Atinalı Timon Hakkında Konu Özet Analiz William Shakespear

Ekleyen : ESA , 15 Mayıs 2019 Çarşamba aaa Beğen
 
 
 
Yazıda  “Atinalı Timon,  The Life of Timon of Athens William Shakespear   “oyunu hakkında bilgiler, oyunun  özeti,  konusu, ana fikri,   kahramanları, olay örgüsü, Marcus Antonius’un nutku, eserin önemi, dünya edebiyatındaki yeri, eserin analizi yazar  William Shakespear’in   hakkında bilgiler, eserin yapısı, içeriği, Atinalı Timon,  The Life of Timon of Athens,  William Shakespear     adlı eserden alıntılar, eser hakkında yorumlar, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi yazar ve eseri arasındaki ilişkiler yer almaktadır
 
 
ESERİN YAZARI KONUSU DÖNEMİ TÜRÜ HAKKINDA
 
Atinalı Timon,  The Life of Timon of Athens ,William Shakespeare’nin  1606-1608 yılları arasında yazdığı sanılan bir oyunudur.
Atinalı Timon” 1623 yılında “folio” boyutunda yani matbaa kâğıdı “quarto’lardaki gibi sekiz küçük sayfa yerine, dört büyük sayfa halinde katlanarak yayınlanmıştır.
 
Atinolu Timon, yazarın insan doğası ve karakterini en iyi analiz eden eserlerinden birisidir. Yazar bu eserinde Venedik Taciri adlı oyunundaki tefeci Shylock karakterinin tam tersi bir karakter yaratmıştır.    İnsanlara cömertçe servetini dağıtarak, dost edineceğini zanneden, servetini bitirince de tek bir dostu kalmayan, bu defa insanlardan tiksinerek çıldıran bir adamın öyküsünü yazmıştır.
 
Birçok eleştirmene göre, eserde göze çarpan bezginlik, umutsuzluk, insanlara yabancılaşma, tiksinti ve kin duyguları bu oyunu yazdığı sırada Shakespeare'in çektiği kişisel acıların yansıması “ olmuştur.
 
 
KONU
 
Atinalı Timon, servetini dostları için tüketen onlara hediyeler alıp ikramlarda bulunan çok cömert bir insandır. Para biriktirmek yerine dost biriktirmeyi seçen Timon’un serveti tükenince etrafında kimse kalmaz. İnsanlardan iğrenen  ve kimseden yardım alamayan Timon nefreti ile baş başa kaldığı mağarada  büyük bir hazine bulmuştur “
 
“Zavallı Timon! Dar gününde koştuğun, altınlarını saçtığın dost bildiğin dalkavuklarının dar gününde sana yardım edeceğini mi sandın!? Timon, sevgisiz bir adam mıydı, para aracılığıyla da olsa birçok insanın elinden tutmamış mıydı? O arkadaşlar bir bir sırtlarını çevirdiler Timon’a. “
 
TEMALAR
 
Nefret, bezginlik, umutsuzluk, insanlara yabancılaşma, tiksinti ve kin
 
ESERİN ÖZETİ
 
Atina’nın en zengin aristokratlarından birisi olan Timon, oldukça cömert, iyiliksever ve çok nazik biridir. Servetini en yoksulundan en zengine kadar sevdiği insanların yararına kullanan Timon’un etrafını bedavacı ve yardakçı insanlar sarmıştır.  Etrafındaki bedavacılar onu öğe öğe göklere çıkarmakta bu nedenle Timon birçokları tarafından fazlasıyla takdir görmektedir. Atina'nın babası sayılmakta, bütün Atinalılarca sevilmektedir.
 
Arkadaşlarına kıymetli armağanlar yollamayı da sevdiği için etrafındaki dostlarını da şımartmış biridir. Timon’un sadık kâhyası Flavius, sürekli olarak efendisini uyarmakta lakin Timon dostlarınba altınlar saçarak, pahalı kumaşlar hediye ederek savurmaya devam etmektedir.  Timon bu cömertliği ve savurgan yapısı nedeni ile gide gide yoksul bir hale düşer. Sonunda servetini tüketmiş ama yine de tasalanmadan elinden kalan son varlıklarını da harcamaya devam eder.  Çünkü Timon pek çok dost edindiğini bir zamanlar çok yardım ettiği insanların ona yardım ellerini uzatacaklarını düşünmektedir.   Kahyası Flavius’un itirazlarına ise “Dostları varken Timon’un servetinin biteceğini aklına bile getirme?”  diye cevap vermektedir.
 
Timon servetinin bittiğini fark etmekte geç kalmıştır. Üstelik buna aldırmamakta,  dostları sayesinde kurtulacağını sanmaktadır.  Etrafındaki dalkavukları dost zanneden Timon için imtihan günleri de gelmiş olur. Alacaklılar, önce yavaş yavaş sonra ise telaşla alacaklarını istemeye başlar. Timon, ise
Dostlarına ve senatoya güvenmektedir. Timon ortada kalacağını düşünmemektedir. Yardıma koşmak sırası Atina' ya, Atinalılara gelmiştir.
 
Üstelik dostlarından yardım istemek durumuna düşmüş olmasından dolayı da içten içe bir huzur duymaktadır. Çünkü dostlarının da ona yardım etme şansı doğmuştur.  
 
