Hüseyin Avni Lifij Hayatı Sanatı ve Tabloları


 

Hüseyin Avni Lifij 

 

(d. 1886, Ladik - ö. 1927 İstanbul),  Çerkez asıllı  Türk ressam.

 

Sanatçının ailesi 1877–1878 Osmanlı Rus savaşı sırasında Kafkasya'nın Kuban bölgesinden göç ederek önce Samsun'a yerleşmiş bir ailedir. [1] Avni Lifij,  tıpkı   Namık İsmail  ve Şevket Dağ gibi Çerkez kökenli bir Türk ressamıdır.  Lifij,  Çerkez Adige dilinde beyaz tenli anlamına gelmektedir ve Hüseyin Avni’nin ait olduğu Çerkez soyundan bir kol adı olmaktadır. [2]

 H.Avni Lifij, Samsun'un Lâdik ilçesine bağlı Karaaptalsultan köyünde doğdu. İlköğrenimini Fatihte, Aşıkpaşa mahallesindeki mahalle okulunda yapmış, bu okulda resim ve müzik dersleri ile daha çok ilgilenmiştir.  1896–1898. Orta öğrenime Nadir Beyin Şehzadebaşındaki "Numune-i Terakki Mektebi”nde başlar lakin bu okulda iken ağır biçimde hastalanması dolayısıyla ailesi onu iki yıl boyunca okula yollamamıştır. Fakat bu yıllar içinde   İskender Ferit Bey’den Fransızca dersleri alır. 1898–1900 -

Ortaokulu bitirmesinin ardından iki yıl boyunca eğitimine ara vermek zorunda kaldı. 1901 yılında nihayet sağlığına kavuşan Avni Lifij Nafia Nezareti (Bayındırlık Bakanlığı)’ne bağlı Demiryolları Müdürlüğü’nde işe girerek henüz 15 yaşında iken çalışma hayatına atılır. 1901 Nafıa Nezaretinin. Fransızca öğrenmek için Alyans İsraelit Okulu’nda da eğitim görerek Fransızcasını ilerletmeye çalışır. [3]1903-1904.

Anatomi öğrenmek için "Mülkiye Tıbbıyesi"ne, boya tekniğini öğrenmek için de "Eczacı Mektebi"nin Fizik ve Kimya derslerine dinleyici öğrenci olarak katılmış,[4] eğitime önem veren bir tutum içinde olduğunu belli etmiştir.  1904 yılına kadar Fransızca derslerine devam eder.

Daha yirmi yaşında ve hiçbir akademik resim formasyonuna sahip değilken tamamen cesur bir amatör ruhla resmettiği “Kadehli-Pipolu Otoportre”si Avni Lifij’in hayatı için bir dönüm noktası olacaktır.

Türk resim sanatı batılı resim geleneği ile flört devresini bitirmiş, Osman Hamdi Bey, Şehzade Abdülmecid Efendi,  Süleyman Seyyit,  Hoca Ali Rıza ve Halil Paşa gibi ustaların içinde bulunduğu ilk batılı üslupta eser veren Türk ressamları kuşağını doğurmuştu. Bu kuşağın yolunu açtığı “Meşrutiyet Kuşağı” olarak anılacak ikinci kuşak ressamların devri başlamak üzereydi. Bu idealist kuşağın içinde yer alan genç Hüseyin Avni de sanatıyla bu yeniçağda yerini almak, bir şeyler yapma çabasındadır. [5]

Hüseyin Avni akademik bir sanat eğitimi alabilmek amacıyla ülkenin bu alandaki tek okulu olan Sanayi-i Nefise Mektebi'ne girmek istemektedir.  

     

Kadehli-Pipolu Otoportre, 1908

1906 yılında Hüseyin Avni Lifij, Fransızca öğretmeni İskender Ferit Bey sayesinde Ayasofya'da mimari çizimler yapmakta olan Fransız mimar Henri Prost ile tanışır. Henri Prost, resimlerini Müze Müdürü Osman Hamdi Beye götürmesini önerince Pipolu Otoportre adlı resmini Osman Hamdi Bey’e götürüp göstermiştir.  Bu sırada Osman Hamdi Bey,   İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Müdürü ve Güzel Sanatlar Akademisi adını alacak olan mektebin de başındadır. [6] Avni Lifij’in tamamen doğal bir yetenek ve amatör bir ruhla yaptığı bu resmi beğenen Osman Hamdi Bey, bundan sonra yaptığı resimleri kendisine göstermesini ister.

1908’de Osman Hamdi Bey’in Paris’e göndermek istediği öğrenci adayları listesinde, Hüseyin Avni Lifij’in de adı ve “Pipolu Otoportre resmi vardır.  Bu resim Abdülmecid Efendi’nin beğenisine sunulur.[7]

"Kadehli-Pipolu Otorportre" sayesinde yurtdışında yetkin bir sanat eğitiminin, Avrupa'nın ve başarılı bir sanat hayatının kapıları Avni Lifij'e açılacaktır. [8]

Nihayetinde Abdülmecid Efendi’nin de onayı ile Hüseyin Avni’ye Avrupa’nın kapıları açılmış olur.  Bir yıl kadar Sanayi-I Nefise’de süren bir eğitimden sonra 1909 yılında Paris’e giderek “I’Ecole Nationale Speciale des Beaux-Art”dan kurları izleme belgesi alarak Cormon Atölyesi’nde resim çalışmalarına başlar. Bu atölyede kendisinden önce gelen veya sonra gelip kayıt olan  İbrahim ÇallıFeyhaman Duran  ,  Hikmet Onat Nazmi Ziya Güran ,  Namık İsmail ve  Hüseyin Avni Lifiç  gibi  ressamlarla birlikte Paris’te birçok faaliyetlerde bulunur. [9] Cormnon’un atölyesine gelen Türk Ressamlarının pek çoğüu izlenimci bir ressam olmaya meylederlerken kendisi daha çok simgeci ressamlara ilgi duymaya başlar.  Bu nedenle Ressam Guillonnet ve Andre Lecomte Du Noüy ile dostluk kurarak serbest zamanlarında atölyelerine devam etti.

1912’de Paris’ten İstanbul’a dönmek zorunda kalmış ve İstanbul Sultanisi (İstanbul Erkek Lisesi)’nde resim öğretmeni olarak görev yapmaya başlamıştır.  İki yıl sonra  I. Dünya Savaşı çöıkmış Paris’te kalan diğer Türk ressamların  hepsi de yurda geri dönmüşler ve   Osmanlı Ressamlar Cemiyetini kurmuşlardır. Bu cemiyetin içinde H. Avni Lifiç ‘de vardır.  Üstelik  Paris’te eğitim gören bu ressamlar  1914 Çallı Kuşağı (Türk İzlenimcileri) olarak adlanmdırılacaklar ve H. A. Lifiç’de bu ressamlar içinde en yetenekli olanlardan birisi oalrak dikkatleri çekeceklerdir.   

1915'te Kandili İnas Sultanisi (Kandilli Kız Lisesi)'nde Fransızca öğretmenliği yapar. Paris’te Louvre Müzesi’nde Luca Giordano’nun “Mars ile Venüs” tablosunun Lifij tarafından yapılan kopyasının da bulunduğu koleksiyon Güzel Sanatlar Okulu’nda toplanarak; 1915 Ekim ayında sergilenir. 1916 yılı ilkbaharında 1. Galatasaraylılar Yurdu Resim Sergisi’ne iki resmi ile katılır. 1917 sonbaharında İstanbul'da Galatasaraylılar Yurdunda açılan "Savaş Resimleri ve Diğerleri" Sergisi'ne, 20 resim ile katılmıştır.

Bu sırada Enver Paşa’nın teşviki ile kurulan Şişli Atölyesine de resimler yaparak katılır. Şişli’de kurulan atölyede, Namık İsmail ve dönemin diğer ressamları,  İbrahim ÇallıFeyhaman Duran  ,  Hikmet Onat Nazmi Ziya Güran ,  Hüseyin Avni Lifiç,  Sami Yetik',   Şevket Dağ,  Mehmet Ruhi Arel, Ali Sami Boyar gibi sanatçılar savaş konulu resimler yapmak üzere görevlendirilirler.  Hüseyin Avni’de Şişli Atölyesi denilen bu atölyede savaş konulu bir çok resim yapacaktır.

 Nitekim 1918’de Viyana'da sergilenen "Savaş Resimleri ve Diğerleri Sergisi"ne 18 resim ile katılır.  İçinde sanatçının da beş eseri bulunan hükümete ait olan 56 adet tablo, Maarif Kurulunun 12. 3. 1921 tarihli mazbatası uyarınca "Resim Eserleri Koleksiyonu" tarafından alınır. Türk ressamlar Cemiyeti Tarafından düzenlenen 4. Galatasaray Resim Sergisi'ne üç resim ile ve aynı yıl kurulan Serbest "Resim Atelyesi"ndeki sergiye 7 poşad ve 1 eskizi ile dahil olmuştur.

1922 yılında Doktor İbrahim Şazi'nin kızı, Heykeltıraş Nijad Sirel’in kız kardeşi  Harika Şazi ile evlenir.[10]

Ekim 1922’de Bursa'ya Mustafa Kemal'i karşılamak için giden öğretmenler arasında sanatçı ile birlikte eşi Harika ve eşinin kardeşi Heykeltraş Nijad da bulunmaktadır. . Mustafa Kemal, Avni Lifij'i Ankara'ya götürür ve Erkanı Harbiye'de dört ay misafir eder. Sanatçı Ankara'ya bu ilk ziyaretinde Mareşal Fevzi Çakmak'ın portresini yapmıştır.

Ankara dönüşü "Karagün" ve "Akgün" tablolarının hazırlık çalışmalarına başlar. Bir yılsonunda söz konusu komposizyon tuvale uygulanmıştır.

1924’te Sanayi-i Nefise Mektebi Ali’si Tezyini Sanatlar öğretmenliğine atanır. Ölümüne kadar Sanayi-i Nefise Mektebi Ali’si Tezyiniye Muallimi olarak görevde kalır. Ancak bölümün ilk mezunlarını göremeden; 2 Haziran 1927’de Laleli’de Harikzedegan Apartmanı’ndaki odasında henüz 41 yaşında iken, hayata veda   eder.

“Mareşal Fevzi Çakmak Mesaide” tablosunu gerçekleştirdi. (İstanbul Resim ve Heykel Müzesinde),

AVNİ LİFİJ'İN RESİM SANATIMIZA KATKILARI VE SANATÇI YÖNÜ

Hüseyin Avni Lifij'in resim sanatımıza katkıları ve sanatçı yönü için Sancar Özer şunları aktarmıştır.  " Lifij'in 1914 kuşağı içinde hem yöntem, hem konu anlamında her zaman kendine has ayrıksı bir yeri olagelmiştir. ….Lifij'in üslubu ilk bakışta okulcu (okullu olmamasına rağmen) ve gerçekçi imiş yanılgısını yaratsa da aslında Avni Lifij, döneminde kendisi hakkında yazılan bir eleştirideki ifadeyle, "doğayı kopya etmemekte, düzeltmekte..." ve "...doğayı sahip olmadığı bir ruhla donatmakta..." dır. Bu anlamda otoportresinde romantik, ifadeci, dışavurumcu ve hatta sembolik okumalar yapmak olasıdır. İster bilinçli ister bilinçaltından gelen bir esinle yapmış olsun Avni Lifij II. Meşrutiyetle tarihlenen bu tablosunda "zeitgeist" yani "çağın ruhu"nu resmetmiştir. Tuvalden bizleri kısık gözleri ile süzen bu genç JönTürk sanki beraberinde getireceği tüm yenilikleri, değişimleri ve trajedileri ile önünde uzanan yeni çağa, 20. yüzyıla kadeh kaldırmaktadır. " [11]

Yapıtlarından bazıları

  • 1903 Kadir Gecesi
  • 1907 Kendi Portresi
  • 1907 Armoni
  • 1912 Yeşilköy'den Peyzaj
  • 1916 Alegori, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi
  • 1924 Karagün - Akgün
  • Türbe Kapısı İzmir Resim ve Heykel Müzesi
  • İstanbul'da sabah
  • Evler, Kalkınma İş Bankası Koleksiyonu

 

 

Karagün 

KAYNAKÇA

 



 İLGİ DUYABİLECEĞİNİZ  LİNKLER

1914 Çallı Kuşağı (Türk İzlenimcileri):   İbrahim ÇallıFeyhaman Duran  ,  Hikmet Onat Nazmi Ziya Güran ,  Namık İsmail ,  Hüseyin Avni Lifiç,  Sami Yetik',   Şevket Dağ,  Mehmet Ruhi Arel, Ali Sami Boyar

 Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği kurucuları :   Refik Epikman ,  Cevat Dereli  ,  Şeref Akdik , Mahmut Cûda,  Nurullah Berk  Hale Asaf , Ali Avni Çelebi  ,  Zeki Kocamemi  Muhittin Sebati  , Ratip Aşir AcudoğlU

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış