KEMAL ÜMMİ , 15 YY

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 18 Mayıs 2012 Cuma aaa Beğen

 

 
KEMAL ÜMMİ 

 
XV. yüzyılın birinci yarısında yaşayan Kemal Ümmî, halk arasında efsaneleşen Anadolu sahası mürit, derviş ve halifelerinden, tasavvufi konularda şiir yazan 15 yy önemli şairlerindendir.
Kaynaklarda hayatı hakkında çok fazla bilgi olmayan Kemal Ümmi hakkındaki sınırlı kaynaklardan onun Karamanlı olduğu anlaşılmaktadır. Sınırlı sayıda bilgi veren aynı kaynaklara göre Erzincanlı Şeyh Bahaeddin'in dervişlerinden biri olduğu bu Şeyhin dergâhında bir müddet ona bağlı olarak yaşadığı, Niğde de doğduğu yolunda bazı bilgiler vardır. Divanındaki bir şiirinden Halvetî tarikatına mensubiyeti ve şeyhinin Ubeydullah Hâmid olduğu ortaya çıkmaktadır. [1]
Bazı kaynaklar onun Niğde de doğduğu ve asıl adının İsmail olduğu görüşünde birleşirler. Kimi kaynaklar ise Horasan’dan gelen bir ailenin çocuğu olarak Bolu Gerede'ye gelip yerleştikleri yazılmaktadır.[2] Buna rağmen kariyer sahibi araştırmacıların genel kanısı onun Karaman doğumlu olduğu yönündedir. Hayatı menkıbeleşen ve evliyalardan birisi olarak kabul edilen Kemal Ümmi'nin adına menakıpnameler de yazılmıştır. Adına yazılan bir Menakıpname’de; "Sâfî Sultan'dan el aldı dirler." şeklinde bir ifâdeye göre o zâttan da feyz aldığı anlaşılmaktadır.[3] Ünü Anadolu sınırlarına da taşan Kemal Ümmi’nin çok sevilmesi yüzünden Karaman, Manisa, Mudurnu ve Niğde Mevlevîhanelerinde makamları vardır. Ömrünün çoğunu Niğde'de geçiren Kemal Ümmî rivayete göre Bolu civarında da bulunmuştur. Kimi kaynaklara göre kabri Niğde'de Yenice Mahallesinde bulunmaktadır. Latîfî ve Âlî Mustafa Efendi onun Karaman’ın Lârende kasabasından olduğunu, müridlerinden menâkıbını yazan Âşık Ahmed ise Horasan’dan geldiğini söyler.[4]
Kemal Ümmî’nin yaşadığı ve öldüğü yer hakkındaki bilgiler birbirini tutmamaktadır. "Latîfî ve Âlî Mustafa Efendi onun Karaman’ın Lârende kasabasından olduğunu, müritlerinden menakıbını yazan Âşık Ahmet ise Horasan’dan geldiğini söyler. Bu kaynağa göre Kemal Ümmî, Anadolu’ya gelince Bolu çevresindeki Aladağ ve Bozarmut civarında yaşamış, Bolu halkını irşada çalışmış, Hacı Bayram-ı Veli’nin sevgi ve ilgisine mazhar olmuştur. Âşık Ahmet, Kemal Ümmî’nin Bolu’da metfun bulunduğunu ve üç oğlu olduğunu bildirerek bunlardan Cemal ve Sinan ile ilgili hikâyeler de anlatmıştır  " [5]Öldüğü yer ve mezarı hakkında başka rivayetler de vardır. Bursalı Mehmed Tâhir Karaman ile birlikte Manisa’da da Kemal Ümmî adına bir mezar olduğunu kaydeder. Abdülbaki Gölpınarlı, Muğla’da tekkesi ve mezarı bulunan Seyyid Kemal ile onun aynı kişi olması ihtimalini düşündürecek bir kayda dikkat çekerse de daha sonra Nihad Sami Banarlı gibi Niğde Mevlevîhânesi’nde gömülü bulunduğu rivayetine temas eder. [6]Anado­lu’da, sevilen mutasavvıfların çeşitli yer­lerde kabirlerinin bulunduğu inancına ve geleneğine bağlanarak Kemal Ümmî’nin adına da birçok makamın izafe edilmesi tabiidir. Ancak şeyhinin Lârendeli olması dolayısıyla da bir süre burada kalmış ol­abilir. Son durağının ise Bolu olduğu yapılan araştırmalar neticesinde anlaşılmıştır.[7]
Kemal Ümmi'nin düzenli bir tahsil görmeden yetiştiği için şiirlerinde Ümmî mahlasını kullandığı da belirtilmektedir.[8] Prof. Dr İsmail Ünver'in verdiği bu bilgilere dayalı olarak Divan oluşturacak kadar edebi ve tasavvufi bilgiler biriktiren Kemal Ümmi'nin bu bilgilerini o halde  tekkelerden edindiğini kabul etmek zorundayız. [9]
Kemal Ümmi hakkında Yüksek Lisans tezi düzeyinde çalışma yapan Bülent Kaya “3179 Numaralı Temettüat Defterine Göre Tekke-i Ümmî Kemal Karyesi” adlı yüksek lisans tezinde bir görüşe göre Ümmî Kemal’in Dağıstan'da şimdiki Baytogay köyünün yerinde bulunan Kounkala adlı eski Kumuk köyünde doğduğunu, ilk tahsilini köyünde tamamladıktan sonra Şirvan'da okuyup Osmanlı ülkesine gelmiş olduğunu Hayati Yavuzer’den nakletmiştir. Şeyh Cemâl-i Halvetî pirdaşlarından ve Muhammed Bahâeddîn-i Erzincânî halifelerinden olduğu konusunda bütün kaynaklar birleşmektedir (Uçman, 1986: BTK, C 3, 39). Bazı metinlerde Kemal Bey olarak da zikredilen Hazretin mensuplarına Kemâlîler denir (Ünver, 2002: TDVİA, C 25, 229) şeklinde bir görüş belirtmektedir.  (Kaya, 2008: 7) [10]
Şeyh Muhammed Bahaeddîn-i Erzincânî'nin halîfelerinden ve Şeyh Cemâl-iHalvetî'nin akran ve dostlarından olan adına yazılan bir Menakıpname’deki; "Sâfî Sultan'dan el aldı dirler" şeklindeki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Safi Sultan adlı zat ile de hem hal olduğu anlaşılan Kemal Ümmi'nin Niğde ve rivayetlere göre bir müddet de  Boluda
Şeyhlik yaptığı, tarikatında çok sayıda talibe ders verdiği ve müritler yetiştirdiği anlaşılmaktadır. Ününün çok yayılmış olmasını müritlerinin çok yere dağılmış olmasından kaynaklandığı kuvvetle muhtemeldir.
Mezarının da Nigde de olması münasebetiyle hayatının son dönemlerini Niğde de geçirmiş olduğunu tahmin etmek zor değildir. Kemal Ümmi'nin hayatının büyük bir bölümün Niğde de geçmiş olduğu ortadadır. Fakat ölüm yeri ve şekli hakkında Lâtifi’nin naklettiği bir menkıbeye göre, bir gün Kemal Ümmî ile Nesimi, Sultan Şuca tekkesine giderler ve burada Baba Sultan’ın bir koçunu kurban ederler. BabaSultan ise, izin alınmadan yapılan bu işe fena hâlde kızar; Nesimî’nin yüzülmesini, Kemal Ümmî’nin de asılmasını emreder. Sonunda emir yerine getirilir; Nesimi’nin derisi yüzülür, Kemal Ümmî de idam edilir [11]Şeklinde kafaları karıştıran bir bilgi daha vardır.
Kemal Ümmî XV. yüzyılda (? - öl. 880/1475) Anadolu’da yaşayan ilk mutasavvıf Türk şairlerinden biridir. Şiirde muhteva yönünden Yunus takipçilerinden olmuş, az sayıda hece veznini kullanmakla birlikte, XV. yüzyılda genellikle aruz vezniyle kaside, gazel, mesnevi gibi klâsik nazım şekilleri ile şiirler söylemiş; tekke şiirinde kendinden sonraki bazı şairlere örnek teşkil etmiş şöhretli bir şahsiyettir. Hayatı tıpkı Yunus Emre’de olduğu gibi menkıbelerle süslüdür. Şiirlerinde sade bir Türkçe kullanmış, aruz vezniyle yazmış olmasına rağmen halkın dilinden uzaklaşmamış, usta bir şairdir. İlâhî tarzındaki şiirleri ile şöhreti Anadolu sınırlarını aşmış Kırım, Kazan, Taşkent ve Özbek Türkleri arasında da tanınmıştır.[12]
Şiirlerinde dünyanın fâniliğini Allahü teâlânın sevgisini, dünyâ nîmetleri ile güzel ahlâk ve ibâdeti ve ibâdetlere teşvik gibi konular işlemiştir. Bu mutassvaffuf şairin Andolu ve Türkistan'ın değişik yerlerinde Veli mertebesinde anıldığı hayatı hakkında oluşan menkıbelerden de anlaşılmaktadır. Onun hakkında yapılan rivayetlerden birisi de Fatih Sultan Mehmet ile ilgilidir.  Anlatılanlara göre, Ümmî Kemal’in şöhretini duyan Fatih Sultan Mehmet, şehzadeliği döneminde onu denemek ister.
Canlı bir askeri, tabuta koyarlar. Ümmî Kemal’e “Cenazemiz var, bunun namazını kıldırır mısın?” diye ricada bulunurlar. Ümmî Kemal namaza başlayacağı zaman, “Sultanım cenazenin niyetini canlı diye mi, ölü niyetine mi yapayım?” der, “ölü niyetine” cevabını alır. Namazdan sonra tabut açıldığında askerin ölmüş olduğu görülür.[13]
Bir başka anlatıya göre ise, II. Murat, Ümmî Kemal’e misafir olmuştur. [14]Vakit hayli ilerlemesine rağmen şeyhin bir hazırlık yapmadığını gören Murat Han şeyhten askerlerini doyurmasını istedi. Şeyh yanındakilerden bir tane kazan, bir saç ayağı, bir de mum istedi. Eline kepçeyi alan şeyh, ne yemek istediklerini sordu. Kepçeyi kazana daldırarak, istenen yemekleri, kepçeler dolusu olarak eratın karavanalarına boşalttı. II. Murat ve beraberindeki zevat hayretler içerisinde kalarak Ümmî Kemal’in büyük bir veli olduğunu anlamış oldular.
Kemal Ümmî’nin altı eseri vardır, bunlardan biri de Divan’ıdır. Dîvân'ında iki bin üç yüz beyitten fazla şiiri vardır. Münâcaat, naat, kasîde, gazel, mesnevî ve ilâhîlerden meydana gelen dîvânının, İstanbul ve Anadolu kütüphânelerinde pekçok nüshası bulunmaktadır. Bugüne kadar yapılmış çeşitli araştırmalardan anlaşıldığına göre Kemal Ümmî’nin Divan’ına ait elli bir değişik yazma belirlenmiştir[15]Kemal Ümii'nin divanında gazel, kaside ve rubai gibi divanlarda bulunan nazım şekillerinin yerine naat ve münacat gibi dini içerikli nazım şekillerine de rastlanılmaktadır. Şiirlerinde dini, ahlaki öğütlerde bulunmayı nasihatler ilave etmeyi seven bir şairdir. Eserlerinin halka hitap etmesini amaçlamış olduğundan şiirlerinde Yunus Emre'nin şiirlerine benzer niteliklere uygun sade, açık bir dil kullanmaya çalışmıştır. Bu bakımdan Kemal Ümmi'nin şiirleri oldukça anlaşılır bir dille yazılmıştır. Sade dille yazdığı bu kelimelerin içinde çok sayıda arkaik eski kelimelere de rastlamak mümkündür.[16]  Divanının bazı bölümlerinde Yunus Emre'yi aratmayacak şekilde sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanmasını bilmiştir.
Divanında bulunan 200 beyit civarında " Kırk Armağan " adlı mesnevisi, tasavvufi, alegorik ( sembolik) bir eserdir. Bu eserinin yani mesnevisinin Peygamberin öğütlerini içeren 40 hadis olduğu da söylenebilir. Kemal Ümii kendisinden sonra bazı şairlerin yetişmesini de sağlayan bir mutasavvıf şairdir. Onun yetiştirdiği talebelerden olan Âşık Ahmet de bu dönemde yetişen tasavvufi şairlerden bir olarak tanınmıştır. [17] Kırk Armağan didaktik muhtevalı bir eserdir.
Kemal Ümmî bir tekke şairi olduğundan doğal olarak tasavvufî terimler ile zaman zaman Arapça ve Farsça tamlamalar kullanmış; ayet ve hadislere bazen doğrudan yer vermiş, bazen de onları dolaylı olarak işaret etme yoluna gitmiştir. Bu yüzden dilinde bazı bölümlerde kısmen ağırlık görülebiliyorsa da, temelde uyarıcı, öğretici amaç taşıdığı ve fazla sanat kaygısı taşımadığı için halkın dilini kullanmış; deyimlere, atasözlerine, hatta günümüzde bile bazı yöre ağızlarında yaşayan mahallî söyleyişlere yer vermiş,  Divanında epeyce veciz anlatıma başvurmuştur.[18] Bazı şiirlerinde hece veznini kullanmakla birlikte, genellikle aruz vezniyle yazmış, kendinden sonraki bazı şairleri etkilemiş bir şahsiyettir.[19]
Şiirlerinde Sünnî akidenin dışına çıkma­yan Kemal Ümmî’nin manzumelerini iki grupta toplamak mümkündür. Birinci grupta tevhid, münâcât ve na’tlar, ikinci grupta ise nutuk tarzı dinî ve tasavvufî telkinlerde bulunan şiirler yer alır. İkinci gruptaki şiirlerde temel düşünce mutlak yaratıcıya kavuşmaktır. Bunun yolu olarak da “ölümden önce ölmek” prensibi gösterilir.[20]


 
ESERLERİ
 
*        
Kemal Ümmi'nin divanından başka şu eserleri de vardır.
1. Kırk Armağan: Dinî-tasavvufî nitelikli 200 beyitlik bir eserdir.
2. Hikâye-i Hazîre-i Kuds: Cennetteki bir makamın bir hadiste bildirilen tasvirinin nazma çekilmiş hâlinden ibaret olan 139 beyitlik didaktik muhtevalı bir eseridir.
3. Ahlâk Risalesi: İran hükümdarlarından Nusurevan’ın musahiplerinden olan Büzürcümihr’in hükümdara yönelik söylediği nasihatnamesinin Türkçe tercümesidir.
4. Risâle-i Îmân: Namaza ilişkin küçük bir mensur risaledir.
5. Vefat manzumesi: Mutlak ölüm gerçeğini, ölüm olgusunu isleyen 90 beyitlik bir eserdir.
 
Faydalanılan diğer eserler
  1. Agâh Sırrı Levend, Türk Edebiyatı Tarihi, s. 361.
  2. Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Türk Dil Kurumu, Ankara 1971, c.I, s. 277.
  3. Menâkıbnâme-i Kemâl Ümmî ; Ali Emirî (Millet) Kütüphânesi, Manzûm; No: 1323
  4. Prof. Dr. İsmail Ünver, 2002:TDVİA, C 25, 229
  5. Uçman, 1986: BTK, C 3, 39
 
 
KAYNAKÇA
 
[1] Anonim Kemal Ümmi, .biriz.biz/evliyalar/ea0859.htm, son erişim 03-06-2013
[2] Anonim Kemal Ümmi, .biriz.biz/evliyalar/ea0859.htm, son erişim 03-06-2013
[3] NEJAT ZAMAN, ÜMMİ KEMAL HZ. (NİĞDE),magfiyetocagi.blogspot.com/2010/03/ummi-kemal-
[4] Prof. Dr. İsmail Ünver, 2002:TDVİA, C 25, 229
[5] NEJAT ZAMAN, ÜMMİ KEMAL HZ. (NİĞDE),magfiyetocagi.blogspot.com/2010/03/ummi-kemal-
[6] Prof. Dr. İsmail Ünver, 2002:TDVİA, C 25, 229
[7] nonim Kemal Ümmi, .biriz.biz/evliyalar/ea0859.htm, son erişim 03-06-2013
[8] Ünver, 2002:TDVİA, C 25, 229 )
[9] NEJAT ZAMAN, ÜMMİ KEMAL HZ. (NİĞDE),magfiyetocagi.blogspot.com/2010/03/ummi-kemal-
[10] Yrd. Doç. Dr., Bilâl AKTAN, Kemal Ümmî Dîvânı’nın Makâlât Adlı Yazması ve Dil Özellikleri, TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ, S. 99 , turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi
[11] Uçman, 1986: BTK, C 3, 39).
[12] Yrd. Doç. Dr., Bilâl AKTAN, , S. 99 ,110 agy
[13] Zekeriya Bolat, Genç Bakış Dergisi.defterk.com/haber_detay.asp?haberID=2786
[14] Abdülbâki Gölpınarlı, Divan Şiiri, XV.-XVI. yy., İstanbul 1954, II, s.73.
[15] Yrd. Doç. Dr., Bilâl AKTAN, , S. 99 ,110 agy
[16]  Prof. Dr. Mine Mengi, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara, 1977, shf, 127-12
[17] Prof. Dr. Mine Mengi, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara, 1977, shf, 127-12
[18] Bilâl AKTAN, , S. 99 ,110 agy
[19] Agâh Sırrı Levend, Türk Edebiyatı Tarihi, s. 361.
[20] Anonim Kemal Ümmi, .biriz.biz/evliyalar/ea0859.htm, son erişim 03-06-2013

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...