Hüseyin Zekâi Paşa Resim Anlayışı ve Taploları


 

Hüseyin Zekâi Paşa

( d. 1860 Üsküdar ö. 1919) Osmanlı dönemi Türk ressam, Asker ressam

Türkiye’de batılı anlayışta çalışan ilk ressamlardan biridir.[1]  Hoca Ali Rıza ve Şeker Ahmet Paşa [2]gibi Hüseyin Zekai Paşa da Üsküdar'da dünyaya gelmiştir. Harbiye'de okuduğu sırada, çocukluk arkadaşı Hoca Ali Rıza'yla dostluklarını pekiştirmiş olmaları dikkat çekicidir. İki gencin Harbiye'deki resim derslerine olan ilgileri, dost sohbetleri ile pekişmiş olmalıdır. İlköğrenimini tamamladıktan sonra Kuleli Askeri İdadisi’ne girdi. Aralarında Hoca Ali Rıza’nın da bulunduğu birkaç öğrenci arkadaşıyla birlikte özel bir resim atölyesi kurulması için okul yönetimine başvurdu. Bu atölyede Osman Nuri Paşa,  Şeker Ahmet Paşa  ve Süleyman Seyyit ’in öğrencisi oldu. Mezun olduktan sonra Mekteb-i Harbiye’ye girdi. Orada öğrenciyken yaptığı, Boğaziçi’ndeki donanma gecelerinden birini canlandıran resmi, Abdülhamid tarafından beğenilmişti.  [3]1883 yılında mezun olduktan sonra teğmen rütbesiyle Şeker Ahmet Paşa’nın yanına hünkâr yaverliğine getirildi. Bu sırada Şeker Ahmet Paşa, Mekteb-i Harbiye ‘de albay rütbesi ile resim öğretmenliği yapıyordu. [4]

Hüseyin Zekai Paşa , Şeker Ahmet Paşa’nın yaveri olduktan sonra yeteneğini geliştirdi. Şeker Ahmed Paşa’nın ölümü üzerine 1906’da saray ressamlığına ve yabancı konuklar teşrifatçılığına getirildi. Şeker Ahmet Paşa'nın ardından yabancı konukları ağırlama görevi kendisine verilmiş olan Hüseyin Zekai Paşa; Askeri İnşaat Komisyonu başkanlığı görevini üstlendi. Askeri İnşaat Komisyonu reisliği üyeliğinden sonra Yıldız Sarayı'nda Mahmut Şevket Paşa denetimi altında düzenlenmekte olan 'Esleha Müzesi' (Askeri Müze) komisyonunda üyelik gibi görevlerde bulunmuştu.

1905 yılında İstanbul'a gelen Fransız Fransız Neo- Post Empresyonist ressam Paul Signac'ı Doğancılardaki evinde konuk etmişti. Paul Signac, onun konağında misafir iken İstanbul’un çeşitli yerlerinde bol bol resim yapmış dönemin pek ressamı ve öğrencisi ile de görüşmüştü. [5] Resimler yaparken de pek çok genç ressam onu izlemişti. Bu görüşmeleri ile örneğin Nazmi Ziya Güran ve  Sami Yetik , gibi genç ressamları derinden etkilemişti.

 Alman imparatoru Wilhelm'in Suriye gezisine eski eserler uzmanı olarak katılmış ve 1913'de Mübeccel Hazineler adlı bir kitap yazmıştı.

Bu günkü Askeri Müze’nin kuruluş çalışmalarına katıldı. 1908’de 1. Tugay Komutanlığından emekli olduktan sonra ölümüne değin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Sanayi-i Nefise Encümeni üyeliğini sürdürdü.

Hüseyin Zekâi Paşa, Avrupa’da resim öğrenimi görmemesine karşın, orada öğrenim görmüş ressamların yapıtlarını yakından incelemek suretiyle batılı bir anlayışta çalıştı. İlk dönem resimleri, fotoğrafik denebilecek bir gerçekçilikteydi. “Yıldız Sarayı Bahçesinden Peyzaj”[6](Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi) gibi bu yıllarda gerçekleştirdiği yapıtları, ince boya hamuru ve duru renkleriyle 19. yüzyıl manzara geleneğine bağlıydı.

Onlardan daha genç olmasına karşın XIX. yüzyıl Türk resminin bilinen en eski temsilcileri Osman Nuri, Şeker Ahmet Paşa ve Süleyman Seyit gibi asker kökenli ressamlar arasında sayıldı. Resim Tarihi ile ilgili tüm kaynaklarda Ferik İbrahim Paşa, Beşiktaşlı Tevfik, Darüşşafakalı Giritli Hüseyin, Karagümrüklü Hüseyin, Servili Ahmet Emin, Kaymakam Ahmet Şekür (d.1856 ?) Üsküdarlı Osman ve Bedri Kulları, Ahmet Bedri, Hüseyin Giritli, Ahmet Muhip, Salih Molla Aşki, (1866-1936),  Mirliva Osman Nuri Paşa , Süleyman Seyyit Bey, Şeker Ahmet Paşa, Hoca Ali Rıza (1885–1930) Halil Paşa, Hüseyin Zekâi Paşa  ile Osman Hamdi Bey gibi adı primitif  ressamlar ve askeri ressamlar arasında gösterildi. [7]

XIX. yüzyıl ressamlarından kendi kişiliklerini öne çıkartıp batı sanatını daha iyi özümseyen ve onlardan sonraki yönelimlere öncülük edenler, Şeker Ahmet Paşa Süleyman Seyyit, Osman Hamdi, Hüseyiın Zekai Paşa, Ahmet Ziya  ve daha sonra da Hoca Ali Rıza ve Halil Paşa ile adı birlikte anıldı. .[8]

1910’dan sonra katıldığı Galatasaray sergileri, Hüseyin Zekâi Paşa’nın  Osmanlı Ressamlar Cemiyeti ’yle ilişki kurmasını sağladı. Bu tarihten sonra fotoğrafik gerçekçi anlatım yerine, daha kalın firça vuruşlarının egemen olduğu izlenimci bir anlayışa yöneldi. Bugün Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde bulunan “Cami”, “Ayasofya Camisi Hünkâr Mahfili” gibi en önemli yapıtlarını gerçekçi ve izlenimci anlayışları özümseyerek oluşturdu. Duyarlı bir anlatımla ele aldığı bu resimlerinde izlenimci renk anlayışını kompozisyonun bütünselliğini yok etmeyen bir ayrıntı işçiliğiyle birleştirdi. Manzara türünün yanı sıra portre ve figürler de yaptı. Yapıtlarından örnekler İstanbul, İzmir ve Ankara Devlet Resim ve Heykel müzeleriyle Dolmabahçe ve Topkapı saraylarında bulunmaktadır.[9]

Hüseyin Zekai Paşa, saray çevresi dışında Üsküdar Doğancılarda bulunan ve bugün yeri tespit edilemeyen konağında, dönemin sanatçılarıyla toplantılar yaptığı sıralarda İstanbul'u ziyarete gelen yabancı sanatçılarımdan biri olan Paul Signac'ı ağırladı. Bu konağı ziyaret edenlerden  Sami Yetik , burada edindiği izlenimlerini şöyle aktarmaktadır:  “Zekai Paşa, eski Türk eserlerine ve nefis eşyaya son derece meraklı bir ressamdı. Türk eşyalarıyla süslü atölyesi, kendilerini ziyaret ettiğim gün bana o zamana kadar görmediğim bir müzede bulunuyorum hissini vermişti. Eski nakış sanatımızın ve eşyalarımızın hayranı olan üstat, atalarımızın güzel sanatlara karşı beslediği sevgiyi oymalar, yazılar, tezhibiler ve birçok güzel sanat eserleri taşıyarak bana birer birer anlatmış, bu konuda bilgilenmemi sağlamıştı.” [10] der.

 

 

Hüseyin Zekâi Paşa                                                                    Hüseyin Zekâi Paşa : Develer 

HÜSEYİN ZEKAİ PAŞA'NIN RESİM ANLAYIŞI

Empresyonizm akımının Türkiye’deki ilk temsilcisi Hüseyin Zekâi Paşa sayılmaktadır.[11]   Daha çok manzara ve mimari yapılar üzerine resimler yaptı. İlk resimlerinden son resimlerine kadar sürekli kendisini yenileyen bir ressam olduğunu belli etti.  [12]Sürekli olarak sanatını, tekniğini ve üslubunu geliştiren yenilikçi bir ressam olarak dikkati çekti.  Bu özellikleri ile çağdaşlarından ve Darüşşafakalı ressamlardan önde olduğunu gösteren işler yaptı.  Cami adlı resmi ile mimari görünüm konusunda ne kadar ustalaştığını kanıtladı.

Ayasofya Camii Hünkâr Mahfili adlı resminde ise iç mekân ressamlığında ne kadar başarılı olduğunu belli etti.  Bu resmi ile  Şevket Dağ ‘dan önce iç mimari ressamı olduğunu kanıtladı. [13] Batılı anlamda Türk resim sanatının iç mekân resimlerinde ilk başarılı örnekleri vermiş oldu.

Erenköy'den adlı yağlıboya resmi ile izlenimcilik konulu resimde de başarılı olduğunu kanıtladı. 1910'larda, özellikle Galatasaray sergilerinin başlamasından sonra, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti üyesi ressamlarla ilişkileri sonrasında izlenimci ressamların etkisi altına girdi.

İzlenimcilere mahsus fırça darbelerini Erenköy'den resmi ile devam ettirdi. Resimlerinde neredeyse figüre yer vermemiş, insan portrelerini yapmaktan uzak durmuştur. Bunun nedeni de o yıllarda bu tip resimler yapılmasına karşı çıkılmasıdır.  Bu nedenle manzara resimleri, mimari öğlelerin resimleri ve iç mekân tasvirleri üzerinde yoğunlaşmıştır.  İnsanlar ve portreler manzara resimlerinin içine küçük boyutlarda yerleşmiş süsler olarak kalır.

Papağan ve Develer adlı resimlerinde, manzaranın içerisinde yer alan hayvanlar sanatçının ilgi çekici bir resmidir. [14]

1919 yılında, doğduğu ve yaşadığı yer olan Üsküdar'da ölen Hüseyin Zekai Paşa, çağdaş Türk resminin önemli isimlerinden birisidir.[15]

Hüseyin Zekai Paşa'nın ressamlığının ve koleksiyonerliğinin yanı sıra yazarlık yönünün de olduğu bilinmektedir.

Kitapları

1914 Mübeccel hazineler

1919 Bedayi-i Asar- ı Osmaniye

 

KAYNAKÇA

 

İLGİ DUYABİLECEĞİNİZ  LİNKLER

1914 Çallı Kuşağı (Türk İzlenimcileri):   İbrahim ÇallıFeyhaman Duran  ,  Hikmet Onat Nazmi Ziya Güran ,  Namık İsmail ,  Hüseyin Avni Lifiç,  Sami Yetik',   Şevket Dağ,  Mehmet Ruhi Arel, Ali Sami Boyar

 Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği kurucuları :   Refik Epikman ,  Cevat Dereli  ,  Şeref Akdik , Mahmut Cûda,  Nurullah Berk  Hale Asaf , Ali Avni Çelebi  ,  Zeki Kocamemi  Muhittin Sebati  , Ratip Aşir AcudoğlU

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış