Halil Dikmen Ressam ve Neyzen






Halil Dikmen
(d. 1906, İstanbul - ö. 1964, Ankara), Neyzen ve Türk ressam.

Klasik anlayışla yaptığı Figüratif resimleri ve Neyzenliği ile  tanınan ressamımız.

Halil Dikmen 1906 yılında Fatih’te doğdu. Kız kardeşi Halide Dikmen ile birlikte bir kardeşi daha olan Halil Dikmen  Fatih’te, bahçeli bir evde; dayıların, teyzelerin ve dedenin de yaşadığı büyük, kalabalık bir evde büyümüştü. [1]

Babası Mehmet Haşim Bey, Leon Hancıyan’ın talebesiydi ve evinde sık sık musiki meclisleri tertip ederdi . [2]Halil Dikmen ilk orta ve lise yıllarından sonra Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi.  Küçük yaşarda iken güzel sanatlara ilgi duymaya başlamıştı. İhsan Hoca'dan ney dersleri, Eyyubi Rıza Hoca'dan nazariyat dersleri almaya başlamıştı.

Halil Dikmen, İhsan Bey’in ney üfleyişinden etkilenerek talebesi oldu. 14 yahut 15 yaşlarındayken de Eyyübi Ali Rıza Bey’den nazariyat dersleri almaya başladı [3]  İlk yaşlarındaki bu musiki merakına rağmen o bir ressam olmaya daha çok merak sardı.  "Harbiye Nezareti’nde görevli bir asker olan dayısı, Halil’in elinden tutup Sanayi—i Nefise Mektebi’ne götürmüş ve “Alın, size küçük bir arkadaş getirdim” diyerek Hikmet Onat ’ın sınıfına sokmuştu." [4]

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde   İbrahim Çallı  ve Hikmet Onat  'ın atölyesinde çalıştı. 1927'de Akademinin resim bölümünü bitirip  1927 yılında açılan Avrupa'daki resim eğitimi bursluluk  sınavını kazandı. "1927 yılında Avrupa’ya gönderilecek öğrencileri seçmek için yapılan imtihanda da Yangın adlı tablosuyla birinciliği o kazanmıştır. Hocası  İbrahim Çallı ’nın bu tablo hakkında “Halil’in resminde belli bir kişilik ve modern bir hava var” dediği söylenir.[5]

 Refik Epikman,  Ressam Elif Naci' ,  Mahmut Cûda,  Muhittin Sebati ,  Ressam Ali Avni Çeleb,  Cevat Dereli v , Fahrettin Arkunlar,  Hamit Görele , Eşref Üren,  Cemal Tollu ,  Turgut Zaim gibi Cumhuriyet döneminin ilk ve en önemli ressamları arasına girdi.

1928 yılında  resim alanındaki eğitimini geliştirebilmesi için Paris’e gönderildi. Paris’e giderken neyini ve hamparsum notalarıyla tespit edilmiş bir repertuarı da yanında götürmüştü. [6]

   

Beşir Ayvazoğlu -Ressam ve neyzen Halil Dikmen, adlı yazısında " Fransa’daki günlerini yaşanır kılan eski musikiyi hiç ihmal etmemiş, kaldığı bütün otel ve pansiyon odalarını Fransızlar tarafından Bach’ın müziğine ve org sesine benzetilen ney sedalarıyla inletmiştir. Bununla beraber senfonik müziğe karşı da ilgisiz değildir; Nurullah Berk’in anlattığına göre, Colonne’un ve Lamoureux’nün klasik müzik konserlerini hiç kaçırmamıştır." diyerek Halil Dikmen'in resim eğitimi almak için  gittiği yurt dışında musikiden de hiç ayrılmadığın gözler önüne serer.

  Academie Julien'de Albert Laurens'ın, sonra Andre Lhote'un öğrencisi oldu.  Paris'de üç yıl resim öğrenimi gördü.kten sonra 1931'de Türkiye'ye döndü. Halil Dikmen 1931 yılında  Avrupa’da aldığı eğitimin devamı olarak 6 ay süre ile Almanya, Avustralya ve İtalya’ya geziler yaptı. [7]  Gezilerin hemen ardından  Kayseri Lisesi'nde göreve başlamıştı. Bu lisedeki resim öğretmenliği görevi tam altı yıl sürecektir. Çok mutlu olmadığı bu yıllarda  Ahmet Kutsi Tecer ile tanışır.  Ahmet Kutsi Tecer, o sıralarda Sivas'ta görev yapmaktadır.   Sivas Maarif Müdürü Ahmet Kutsi Tecer[8] daha sonraları Milli Eğitim Bakanlığı Tedrisat Müdürlüğü görevine atanmış ve ve Kayseri’de çok da mutlu olmayan Halil Dikmen’i,  Galatasaray Lisesi’ne tayin ettirmiştir. [9]

 İstanbul'a gelen Halil Dikmen Galatasaray Lisesi'nde resim öğretmenliği yapmaya başlamıştır. Bu yıllardan sonra Halil Dikmen için yükselme dönemi başlar. 1937’de Atatürk’ün isteği ile kurulan İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ne müdür olarak atanır. 1949 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne öğretim görevlisi Dosya ve Heykel Müzesi'nin ilk müdürü olmuştur. [10]Müdürlüğü sırasında Emin Dede’den de ney meşk etmeye başlamıştır. [11] Halil Dikmen'in müze müdürü olarak atanması  oldukça ilginç bir öyküye dayanmaktadır. Bu hadiseyi bir yazısında Beşir Ayvazoğlu şu şekilde nakleder.  "1930’ların sonunda bir gün Güzel Sanatlar Akademisi’nde yapılan bir toplantıda, Atatürk, o sırada müdür olan Namık İsmail’e “Bir müzeniz var mı?” diye sorar. “Hayır” cevabını alınca “Derhal bir Resim ve Heykel Müzesi kurulacak!” emrini verir ve etrafına şöyle bir bakındıktan sonra ressam Halil Dikmen’i göstererek ilâve eder: “Bu genç arkadaşımız da kurulacak müzeye müdür olsun!”[12]

Halil Dikmen Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1938 yılında tertip ettiği yurt gezileri etkinliğin çerçevesinde 1940 yılında Giresun’a gönderildi ve burada yaptığı dokuz resimle dönüp o yılın birincilik ödülünü kazandı (Ayvazoğlu, 2002: 83). 1944 yılında Erzurum Hasankale’ ye oradan da Siirt’in Tillo köyüne giderek resimle ilgili çeşitli çalışmalar yaptı.

Halil Dikmen Resim ve Heykel Müzesindeki görevi sırasında ney sevdalısı gençlere hiçbir karşılık beklemeden, ney geleneğinin devamlılığını sağlamak  ve çok sevdiği bu musiki aletini çalmayı meraklı gençlere öğretebilmek için  ney dersleri veriyordu.  Niyazi Sayın da işte bu derslerinden yetişen bir talebeydi. “Hocamın neyden çıkardığı sesi halen çıkaramıyorum” diyen Niyazi Sayın 21 Ocak 1949’ da başladığı ney meşkine, 12 yıl boyunca ve kesintisiz olarak her perşembe günü hocasının derslerine giderek devam etti. [13]

"D gurubu"nun'da üyesi olan sanatçımız son görevi olan Güzel Sanatlar Genel Müdürü iken unutlmaz hizmetler verdi. 1949'da bu görevi yanında Güzel Sanatlar Akademisi resim galerision d'Automne'da eserlerini kabul ettiren sanatçı, 1946'da Unesco, 1949'da Venedik yarışmalarına katıldı. Amsterdam (1949), Chicago (1950), Atina (1955), Edinburgh (1958) ve Kıbrıs sergilerine bazı eserlerini verdi. İstiklal Savaşı'nda Mermi Taşıyan Kadınlar ve Giresun'da Fındık Toplayıcıları adlı eserleri gerek renk, gerek kompozisyon bakımından ilgi çekicidir.[14]
1961 yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olan Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne atanması nedeniyle Ankara’ya yerleşmiştir.[15]

Türk musikisiyle de ilgilendi. Küçük yaşlarda ilk kez İhsan Hoca'nın hediye ettiği ney ile derse başladı. Eyyubi Ali Rıza Bey'den de nazariyat dersleri aldı. Halil Dikmen'in hocası Emin Dede'dir. Radyo Müdürü Mes'ud Cemil'in ısrarları üzerine bir takım bant ve konserlere iştirak etmiştir. En önemli talebesi Niyazi Sayın'dır. Ressamlığı kadar Ney çalmadaki ustalığı ile de meşhur olan Halil Dikmen'in neyzenliği husunda onun talebesi olan  " Üstâd Niyâzî Sayın, Halil Dikmen’in neyzenliğini daima kendi neyzenliğinin önüne koyar ve bu zarif, hassas ve yüksek ahlâk timsâli şahsiyet için; ‘Ben onun çıkardığı seslere ulaşamadım’ der." [16]

Neyzen ressamımız Halil Dikmen  on görevi olan Güzel Sanatlar Genel Müdürü iken unutlmaz hizmetler vermiş bu görevde iken 1964 senesinde ölmüştür.7 Ekim 1964’te görevi başında geçirdiği kalp krizi sonucu, elli sekiz yaşında hayata gözlerini yumdu.

Beşir Ayvazoğlu sanatçının kişliği ile ilgili yazısında şunları belirtmektedir. " Tatlı dili, zarafeti, beyefendiliği ve ziyaretine gelen bütün dostlarını tatlı gülümseyişiyle ve “erenler”, “mîrim”, “sultânım”, “cânım efendim” gibi, İstanbul beyefendilerine has hitaplarla karşılaması, ona ikinci bir lâkap kazandırmıştır: “Şeker”. Türk resim tarihinde bu lâkabı taşıyan ikinci ressam odur. "

Sanatçının Devlet Resim Heykel koleksiyonlarında, özel ve Resmi koleksiyonlarda eserleri vardır.

Halil Dikmen, Kübist ve Konstrüktivist ilgileri, görkemli figüratif kompozisyonlara ve peyzajlara önem veren, Kübist ve Konstrüktivist resim anlayışlarını kendi algıladığı gibi uygulayan  bir sanatçı olarak dikkat çekmiştir. Kübist ve Konstrüktivist resmi kendine özgü bir şekilde ele almış ve kendi tarzını ortaya koymaya çalışmıştır. Özellikle portre ve çıplak figür resimleriyle dikkat çeken resimlerinde  uyguladığı resim planları ile resimlerindeki boyut ve hacimsel zenginliklerle dikkat toplayan resimler üretmiştir.  Kübist ve Konstrüktivist resimlerinde de hacim, oran perspektif değerlere duyduğu özenle “klasikçi” bir tutum sezilmektedir. [17]  d Grubu’nun temsil ettiği plastik çözüm önerilerine de  uygun ve yakın bir resim tutumu içindedir. Halil Dikmen, 1939 yılından itibaren  d Grubu’nun sergi ve  etkinliklerinde bulunmaya başlamıştır. Yaşamının son yıllarında soyut  resim denemelerine başlamıştır.  Buna rağmen Halil Dikmen Klasik ve figüratif resim alanında kalmayı daha çok tercih eden bir ressam hüviyetindedir.  

Halil Dikmen'in resim sanatı ve sanatçı kişiliği hakkındaki son sözleri de Beşir Ayvazoğluna bırakalım " İstanbul’da öğrenciliği sırasında yaptığı peyzajlarda renkçi görünse de, Albert Laurens’den ayrılıp Andre Lhote Atelyesi’ne geçtikten sonra valörcü bir anlayışı benimseyen ve sanat hayatı boyunca, Nurullah Berk’in ifadesiyle “renkten fazla desene, desenden fazla da ışık—gölge kombinezonlarına” önem veren Halil Dikmen, Louvre Müzesi’ni gezerken önemli tabloları kompozisyon bakımından dikkatle inceliyor, kroki defterine taslaklar çizerek Tiziano, Tinteretto, Raphael, Leonardo gibi büyük ressamların ışık—gölge problemlerini nasıl çözdüklerini anlamaya çalışıyor ve düşündüklerini kaydediyordu. Zor olana talipti ve müthiş bir çalışma azmi vardı; Paris’te alabileceği her şeyi almak niyetindeydi. Salon D’Automme’da resimleri sergilenen ilk Türk ressamı olması, gözünü diktiği hedefe ulaştığını göstermektedir. Bu büyük başarıyı kazandığı 1929 yılında, Guimet Müzesi’nde oryantalistlere Türk musikisi hakkında bir konferans vermiş ve ney’le örnekler seslendirmiştir." [18]




Kaynakça

 

  1. [1] Beşir AYVAZOĞLU –Neyzen Halil Dikmen, Aksiyon Dergisi, 2001)
  2. [2] Beşir AYVAZOĞLU –Neyzen Halil Dikmen, Aksiyon Dergisi, 2001)
  3. [3] Ali Tan, Halil Dikmen, https://www.neyzenalitan.com/halil-dikmen/
  4. [4] Beşir AYVAZOĞLU –Neyzen Halil Dikmen, Aksiyon Dergisi, 2001)
  5. [5] https://www.neyzenalitan.com/halil-dikmen/
  6. [6] Ali Tan, Halil Dikmen, https://www.neyzenalitan.com/halil-dikmen/
  7. [7] Ali Tan, Halil Dikmen, https://www.neyzenalitan.com/halil-dikmen/
  8. [8] https://edebiyatvesanatakademisi.com/kitap-ozetleri-ve-elestirileri/ahmet-kutsi-tecer-edebi-kisiligi-siirleri/33954
  9. [9] Ali Tan, Halil Dikmen, https://www.neyzenalitan.com/halil-dikmen/
  10. [10] https://tr.wikipedia.org/wiki/Halil_Dikmen
  11. [11] Ali Tan, Halil Dikmen, https://www.neyzenalitan.com/halil-dikmen/
  12. [12] Beşir Ayvazoğlu -Ressam ve neyzen Halil Dikmen,https://www.turkcebilgi.com/kose-yazisi/1)
  13. [13] https://tr.wikipedia.org/wiki/Halil_Dikmen
  14. [14] https://tr.wikipedia.org/wiki/Halil_Dikmen
  15. [15] https://sanalmuze.tcmb.gov.tr/sanalmuze/tr/sanat-koleksiyonu/s/146/HALIL+DIKMEN
  16. [16] https://www.neyniyaz.com/etiket/halil-dikmen
  17. [17] https://sanalmuze.tcmb.gov.tr/sanalmuze/tr/sanat-koleksiyonu/s/146/HALIL+DIKMEN
  18. [18] Beşir Ayvazoğlu -Ressam ve neyzen Halil Dikmen,https://www.turkcebilgi.com/kose-yazisi/1

 

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış