Amok Koşucusu Hakkında Stefan Zweig

Ekleyen : ESA , 08 Haziran 2015 Pazartesi aaa Beğen
Amok Koşucusu ile ilgili görsel sonucu
Yazıda  Amok Koşucusu Stefan Zweig adlı eseri hakkında bilgiler, eserin özeti,  eserin konusu, ana fikri,  eserin kahramanları, romanın olay örgüsü, eserin yazarı  Stefan Zweig hayatı,  diğer romanları, Amok Koşucusu adlı eserden alıntılar, eser hakkında yorumlar, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi yazar ve eseri arasındaki ilişkiler yer almaktadır.
 
ESER VE YAZAR HAKKINDA
 
Amok Koşucusu Stefan Zweig ‘ın  1922 ‘de yazdığı  içinde  aynı adlı bir öyküsü de bulunan öykü kitabının adıdır.
II. Dünya savaşında Gestapo ve Nazilerden  fiziki olarak kaçmayı başaran Zweig, ruhen onlardan kaçamamış, Naziler  geliyor korkusunu sürekli olarak içinde büyütmüştü. Onlardan en uzak ülkelere kaçsa dahi gittiği her yerin Naziler tarafından işgal edileceğini sanıyordu.   Zweig, birçok eserini kendisini intihara doğru götüren bu ruh hali içinde yazmıştı. Amok Koşucusu da işte bu ruh halini, sürekli kaçışı ve koşuşu anlatan bir eser olarak karşımıza çıkmıştı.  
 
Stefan Zweig'ın Brezilya'da sürgünde iken  Şubat 1942'deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, adlı eseri ile daha önceden yazmış olduğu Amok Koşucusu Avusturyalı yazarın  II. Dünya Savaşı yıllarındaki ruh  halini ortaya koyuyordu. Nazilerden  kaçarak yaşamaya çalışan Zweıg, Naziler ‘den kurtulmanın tek çaresinin intihar ve ölüm olduğunu  düşünmeye başlamış bu romanını da   kendisini intihara doğru sürükleyen   o ruh hali içinde yazmıştır.[1] Amok Koşucusu'nun başat konusu da işte bu ruh halini yan intiharı anlatıyordu.  Yazar bu eserinde kendi yaşamından ya ada tarihteki gerçek kişilerin  hayatlarından kesitler katarak  intiharları anlatmıştı.Onun bu eseri bu ruh halin tanımlayan en önemli eseridir. Kitap, “Bir Çöküşün Öyküsü” , “Leporella”,  “ Amok Koşusu” adlarındaki yedi öyküden oluşmaktadır.  
 
Amok Koşucusu'nda yer alan öykülerin ortak noktası ise  intihardır.  Eser,  “kendi yaşamından ya da gerçek kişilerin yaşamlarından kesitler katarak yazdığı bu öykülerde Stefan Zweig'ın duyarlı kişiliğini, olağanüstü gözlem gücü” ile yazılmıştır.
Kitaba da  ismini veren “ Amok Koşucusu “ adlı öyküde   Kendi yıkımına ve ölümüne doğru  son hızla koşarak giden amok hasatlığına tutulmuş bir doktorun    hikâyesi anlatılmaktadır. Aşk delisi olan, aşkından deliren  bu doktor, amok hastalığına yakalanmış  ve intihara doğru sürüklenmektedir.
 
Amok  sözcüğü Malezya  ve Filipinlerde görülen ilginç bir hastalıktır. Kelime anlamı  sinir krizi geçiren, gözü kara, hiddetle saldıran ve öldüren, katletmeye yönelik çılgınlık, eline geçirdiği silahla koşarak  önüne çıkan  her şeyi öldürmeye başlama  durumunu tanımlayan bir sözcüktür.  Bu kelime cinnet halinde olma, sonuçlarını hesap edemeden şiddet kullanma halini ifa de etmektedir.  Psikoloji ‘de  kullanılan bu tabir derin bir düşünce döneminin sonrasında gelen şiddet ve bazen cinayet ile sonuçlanan atakların görüldüğü  durum olarak izah edilmektedir.  Bu özel durum altında öldürme ya da yaralamalarda bulunan kişilere amok koşucusu adı verilmektedir.
 
İntihar, Stefan Zweig'ın zihnini gençlik yıllarından beri meşgul eden, bir anlamı kalmadığını anladığı anda yaşamına kendi eliyle son verebileceğini üniversite yıllarında  dile getiren bir yazardı. Psikolojiye ve Freud’un öğretilerine derin bir ilgi duyan Zweig’ın eserlerinde  Freud’un öğretileri  ele alınmış,[3]   Sabırsız Yürek adlı romanında da bu öğretileri dile getirmiştir. lk evliliği sırasında karısı Friederike ile intihar etmek isteyen  Stefan Zweig,  İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1942 yılında  ikinci karısıyla birlikte intihar ederek hayatına son vermişti. [4]
 
 
TADIMLIK
“İşte Amok? Evet Amok, şöyle oluyor: Bir Malezyalı, herhangi bir sıradan, kendi halinde adam içkisini içiyor? Ruhsuz, ilgisiz, donuk bir biçimde oturuyor oracıkta.  Sonra ansızın ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor sokağa fırlıyor? Dosdoğru koşuyor, dosdoğru? Nereye gittiğini bilmeden? Yoluna ne çıkarsa insan olsun, hayvan olsun, hançerini saplıyor, akan kan onu daha da çıldırtıyor? Ağzı köpürüyor, kudurmuş gibi oluyor? Ama koşuyor, koşuyor, koşuyor, ne sağa bakıyor, ne sola, acı acı haykırarak, elinde kanlı hançeriyle korkunç koşusunu sürdürüyor? Köylerdeki insanlar bu Amok koşucusunu hiç bir gücün durduramayacağını bilirler? o gelirken uyarmak için ? Amok! Amok!? diye haykırırlar ve herkes  kaçışır?. Ama o hiç durmadan koşar, görmeden koşar, önüne çıkanı devirir? sonunda kuduz bir köpeği vururcasına vurup öldürürler onu ya da ağzından köpükler saçarak yere yığılıp kalır.?”
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...