Süleyman Seyyit Hayatı ve Resim Sanatı

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 17 Ocak 2012 Salı aaa Beğen

Süleyman Seyyid 



(1842-1913), Osmanlı dönemi Türk ressamıdır.
Anadolu Maltepesi eşrafından Sedef sanatkârlarından ve sedefin kakmacı ustalarından Süleyman Ağa'nın torunu ve Kartal Maltepe'sinin tanınmış simalarından Hacı İsmail Ağa'nın oğludur. İdadi ve Harbiye’de iken yaptığı karakalem ve suluboya etütleri ile hocaları Schranz ve ve Kes’in dikkatini çekmiştir.Harbiye'de okurken resme olan eğilimi ile dikkatleri üzerine çeken Seyyid Bey, önceleri İstanbul'daki gayrimüslim ressamlar tarafından eğitildi. Bunlar arasında, karakalem üstadlarından İspanyol kökenli Şiranz ile İtalyan resim akımının Türkiye'deki temsilcisi sayılan Kes'den dersler aldı. Kes'in ailesi, Sultan Mahmud döneminde ordumuza topçuluk uzmanı olarak getirilmiş olanlardandı. Bu nedenle batıda eğitim gören Kes, İstanbul'da doğmuştu. ( Taha TOROS, SÜLEYMAN SEYYİD BEY,.antikalar.com/v2/17, 01, 2012 ) 


Süleyman Seyyid , Mekteb-i Osmanî'de eğitim göçrürken okulda yabancı asıllı Fransız ressam öğretmenler de bulunuyordu. Bunların en tanınmış olanlarından birisi de ressam Duber'dı. Bu ressama verimli hizmetinden dolayı, padişah tarafından Mecidi Nişanı'nın verilerek ödüllendirildiği Osmanlı Arşivi kayıtlarından anlaşılmaktadır. Ressam Duber, Seyyid Bey'in ilk resim hocasıydı.  Seyyid Bey, bu meslekteki yeteneğini ilerletebilmek için Güzel Sanatlar Okulu'na da devam etti. Ve oradan takdire layık bir diploma aldı. Seyyid Bey'in akademideki hocaları Rober Flori, Gustav Blanje, Aleksandır Kabanel'di. Seyyid Bey, ressam Blanje ile derin bir dostluk kurdu. Onun açtığı sergilerde yardımcısı oldu. Hatta Blanje'nin 1866 yılında sergilediği tarihi bir tabloda. Osman Hamdi Bey'le birlikte Osmanlı giysilerine bürünerek, modellik yaptılar. ( Taha TOROS, SÜLEYMAN SEYYİD BEY,.antikalar.com/v2/17, 01, 2012 ) 


Maltepe ve Maçka askeri rüştiyesinde okudu. İdadi ve Harbiye’de resim yeteneğiyle öğretmenleri Chirans ve Kess’in dikkatlerini çekti. Paris’e gönderilerek, Abdülaziz tarafından Türk öğrenciler için açılmış olan Mektebi Osmani’de öğrenim görmeye başladı. 1862’de Paris’te açılan Mektebi Osmaniye’ye Seyyid Bey de ilk talebeler arasında yer almış ve bu okulda eğitim görmüştür. Bu okulun 1875’te kapanmasından sonra dönemin ünlü hocalarından ressam Cabanel’in (1823 – 1889) atölyesine girerek burada 9 sene çalışmıştır.


Süleyman Seyyid Paris’teki ilk yıllarında hocasının da etkisiyle tarihsel olayları resmetmeye yönelir. Arkadaşları doğallığı ve perspektifi önemsediği için ona ‘metrologiste’ -ölçülü- adını takarlar. O sırada Abdülaziz tarafından gönderilen Şeker Ahmet Paşa ve onlardan daha önce ailesinin desteğiyle gelmiş olan Osman Hamdi Bey de Jean-Leon Gerome, Gustave Boulanger gibi oryantalist sanatçıların atölyelerinde çalışmalarda bulunurlar.  Rolrobens’le bir müddet çalışan ressamımız, Mektebi Osmani’ye kapatılınca da bir müddet A. Cabanel ile çalışmıştır.Paris Güzel Sanatlar Okulu’nu bitirmiş,  bazı kaynaklara göre de bir yıl Roma’da kalmıştır.


Derviş- Süleyman Seyyit

Döneminin sanat çevresinden etkilenen Süleyman Seyyid aldığı eğitim sonucu bir eseri için aylarca uğraşan ve gerçeğe uygunluğa önem veren titiz bir ressamdır. Paris’te kaldığı yıllar içinde resimlerini de sergileme fırsatını bulmuştur. ‘Officer dé Academié’ madalyasını da bu sıralarda almıştır.


Seyyid Bey,  Sultan Abdülaziz'den övgüler alan bir ressamdı. Padişah, Paris seyahatinde Seyyid Bey'in Versay Sarayı'ndan esinlenerek yaptığı bir tuali görmüş çok duygulanarak övgüler yağdırmıştı. Seyyid Bey, Harp Okulu'nda resim öğretmeni iken, iki sene uğraşarak, Baltacı Mehmet Paşa'nın Pirut Savaşı'na dair hazırladığı tarihi tabloyu Sultan Abdülaziz'e sundu. Padişah Seyyid Bey'e bir nişanla beraber 500 lira göndermişti.( Taha TOROS, SÜLEYMAN SEYYİD BEY,.antikalar.com/v2/17, 01, 2012 ) 


Süleyman Seyyit, 1875 yılında  İsatanbul'a döner ve Osman Nuri Paşa’nın yardımcılığını yapar.  Süleyman Seyyid 1875’de Paris’ten geri döndükten sonra Harbiye Mektebi resim öğretmenliğine tayin edilmiş, ancak okulun diğer resim öğretmeni olan Şeker Ahmet Paşa ile Paris’teki öğrencilikleri döneminde başlayıp giderek büyüyen sanat yaklaşımları konusundaki fikir ayrılıkları nedeni ile buradaki görevinden istifa ederek 1880’de Kuleli Askeri İdadisi'ne geçmiştir.



Natürmort, 1310 (1894

1884 yılında ise Askeri Tıbbıye İdadisi resim öğretmenliğine geçerek, 1910 senesine kadar 26 sene bu okulda sanat hayatı yaşamış ve çevresine yaşatmıştır. Miralaylık rütbesine kadar yükselmiştir. Askeri mekteplerde toplam olarak 36 yıl hocalık yapmıştır. Bu neden ile subaylar ve doktarlar arasında iyi tanınan bir sanatçıdır.Mekteb-i Mülkiye-i Şahane’nin ilk kuruluşunda ders programlarını düzenleyerek sanat eğitimciliğiyle Tanzimat döneminde Batılılaşma hareketine katkılar sağlar. 1910 yılında albay rütbesiyle emekli olan sanatçı 1881 yılında Elifba Kulübü’nün sergisine bir resimle katılır. Emekliliğinde Üsküdar’dan Sarıyer’e taşınır. Esprili, tarih bilen, eleştiren, filozofça görüşlere sahip, aydın kişiliğinin öğrencileri üzerinde de olumlu ve yapıcı etkileri olur. Öğretmenlik ile birlikte İstikbal ve Osmanlı gazetelerinde sanat yazarlığı ve çevirmenlik görevlerini de üstlenir. Perspektifle ilgili olarak yazdığı resimli ‘Fenni Menazır’ adlı kitabı ölümünden sonra basılır. ( Nalan Yılmaz, Süleyman Seyyid ve Natürmortları,ebriz.com/pages/lsd.aspx?lang, 17, 01, 2012 ) 


Sarıyer'de Ortaçeşme adını taşıyan mezarlıkta toprağa verilmiştir. (1884-1910). Süleyman Seyyid’in İstiklal ve Osmanlı gazetelerinde yazı ve çevirileri de çıkmıştır. Bazı okullarda Fransızca öğretmenliği de yapmıştır. Fenn-i Menazır adlı basılmamış bir eseri vardır.

 

SÜLEYMAN SEYYİT'İN RESİM SANATI VE ANLAYIŞI




Sülşeyman Seyyit,  realist ve natürmort üstadı olarak tanınır. Özellikle, meyve modellerinde yansıttığı renkler, fırçasının şiirleştirdiği ürünler olarak bilinir. Portreleri nadirdir. Doğaya tutkunluğu, eşeğine binerek, heybesine boya takımlarını koyup Alemdağı'na sık sık gittiği bilinen geleneklerindendir. Seyyid Bey, maddiyata düşkün olmadığından, hiçbir zaman fırçasını para kazanmak için kullanmamıştır. İki yüz kadar eseri olduğu söyleniyorsa da, bunların çoğunluğunun nerelerde ve kimlerde olduğu bilinmememktedir.( Taha TOROS, SÜLEYMAN SEYYİD BEY,.antikalar.com/v2/17, 01, 2012 ) 


Süleyman Seyyit, batılı anlamda Türk resim sanatının, bir üslup çizgisi ortaya koyan ilk kuşak sanatçıları arasında; Osman Hamdi Bey ve Şeker Ahmet Paşa ile birlikte ismi geçen bir diğer ressamımızdır. Kuşağının diğer sanatçılarına oranla, resme yoğunlaşma konusunda daha istekli olan ve bunun için daha fazla olanak bulduğu anlaşılan Seyyid, özellikle natürmortlarıyla dikkat çekmektedir. Osman Hamdi Bey resmin “konu” sorununa, Şeker Ahmet Paşa özellikle kompozisyona önem verirken, Süleyman Seyyid “ışık ve renk” gibi plastik unsurları ön plana çıkartır. Süleyman Seyyid’in diğer çağdaşlarına göre daha ressamca bir tavır içerisinde bulunduğu iddia edilebilir.


Sanatçı Üsküdar Nuhkuyusu’ndaki ahşap evde oturduğu yıllarda ‘Filozof’ adını verdiği eşeğine binip Alemdağ kırlarına gider ve resimlerini açık havada ya da atölyesindeki modeller karşısında yapmıştır.  Konularını güzellik kaynağı olarak gördüğü Üsküdar’dan seçmiş, ancak Üsküdar’la ilgili resimlerinin çok azı günümüze ulaşmıştır. ‘Leylaklar’ adlı ünlü natürmortu üzerinde çalışırken atölyesinde bayılan ressam bu eseriyle Paris Dünya Sergisi’nden madalya kazanmıştır Süleyman Seyyid’in çağının sorunlarını önemseyen, özgür düşünceli yapısı nedeniyle terfileri ve aylıkları gecikmesini der ettiğinden hayata ve insanlara  kırgın ve küskün yaşamıştır. ( Nalan Yılmaz, Süleyman Seyyid ve Natürmortları,ebriz.com/pages/lsd.aspx?lang, 17, 01, 2012 ) 


Natürmort temasına karşı yoğun ilgisiyle bilinen Süleyman Seyyid, peyjaz ve figür alanında da üstün yeteneklerini kanıtlamıştır. Süleyman Seyyid özellikle resim düzeninin içerdiği yön zıtlıklarında ifadesini bulan üslup dinamizmi ile özgün yerini kaazana bir ressamdır.


Üsküdar Nuh Kuyusu’nda büyük ahşap bir evde oturmuş; Çamlıca, Kısıklı, Bulgurlu, Hekimbaşı, Dudullu, Kayışdağı, Alemdağı, Fenerbahçe gibi yerler onun için esin kaynağı olmuştur.
Seyyid Bey de Hoca Ali Rıza gibi maddi düşüncelerden daima uzak olmuş ve sanatın manevi zevkleri için yaşamıştır. Pertev Boyar’a göre, hak ettiği maaşları tahsil edebilmek için uzun süre emek verdiği değerli eserlerini zamanın ileri gelenlerine hediye etmek zorunda kalarak mağdur da olmuş ve hayatta iken yapıtlarından dolayı hiçbir maddi yarar elde edememiştir. 1913’te vefat etmiştir.


Tanzimat'ın ilanıyla birlikte gündeme gelen yenileşme, Osmanlı seçkinlerinden halka uzanan bir harekettir. 19.yüzyılın özelikle ikinci yarısında yetişen ressamların çoğunlukla askerlerden çıkması ve paşa ressamlar olarak adlandırılması bu nedene dayanmaktadır. Topçu Kara Okulu gibi öğretim kurumlarının açılması ve hendese-i tersimiyye, resm-i hatii gibi resim sayılabilecek bilgilerin verilmesi, yetenekli gençlerin yabancı ülkelere - özellikle Fransa'ya -gönderilmesi bu sonuca neden açmıştır. Böylece batılı resim anlayışı sanatımıza girmiştir (Güvemli, Z., 1975, Şeker Ahmet Paşa, Türkiye’miz Dergisi, Ak Yayınları, sayı 16, s .38-43 )..


II. Mahmut, 19. Yüzyıl başlarında portresini yaptırıp devlet dairelerine astırdı. 1827'de açılan Askerî Tıbbiye ve 1834'te açılanMekteb-i Harbiye'ye de resim dersleri konuldu. II. Mahmut'un Avrupa'ya gönderdiği öğrenciler arasında resim öğrenimi için seçilenler de vardı. 1859'da açılan Mekteb-i Mülkiye, 1868'de açılan Galatasaray İdadîsi (Lisesi) ve 1872'de açılan Darüşşafaka İdadîsi’nde de programlara resim dersleri konuldu. Bu sayede Darüşşafaka'dan çok sayıda ressam yetişti.


Süleyman Seyyit, asker kökenli olan bu dönem ressamları içerisinde Figürsüz Türk resim sanatını geliştiren ressamlarımız arasındadır. 


FAYDALANILAN KAYNAKLAR
 
  • Nalan Yılmaz, Süleyman Seyyid ve Natürmortları,ebriz.com/pages/lsd.aspx?lang, 17, 01, 2012 
  • Güvemli, Z., 1975, Şeker Ahmet Paşa, Türkiye’miz Dergisi, Ak Yayınları, sayı 16
  • Şahamettin Kuzucular, edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/115-19yycagdas_resim- sanatımız. 
  • Taha TOROS, SÜLEYMAN SEYYİD BEY,.antikalar.com/v2/17, 01, 2012 

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com


 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Kerim Hakki
01 Ocak 2018 Pazartesi 22:48:42
Üyelik dedin yaptik vio istiyon bu nasil bir olaydir ya sahtekar

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...