Namık İsmail Hayatı Sanatı ve Tabloları


 

Namık ismail: Otoportresi - 1918 

Namık İsmail

 

(d. 1890, Samsun - ö. 1935, İstanbul), Türk ressam.

İstanbul da doğan Namık İsmail'in babası Tophane veznedarı Kafkasyalı Hattat İsmail Zühtü Bey, annesi Amasyalı Yeğenzade Hüsnü Beyin kızı Bakiye Hanım’dır. Tam ismi  Namık İsmail Yeğenoğlu’dur.[1]  Hattat İsmail Zühtü Bey, Kafkasya’nın Vubıh (Soçi) yöresinden sürgün ile İstanbul’a gelen Zeşo (Zecsu) adlı bir Çerkez ailesine mensuptur. [2]  Hattat İsmail Zühdü Bey, oğlu Namık ismail’in doğumundan kısa bir süre önce gelerek İstanbul’a yerleşmiş Tophane’de veznedar olarak çalışmaya başlamıştır. Kısa bir müddet sonra 1890 ‘da Namık İsmail,  ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir. Hattat İsmail Zühdü Bey, çok disiplinli bir insandır ve üç çocuğunu da disiplin içinde yetiştirir. Bu yüzden Namık İsmail, sessiz, ağırbaşlı, duyarlı ve gururlu bir çocuk olarak yetişir.

Namık İsmail, hat sanatı ile  uğraşan babası İsmail Zühtü Bey'in sayesinde ve küçük yaşlarda  hem hat sanatı, hem resim sanatı hem de sanatçıları ile tanışmış olur.  Hat sanatı ile erken yaşlarda tanışmış olması onun resme karşı alakasının temelini oluşturur.  1896’da Kabataş’ta bulunan Şemsülmekatip’te ilköğrenimine başlar.  Bir süre sonra Beşiktaş’taki Hamidiye Mektebi’ne geçer ve okulu ikinci olarak bitirir. Ardından Ste. Pulcherie. St. Benoit gibi Fransız okullarına devam eder.

Hamidiye Mektebi'nde öğrenci iken Viçen Arslanyan'dan resim dersleri almış babasından gelen güzel sanatlara ve resme olan tutkusu bu şekilde bir hedef haline gelmiştir.  O yıllarda sahile demirlenmiş vapurları çizerek herkesin dikkatlini çeker. St. Benoit'da okurken resim hocası Paris Akademisi’nden Andres’dir.  Bu hocasının gözetimi altında kömür kalem ve karakalem ile kartpostallara bakarak resim yapmaya başlar.  İlk yağlıboya resmi olan bir sepet çiçek ve kesilmiş bir karpuz diliminden oluşan natürmortunu mutasarrıf Bekir Paşa'ya sunar ve bunun karşılığında Bekir Paşa tarafından ona bir tay armağan edilir.[3] Bu olay ona büyük bir şevk vermiştir.

Saint Benoit Lisesi’nden sonra artık ne yapmak istediğini bilmektedir.  Mekteb-i Sultani’nin -Galatasaray Lisesi-  Beyoğlu'ndaki binası bir yangında yandığı için Beylerbeyi'ne taşınmış, ülkenin en seçkin okulu eğitim disiplin vb yönlerinden de içler acısı bir hale düşmüştür.  Tevfik Fikret, eski binanın yeniden inşasını çok kısa sürede tamamlatıp disiplini sağlayarak okulu eski haline getirmeyi başarmıştır. [4]  Böylece Namık İsmail Tevfik Fikret’in Mekteb-i Sultani- Galatasaray Lisesi - müdürlüğü sırasında ikinci sınıftan beşinci sınıfa kadar bu liseye devam eder. Galatasaray Lisesi’ndeki tahsilinde okul müdürü olan  Tevfik Fikret’in kurduğu atölyede çalışmış, 1909 yılında burayı bitirmiştir. [5]

Mekteb-i Sultani’de iken Şevket Dağ ’dan özel resim dersleri de almıştır.  Osman Hamdi Bey ve Valeri'nin öğrencisi olan Şevket Dağ   o yıllarda Galatasaray Sultanisi’nde resim öğretmenidir.[6]

 Babası onun iyi bir ressam olması i ve iyi bir resim eğitimi alması için onu Paris’e göndermeye karar verir. Şevket Dağ ‘da babasına bu yönde telkin vermiştir.  Böylece Namık İsmail 1911’de Paris’e gönderilir. Resim öğrenimine başlayan Namık İsmail,  bir müddet Julian Akademisi’ne devam eder. Ama çok geçmeden, Paris’te Ecole Nationale des Arts Decoratifs ve Cormon Atölyesi’ne devam etmeye başlar. 1914 Yılına kadar Paris’te eğitim görür. Tarihi konulu resimler yapan  Cormon atölyesine gelme nedeni muhtemelen   Hikmet Onat ,  Mehmet Ruhi Arel ve  İbrahim Çallı ’nın da o okulda bulunması, ressam Cormon’un  “benim en iyi öğrencilerim Türklerdir.” [7] Diye düşünmesi ile ilgili olmalıdır. Fakat akademik anlayışı benimseyen hocası Cormon’dan fazla etkilenmemiştir.  Paris'te bulunduğu yıllarda Monet'in (1840-1926) tabloları ve Barbizon okulu resim teknikleri üzerinde de çalışmıştır.  Namık İsmail’in Monet’in ünlü nilüferler dizisi üzerinde de çalıştığı, Barbizon Ekolü ressamlarının resimleri ile de ilgilendiği bilinmektedir [8]

Namık İsmail,  Fransa’da aldığı bu eğitim yıllarını birinci sanat dönemi olarak niteler. Bu dönemde empresyonist ressamların tesiri altında, ışık, gölge ve renge önem veren resimler yapmıştır.

1914 Fransa dönüşü, yaptığı resimlerde,” tekniğin zayıf, duygunun kuvvetli olduğunu, şiir ve düş gücünün teknikten önde geldiğini” söylemiştir.

1914 yılında 1.Dünya Savaşı çıkınca Hikmet Onat ,  Mehmet Ruhi Arel ve  İbrahim Çallı ile birlikte yurda dönmek zorunda kalır. Yurda döndükten sonra askere alınır ve Erzurum’a gönderilir.  Kafkas Cephesi’ne süvari yedek subayı olarak görev yaparken 1917 yılında Tifüs salgınına yakalanır. 1917 tarihli Tifüs tablosu bu günlerini anlatmaktadır.  

 

Namık İsmail: Köy Evi   -1911                                                                Namık İsmail: Natürmont 

1911 tarihli Köy Evi çalışması, Paris’e gittiği yılda  empresyonist etkilerle yaptığı bir tablodur. Bu dönemde Barbizon Ekolü ve Ressamlarının ve Corot’nun yapıtlarını anımsatan resimler de yapmıştır. Köy evi tablosunda: “Ağaçlarda, evde, kırda detaya kaçan fırça vuruşları egemendir: renkler, pastelleriyle homojenleştirilerek kullanılmış, yumuşak geçişlerle perspektif sağlanmıştır. Kompozisyon, sol alt köşeden sağ üst köşeye ikiye ayrılarak düzenlenmiştir. Üstte gri renklerin içinde yeşillerin de yer aldığı gökyüzü, alttaysa karakteristik Namık İsmail tarzı lekeci anlayışla ön plana çıkmış ana tema görülür.”[9]

1917’de Galatasaraylılar Yurdu’nda açılan sergiyi düzenleyenlerden birisi olarak “alamet-i mahsusalı gümüş Hilal-ı Ahmer madalyası” verilir. Bu madalya onun için motive edici bir olay olmuştur.  Bu sırada Enver Paşa’nın teşviki ile kurulan Şişli Atölyesine de resimler yaparak katılır. Şişli’de kurulan atölyede, Namık İsmail ve dönemin diğer ressamları,  İbrahim Çallı, Feyhaman Duran  ,  Hikmet Onat,  Nazmi Ziya Güran ,  Hüseyin Avni Lifiç,  Sami Yetik',   Şevket Dağ,  Mehmet Ruhi Arel, Ali Sami Boyar gibi sanatçılar savaş konulu resimler yapmaktadır.  Meşrutiyet ressamları veya 1914 kuşağı diye de adlandırılan ve ‘’ Halife Abdülmecid Efendi ’’ (1868-1944) başkanlığında kurulan Şişli Atölyesi’ndeki ressamların arasındaki en genç olanıdır. Namık İsmail Şişli Atölyesinde 17 adet savaş konulu resim yapmıştır. Bu resimleri önce Galatasaray Lisesi sergisinde arkasından ise Viyana'da sergilenmiştir. 

Galatasaray Sergisi’ ndeki resimler daha sonra Viyana ve Berlin’de sergilenmeleri için yollanır. Bu nedenle, Celal Esad Arseven’le birlikte Berlin’e gider.1917 yılında gittiği Almanya da  Leipzig’de Max Libermann (1847-1935)’in ve Lovis Corint (1853-1925)’in özel akademilerinde iki yıl çalışır. 1917-18 yıllarında Viyana’da ve Berlin’de yapılan resim sergisine Celal Esat Arseven ile katılmış ve  Vinaya'daki sergiye savaş konulu  6 eseri gitmiştir. 

Namık İsmai : Topçular- 1918 

Berlin’de kaldığı iki yıl boyunca Lovis Corinth ve Max Liebermann’ın atölyelerinde çalışarak tekniğini geliştirir. 1918 tarihli Kendi Portresi’ni yapar. Bu portresinde güçlü ve kararlı kişiliğini, sert ve keskin bakışlarını tuvale başarıyla aktarmıştır.

Namık İsmail, 1919 Almanya dönüşünü, sanatının ikinci dönemi olarak yorumlar.  Almanya’da gördüğü eğitimde Corinth’in  “geniş, kalın fırça vuruşlarından, lekeci, serbest,  atak tekniğinden etkilenmiştir. “  Namık İsmail’in, sonraki dönem tablolarının çoğunda bu nedenle Corinth ve Max Liebermann’ın teknikleri görülecektir.  “Güvertede Adamlar”  adlı tablosu bu etkiyi kanıtlayan ilk tablosu olmuştur.  Bu resim, ekspresyonizmin benimsediğini, klasik resim anlayışını terk ettiğini renklerin ve boya dokusunun, konudan daha fazla önem kazanmaya başladığını göstermiş olmaktadır

Almanya’dan döndükten sonra 1919’da Gazi Osman Paşa Ortaokulu’nda resim öğretmenliğine başlar. Namık İsmail, 1920 yılında Molla Şefik Bey’in kızı Mediha Hanım’la evlenir;  bu evlilik on yıl sürecek ve on yıl sonra ayrı yaşamaya karar vereceklerdir.  Bu şekilde devam eden evlilikleri Namık İsmail’in ölümünden iki ay öncesinde boşanma ile sonuçlanır.  1920 yazındaki sergiye çeşitli portrelerle katılır. Bu sergiye gönderdiği resimlerinde  “koyu ve az ışıklı renkler kullanan, gerçeklere uyan, modelinin yüz kırışıklıklarını ve yorgunluğunu yansıtmaktan kaçınmayan bir portreci[10][11]olarak karşımıza çıkmaktadır.

İtalya’ya gitmek için Gazi Osman Paşa Orta Ortaokulu’ndaki görevinden istifa eden sanatçı, bir yıl boyunca bütün İtalya’yı gezer ve resimler yapar. İtalya dönüşünde “İleri” gazetesinde önce ressam, sonra da yazı işleri müdürü olarak çalışan sanatçı, 1921 yılının ekim ayında Sanayi-i Nefise Mektebi (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) müdür yardımcılığı görevine atanır. DergâhYeni MecmuaKurtuluşİleriAkşam gibi dergi ve gazetelerde desenler çizmiş, kültür, sanat, resim ve popüler konularla ilgili makaleler yayımlamıştır. Devlet binalarına kültür ve sanat eserleri ile resimlerin konulmasına dair bir yasa çıkarılması için önerilerde bulunur. Bu konuyla ilgili makale de yazar. [12]

1922’de bu görevinden ayrılıp tekrar Paris’e gider.  1924’teki Galatasaray Sergileri’ne “Kasımpatı” ve “Çıplak “ adlı resimleriyle katılır.  Bu yıl içinde Maarif Umum Müfettişliği görevine getirilir ve Maarif Vekili Mustafa Necati Bey’le birlikte bir kez daha Paris’e gider.

Bu yıllardan sonra bir ara siyasete de atılır. Dr. Şefik Hüsnü Deymer’in yaptığı Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası’nın Vehbi Sarıdal’dan sonra başkanlığını yapmıştır. 1928 tarihinde Güzel Sanatlar Akademisi’ne müdür olarak atanan Namık İsmail, ayrıca “resim atölyesi öğretmeni” görevini de üstlenir. Güzel Sanatlar Müdürlüğü’ne (1927-1935) geldikten sonra resim sanatını ihmal etmeye başlayarak  idarecilik işlerine daha fazla yoğunlaştığı görülür.  Fakat bu yıllarda Mikel Anj adlı eseri yayınlanır.[13] Müdürlüğü sırasında, Güzel Sanatlar Akademisi (Mimar Sinan Üniversitesi)’nin Fındıklı’daki binasının yeniden açılmasını sağlar. Güzel Sanatlar Akademisi Süsleme Sanatları Bölümü’nün açılmasında katkısı olur.

1935 yılından ölümüne değin bu görevini sürdürür.30 Ağustos 1935’te 30 vapurla Kadıköyü’nden karşıya geçerken bir kalp krizi sonucu yaşamını yitirir. Kabri Beşiktaş’taki aile mezarlığındadır.

Gençlik yıllarında edebiyatla ilgilenen, İtalyan Rönesans ’nın dehalarından Mıchelangelo’nun yaşamı ve sanatıyla ilgili bir Biyografi çalışması da yapan Namık İsmail, çok kısa bir zamanda önemli bir şöhrete sahip olmuş  çok beğenilen nü resimler de  yapmıştır. Bir dönem sanat yazarlığı da yapmış olan Namık İsmail’in 250 civarında yapıtı olduğu bilinmektedir, ama elde bulunan 130 eserinden 83 tanesi ailesinde, 25 tanesi çeşitli Müze ve galerilerde, diğerleri de çeşitli özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. [14]

 

Namık İsmai : Vatan Emrederse -Girdab-ı Zafer                      Çıplak, 1922

RESİM SANATI, SANAT ANLAYIŞI VE BAZI RESİMLERİNİN ANALİZİ

Namık İsmail,  Çallı Kuşağı Ressamları olarak bilinen kuşağın en önemli isimlerinden olmaktadır. 1914 Çallı Kuşağı (Türk İzlenimcileri)  olarak bilinen izlenimci ressamlar kuşağı Türk resim sanatının modernleşme sürecinin de başlangıcını oluşturur.[15]

1914 Kuşağı sanatçılarının Türk resim sanatına en büyük katkıları, çıplak ve portre konusunu Türk Resmine sokmalarıdır. Bu her iki konuda Namık İsmail'in de başı çektiği kesindir. “Namık İsmail Türk resim sanatında kişisel üslup ayrımlarının belirginlik kazanmasını sağlayan büyük ustalardan biridir. Temalara biçimsel yaklaşımı belli sınırları aşmayan bir deformasyon eğilimi yansıtır.” [16]

1914 Çallı Kuşağı (Türk İzlenimcileri) dendiği zaman, ilk akla gelen, İzlenimcilik'tir (Empresyonizm). Namık İsmail de diğer 1914 Kuşağı sanatçıları gibi, manzara geleneğine İzlenimciliğe yakın bir anlayış benimsemiştir.   

Namık İsmail, açık havada çalışma tekniğini kullansa da izlenimciliğin etkilerinden sıyrılmış,  Berlin'deki eğitiminin etkisiyle izlenimcilik ve dışavurumculuğu birleştirmiş ve özellikle de çeşitli konular üzerinde çalışmasıyla da kendine özgü bir resim anlayışı geliştirmiştir. Yani Berlin dönüşünden sonra Çallı Kuşağının izleğinden kopup, kendi tarzını oluşturmuştur denilebilir.

Namık İsmail, aynı zamanda oto portreler, eş-dost ya da ünlü kişilerin portrelerini yapan bir ressamdır. Namık İsmail,  Atatürk'ün Ahmet Haşim'in, kendisinin, eşi Mediha Hanım'ın ve daha birçok kişinin portresini yapmıştır. Namık İsmail, yaptığı bu resimlerde gösterdiği başarı ile dikkatleri çekmiştir.  “ Bu resimlerinde ifadenin önemli bir yer tuttuğu ve portresi yapılan kişinin kişilik özelliklerinin en ince ayrıntısına kadar verildiği görülür.”

Namık İsmail oldukça dikkat çekici nü resimleri de yapmış,  “resim, müzik eğitimi alan ve yine bir modaya uyarak ev içinden dışarı çıkan modern kadın”  imgesi konulu tablolarıyla dikkat çekmiştir.  , "Sedirde Uzanan Kadın","Oturan Kadın"  ,"Ayakta Duran Kadın" ,"İspanyol Kadın" , "Yelpazeli Kadın" gibi resimlerindeki kadın modelleri “çarşafını ve peçesini atan”  modern Cumhuriyet kadını resimleri olmaktadır.  “Cumhuriyet döneminde, modernleşme projesinde kadına atfedilen öneme koşut olarak kadın, ağırbaşlı kıyafeti ve açık yüzü ile modernleşmenin simgesi haline dönüşür ve böylelikle Batı'nın Doğu kadını imajının da yıkılması amaçlanır.”  [17] Tüm bu özellikler Namık İsmail'in kadınlarında da kendini gösterir.[18]

Namık İsmail, sanatını iki döneme ayırır.  Paris’teki Julian ve Fernand Cormon Atölyesi’ndeki süreci birinci dönem; Berlin’de eğitim aldığı dönemden sonraki süreci ise ikinci dönem olarak adlandırır. Birinci dönemi olarak nitelendirdiği Fransa dönüşü yaptığı resimlerde, tekniğin zayıf, duygunun kuvvetli olduğunu, şiir ve düş gücünün teknikten önde geldiğini söyler.

 Sanatçı, Fransa’da empresyonist, Almanya’da akademik,  ressamlardan etkilenmesine karşın, içinden geldiği gibi çalışmayı yeğlemiş bazen bir doğa ressamı, bazen realist bir figür ressamı,  bazen de akademik bir çıplak nü ressamı olmuştur.  Berlin’deki eğitiminden sonra ortaya çıkan “İkinci dönem resimlerinde renklerin ve boya dokusunun, konunun önüne geçtiği yoğun boya tabakaları dikkati çekmektedir.” [19]

Barbizon Ekolü ve Ressamların ve Corot'’nun yapıtlarını anımsatan resimleri de vardır. Bu tip resimlerinde  “birbirinin içinde eriyen renkler, yeşilin maviye, kahverenginin sarıya kaçan tonları kullanılmıştır. Ağaçlarda, evde, kırda detaya kaçan fırça vuruşları egemendir: renkler, pastelleriyle homojenleştirilerek kullanılmış, yumuşak geçişlerle perspektif sağlanmıştı.” [20]

Nü resimleri olan  “ Yarım Çıplak, Yatan Çıplak, Duvara Yaslanan Çıplak, Naşad Kızlar, Bezgin Kadınlar (1947), Mutsuz Kadınlar (1972), Hayal Kadınlar “gibi resimleri ile Pierre Loti’nin Les Desenchantees kitabını resimlediği illüstrasyon havasındaki çalışmalarında” bu konudaki başarısını da kanıtlamıştır  [21]

1929 tarihli Pazar Yerinde Kadın ve Bebek, illüstrasyon havasında bir çalışmadır.

Namık İsmail hakkında bir çok çalışmalar yapılmış,  Zeynep Rona,1992, 1937 yılında İ. Safa Günay Namık İsmail'in Hayatı ve Eserleri üzerinde  kitap hazırlamışlardır. Hakkında yazılmış, çok sayıda, tez, inceleme, makale ve eleştiriler vardır.

Sedirde Uzanan Kadın, Tefekkür, 1917                                    Karpuzlu Natürmont 

NAMIK İSMAİL'İN RESİMLERİNDEKİ KONULAR

Namık İsmail'in resimlerinde işlediği konular, izlenimci etkiler taşıyan manzaralar, Şişli Atölyesi'nde ve daha sonra Cumhuriyet'in kültür politikaları gereğince resimlediği savaş temalı resimler, çıplaklar, portreler, kent görünümleri, natürmortlar olarak gruplanabilir. 

NAMIK İSMAİL HAKKINDA BİBLİYOGRAFYA

  • [1] İ.Sefa Günay, Büyük Türk Sanatkarı Namık İsmail'in Hayatı ve Eserleri, İstanbul, 1937'den aktaran Zeynep Rona, Namık İsmail, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1992, s.18.
  • [2] Burcu Pelvanoğlu,Namık İsmail'in Sanatı, Sanata Bakışı, Eğitimciliği ve Yöneticiliği Üzerine,sanalmuze.org/retrospektif/view.
  • [3] Nilüfer Öndin, Cumhuriyet'in Kültür Politikası ve Sanat 1923-1950, İnsancıl Yayınları, İstanbul, 2004, s.209.
  • [4] Gül İrepoğlu, Feyhaman Duran, İst. 1986
  • [5] Nilüfer Göle, Modern Mahrem Medeniyet ve Örtünme, Metis Yayınları, İstanbul, 1991, s. 58.
  • [6] Ömer Faruk Şerifoğlu (Haz.), Resim Tarihimizden: Galatasaray Sergileri 1916-1951, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2003.
  • [7] Malik Aksel, "Modeller ve Ressamlar", Şadırvan, S.20, 12 Ağustos 1949, s.2.
  • [8] Hikmet Feridun, “Değerli Bir Ressam ve İdareci: Namık İsmail”, 7 Gün, 17 Nisan 1935,
  • [9] Tanin Gazetesi, 25 Haziran 1333 (
  • [10] sanalmuze.org/sergiler,Namık İsmail’in retrospektifi,
  • [11] Zeynep Rona,Namık İsmail, İst., 1992,
  • [12] edebiyadvesanatakademisi.com/ressamlar/ namık ismail
  • [13] Elif Naci, "Namık İsmail", Çağdaş Türk Resminden Örnekler, Akbank Kültür Yayınları:5, İstanbul, 1982, s.26-29.
  • [14] Bu kouda daha ayrıntılı bilgi için bkz. Nilüfer Öndin, a.g.e., 136-160.
  • [15] Fikret Adil (f.a.), "Paris'te genç bir ressamımız", Vakit Gazetesi, 17 Mart 1933.
  • [16] Namık İsmail, " Güzel San'atların Memleketimizde İnkişafına Dair Proje ve Kanun Lâyihaları Esbabı Mucibe Raporu", Arkitekt, S.7, 1933, s.253'den aktaran Nilüfer Öndin, a.g.e., s.328.
  • [17] Namık İsmail, "Akademi ve Ressamlık Münakaşası", Cumhuriyet Gazetesi, 23 Şubat 1932, s.4.
  • [18] Burcu Pelvanoğlu,Namık İsmail'in Sanatı, Sanata Bakışı, Eğitimciliği ve Yöneticiliği Üzerine,sanalmuze.org/retrospektif/view.
  • [19] Dr. SEVGİ GÜRTUNA,Ayın Sanatçısı :“1914 KUŞAĞI” RESSAMLARINDAN NAMIK İSMAİL, antikalar.com/v2/konuk/
  • [20] Elif Naci, Yeni Türk Mecmuası, Şubat 1933
  • [21] Hikmet Feridun, “Değerli Bir Ressam ve İdareci: Namık İsmail”, 7 Gün, 17 Nisan 1935,
  • [22] Zeynep Rona, Namık İsmail, İst., 1992,
  • [23] S. Pertev Boyar, Türk Ressamları, Ankara, 1948,
  • [24] Nurullah Berk, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Ocak 1972, s
  • [25] Nurullah Berk-Adnan Turani, Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi, İst., 1981,
  • [26] Namık İsmail, Mikelanj, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları-Biyografi Dizisi, 2. Baskı, İstanbul, 1994.
  • [27] Sevgi Gürtuna, Namık İsmail, 1914 Kuşağı İçindeki Yeri ve Önemi, İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Sanat Tarihi Yüksek Lisans Tezi, İst., 1994, s. 3
  • [28]  Elif Naci, “Namık İsmail, Sanatı, Şahsiyeti, Eserleri ve Hayatı”, Yeni Türk Mecmuası, Şubat 1933,

FAYDALANDIĞIMIZ KAYNAKLAR

 

Kanepede Oturan Çıplak                                  Harman - 1923

 İLGİ DUYABİLECEĞİNİZ  LİNKLER

1914 Çallı Kuşağı (Türk İzlenimcileri):   İbrahim ÇallıFeyhaman Duran  ,  Hikmet Onat Nazmi Ziya Güran ,  Namık İsmail ,  Hüseyin Avni Lifiç,  Sami Yetik',   Şevket Dağ,  Mehmet Ruhi Arel, Ali Sami Boyar

 Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği kurucuları :   Refik Epikman ,  Cevat Dereli  ,  Şeref Akdik , Mahmut Cûda,  Nurullah Berk  Hale Asaf , Ali Avni Çelebi  ,  Zeki Kocamemi  Muhittin Sebati  , Ratip Aşir AcudoğlU

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış