Hoca Ali Rıza Hayatı Sanatı ve Tabloları


Hoca Ali Rıza

(d. 1858 Üsküdar İstanbul - ö. 1930 Üsküdar), İlk primitif ve askeri en önemli Türk ressamlarındandır.  

1858 yılında Üsküdar’da Ahmediye Mahallesinde [1]dünyaya gelmiştir.  İyi ahlaklı, sevimli ve ressam olarak doğmuş, hayatının büyük kısmını Üsküdar İskelesi'ne yakın Ayazma'daki evinde geçirmiş,   “çok temiz yaşayarak hiç lekesiz bir şekilde tamamlamıştır.” [2]

HAYATI 

Süvari Binbaşısı Mehmet Rüştü Bey'in oğludur. Rüştiyedeki öğrenciliği sırasında resim derslerindeki yeteneği ile dikkat çeken Hoca Ali Rıza, resim derslerini Ressam Osman Nuri Paşa   Süleyman Seyyit   ve yabancı asıllı ressam Kes’den almıştır. İtalyan resim akımının Türkiye'deki temsilcisi sayılan Kes'in ailesi, Sultan Mahmud döneminde ordumuza topçuluk uzmanı olarak getirilmiş,[3] Kes, İstanbul’da doğduğu halde yurt dışında eğitim görüp yeniden ailesinin yanına İstanbul’a dönmüş Hoca Ali Rıza’nında hocası olan Süleyman Seyyid, gibi ilk Türk ressamlarına özel derlerle resim eğitimi vermiştir. [4]

Rüştiye’den sonra Harbiye’ye devam eder. Harbiye’de öğrenci iken resme düşkün olan diğer arkadaşları ile okulda bir resim atölyesi açılması okul idaresine başvurur. Bunun üzerine okulda bir resim atölyesi açılır ve Osman Nuri Paşa ile Süleyman Seyyit bu atölyeye resim öğretmenleri olarak gelirler.

Ressam Osman Nuri Paşa 1857 de Harbiye dördüncü sınıfında iken Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz'e yaver ve ressam olarak saraya alınmıştır. Öğrencisi Hoca Ali Rıza’nın yetişmesinde mühim bir rol oynamış, [5] Hoca Ali Rıza, Harbiye’den mezun olduktan sonra da öğrencisi Hoca Ali Rıza’yı 1884 yılında yanına asistan olarak almıştır. Böylece Hoca Ali Rıza, 1884 yılında öğretmeni Osman Nuri Paşa ve Süleyman Seyyit’in yardımcısı olarak göreve başlar.

 Üsküdar Rüştiyesi, ardından 1880 yılında Kuleli Askeri İdadisi (Kuleli Askeri Lisesi)'ne, girer. Öğrenimini Mekteb-i Harbiye-i Şahane’de sürdüren Hoca Ali Rıza, Osman Nuri Paşa, Süleyman Seyyid ve Mösyö Gués gibi seçkin hocaların öğrencisi oldu. 1881 yılında Harbiye Resim Sınıfı’ndaki başarılı çalışmalarından dolayı Sultan II. Abdülhamit tarafından Nişan-i Mecidi’yle ödüllendirilmiştir.[6]

1884 yılında Harbiye’nin Menşe-i Muallim programından Piyade Mülazım-ı Sani (Teğmen) rütbesiyle mezun olur ve öğretmeni Osman Nuri Paşa’nın yardımcılığına atanır. 1891yılında Osmanlı Devleti’nin ilk başkentlerinde inceleme çalışmaları yapan bir heyete katılarak Türk ve İslam Eserlerine ait görünümleri defterlerine aktarır.

1895’te Kolağası rütbesindeyken Yıldız Porselen Fabrikası’nda porselen tasarımları yapar. 1895’te Fausto Zonaro’yla tanışan sanatçı, 1897’de Değirmendere’de resim çalışmaları yapmıştır. Bir yandan da pek çok okulda resim öğretmenliği yapmakta, diğer yandan da Nazmi Ziya Güran  gibi pek çok öğrenciye resim dersleri vermektedir.  

Manzara resimlerine önem veren  Hoca Ali Rıza  ise öğrencilerine sadece doğaya yönelmeleri,  akademik konulara önem vermemeleri her türlü etkiden kaçınmaları[7] yönünde telkinler vermektedir. Bu şekilde pek çok öğrenci yetiştiren Ali Rıza Bey’in adı bu nedenle Hoca olarak kalmıştı.

Boş vakitlerinde Üsküdar veya Çamlıca sırtlarına gider, Hocası Süleyman Seyyid gibi manzaraya bakarak manzara resimleri yapardı.  Nereye giderse gitsin yanında öğrencilerinin “ kırkambar “ dedikleri heybe gibi çantasıyla giderdi. Bu çantanın içi iğneden ipliğe boyalar, kalemler ve kâğıtlarla doluydu.

Yurt dışında resim eğitimi almadığı, ama yurtdışında eğitim görüp gelen Osman Nuri Paşa, Süleyman Seyyit ve kes gibi kişilerden eğitim alan Hoca Ali Rıza, portre ve figür çalışmalarında az ürün veren bir doğa ressamıdır.

1897’de Türk Yunan savaşını anlatan muharebe konulu resimler üzerinde çalışır. 1903 yılında Mahmut Şevket Paşa’nın isteğiyle “Eski Osmanlı ”  Giyim Kuşamını kapsayan bir albüm çalışmasına katılır. 1903 yılında Türk Esliha-i Antika Müzesi’nin kuruluşu için oluşturulan komisyonda görevlendirilen sanatçı, 1909 yılında Baş Ressam olarak başladığı Harbiye Matbaası’nda iki yıl süre ile çalışmıştır.

1909 ile1912 yılları arasında  Mehmet Ruhi Arel''in önerisiyle çoğunluğu Sanayi-i Nefise Mektebi mezunu İbrahim ÇallıFeyhaman Duran  ,  Hikmet Onat Nazmi Ziya Güran ,  Namık İsmail ,  Hüseyin Avni Lifiç,  Sami Yetik',   Şevket Dağ,  Mehmet Ruhi Arel, Ali Sami Boyar, Agah Bey,  Mehmet Ruhi Arel', Ahmet Ziya Akbulut, Hüseyin Zekai Paşa, Mehmet Ali Laga ve Müfide Kadri gibi genç ressamlar, Osmanlı Ressamlar Cemiyetinin  üyeleri olarak cemiyetin iskeletini oluşturmuşlar, [8]bu cemiyetin başına da hocaları Hoca Ali Rıza’yı yerleştirmişlerdi.

 Osmanlı Ressamlar Cemiyeti  Başkanlığı görevini sürdürürken; 1909’da Üsküdar İskele Gazinosu’nda Resim sergisi düzenlemiştir.

1910 yılında Şehzadegan sınıflarında hocalık yapan Hoca ali Rıza, 1911 yılında Harbiye’de öğretmen iken sağlık sorunları ile uğraşmaya başlar. Bu nedenle de  Kaymakam (Yarbay) rütbesindeyken emekli olur.

1914’te İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nde Peyzaj Muallimi olarak görev yapar. 1917'de Maarif Nezareti’ne bağlı olan Sanayi-i Nefise Encümeni azalığına seçilir. 1918’de başladığı Çamlıca İnas Sultanisi’’ndeki (Çamlıca Kız Lisesi) resim muallimliği üç yıl sürer. 1921 Üsküdar Kız Sanayi-i Mektebi’nde resim muallimliği ve 1929 yılında Sultan Ahmet Erkek Ameli Hayat Okulu’nda öğretmenlik yapmıştır. Yetiştirdiği öğrenciler arasında Süheyl Ünver, Pertev Naili Boratav,  Sami Yetik,Üsküdarlı Cevat, Osman Asaf,  Celal Esat Arseven,  Sermet Muhtar Alus,  Nazmi Ziya Güran gibi pek çok isimler vardır.

Dosya:Hoca ali rıza manzara 1898.jpg

SANATÇI KİŞİLİĞİ 

Aile büyüklerinin genellikle Askeri Ressam ve bürokrat olmasının yanında çeşitli sanat dallarıyla uğraşmaları Hoca Ali Rıza’nın da resim sanatını keşfetmesinde önemli rol oynamıştır. 1914 Çallı Kuşağı ressamlarının hocası olarak bilinen Hoca Ali Rıza’nın resimlerinde pembeler, yeşiller ve maviler ön plana çıkmaktadır. Çizdiği binlerce desenle eriştiği ustalık ve renk bilgisi sayesinde kendi ekolünü oluşturur. Belgeci manzaralarının yanında hayali manzaraları da bulunan Hoca Ali Rıza’nın, bu tür çalışmalarına “fikirden” diye not düşmeyi unutmaz. Kendini peyzaj ressamı olarak tanımlayan Hoca Ali Rıza’nın figür resimleri de bulunmaktadır. Kendisinin Peyzaja daha çok önem vermesine karşın bugün Hoca Ali Rıza’nın figür resimleri, az bulunmaları nedeni ile daha değerlidirler. [9]

Osman Asaf’ın sorumlu yöneticisi olduğu  Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Ressamları Dergisi’inde  Hoca Ali Rıza, Sami Yetik, Ruhi Arel ve Ahmet Ziya Akbulut ile birlikte sanat, sanatçılar ve resimle ilgili yazıları çıkmıştır.

Hoca Ali Rıza, özen ve renk bilgisi ile dikkati çeken ilk Türk manzara ressamıdır.  Manzara resimlerinde ışık ve gölgeden en başarılı şekilde yararlanan ressamların başında gelmektedir. Yağlıboya ve suluboya ustası olmasına rağmen en büyük hüneri karakalem çalışmalarında olmuştur.  İstanbul sokaklarını, denizi, fıstık ağaçlarını, yelkenlileri ve kayıkları resmeden çok güzel resimler yapmış ve çizmiştir.

Hoca Ali Rıza’nın kayalıkları meşhurdur. Bu resimlere imzasını dahi atmasa Hoca Ali Rıza’nın yaptığı işler kayalıklarından kendini belli eder. Onun elinde eskimiş yıkılmak üzere olan evler farklı bir hava bulur ve ölümsüzlüğe kavuşur. Hoca Ali Rıza’nın en çok önem verdiği şey; İstanbul’un gelecekte kaybolup gidecek güzelliklerin resmen de olsa hatırlanmasını sağlamaktır. Resimlerindeki renklere o kadar dikkat eder ki ilerideki yıllarda solmasın diye yağlıboyanın solmayanını kullanır.” [10]

Hoca Ali Rıza,  ilk Türk empretyonisti kabul edilen manzara ve İstanbul ressamıdır. Üsküdar ve Karacaahmet'in kıyı kahvelerini kayalıklarını, Haydarpaşa, Üsküdar, Çamlıca, Acıbadem, Bulgurlu, İhsaniye, Karacaahmed, Ümraniye, Kurbağalıdere, Kızıltoprak, Çengelköy, Anadolu ve Rumeli Hisarları, Kanlıca, Paşabahçe, Beykoz ve İncirköyün resimlerini yapmıştır.   

Tek başına bir "okul" gibi çok sayıda öğrenci yetiştiren Hoca Ali Rıza, resim derslerinde kullanmak üzere desen albümleri hazırlamış, bunları “ kırkambar “ denilen çantasının içinde dolaştırmış,  yurtdışına çıkamamış bir ressamdır.  Harbiye'de çalışırken bir ara İtalya'ya resim öğrenimi için gönderilmesine karar verilmiş ancak, Napoli’de çıkan kolera salgını nedeni ile oraya da gidememiştir.[11]

Türk Resim Sanat Tarihi'ne adı geçen ilk büyük ressamların hepsi üzerinde emeği olan Hoca Ali Rıza tek başına bir resim okuludur.  “Her sabah şafakla birlikte kalkar, Üsküdar'ın ve Boğaz'ın zenginliklerle dolu tepelerine tırmanır bir kaya parçasından, bir yelkenliden, bir fıstık ağacı siluetinden, bir İstanbul ahşap evinden bin bir renk manzumesi ile şaheserler yaratırdı.”  Soyut sanatlara ilgi duymadığı gibi Batılı ressamlar çok haşır neşir de olmadığından gerçekçi bir doğa ressamı olarak kaldı.  

Türk Resim tarihinin en usta en önemli manzara ressamı olarak anılan Hoca Ali Rıza, çok sayıda yağlı boya, karakalem ve suluboya resimler yapmıştır.  Elli yıla yakın öğretmenlik, elli yılı aşkın sanatçılık yapan Hoca Ali Rıza 30 Mart 1930’da doğduğu yer de olan Üsküdar’da öldü. Mezarı Karacaahmet’tedir.

 

   

Çengelköy                                                                          sumbullu-yali- suluboya

Denize Açılan Sokak ve simitçi 

Sergileri

  • 1919 Dördüncü Galatasaray Sergisi
  • 1926 Çamlıca’dan Marmara'ya bir nazar ve “Çamlıca’da Namazgah” adlı tablolarıyla sekizinci Galatasaray Sergisi
  • 1927 Beykoz’da İshakağa Çeşmesi, Odam, Ayazma Sokağı, Doğancılar’da Mektep, Şeftaliler, Deniz adlı tablolarıyla onbirinci Galatasaray Sergisi
  • 1928 Celal Esad Arseven tarafından düzenlenen Paris Sergisi