncesinin Anadolu ve Türkler arasındaki şekillenmesinde ön ayak olan etmenleri üzerinde " Türklerde Kaenderilik ve Tarihçesi " adlı yazımızda durulmuş olduğu gibi Yesevi'nin Horasan’daki halifesi Kutbeddin Haydar kökenlidir. Abdalan-ı Rum adı ile anılan Türk soylu Kalenderilik üzerinde ise İslamiyet öncesi Türklerinin yaşam felsefesinden izler bulabilmemiz mümkün olmaktadır. Anadolu’daki Kalenderilerin Osmanlı devletinin İmparatorluk sürecine kadar Osmanlı fütühatlarındaki yararları üzerine durulmuş, 15 yy kadar Kalenderilerin Alp kimliği ile hareket ettiği bu yy. dan  itibaren çeşitli kanun kaçaklarının da arlarına karışmaya başlaması ile Kalenderilik düşüncesinde meydana gelmeyen yozlaşmaların hakkında bilgiler verilmişti.[16] 

 Sonuç olarak Kalenderîlik, mistik temelini ve sosyal niteliğini, İslâm coğrafyasının muhtelif yerlerinde ve zaman içinde yeni unsurlarla zenginleştirmiş ve hep muhalif bir çevre olarak varlığını sürdürmüştür. Kalenderiliğin oluşmasında İslami, tasavvufi, Hint, İran, mistizmi, Zerdüşlük, Mazdekilik, hatta Yarsanilik, ve Hürremiliğin etkilerini bulunmaktadır. Anadolu’daki Kalenderilik düşüncesini de bu etkilerden soyutlamam mümkün gözükmemektedir. Kalenderilk düşüncesini ortaya atan veya bu düşüncenin ortaya çıkmasına zemin olan Beyazıt, Bestami, Cüneyti Bağdadi, Hâkim Senai, gibi mürşitlerin fikirleri çeşitli cahil ve marjınal gruplar tarafından farklı anlaşılmış, Kalenderilik düşüncesi Baba Tahir Üryan’ın Cemalleddin Savi'inin çizdiği çizgilerin dışına taşmış, çeşitli batını hurufi, veya Mazdeki Zerdüş dinlerinin öğretilerine daha ziyade meyleden bir hale dönüşmüştür.

Kalenderiliğin ortaya çıkışını, Hallacı Mansur, Kutbeddin Haydar, Baba Üryan veya diğer bir tek kişi ile bir ulusa veya bir kültüre bağlayabilmek imkânsızdır.

Kalenderilik düşüncesinin ortaya çıkmasında etken olan unsurları İslami ve Tasavvufi, Hurufi ve Batını etkiler olarak sınıflandırsak bile Hint Fakirimizde denilen Hint mistizmi ile İranlılların İslamiyet öncesi dönemdeki Zerdüşt dini ile , Mazdekilerin felsefi düşüncelerini de bu etkilerin arasında görmemiz icab eder. Türklerde ve Anadolu’daki Kalenderilik  başlangıçta Devletin fütühatında yardımcı güç olan Alp eren ruhlu bir kimliğe sahipken özellikle Safevi ve kanun kaçaklarının etkisi ile sonradan yozlaşmaya başlamıştır.
 

Kalenderiliği tasavvufi, Hurufi ve Hint kökenli Fakirizim etkileriyle bütünleşen bir yaşama biçimi,  inanç ve tutum manzumeler bütünü hatta siyasi bir örgütlenme biçimi olarak kabul etmek gerekir.

KULLANILAN KAYNAKLAR

  • Prof. Dr. Fahri UNAN,"TÜRKİYE'DE KÜLTÜR TÂRİHİ ARAŞTIRMALARI VE TÜRK HETERODOKSİ TÂRİHİNE FARKLI BİR BAKIŞ, /yunus.hacettepe.edu.tr/
  • Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler, Türk Tarih Kurumu Basımevi-Ankara, 1992
  • https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/divan-siiri/hayreti-hayati-edebi-kisiligi-siirleri.html
  • M.F.Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 1991.
  • Ahmet Yaşar Ocak, Türk Sufîliğine Bakışlar,
  • Ahmet Necdet. Tekke Şiiri. İstanbul: İnkılâp Kitabevi, 1997.
  • Köprülü, Fuad. “Abdal”. Türk Halk Edebiyatı Ansiklopedisi."Kalenderilik",
  • Lena Umay, İslamcı Cenahın Cehaletleri,www.odatv.com/n.php?
  • Dr. Arşak Poladyan: VII- X. Yüzyıllarda Kürtler, Özge yay. Ank. 1991,s. 44; aktaran: Mehmet Bayrak)
  • Dr. Ömer ULUÇAY, Ehl-i Hak / Baba Tahir Uryan/ Zerdüşt ,Gözde Yayınıevi, Adana, 1996,
  • Sabah Kara,Baba Tahirê Uryan Dubeytî ,İstanbul, 1998, Enes Matb.
  • Mehmet Bayrak:Eski Kürt Şiirinde Yarsanizm (Alevilik), İslam öncesi Kürt şiiri: https://www.navkurd.eu/nivisar.htm]:
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Kalenderilik
  • Dr. Ömer ULUÇAY,Baba Tâhir Uryân,https://www.beroj.com/
  • HİCLÂL DEMİR, ÇAĞLARINI ELEŞTİREN DÎVAN ŞAİRLERİ: HAYRETÎ - USÛLÎ - HAYÂLÎ, Master Tezi,Bilkent Üniversitesi, Ankara,2001 
  • Abdülbaki Gölpınarlı, Türk Ansiklopedisi "Kalenderiyye" maddesi
  • M.Fuad Köprülü, İlk Mutasavvuflar
  • Şahamettin Kuzucular, turklerde-kalenderilik-ve-tarihcesi, edebiyadvesanatakademisi.com/tasavvuf
  • Ahmet T. KARAMUSTAFA (2007), Tanrın Kural Tanımaz Kulları, islam Dünyasında Derviş Toplulukları, 1200-1550 (Çev. Ruşen Sezer) İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 145 s.).
  • Şahamettin Kuzucular, TÜRKLERDE KALENDERİLİK VE TARİHÇESİ, edebiyadvesanatakademisi.com/tasavvuf-

İLGİLİ BAŞLIKLAR- LİNKLER 

 

KAYNAKÇA


 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış