Ressam Prof. Dr. Neşet Günal Hayatı Ressamlığı


 

 

Neşet Günal,

Neşet Günal 1923 yılında Nevşehir ‘e bağlı, eski adı Kızılcin yeni adı Özyayla köyünde dünyaya geldi. Babası  Kızılcin –Günyayla-  köyü sakinlerinden” Kızılcinlioğulları" olarak bilinen bir sülaleye mensup
Rıza Günal, annesi ise Aksaray’ın Camiliören Köyünden Ayşe Dağarslan’dır. Neşet Günal bu ailenin ilk çocuğu olmuştur. [1]

Ekonomik sıkıntılar içinde olmaları nedeniyle ilkokulu Şereflikoçhisar'da dedesinin yanında okumak zorunda kaldı. Ortaokulda yeniden Nevşehir'e ailesinin yanına dönen Neşet Günal, Kemal Zerrin'in desteğiyle Güzel Sanatlar Akademisi'ne kaydoldu. Nevşehir Belediyesi’nin verdiği on üç lira bursu ile[2] 1939 yılında, sınavlarını kazanarak girdiği; şimdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’e kaydoldu.

 1939 yılında başlayan yaklaşık yedi yıl süren eğitimi süresince, Nurullah Berk, Sabri Fettah Berkel   ve Leopold Levy'nin atölyelerinde çalıştı.[3][4]  Bu atölyelerde tanıştığı Nuri İyem, Turgut Zaim ve Avni Arbaş'tan etkilendi ve Toplumcu Gerçekçiler üslup ile resim anlayışına yönelerek Toplumcu Gerçekçilikle ilgili resimler yapmaya başladı.  Bu yıllarını şu şekilde anlatacaktı. “Nuri’lerden, Selim’lerden, Turgut’lardan, hatta Avni’lerden atölyede çok şeyler öğrenmiştim. Çünkü onları çalışırken görüyor, yaptıklarını izliyordum. Onlar uzun yıllardan beri çalışıyorlardı ve bana göre daha deneyimliydiler.”[5]

Sağlam deseni ve güçlü anlatımıyla hocası Leopold Levy'nin gözde öğrencilerinden biriydi. Henüz yirmi üç yaşında iken iki eseri 1946 yılında Unesco'nun Paris'te düzenlediği Modern Sanat konulu sergide katılan Türk Sanatçılar arasındaki yer almıştı.  Fakat babası erken yaşta ölmüş, annesi ve kardeşlerine destek olmak amacıyla Devlet Matbaası’nda harita işleri yaparken bir yandan da Ses Tiyatrosu’nun afişlerini yapmak zorunda kalmıştı. Bu yıllar içinde Ankara Devlet Tiyatroları’nda “realizatör” olarak çalışmak zorundaydı. [6]

Ulucay (Olcay) Hanım ile evlendi. Bu evliliğinden Zeynep ve Sevi isimli iki kız çocuğu dünyaya geldi.

Böylece 1946 yılında UNESCO’nun Paris’te düzenlediği Modern Sanat konulu sergide, katılan Türk Sanatçıları arasında yer aldı.  [7] Sanatçı aynı okuldan Leopold Levy’nin öğrencisi olarak 1946’da birincilikle [8]  mezun oldu. Okuldan mezun olur olmaz ve aynı yıl İtalya bursunu kazandı. Fakat bürokratik birtakım engeller nedeniyle ve iki yıl gecikmeden sonra Paris'e gönderilebilecekti. [9]

Sanatçı akademideki yıllarını bir röportajında şöyle anlatmıştır. "Akademi'deki yıllarımız savaş dönemine rastladı. Belli yoksulluklar içindeydik... İyi arkadaşlık ilişkilerimiz vardı... Çok heyecanlıydık... Tutku ile çalışırdık bir şeyler öğrenmek için... Kitaplıkta bugünküne göre yararlanacak çok az kaynak olmasına rağmen, elimizin altında ne varsa onu yutarcasına okurduk... Modellerden resim yapma imkanı doğmuştu..." [10]

Akademiden mezun olduktan sonra, Paris'e gidebilmek için beklediği iki yıl boyunca Ankara Devlet Tiyatroları’nda Dekoratör olarak çalıştı. 1948’de devlet bursu ile Paris’te “Ecole Nationale Supérieur des Beaux Arts”da Fresk uzmanlık öğrenimi gördü. 1948 yılında Paris'teki sanat eğitimine başlayan Günal, pek çok Türk Sanatçısı gibi Andre Lhote atölyesine girmiş ancak, Lhote'un öğretilerini beğenmeyerek, Fernand Leger'nin atölyesine geçmişti. Resimlerinde de Leger'in etkisi görülmektedir.  Resim Çalışmalarını Fernand Léger Atölyesi’nde sürdürürken; Fransa, İtalya ve İspanya’da inceleme gezileri yaptı. [11]  Rahatsızlığı nedeniyle üç yıl değişik hastanelerde tedavi gören sanatçı 1954 yılında yurda döndü.

İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde asistan oldu. Mezun olduğu okula asistan olarak dönen sanatçı bu okulda görevlerinde yükselmeyi sürdürüyor, doktora ve doçentliğini tamamlıyor bir yandan da resim çalışmalarını sürdürüyordu. 1963'te Fransız Hükümeti’nin vermiş olduğu burs ile  
ikinci kez yine Paris'e gitti. Bu gidişinde ise vitray ve goblen eğitimi aldı.[12]

1969 yılında 30. Devlet Resim Heykel Sergisi'nde "Kör Hasan'ın Oğlu" adlı çalışmasıyla resim dalında birincilik kazanan sanatçı, yurtiçi ve yurtdışında pek çok karma sergiye katıldı. [13] Ankara Hacettepe Hastanesine 30 m2 İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ne ise 20 m2 Fresk yaptı.

1963 yılında Fransız Hükümeti’nin sanat bursuyla ikinci kez Paris’e gitti. Vitray ve Gobelin resimsel Halı tekniklerinde çalışmalar yaptı. Yurda döndükten sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi - MSÜ Akademi Resim Bölümü Başkanlığına-  öğretim görevlisi olarak atandı. Aynı yıl Doçent, 1970 yılında ise Profesör oldu. 1975 yılından itibaren beş yıl “Bölüm Başkanlığı” ardından da iki yıl dekan olarak görev yaptığı İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden-  Mimar Sinan Üniversitesi (MSÜ - 1983’te kendi isteğiyle emekli oldu.[14]

Daha önce kalp Krizi geçiren sanatçı 79 yaşında 26 Kasım 2002 sabahı yatağında geçirdiği beyin kanaması sonucu hayata gözlerini kapadı. Günal'ın cenazesi, üniversitede yapılan törenin ardından Fındıklı Camii'ne kaldırıldı Bu camide kılınan cenaze namazından sonra Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. [15]

 Ardında çok sayıda toplumsal gerçekçi anlayışla betimlediği yüzlerce figüratif eser bırakarak yaşamını yitirdi. [16]

   

RESSAMLIĞI VE SANATÇILIK DETAYLARI

Neşet Günal'in resimlerinde Toplumcu Gerçekçilik anlayışının getirdiği bir tutum vardır.  O yıllarda moda haline gelmeye başlayan Memleketçilik  anlayışının sol versiyonu olarak doğan Toplumcu Gerçekçiler,  edebiyatta da  da Türk Resim Sanatımızda da uygulama alanı bulmuştu. Resim alanındaki Toplumcu Gerçekçiler,  belli ve kendine özgü bir resim anlayışı ortaya koymuş olmasalar da resimlerinde toplumsal temaları işlemeleri bakımından ortak bir yol tutturmuşlardır. Türkiye’de 1940’larda etkinlik gösteren “YENİLER- LİMAN GRUBU ”  olarak da anılan ressamlarımız bu tür resimler yaparak dikkatleri üzerlerine çekmişlerdir. [17]

YENİLER- LİMAN GRUBUnun ressamları olan sanatçıların hemen hemen tamamı aynı kuşaktan olan ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi öğrencileriydi. Bu kuşağın  resim anlayışları üzerinde ise hocaları olan Leopold levy'in önemli tesirleri bulunuyordu. Levy 1937-1949 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim bölümü başkanlığı yapmış, resimde akademik kuralların kesin hâkimiyetine karşı çıkan, çağdaş resim akımlarının pek çoğunun gelip gecici bir moda olduğuna inanan görüşleriyle öğrencileri üzerinde etkili olmuştu. Levy atölyesinde çalışan ve Lewvy'in görüşleriyle yetişen genç kuşak Türk ressamı gençlerden birkaçı 1940’larda "YENİLER GRUBU" adıyla toplanarak sanat hayatına atıldılar. Levy'in düşünceleri, telkinleri ve resim öğretileri ile yetişen bu genç ressamlar kendilerinden önce kurulan ve popüler olan 1933–1947 tarihleri arasında etkinlik göstermiş olan ‘D GRUBU’ na karşı bir tavır ortaya koymaya başladılar. [18] İşte bu öğrenciler YENİLER- LİMAN GRUBU veya Toplumcu Gerçekçiler denilen bir resim grubu oluşturmuşlardı.

Neşet Günal, hayatı boyunca br figür ressamı olarak kaldı ve Soyut Sanata hiç bir zaman yönelmedi.  Figürü kendine anlatım dili olarak seçen, özelikle portre çalışmaları ile göze çarpan ve gördüğünü aynen kâğıda geçirmeyi seçen, figüratif ve realist bir çizgide kalan sanatçının ilk dönem resimlerinde hocası Leopold Levy'in etkisi bulunuyordu.  "Günal’ın renk konusundaki indirgemeci anlayışı, sanatçının deseni kurucu öge, rengi de yardımcı öge olarak kullanmasını sağladı. Lévy, Günal’ın desenini çok güçlü bularak her yaptığını övgüyle karşıladı ve hatta kimi zaman “Bu yaşta Rafael de bu kadar çizerdi” diyerek onu yüreklendirdi."  [19] Bununla birlikte sanatçının Paris'teki hocası olan Fernand Leger'nin sanatı da Neşet Günal'ın yapıtlarında kendini hissettirmiştir.[20]   Sanatçının anıtsal boyutlara varan figüratif eserlerinde güçlü bir desen yeteneği hemen dikkatleri çekmektedir.

"1950’lerin sonlarında, tüm sanat yaşamı boyunca kullanacağı temaları belirledi ve Anadolu insanı, onun resimlerinin vazgeçilmezi haline geldi."[21] Sanatçı bu anlayış ve tutum içinde Anadolu'dan manzaralar, yoksul insanların yüzlerini ve hayatlarını konu alan  resimler yapmıştı.  "Günal 1950'den itibaren “toprak insanları”, Anadolu’nun sert yaşam koşullarını, çorak ve çıplak coğrafyasını gözler önüne seren eserler verdi." Sağlam desen yapısıyla Orta Anadolu'nun çorak topraklarını, yoksulluk ve bakımsızlıklarını betimleyen resimlerini,  yoksul ama çalışkan insanlarını anlatan sanatçı, tekniği ve yorumuyla Türk resmine yeni bir bakış açısı kazandırmayı başarmıştı.  Onun resimlerinde " Yöreyi verirken insanların yaşam biçimini ve bu yaşam biçimindeki güçlükleri bizlerin de duyabilmesi amacını taşır. Bu güçlükler, zaman zaman kuru bir dal, verimsiz, çatlamış bir toprakta, yerde oturmuş bir çocuğun bakışlarında güç kazanır. " [22]1970 ten sonraki Kapı Önü”, “Duvar Dibi” ve “Çocuklar” dizileri ile resimlerindeki dramatik etkiyi artırdı. [23]

“Günal’ın resminde , desende kusursuzluğu yakalama ve figüre sadakat, aslında figürle başlayarak figürde kusursuzluğu yakalayarak figürü aşmak, onun ötesine geçmek hatta ondan kurtulmak amacını taşır.”  (Ergüven 1996,)

 ==Online Sergileri==>

  • 2008 Pınar Art
  • 2007 Evin Sanat Galerisi
  • 2007 Rezan Has Müzesi
  • 2005 Artı Mezat
  • 2004 Ada Antik
  • 2003 Artı Mezat
  • 2003 AKM Sanat Galerisi
  • 2002 dem-art Sanat Galerisi
  • 2001 Milli Reasürans Sanat Galerisi
  • 2001 dem-art Sanat Galerisi
  • 2001 Evin Sanat Galerisi

Başlıca Eserleri

Çocuklar (1996), Korkuluk (1989), Duvar Dibi (1981), Toprak Adamı(1974) ve Başakçılar (1984)

Ödülleri

  • 1969 30. Devlet Resim Heykel Sergisi’nde “Kör Hasan’ın Oğlu” adlı resmi ile Birincilik Ödülü
  • 1989 Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü
  •   

 

 

KAYNAKÇA

 

[1] http://www.fibhaber.com/kizilcinli-ressam-profdr-neset-gunal-makale,2305.html

[2] Tansuğ 1976, Tansuğ, Sezer, Beş Gerçekçi Türk Ressamı, İstanbul, Gelişim Yayınları, 1976.

[3] Ergüven 1996, Ergüven, Mehmet, Neşet Günal, İstanbul, Bilim Sanat Galerisi, 1996.

[4] Doç. Dr. Aykut Gürçağlar, Figüratif resmin toplumsal gerçekçi ustası, Antik Dekor Sayı 94, syf:122-129.)

[5] Tanaltay 2003, Tanaltay, Erdoğan, “…Özleyeceğiz…”, Sanat Çevresi, 291, Ocak, İstanbul, 2003: 36-40.

[6] Ergüven 1996, Ergüven, Mehmet, Neşet Günal, İstanbul, Bilim Sanat Galerisi, 1996.

[7] Tansuğ 1976, Tansuğ, Sezer, Beş Gerçekçi Türk Ressamı, İstanbul, Gelişim Yayınları, 1976.

[8] Tansuğ 1976, Tansuğ, Sezer, Beş Gerçekçi Türk Ressamı, İstanbul, Gelişim Yayınları, 1976.

[9] Ergüven 1996, Ergüven, Mehmet, Neşet Günal, İstanbul, Bilim Sanat Galerisi, 1996.

[10] TANALTAY, Erdoğan "Sanat Ustalarıyla Bir Gün", Sanat Çevresi Kültür ve Sanat Yay. 1989 s.141, https://lebriz.com/pages/artist.aspx?artistID=30&sectio

[11] Doç. Dr. Aykut Gürçağlar, Figüratif resmin toplumsal gerçekçi ustası, Antik Dekor Sayı 94, syf:122-129.)

[12] http://www.fibhaber.com/kizilcinli-ressam-profdr-neset-gunal-makale,2305.html

[13] Ergüven 1996, Ergüven, Mehmet, Neşet Günal, İstanbul, Bilim Sanat Galerisi, 1996.

[14] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/ressam-neset-gunal-oldu-112013

[15] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/ressam-neset-gunal-oldu-112013

[16] Doç. Dr. Aykut Gürçağlar, Figüratif resmin toplumsal gerçekçi ustası, Antik Dekor Sayı 94, syf:122-129.)

[17] edebiyatvesanatakademisi.com/sanat /289-osmanlidan_gunumuze_resim_  

[18] edebiyatvesanatakademisi.com/sanat/292-yeniler_liman_grubu.html

[19] https://www.issanat.com.tr/tr/etkinlik/sergi/20121011/retrospektif-sergi/

[20] ERGÜVEN, Mehmet "Beş Gerçekçiden Biri" , Gösteri Sanat Dergisi Ocak 1981,s.2

[21] Doç. Dr. Aykut Gürçağlar, Figüratif resmin toplumsal gerçekçi ustası, Antik Dekor Sayı 94, syf:122-129.)

[22] leibriz.com/pages/artist.aspx?artistID=30&section=120&lang=TR

[23] https://www.issanat.com.tr/tr/etkinlik/sergi/20121011/retrospektif-sergi/


Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış