Zühtü Müridoğlu Hayatı Heykel Sanatı


 

Zühtü Müridoğlu

Doğumu ve Ailesi 


 Zühtü Müridoğlu (1906-1992). Türk heykeltıraş. 26 Ocak 1906'da İstanbul’da doğdu. Babası Kasımpaşa Cezayirli Gazi Osman Paşa Camisi imamı Hafız Mehmet Efendi’dir. [1]

Hayatı ve Eğitim Yılları

İlk ve orta öğrenim yıllarında eline geçirdiği boyalar ile resimler yapmaya çalışıyordu. Bu nedenle yakınlarının önerisi ile  Sanay-i Nefise Mektebine gönderilmeye karar verildi. 1924'te girdiği Sanayi-i Nefise Mektebi'nde önce Resim Bölümü'nde  Hikmet Onat  'ın, sonra da Heykel Bölümü başkanı   İhsan Özsoy  'un öğrencisi oldu. 1924 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi Âlisi Resim Bölümü’nde iken ondaki yeteneği fark eden  İhsan Özsoy , onu heykel bölümüne girmesi için yüreklendirmesiyle  heykel bölümüne geçmişti. [2] Osgan Efendi’nin emekliye ayrılması ile  Akademi hocalığını Yervant Oskan’dan devralmış olan İhsan Özsoy’dan sonra  İlhan Koman ‘da bu okulda öğretmenlik yapıyordu.
Bu sayede akademinin heykel bölümünden mezun odu.  1928'de Avrupa sınavını kazanarak Paris'e gitti. Kendisinden önce Paris’e gelen Ali Hadi Bara'nın tavsiyeleri ile hareket ederek Paris’te özel bir okul bir olan Collarossi Akademisi'nde  Marcel Gimond atölyesinde çalıştı. 1928-1932

Zühtü Müridoğlu, 1932 yılı Ocak ayı başında ülkeye döndükten sonra Samsun Lisesi'nde öğretmenlik görevine başladı.[3] 12 Eylül 1932’de Alay Köşkü’nde Türkiye’de  ilk kez  kişisel bir heykel sergisi gerçekleştiren heykel sanatçısı oldu. Zühtü Müridoğlu’nın Gülhane Parkı içindeki Alay Köşkü’nde açmış olduğu sergi ise ülkemizdeki ilk heykel sergisi olarak kabul edilmektedir.[4]

1933’de ise 1933’teZeki Faik İzer ,Nurullah Berk , Cemal Tollu, Abidin Dino ve Ressam Elif Naci' den oluşan beş ressam arkadaşıyla birlikte D Grubu’nun kurucu üyeleri arasında tek heykeltıraş olarak yerini aldı. [5] 1933 Eylül’ünde altı arkadaşın bir araya gelerek oluşturdukları bu sançtı grubu   Zeki Faik İzer’in  Cihangir’deki evinde bir araya gelen; ;  Nurullah BerkAbidin Dino  Zeki Faik İzer,  Zühtü MüridoğluCemal Tollu Ressam Elif Naci  gibi ressamlar arasında olan tek heykelci oluyordu.[6] D Grubunun düzenlediği sergilere katılmaya da özen gösterdi.

Arkeoloji Müzesi 'nde heykeltıraşlık yapan Zühtü Müridoğlu, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nde bir yıl resim öğretmeni olarak görev yaptıktan sonra 1940 yılında Devlet Güzel Sanat Akademisi (DGSA) Heykel Bölümü öğretim üyeliğine atandı, Böylece  İhsan Özsoy   İlhan Koman  Nusret Suman Nijad Sirel  ve  Şadi Çalık gibi isimlerle birlikte Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümün ilk hocalarından olmuştu. [7]

1941 - 1943 yılları arasında  Ali Hadi Bara   ile birlikte İstanbul Beşiktaş'taki Barbaros Anıtı’nı yaptı. [8]
1947-49 yılları arasında Müridoğlu yeniden Paris’e gitti. Bu dönemde soyut sanata ve soyut heykelciliğe yöneldi. 1950 yılında Paris’te çalışmalarda bulunduğu   Ali Hadi Bara ile birlikte Heykel Atölyeleri’nden birinin başına geçti ve Heykellerini orada yapmaya başladı. 1950-55 arasında Ali Hadi Bara ile birlikte heykeller ve anıtlar yapıyordu. 1955 yılında Ağaç Uygulama Atölyesi’nin başına getirildi. 1969 yılında ise pro­fesör oldu.

1971'de emekli olana değin de ağaç uygulama atölyesini yürüttü.   1971 de yaş haddinden emekliye ayrıldı. [9]

1977'de Sedat Simavi Vakfı Ödülü (ressam Cevat Dereli ile), 1981'de de Atatürk Sanat Armağanı Müridoğlu’na verilmiştir.[10]21 Ağustos 1992 yılında ölmüştür. 

 

 Zühtü Müridoğlu, Ali Hadi Bara :Zonguldak Atlı Atatürk Anıtı      Zühtü Müridoğlu A.Hadi Bara .Beşiktaş Barbaros anıtı                 

SANATÇI KİŞİLİĞİ


Ali Hadi Bara ile İstanbul Beşiktaş'taki Barbaros Anıtı'nı, Zonguldak'taki atlı Atatürk ve İnönü heykelini yaptı. Anıtkabir'deki kabartmalar, Büyükada'daki, Sivas'taki, Muş'taki, Eyüp'teki Atatürk heykelleri de onun yapıtlarıdır. Yurt içinden ve dışından çok sayıda ödül almıştır. 1979'ta Simavi Ödülü'nü aldı. Çok sayıda sergi açmıştı.  Birçok yapıtı İST. RESİM VE HEYKEL MÜZESİ 'nde sergilenmektedir.

Türkiye'de Heykel Sanatının gelişmesine önemli katkıları oldu. İlk dönem yapıtlarında A.Maillol'un düzen ve uyumundan etkilendi. Figüratif heykellerinde yumuşak bir hacimlendirme yöntemi kullandı. Hadi Bara ile birlikte 1941-43 arasında Beşiktaş'taki "Barbaros Anıtı"nı gerçekleştirdi. İlk Soyut çalışmalarını 1950'den sonra yapmaya başladı. Önceleri doğal biçimleri stilize bir anlayışla Heykel ve kabartmalara uyguluyordu. 1950'lerin ortalarında geometrik Soyuta yöneldi ve heykel alanında ki bu anlayışın Türkiye'deki ilk temsilcilerinden biri oldu. 1953'te Londra Çağdaş Sanatçılar Enstitüsü tarafından düzenlenen uluslararası heykel yarışmasında "Bilinmeyen Siyasi Esir" adlı yapıtıyla ödül kazandı.

Türkiye’de Heykel Sanatının gelişmesine önemli katkıları oldu. İlk dönem yapıtlarında A. Maillol’un düzen ve uyumundan etkilendi. Hadi Bara ile birlikte 1941-43 arasında Beşiktaş’taki “Barbaros Anıtı”nı gerçekleştirdi. İlk soyut çalışmalarını 1950'den sonra yapmaya başladı. Önceleri doğal biçimleri stilize bir anlayışla heykel ve kabartmalara uyguluyordu. 1950'lerin ortalarında geometrik soyuta yöneldi ve heykel alanında ki bu anlayışın Türkiye’deki ilk temsilcilerinden biri oldu. 1953'te Londra Çağdaş Sanatçılar Enstitüsü tarafından düzenlenen uluslararası heykel yarışmasında “Bilinmeyen Siyasi Esir” adlı yapıtıyla ödül kazandı.

Çağdaş akımların Akademi’de öğretilmesi ve ülkemizde heykel sanatının modern bir çizgiye başlaması 1950 yılında Ali Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu’nun atölye hocaları olarak görev almasıyla başlamış, Akademi’deki eğitimlerinden sonra gittikleri Paris’te soyut çalışmalardan etkilenen İlhan Koman ve Şadi Çalık’la bu dönem hız kazanmıştır. [11] Modernleşme azminde olan bir ülkenin genç sanatçısı olarak, Paris yıllarının birikimi ile sanat anlayışı derinden etkilenir.
1980'lerde de figüratif ve soyut çalışmalarını birlikte sürdürdü. Taş,Ahşap , alçı, Bakır, demir gibi çok çeşitli malzemeler kullandı. Anıt heykelleri arasında Anıtkabir’in büyük merdivenin batı yanındaki kabartma (1953), Büyükada’daki “Atatürk Anıtı” (1965), Muş’taki “Atatürk Anıtı” (1965), Zonguldak Atlı Atatürk / İnönü heykellerini (1946) Hadi Bara ile birlikte gerçekleştirmiştir. [12]

1977'de Sedat Simavi Vakfı Ödülü (ressam Cevat Dereli ile), 1981'de de Atatürk Sanat Armağanı Müridoğlu’na verilmiştir.[13]

Anıt heykelleri arasında Anıtkabir'in büyük merdivenin batı yanındaki kabartma (1953), Büyükada'daki "Atatürk Anıtı" (1965), Muş'taki "Atatürk Anıtı" (1965) bulunmaktadır. 1994 yılından beri her Temmuz ayında başlayan ve kısmen aralıklı olsa da gelenekselleşerek günümüze dek sürdürülen Uluslararası Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumu’nun ondokuzuncusu 1-19 Temmuz 2012 tarihleri arasında yapılmıştır.

 
Sanat Anlayışı 

Zühtü Müridoğlu; Ali Hâdi Bara (1906-1971), NUSRET SUMAN (1905-1978), Ratip Aşir Acudoğlu (1898-1957),Prof. Hüseyin Gezer (1920), Şadi Çalık (1917-1984) ve İlhan Koman (1921-1986) ile birlikte Cumhuriyet kuşağının ilk heykel sanatçılarını oluşturur.

Figüratif ve soyut anlayışta heykeller yapmış, heykel sanatımızın öncülerinden biri olarak çok sayıda sanatçı yetiştirmiştir. Çağdaşlık ve modernizmin öncülerinden olmuş,  heykel sanatında modern ve soyut fiğüratif  heykelciliğin babalarından birisi sayılmıştır.

Çağdaşları onun; “sürekli araştıran, kendisiyle yarışan alçakgönüllü bir kişilik “ olarak anlatmıştır.  Yaşadığı dönemin koşullarına göre daha ziyade anıt heykelcisi olmak zorunda kalmış, ancak 1950 li yıllardan sonra zamanla özgür yaratıcı bir sanatçı görünümü de kazanmıştır. Barbaros Anıtı gibi heykellerinde hocası İhsan Özsoy'un izinden gitmiştir. Ali Hâdi Bara ile gerçekleştirdikleri  diğer anıtlar:  Zonguldak Atatürk Anıtı (1941-1946), Anıtkabir kabartmalarından Dumlupınar (1951-1953), Muş’taki Atatürk Anıtı (1963-1965) ve Büyükada’daki Atatürk Anıtı (1964-1965)dır.[14]
Gençlik  döneminde Maillol’un etkisindedir. “Müridoğlu, bunun aslında Maillol’u aşırı beğendiğinden değil, onun yapıtlarının yapısal sağlamlığından önce düzen ve uyumu ortaya  çıkaran etkisinden kaynaklandığını” belirtmiştir.[15] Zühtü Müridoğlu’nun ilk soyut çalışmaları 1950’li yılların başlarına rastlar. O zamana kadar sürdürdüğü figüratif anlayış, yerini yavaş yavaş figüre bağlı olmayan yönelimlere bırakır.[16]  “Ağaç gereçle bakır levhaların kullanıldığı bağımsız heykellerindeyse soyut anlayış ağır basar. Ama bunlarda bile doğayı anımsatan ya da doğa kaynaklı bir anlayışı düşündüren izlere rastlamak olanaklıdır”.[17]
Soyut heykellerin de bile doğallığa yakın çalışmalar yapmıştır.  Müridoğlu,  sanatının  temelindeki  anlayış  sorulduğunda, “klasik” bir anlayıştan söz edilemeyeceğini  belirtmektedir.  Evrensel boyutlara ulaşmış, kurumsal nitelikler kazanmış durumlar ve olgular için kullanılır hale gelen “klasik”  deyiminin  onun  yontuları  için kullanılamayacağını düşünmektedir. Çünkü o  yapıtlarını ne klasik çağ ile yakınlık kurulabilecek bir yapıda ne de evrensel nitelik taşıyan bir özellikte görmektedir. “Beş bin yıldır uygulanan kimi kuralları yinelemek bir yapıta kalsik nitelik  bağışlamaz kanısındayım” diye cevap vermiştir. [18]

“Erken dönem çalışmalarında, ağaç dallarını ve köklerini ayıklayıp, cilalayarak, ya da onları ince bakır levha ile kaplayarak yaptığı ve bir bakıma “doğa arıtması” diyebileceğimiz çalışmalarını, daha sonra kendi şekillendirdiği elemanlarla  düzenlediği  kompozisyonları  izlemiştir. [19]Ahşap yontu alanında da büyük ustalığa sahiptir. 1934 tarihli ‘Savaş’ rölyefi onun bu alandaki başyapıtı sayılabilir. Müridoğlu’nun doğrudan soyut olarak tasarladığı, ahşabı bakır ve demir ile birlikte kullandığı heykellerini 1980’lerde dans eden bronz kadın figürleri izlemiştir.[20]

Figürlü heykellerinde Despiau ve Gimond’dan etkilenen yumuşak, sentezci ve duygulu yapıtlarına kazandırdığı sıcak hava, artık yerini malzemenin nispeten kuru etkisine bıraktı.” [21]Genel olarak sanatında vardığı noktayı anlatırken de soyut yapıtlarında dış dünya koşullarından bir etkilenmenin olabileceğini ama onu ilgilendirenin yalnızca biçimlerin düzeni, oranları ve uyumu olduğunu ortaya koyar. [22]

 

Kaynakça:

 

 İLGİ DUYABİLECEĞİNİZ  LİNKLER

1914 Çallı Kuşağı (Türk İzlenimcileri):   İbrahim ÇallıFeyhaman Duran  ,  Hikmet Onat Nazmi Ziya Güran ,  Namık İsmail ,  Hüseyin Avni Lifiç,  Sami Yetik',   Şevket Dağ,  Mehmet Ruhi Arel, Ali Sami Boyar

 Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği kurucuları :   Refik Epikman ,  Cevat Dereli  ,  Şeref Akdik , Mahmut Cûda,  Nurullah Berk  Hale Asaf , Ali Avni Çelebi  ,  Zeki Kocamemi  Muhittin Sebati  , Ratip Aşir AcudoğlU

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış