Mehmet Ruhi Arel ' in Hayatı Resim Sanatı ve Resimleri


 

        

MEHMET RUHİ AREL 

Mehmet Nuri Arel'in Hayatı,

(d. 1880 - ö. 14 Ekim 1931), ressam.

1880 yılında İstanbul Galata’da doğdu. Galatalı Halil İlhami Efendi’nin oğlu, Kâdiri Şeyhi Hacı Ali Baba’nın torunudur.

İlkokulu bitirdikten sonra Bahriye Mektebine girdi. Mehmet Rûhi'nin resme olan ilgisi Bahriye Mektebi’ndeki öğrencilik yıllarında başlamıştı. Bahriye Mektebi’ni 1908 yılında İnşaiye sınıfından gemi mühendis subayı olarak bitirdi. [1]  Mezun olduğu yıllarda askeri öğrenciler yurt dışında çok iyi resim bilgisi de almış olan askeri ressam öğretmenler tarafından eğitiliyordu. Askeri okullardaki resim dersleri bilindiği perspektif yani fenn-i menâzır öğretimine dayalıydı. Bu nedenle resim sanatına olan ilgisini bu şekilde pekiştirdi.  Bahriyeden arkadaşı olan Hikmet Ona  ile yurt dışında eğitim görmüş  askeri ressam[2]subayların eğitimi altında resim sanatına dair çok sağlam bilgiler edinmişti. [3]

Mezun olduktan sonra Bahriye Mektebi resim öğretmenliğine atandı. Bahriye Mektebi’nden arkadaşı Hikmet Onat ile olan dostluğu bu yıllarda pekişir ve yaşamları boyunca sürer. 1905 yılında F.Muzaffer Neyzi Hanım ile evlendi. Bu evlilikten iki oğlu olur. Büyük oğlu Şemsi Arel, küçük oğlu Orhan Arel ve gelini Maide Arel de daha sonraki yıllarda sanat hayatına atıldılar.

1903 ile 1909 yılları arasında Sanayi-i Nefise Mektebi’nde sanat eğitimi aldı. Bu eğitimi alırken arkadaşı Hikmet Onat’a da bu okula gelmesi için haber gönderdi.[4]  Sanayi-i Nefise Mektebi’nde Osman Hamdi Bey [5]ve Salvatore Valeri’nin öğrencisi oldu. Okulu birincilikle bitirdikten sonra  1909 yılında Yüzbaşı rütbesindeyken Bahriye Mektebi’nden istifa etti. Halife Abdülmecit’in desteğiyle kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucu üyeleri arasında yer aldı. Bu cemiyetin yayın organı olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi’ne yazılar yazdı.

1910’da açılan Avrupa sınavını kazanarak Paris’e gitti.. Burada Ulusal Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda (l'Ecole Nationale Supérieure des Beaux-Arts) Fernand-Anne Piestre Cormon’un atölyesinde beş yıl çalıştı. [6] Mehmet Rûhi de o yıllarda Paris'e gönderilen diğer öğrenciler gibi Paris Güzel Sanatlar Okulu’nda Fernand Cormon’un öğrencisi olmuştur. Tarihi konulu resimler yapan akademik ressam Cormon, Mehmet Rûhi’nin çağdaş tarihin görsel belgelerini oluşturmasında etkili olmuştu. 1914'te I. Dünya Savaşı başlamış,  Mehmet Ruhi Bey’in de diğer arkadaşları gibi Avrupa’daki bursları kesilmişti. Bu nedenle yurda dönerek Akademi’de öğretim üyesi olarak çalışmaya devam etti.

1914 Çallı Kuşağı (Türk İzlenimcileri) ve 4. kuşak Asker Ressamlar arasında yer almıştı.  Mehmet Rûhi (Arel). 1908 yılı, II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi ve II. Meşrutiyet’in ilânıyla Sanayi-i Nefise-i Mekteb-i Âlisi’ne geçmişti.

Akademi’de perspektif öğretmenliği görevine atandı. Fakat "Akademi'deki sanat eğitiminin, çağın gidişine uygun görmediği için" görevinden ayrılarak,  öğretmenliğe başladı. Dârü-leytam, Kabataş, Namık Kemal, Kız Muallim okullarında ve Bahriye'de resim öğretmenliği yaptı. Bir ara yeniden Akademi'ye döndüyse de, yapılmasını istediği yenilik ve reformlar, ancak ölümünden birkaç yıl sonra gerçekleştirilebildi.

 Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin kurulmasında büyük katkısı olmuştu. Hatta bu cemiyetin ortaya çıkmasında  fikir babası olarak da rolü olmuş, böyle bir cemiyetin kurulmasını da kendisi önermişti. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Şehzade Abdülmecid Efendi'nin de maddi desteği ve Ressam Ruhi’ Arel'in önerisiyle çoğunluğu Sanayi-i Nefise Mektebi mezunu  Sami Yetik,  Şevket Dağ  ,  Hikmet Onat   İbrahim Çallı , , Agah Bey, Mehmet Ruhi Arel, Ahmet Ziya Akbulut , Halil Paşa, Hüseyin Zekai Paşa, Nazmi Ziya Güran,   Hüseyin Avni Lifij , Feyhaman Duran ,Mehmet Ali Laga , Osman Asaf ve Müfide Kadri gibi genç ressamlar, tarafından oluşturuldu. [7]

Nihayetinde Osmanlı ressamlar Cemiyeti kuruldu ve  listenin en başında da Kendisinin izası vardı. Cemiyet daha sonra bir de dergi çıkarmaya karar vermişti. Bu derginin yöneti ise Osman Asaf Bey'e verildi. Osman Asaf’ın sorumlu yöneticisi olduğu Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Mecmuasında  Hoca Ali Rıza, Sami Yetik, Ruhi Arel ve Ahmet Ziya Akbulut ile birlikte sanat, sanatçılar ve resimle ilgili yazıları çıkmıştı( bkz Osmanlı Ressamlar Cemiyeti )

Yaşadığı dönemde Mehmet Ruhi Arel'in resimleri Almanya, Avusturya ve İtalya'daki karma sergilere gönderildi. Mehmet Ruhi Arel , resim yapmak yanında, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilen keman çalmayı da bilen ve çok seven bir ressamdı. . I. Dünya Savaşı sonunda İstanbul'da Enver Paşa tarafından açılan resim atölyesine Sami Yetik, Ali Cemal, Sami Boyar, Namık İsmail  , Hikmet Cevat ve İbrahim Çallı ile birlikte o da devam etti.[8] Bu süre içinde, savaşın etkilerini de yansıtan tablolar üretmişti.

1916 yılında Galatasaray Sergisi’ne “Çanakkale Muhaberatından” (3 adet), “Çanakkale’ye Ait Bir Abide”, “Uhud-u Atika’nın İlgisi” ve “Çanakkale Muhaberatı Safahatından” adlı tablolarıyla katıldı.

1917’de Celal Esad Arseven’in girişimiyle deniz temalı resimler üretmek amacıyla açılan Şişli Atölyesi’nde İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Namık İsmail, Ali Sami Boyar, Ali Cemal Ben’im ile birlikte görev aldı. 1918’de açılan Viyana Sergisi’ne katılmıştı. 1918 yılındaki Galatasaray Sergisi’ne “Çanakkale’de” (son safha), “Etüd”, “Triptik” ve “Yazmacı Kadın” tablolarıyla katıldı. 1919′da “Kağıthane Dönüşü”(suluboya), “Gurupta Köprü Üstü” (suluboya), “Sabah Namazında Dua”, “Tuvalet Yapan Türk Hanım” adlı tabloları ile   Galatasaray Sergisi’nin başyapıtları arasına girmişti.  1920  “Galatasaray Sergisi’ne “İkindi Namazından Sonra”, “Yağkapanı İskelesi” (suluboya), “Haliç’te Gurup” (suluboya) tablolarıyla katılmış ancak1921 yılındaki Galatasaray Sergisi’ne resim göndermemişti.

1922′de İstanbul Valisi Ali Haydar Bey’in himayesinde kurulan Çemberlitaş’taki Serbest Resim Atölyesi’nin daimi hocası oldu. 1922 Galatasaray Sergisi’ne bugün Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi’nde “Uyuyan Ana ve Çocukları” adıyla yer alan “Hicretzede Bir Valide”,”Eski Türk Güzelliği” ve “Gergef İşlerken” adlı tablolarını sergiledi. 1923′te “26 Ağustos Sabahı”, “……..”, “Bir Zeybek”,”Haliç’te Bir Gurup”, “Bir İhtiyar Köylü” adlı yapıtları Galatasaray Sergisi’nde teşhir edildi. [9]

 Önce çeşitli orta öğrenim kurumlarında resim hocalığı daha sonra da Sanayi-i Nefise Mektebi’nde perspektif (menazır) hocalığı yaptı.  Daha sonraki dönemlerde bu görevine döndüyse de yine kısa bir süre sonra kurumla olan ilişkisini keser. Ancak çok geçmeden son görev yeri olan Üsküdar Ortaokulu’na atandı. Sanatçı,1930′da Mehmet Ruhi manzaralarını sergilemeye bu yıl da devam eder, 1931’de İstanbul’da Pertev Boyar'ın iddiasına göre aşırı çalışmaktan dolayı hayatını kaybetmiştir.[10]

Eserleri yurtiçi sergilerinde olduğu gibi yurtdışı sergilerinde de daima büyük ilgi görmüştür. Yazmacı Kadın ve İftar Sofrası adlı tabloları Viyana ve Berlin şehirlerinde açılan sergilerde teşhir edilmiş büyük ilgi görüp takdir toplamıştır.

Onun önemli faaliyetlerinden biri de 1922 yılında İhsan Bey ile birlikte İstanbul Çemberlitaş’ta açtığı “Serbest Resim Atölyesi” adlı özel atölyedir. Bu atölyenin çalışma şekli ve genel programı 1922 yılında yayınlanmış olup ressamlar için adeta bir rehberdir.

Ruhi Bey’in eserleri Türkiye Büyük Millet Meclisinde Topkapı Sarayı Müzesinde Resim Heykel Müzesinde İstanbul Deniz Müzesi ve Askeri Müzede özel müze ve karma kuruluşlarda yurt içi ve yurt  dışı özel koleksiyonlar ile aile koleksiyonunda bulunmaktadır.

      

M. Ruhi Arel : Leblebici 

Mehmet Nuri Arel'in Resim Sanatı ve Resimleri

Aynı zamanda Keman çalan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilen Ruhi Arel Çallı kuşağının önemli ressamlarından biri olarak Resim tarihimize adını yazdırmayı başarmıştır.

Türk izlenimci kuşağının en güçlü temsilcilerinden biri olan Mehmet Ruhi Bey son yıllarında seramik çalışmaları da yaptı. Kompozisyonları ve portrelerinde çok başarılı olan gündelik hayatın resimlerine  ve yöresel hayatı betimlemeye  eğilimli bir sanatçı olarak bilindi. Askeri ressamlardan aldığı eğitim sayesinde çok başarılı bir perspektif bilgisine sahipti. Bu bilgisini  “Oğlu Şemsi Arel’in Portresi”nde, “Leblebici”de, “Bir Zeybek”de, “Sabah Namazında Dua”da, “Kâğıthane”de ve diğer pek çok resminde başarıyla kullanmıştır.

Yağlı boya, sulu boya ve karakalem teknikleriyle resim yapmakla beraber en çok yağlı boya tekniğiyle eser vermiş, Enver Paşaisteği ve görevlendirmesi ile çok sayıda milli ve savaş konulu resimler yapmış, Türk resminde milli bir tarz yaratmak için çalışmıştır.

Mehmet Rûhi Arel, 31 Mart Vak'ası, Trablusgarp Savaşları, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı gibi konulu bir çok resim yaptı. . “ Sanatçının resimlerinde II. Meşrutiyet’in ulusalcı  ve liberal yaklaşımlarını ve daha sonra da yeni kurulan Cumhuriyet’in coşkusunu tuvallerinde izleyebilmek mümkündür.[11]

Mehmet Rûhi, “Fatih Kaymakamlığı”, “Atatürk’e İstikbal” “Resmigeçit”,” Türk Ordusu’nun İstanbul’a Girişi”, “Atatürk Köylülerle” gibi  tablolarında Cumhuriyet’in coşkusunu paylaşmıştır.  “Taşçılar”, “Demirciler”, “İşçiler” gibi resimlerinde milletimizin kalkınmaya duyduğu ihtiyacı resimlerle dile getirmeye çalışmıştır.[12]

Mehmet Rûhi de, zaman zaman hocasında öğrendiği bu  İzlenimci teknikten yararlanmıştır.“Eşi Muzaffer Hanım’ın Portresi”, “Mehmet Emin Yurdakul Portresi”, “Leblebici”, “Luxembourg Parkı”, “Erenköy”, “Fatih Kaymakamlığı” gibi tuvalleri bu anlamdaki başlıca örnekleri oluşturur. Enver Paşa'nın açtığı Şili Resim atölyesinde çok sayıda resim yapmış, 1915 te çıkan Çanakkale savaşları onun resimlerinde işlediği başlıca temalardan biri olmuştur.  Savaş aleyhtarı olan bu resimler kuşkusuz propaganda amaçlıdır ve devlet politikasıyla yakından ilişkilidir. Mehmet Rûhi’nin sanatçı kişiliği de asıl bu tür resimlerinde ortaya çıkar.

Yaşadığı dönemde yeterince kıymeti bilinmemiş bir ressam olan Mehmet Ruhi Arel, özellikle yöresel konulu resimlerle çığır açıcı bir ressam hüviyetindedir. Çok figürlü ve büyük ebatlı resimlerinde Osman Hamdi ve Hoca Ali Rıza'nın çizgisine yakındır.

1931- 14 Ekim- Üsküdar Öğretmen Okulu’nda resim öğretmenliği yaptığı dönemde, Pertev Boyar’a göre “fazla çalışması dolayısıyla vefat eder.” [13] Naşı Kasımpaşa Kulaksız Aile Kabristanı’na gömülür.

 

M. Ruhi Arel : Bir Zeybek                                                  M. Ruhi Arel : Bursa'da Bir Sokak 

KAYNAKÇA

 

 
M. Ruhi Arel : Taşçılar 
 
M. Ruhi Arel : Atatürk- İzmir'e Giriş 
M. Ruhi Arel : Atatürk 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış