Süleyman Seyyit Hayatı ve Resim Sanatı



Süleyman Seyyid 

(1842-1913), Osmanlı dönemi natürmort ve peyzaj ustasıTürk ressamıdır.

Anadolu Maltepe’si eşrafından sedef sanatkârlarından ve sedefin kakmacı ustalarından Süleyman Ağa'nın torunu ve Kartal Maltepe'sinin tanınmış simalarından Hacı İsmail Ağa'nın oğludur. Süleyman Seyyit, 19.yüzyılın ö ikinci yarısında yetişen Askeri Ressamlarımızdandı. Askeri okullardan mezun olup Askeri okullarda 37 yıl boyunca öğretmenlik yaptığı için paşalığa kadar yükselmişti.

Bu nedenlerle yetenekli genç subay adayları resim öğrenmeleri için1835’ten itibaren yurt dışına gönderilmişlerdi.  Yabancı ülkelere İngiltere, Almanya ve genellikle Fransa’ya gönderilen bu öğrenciler çağdaş anlamda ilk ressamlarımız olmuşlardı. [1] Bu yüzden ilk ressamlarımız subaylıktan paşalığa kadar yükseldiklerinden paşa olarak anılmışlardı.

İlk ve orta öğrenimini Maltepe ve Maçka Askeri okullarında tamamladı. İdadiyi bitirdikten sonra Harbiye ‘de eğitim almaya başlamıştı.  II. Selim’den itibaren devletin kara ve harp okullarında, perspektif, harita, coğrafya,  hendese-i tersimiyye, resm-i hatii gibi resim ile ilgili bilgilere ihtiyaç duyulması nedeni ile yurtdışından öğretmenler getirilmişti. Bu öğretmenler de harp okullarında askeri öğrencilere ders veriyorlardı.  Harbiye'de okurken resme olan eğilimi ile dikkatleri üzerine çeken Seyyid Bey, önceleri okulundaki ve İstanbul'daki gayrimüslim ressamlar tarafından eğitildi. [2] Harbiye Mektebi’nde iken resim hocaları olan  M. Joseph Schranz ve M. Gués ondaki resim kabiliyetini fark etmişlerdi.[3] Harbiye’de iken yaptığı karakalem ve suluboya çalışmaları ile hocaları Schranz ve ve Kes’in dikkatini çekmişti. Harbiye’deki resim hocaları olan M. Joseph Schranz ve M. Gués ona yurtdışında eğitim görmesi için telkinler de bulunmuşlardı.

Bunlar arasında, karakalem üstatlarından İspanyol kökenli Şiranz ile İtalyan resim akımının Türkiye'deki temsilcisi sayılan Kes'den dersler aldı. Kes'in ailesi, Sultan Mahmud döneminde ordumuza topçuluk uzmanı olarak getirilmiş batıda eğitim gören Kes, İstanbul'da doğmuştu. [4] Ressam Kes, kendi atölyesinde özel dersler de veriyordu. 1857 yılında geleceğin askerî, teknik ve mülkî kadrolarını yetiştirmek amacıyla Paris’te zamanın Paris elçisi Cemil Bey’in Sultan Aziz’e önerisi sonucu Mekteb-i Osmani adlı bir okul açılmış, [5] 1860’da Paris’in Karanel semtinde Viyola sokağında kurulan bu okulun kapısına Osmanlı Tuğraları asılmıştı. [6] Birçok Fransız öğretmenin de görev aldığı bu okula Türk asıllı öğretmenler de yollanmıştı. Bu okulun eğitim süresi üç yıldı. Sultan Abdülaziz, Şeker Ahmet Paşa Tıbbiye idadisi resim öğretmen yardımcısı Ahmet Ali Efendi’yi de 1864 yılında bu okula göndermişti.   Süleyman Seyyit  ve Şeker Ahmet Paşa ile Mekteb–i Osmanî okulunun  ilk seçkin öğrencisi olmuştu.[7]  

Mekteb-i Osmanî'de Fransız asıllı ressam öğretmenler de bulunuyordu. Bunların en tanınmış olanlarından birisi de ressam Duber'dı.  Ressam Duber, verimli hizmetinden dolayı, padişah tarafından Mecidi Nişanı'nın verilerek ödüllendirilmiş biriydi. Ressam Duber, Seyyid Bey'in ilk resim hocası olmuştu.  Okulda Fransızcasını geliştirmiş ama resim konusunda bu okul ona yeterli gelmemişti. Resim hocası Duber, yeteneğini ilerletebilmek için Paris’teki Güzel Sanatlar Okulu'na devam etmesi gerektiğini önermişti. 

 Böylece Paris’teki Güzel Sanatlar Akademisi’nde o dönemin ünlü Oryantalist ressamları olan Jean-Léon Gérôme ve Boulanger'in atölyelerinde  ders görmeye başlamıştı.  O yıllarda Osman Hamdi Bey’de Paris’te hukuk eğitimi almaktadır, lakin Hukuk eğitiminden hoşlanmadığı için École des Beaux-Arts , Léon Gérôme ve Boulanger'in atölyelerinde resim eğitimi almaktadır.   Süleyman Seyyit böylece altı sene sürecek olan resim eğitimini  yıllarda Osman Hamdi Bey ve  Şeker Ahmet Paşa  ile birlikte yapmıştır.[8]

Seyyid Bey'in akademideki hocaları Rober Flori, Gustav Blanje, Aleksandır Kabanel'di. Seyyid Bey, ressam Blanje ile derin bir dostluk kurdu. Onun açtığı sergilerde yardımcısı oldu. Hatta Blanje'nin 1866 yılında sergilediği tarihi bir tabloda. Osman Hamdi Bey'le birlikte Osmanlı giysilerine bürünerek, modellik yapmışlardı.[9] Bir müddet sonra da ressam Rolrobens’le bir müddet çalıştı.

Bir müddet Cabanel’in (1823 – 1889) atölyesine girerek burada çalışmıştı. Paris’te kaldığı yıllar içinde resimlerini de sergileme fırsatını bulmuştur. ‘Officer dé Academié’ madalyasını almaya hak kazanmıştı. Sultan Abdülaziz, Paris seyahatinde Seyyid Bey'in Versay Sarayı'ndan esinlenerek yaptığı bir tuvali görmüş ve Süleyman Seyyit’e övgüler yağdırmıştı

Süleyman Seyyid Paris’teki ilk yıllarında hocasının da etkisiyle tarihsel olayları resmetmeye yönelmiş,  doğallığı ve perspektifi önemsediği için ona ‘metrologiste’ -ölçülü- adını takmışlardı.  Paris Güzel Sanatlar Okulu’nu bitirmiş,  bazı kaynaklara göre de bir yıl Roma’da kalmış ve 1870 yılında ülkesine dönmüştü.  

Yurda döndükten sonra Harbiye Mektebi resim öğretmenliğine tayin edilmiş,  Ressam Osman Nuri Paşa ’nın yardımcılığını yapmaya başlamıştı  [10] Bu okulda Şeker Ahmet Paşa’da öğretmenlik yapıyordu. Oysaki Süleyman Seyyit, Paris’te öğrencilik yıllarından beridir Şeker Ahmet Paşa ile bir türlü anlaşamamıştı. Bu nedenle Harbiye’deki günlerinde Şeker Ahmet Paşa ile huzursuzluk yaşıyordu.[11]  Süleyman Seyyid bir eseri için aylarca uğraşan ve gerçeğe uygunluğa önem veren titiz bir ressamdı. Harp Okulu'nda resim öğretmeni iken, iki sene uğraşarak, Baltacı Mehmet Paşa'nın Pirut Savaşı'na dair hazırladığı tarihi tabloyu Sultan Abdülaziz'e sundu. Padişah Seyyid Bey'e bir nişanla beraber 500 lira göndermişti.[12]

Süleyman Seyyid, Paris’teki öğrencilikleri döneminden başlayarak anlaşamadığı Şeker Ahmet Paşa ile yaşadığı fikir ve sanat ayrılıkları nedeni ile buradaki görevinden istifa ederek 1880’de Kuleli Askeri İdadisi'ne geçmişti.

1884 yılında ise Askeri Tıbbiye İdadisi resim öğretmenliğine geçti ve 1910 senesine kadar 26 sene bu okulda görev yaptı. Görev süresi boyunca Miralaylık rütbesine kadar yükselmiş, Askeri mekteplerde 36 yıl hocalık yapmıştı.

1881 yılında Elifba Kulübü’nün sergisine bir resimle katılan Süleyman Seyyit, Mekteb-i Mülkiye-i Şahane’nin ilk kuruluşunda ders programlarını düzenleyerek sanat eğitimciliğiyle Tanzimat döneminde Batılılaşma hareketine katkılar sağlamış oldu. 1910 yılında albay rütbesiyle emekli [13]olan sanatçı emekliliğinde Üsküdar’dan Sarıyer’e taşınmıştı.

Esprili bir kişiliği olan Süleyman Seyyit, tarih konusunda da bilgili, eleştiri kabiliyeti de olan, aydın, müspet ve yapıcı birisiydi. “Öğretmenlik ile birlikte İstikbal ve Osmanlı gazetelerinde sanat yazarlığı ve çevirmenlik görevlerini de üstlenmiş, . Perspektifle ilgili olarak yazdığı resimli ‘Fenni Menazır’ adlı kitabı ölümünden sonra basılmıştı.”  [14]

Pertev Boyar’ın naklettiği kayıtlara göre “   hak ettiği maaşları tahsil edebilmek için uzun süre emek verdiği değerli eserlerini zamanın ileri gelenlerine hediye etmek zorunda kalarak mağdur da olmuş ve hayatta iken yapıtlarından dolayı hiçbir maddi yarar elde edememişti.”[15] Velhasıl Türk Resminin ana kaynaklarından birisi olduğu, ölümünden sonra resimleri milyonlarca lira ettiği halde sağlığından kendi resimlerinden hiç para kazanamadı.

Süleyman Seyyit,  emekli olduktan sonra taşındığı Sarıyer’de rahatsızlanarak 23 Eylül 1913’te öldü.

Sarıyer'de Ortaçeşme adını taşıyan mezarlıkta toprağa verilmişti. (1884-1910).

Süleyman Seyyid’in İstiklal ve Osmanlı gazetelerinde yazı ve çevirileri de çıkmıştır. Bazı okullarda Fransızca öğretmenliği de yapmıştır. Fenn-i Menazır adlı basılmamış bir eseri vardır.[16]

   

Laleler ve Fulyalar, 1900-1901,  yağlıboya,  

SÜLEYMAN SEYYİT'İN RESİM SANATI VE ANLAYIŞ

Süleyman Seyyit,  realist ve natürmort üstadı olarak tanındı. Özellikle, meyve modellerinde yansıttığı renkler, fırçasının şiirleştirdiği ürünler olarak bilinir.

 Az sayıda portre yapan Süleyman Seyyid,  öğrencisi Hoca Ali Rıza gibi doğaya tutkun, Barbizon ressamları gibi doğaya bakarak açık havada resimler yapan bir ressamdı.  Üsküdar’da iken boş vakitlerinde,  “ Filozof “ adını verdiği eşeğine binerek, heybesine boya takımlarını koyup, Alemdağ sırtlarına giderek resimler yapmıştı.  “Maddiyata düşkün olmadığından, hiçbir zaman fırçasını para kazanmak için kullanmamıştır. İki yüz kadar eseri olduğu söyleniyorsa da, bunların çoğunluğunun nerelerde ve kimlerde olduğu bilinmemektedir.[17]

Süleyman Seyyit, Türk resim sanatının, batılı anlamda ilk kuşak sanatçıları arasındadır. Osman Hamdi Bey ve Şeker Ahmet Paşa ile birlikte kuşağının diğer sanatçılarına göre resme çok önem vermişler  1914 Çallı Ku , Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Ressamlar ‘ının D Grubu  ressamlarının kökeni, temel hocaları  ve pınarı olmuşlardır.   

Süleyman Seyyid “ışık ve renk” gibi plastik unsurları ön plana çıkartan,  diğer çağdaşlarına göre daha ressamca bir tavır içerisinde bulunan bir sanatçıdır. Üsküdar Nuhkuyusu’nda oturduğu büyük ahşap evinde[18] ya Alemdağ kırlarında açık havada ya da atölyesindeki modeller karşısında çok sayıda resim yapmıştır.  Genellikle Üsküdar’la ilgili resimler yaptığı halde çok azı günümüze ulaşmıştır.  Çamlıca, Kısıklı, Bulgurlu, Hekimbaşı, Dudullu, Kayışdağı, Alemdağı, Fenerbahçe gibi yerler yaptığı resimlere konu seçtiği yerlerdir.  ‘Leylaklar’ adlı ünlü natürmortuyla Paris Dünya Sergisi’nden madalya kazanmış olan Süleyman Seyyid “ çağının sorunlarını önemseyen, özgür düşünceli yapısı nedeniyle terfileri ve aylıkları gecikmesini der ettiğinden hayata ve insanlara kırgın ve küskün yaşamıştır. “ [19]

Maddi beklentilerden uzak durarak kendi zevki için resimler yapmış, öğrencisi Hoca Ali Rıza’da onun yolundan gitmiştir. Süleyman Seyyit, asker kökenli olan bu dönem ressamları içerisinde figürsüz resim sanatını zirveye taşıyan bir ressam olarak anılır.

 

Derviş, kâğıt üzerine sulu boya, (Taviloğlu Koleksiyonu)    Şebboy- 

KAYNAKÇA

 

Kavun ve İncirler

Portakallı Natürmont 

İLGİ DUYABİLECEĞİNİZ  LİNKLER

1914 Çallı Kuşağı (Türk İzlenimcileri):   İbrahim ÇallıFeyhaman Duran  ,  Hikmet Onat Nazmi Ziya Güran ,  Namık İsmail ,  Hüseyin Avni Lifiç,  Sami Yetik',   Şevket Dağ,  Mehmet Ruhi Arel, Ali Sami Boyar

 Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği kurucuları :   Refik Epikman ,  Cevat Dereli  ,  Şeref Akdik , Mahmut Cûda,  Nurullah Berk  Hale Asaf , Ali Avni Çelebi  ,  Zeki Kocamemi  Muhittin Sebati  , Ratip Aşir AcudoğlU

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


1 Yorum
01.01.2018 - 22:48
Üyelik dedin yaptik vio istiyon bu nasil bir olaydir ya sahtekar