SIDKI BABA ( Zeynel Abidin - AŞIK PERVANE) 1865- 1928

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 22 Ekim 2016 Cumartesi aaa Beğen
 
 
 
SIDKI BABA ( Zeynel Abidin - AŞIK PERVANE) 1865- 1928
 
Alevi -Bekaşi aşığı Sıdkı Baba hakkında en kapsamlı çalışma Ttorunu Muhsin Gül’e aittir. Torunu Muhsin  Gül’ün verdiği bilgilere göre  Sıdkı Baba’nın asıl adı  Zeynel Abidin’dir.  Pervane mahlasını kullanan aşığın  soyu Oğuz Türkleri'nin Bozok koluna bağlı Dedekargın aşiretine bağlı Hacı Ahmetler adlı bir aileden gelmektedir. [1][2]
 
Sıtkı Baba(Pervane) hakkında antolojiler pek bir bilgi vermemişler, bu nedenle hayatı hakkındaki bilgiler Hayrettin İvgin’in verdiği bilgilerle sınırlı kalmış, ancak Muhsin Gül’ün çalışması ile hakkında pek çok bilinir hale gelmiştir.
 
Asıl adı Zeynelabidin olan Sıdkî Baba, 1865 yılında Tarsus’un Yenice Köyünde doğmuştur. Fakat ailesinin bu köye kadar gelmesinin ve Sıdkî Baba’nın bu köyde doğmasına kadar geçen sürecin çok hazin bir öyküsü vardır.
 
Ailesi Malatya'da Tohma çayı kenarında Çerme adında bir köye yerleşmiş, uzun yıllar bu köyde arazi ve mülk sahibi olmuşlar, fakat aile civardaki Kürt aşiretlerinin baskısı sonucunda bu köyden göç etmek zorunda kalarak Silifke civarına yerleşmişlerdir. Aile, bir müddet sonra tekrar köylerine dönmek istemiş, fakat aile Tarsus’a geldiklerinde kolera salgınına kapılmış, bu salgında ailelerin erkekleri ölmüş, heybe gözünde, kundağa sarılı bir bebek olan Sıdkı Baba’nın babası Mehmet bu salgından sağ olarak kurtulmuştur.[3]
 
Köylerine dönmek isteyen Hacı Ahmetler ailesinden sağ kalan kadınlar ailede sağ kalan tek erkek olan Küçük Mehmetle birlikte Tarsus’un Yenice köyüne yerleşmek zorunda kalır. [4] Mehmet 18 yaşına gelince Kavalalı İsyanında İbrahim Paşa’nın askerleri tarafından yakalanıp Mısır’a götürülür. Mehmet, bir yolunu bulup Mısır’dan kaçarak köyüne döner. Köyde Eşeli adlı bir kızla evlenir. Bu evlilikten ise Zeynel Abidin ( Sıdkı Baba ) ve abisi Ahmet doğar.
 
Zeynel Abidin ve Ahmet köy okullarında eğitim görmeye başlar.  Zeynel Abidin saza ve şiire düşkün olduğundan daha çok küçük yaşta saz çalmaya şiir söylemeyi başarmıştır. Bu defa babaları Mehmet’e genç yaşta hayatını kaybetmiş iki çocuk yetim kalır. Saz çalmayı öğrenen ve şiir söylemeye başlayan Zeynel Abidin, “ Pervane” mahlasını alarak şiirler söylemeye başlar. Kaynakların ifadesine göre  henüz “12-13 yaşlarında “Pervâne” mahlasıyla şiirler yazmıştır.[5]
 
Pervane şöhretini duyduğu Hacı Bektaş Dergâhına katılmak istemekte ama annesi Eşeli izin vermemektedir. Fakat annesini dinlemeyen Pervane kaçıp bu dergâha sığınır.  Dergâhın Şeyhi postnişin n Feyzullah Efendiye intisap etmiştir.  Aslında bir ay hizmet edip geri dönmek istemektedir. Fakat Şeyhi’nin isteğiyle dergâhın müridi olur.
İki yıl sonra annesini görmek için izin alıp köye gider. Dergâha döndüğünde Şeyhi Feyzullah Efendi ölmüştür. 1879 [6] Şeyhi’nin yerine Cemaleddin Efendi  postnişin olup oturur. Cemaleddin Efendi ile 1310 yılına kadar aynı dergâhta kalırlar. “Şeyh Cemaleddin Efendi bir gün "Senin adın bundun sonra Sıdkî olsun demiş ve Pervane mahlası da Sıdkî olmuştur.” [7]
 
Cemaleddin Efendi  Sıdki’yi halifesi ve vekili kabul etmiş  ve buna dair   bir berat vererek tarikat gezilerine göndermiş, şeyhinin  adın vekili sıfatıyla bütün Anadolu'yu dolaşmış ve böylece tarikatın ikinci adam durumuna gelmiştir. Bu gezilerinden birinde Merzifon'un Harız köyünü beğenmiş Şeyhinden izin alarak bu köye de yerleşmiştir. Cemaleddin Efendi bütün gezilerini Sıdkî ile beraber yapmış. Sıdkî'nin eline kendisinin halifesi ve vekili olduğuna dair bir berat (belge) vererek ayrıca tarikat gezilerine göndermiştir.
Kaynaklara göre Sıdkî Baba,  bu görevleri münasebeti ile Sivas, Malatya, Tunceli, Erzurum ve Kars’a kadar gidip gelmiştir. 

Sıdkî, şeyhi adına ve onun vekili sıfatıyla tarikat hizmetlerini yürütmek amacıyla bütün Anadolu'yu dolaşmış ve böylece tarikatın ikinci adam durumuna gelmiştir.

 (1893) yılında, Çorum'un Alaca İlçesi İmad Hüyüğü köyünden Mehmet Dede evladından Ali Ağa'nın kızı ve Aziz Ağa'nın kız kardeşi Hatice ile evlenir. [8]
 
Bu gezilerinden birinde Merzifon'un Harız köyü nü beğenerek oraya yerleşmek ister ve,şeyhinden izin alarak yeni evlendiği taze gelin ile birlikte 1310 (1894) yılında Merzifon’un Harız köyüne yerleşir.
 
Merzifon’da sevilen bir halife olarak halka hizmet vermeye başlar.  Hatta harabe halindeki Piri Baba türbesini ve kabristanının tamir ettirip yanına bir misafirhane ve mutfak yaptırır.
 
1915 yılında Şeyh Cemaleddin Efendi gönüllü Alayı teşkil ederek Ruslarla savaşmak için Erzurum’a gelirken Sıdkî babayı da yanına alır. Şeyh Cemalleddin Alay komutanı Sıdkı Baba’da bu gönüllü alayının Yüzbaşısı olmuş ve doğu cephesinde Ruslarla savaşmışlardır. [9]
 
Sıdkı Baba'nın ilk eşinden oğlu Ali Baki ve yedi kızı dünyaya gelir. Kızların üçü çocukken ölmüş diğerleri büyüyüp evlenmişlerdir. 1911 yılında eşi Hatice ölünce, 1912 yılında Harız köyünden Naciye adlı bir kızla ikinci evliliğini yapmış, ondan da Hamdullah adında bir oğlu ve iki kızı daha dünyaya gelmiştir. 1928 yılında ölmüş ve Harız köyü mezarlığına gömülmüştür. “[10]
 
Sıtkı Baba(Pervane) hakkında Hayrettin İvgin ve torunu Muhsin Gül tarafından iki ayrı kitap yayınlanmış, Tuğba AYDOĞAN ise “Nasîhatnâme-i Sıdkî” adlı eseri üzerinde bir inceleme yapmıştır.
 
 
Edebî Şahsiyeti ve Eserleri
 
Sıdkî Baba, tarikattaki hizmetleri dolayısıyla “Babalık” sıfatını almış “ Âşık Sıdkî, Sıdkî Baba, Sıdkî Efendi, Tarsuslu Sıdkî, Adanalı Sıdkî” adlarıyla özellikle Çorum, Sivas, Turhal, Amasya ve Erzincan yörelerinde çok iyi tanınan bir şair olarak kabul görmüştür.  Sıdkî Baba’nın şiirlerine bakıldığında , divan şiirini de iyi bildiği ortaya çıkmaktadır.  ( İvgin, 1987: 143-157 )[11]
 
Sıdkî Baba’nın şiirleri bir divan halinde toplanmıştır. Sıdki Baba, Alevi Bektaşi geleneklerine göre şiir yazan bir şairdir. Şiirlerinde  “Ehl-i beyte sevgi, Hz. Ali hakkında övgü, Hacı Bektaş’a bağlılık” gibi konulara yer vermiştir. (İvgin, 1976: 10-11). Binlerce şiire sahip olan şairin şiirleri bir yerde toplamamış,  halkın hafızasında kalabilenler  şiirlerinin dışındakiler  kaybolup gitmiştir.
 Ölümünden sonra derlenip bulunabilen şiirleri oğlu Ali Baki tarafından bir defterde toplanmıştır. (Gül, 1984: 6-17).
 
Şiirlerinin yanında “Nasîhatnâme-i Sıdkî” adıyla biline mesnevi şeklinde bir eseri daha vardır.  Bu eseri: “310/1894 yılında yazılmış olan Dinî-tasavvuf konulu bu mesnevide, dört bab, kırk makam halinde şeriat, hakikat, marifet, tarikat konuları işlenmiş; Dinî kurallara uymanın gerekliliği ve güzel ahlak sahibi olmanın önemi anlatılmıştır. Şairin tasavvuf fikirlerinin yer aldığı eserde, saliklere öğütler de verilmiştir.”[12]
 
 
 

Şiirleri

 

[1] Muhsin Gül, Şeyh Cemaleddin Efendi Aşığı Halk Ozanı, Sıdkî Baba Hayatı ve Şiirleri Ankara - 1984
[2] Ö ZMEN, İsmail (1998), Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi, Cilt: 4, Kültür ve Turizm Bak. Yay. Ankara.
[3] Muhsin Gül, Şeyh Cemaleddin Efendi Aşığı Halk Ozanı, Sıdkî Baba Hayatı ve Şiirleri Ankara - 1984
[4] Muhsin Gül, Şeyh Cemaleddin Efendi Aşığı Halk Ozanı, Sıdkî Baba Hayatı ve Şiirleri Ankara - 1984
[5] Tuğba AYDOĞAN, BEKTAŞİ ŞAİRİ ÂŞIK SIDKÎ BABA’NIN NASİHATNAMESİ, Celal Bayar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi,Türk Dili ve Edebiyatı BölümüCBÜSOSYAI. BİLİMLER DERGİSİ    Yıl: 2011 Cilt :9 Savı :2
[6] Tuğba AYDOĞAN, BEKTAŞİ ŞAİRİ ÂŞIK SIDKÎ BABA’NIN NASİHATNAMESİ, Celal Bayar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi,Türk Dili ve Edebiyatı BölümüCBÜSOSYAI. BİLİMLER DERGİSİ    Yıl: 2011 Cilt :9 Savı :2
[7] Muhsin Gül, Şeyh Cemaleddin Efendi Aşığı Halk Ozanı, Sıdkî Baba Hayatı ve Şiirleri Ankara - 1984
[8] Muhsin Gül, Şeyh Cemaleddin Efendi Aşığı Halk Ozanı, Sıdkî Baba Hayatı ve Şiirleri Ankara - 1984
[9] GÜL, Muhsin (1984), Şeyh Cemaleddin Efendinin Aşığı Halk Ozanı Sıdkî Baba Hayatı ve Şiirleri (1865-1928), Kadıoğlu Matbaası, Ankara.
[10] Muhsin Gül, Şeyh Cemaleddin Efendi Aşığı Halk Ozanı, Sıdkî Baba Hayatı ve Şiirleri Ankara - 1984
[11] İVGİN, Hayrettin (1976), Aşık Sıtkı (Pervane), Emel Matbaacılık,
[12] Tuğba AYDOĞAN, BEKTAŞİ ŞAİRİ ÂŞIK SIDKÎ BABA’NIN NASİHATNAMESİ, Celal Bayar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi,Türk Dili ve Edebiyatı BölümüCBÜSOSYAI. BİLİMLER DERGİSİ    Yıl: 2011 Cilt :9 Savı :2
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...