En sonunda hiçbir parası kalmaz bunun üzerine sadık uşağı Flavius’u dostlarına göndermeye başlar ve onlardan borç para istetir. Flavius’u gören Timon’un dalkavuk dostları Timon yine hediyeler getiriyor diye Flavius’a koşturmakta ama gerçeği öğrendiklerinde yüzlerini buruşturup, bir de uşağı tersleyip paralarının olmadığını söylemektedirler. Kâhyası her kapıdan kovulmuştur.
 
Flavius, elleri boş olarak konağa dönmüş ve durumu Timon’a anlatmıştır.  Dostlarından önemli karşılıklar geleceğini ummakta olan Timon çok şaşırmıştır. Flavius’un yalan söylediğini düşünerek kendi kulakları ile duyana kadar olanlara inanamaz. Şimdiye kadar arkadaş ve dost edinmediğini sadece arkadaş ve dost satın aldığını anlayan Timon, insanların sadece parası için onları göklere çıkarttığını ve tüm alakalarının parasına ve ahmaklığına gösterildiğini idrak edene kadar oldukça acı çeker. Timon, servetini tüketince, insanların iç yüzünü görmeye başlamış, malını mülkünü kaybedip yardım istemeye kalkınca büyük bir yıkıma uğramıştır.
 
Büyük bir hayal kırıklığına uğrayan Timon, dost ve arkadaşlarına ders vermek için hepsini konağına davet eder. Arkadaşları yine yüzsüzlük gösterip ve Timon’un aslında durumunun kötü olmadığını ve bir numara yaptığını düşünerek davete icabet ederler.  Timon onlara görkemli bir sofra kurmuştur.
Misafirlerin önlerindeki tabakların üzeri kapalı durmaktadır.  Timon herkesi sofraya oturtup onlara bir nutuk çekmeye başlamıştır.  Misafirler, yemekleri yemek için Timon’un tiradının bitmesini beklemektedir.
Sofranın başında bekleyenler için Timon tiradına başlar.
 
Sevgili dostlarım, oturmaz mısınız? (…) Herkes sevgilisini öpmeye koşar gibi geçsin yerine. Hepiniz tıpatıp aynı şeyi yiyeceksiniz. Resmi bir ziyafetteymiş gibi yer seçmekle oyalanıp yemeği soğutmayın. Oturun, oturun! Ama tanrılara şükran borcumuzu ödeyelim önce.
 
Ey yüce koruyucularımız; bu topluluğumuzdaki yüreklere şükran duyguları serpin. Çünkü sizler, bizlere verdiklerinizle yücelttiniz kendinizi, ama varınızı yoğunuzu da vermeyin, yoksa tanrılığınız hor görülür. Herkese yetecek kadar verin ki, kimse kimseye muhtaç olmasın. Çünkü siz tanrılar, insanlardan borç istemek zorunda kalsanız gözlerinden düşersiniz. Yiyecekleri yemeği yedirenden daha çok sevdirin insanları. Yirmi kişilik bir toplantıda bir o kadar da alçak bulunsun her zaman. Bir sofraya oturan on iki kadının bir düzinesi o bildiğiniz soydan olsun! Ey tanrılar, ne kadar lanetiniz daha kaldıysa yağdırın Atina’nın senatörleri ve aşağılık çirkef sürüleri üstüne! İçlerindeki çamura boğun onları! Buradaki dostlarıma gelince, hiçe saydığım için hepsini, hiçlik dilerim hepsine sizden, buyursun hiç yesinler!
Açın tabaklarınızı, köpekler, açın da yalayın!
(…)
Dilerim görüp göreceğiniz en iyi ziyafet olsun bu!
Sizi gidi ağız dostları sizi!
Duman ve ılık su; tam sizin şanınıza layık işte.
Timon’un son yemeği budur size….
 
 
Bu tiradı dinleyen misafirler Timon’un delirdiğini düşünerek konaktan kaçmaya başlarlar.
Timon elindeki kâseyi üzerlerine fırlatıp dostlarına küfreder. Timon insanlığa küsmüş, gece gündüz insanlığa beddualar okuyan bir meczup haline gelmiştir. Yaptıklarından çok pişman olan Timon artık şu noktaya dahi gelmiştir. “Tanrım, elindekilerin tümünü insanlara vererek tüketme sakın, bir gün verecek bir şeyin kalmadığında seni bile hor görürler
 
 “Vazgeçtim bu dünyadan. Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez?” Diyerek  ve  bir daha dönmemek üzere ant içerek Atina’yı da terk eder.
 
 Bir ormana gelen Timon orada bir mağara bulur ve bu mağarada yaşamaya başlamıştır. Şehirdekilere ve insanlığa lanetler ederken aç karnını doyurmak için çareler aramaktadır.  Rastgele kazdığı bir yerden onu tekrar zengin bir adam haline getirebilecek kadar altın bulur.  “Ne o? Altın mı? Sapsarı, pırıl pırıl, değerli altın mı? Hayır tanrılar, açgözlü alığın biri değilim ben. Kökler, ey duru gökyüzü! Karayı ak, çirkini güzel, haksızı haklı, alçağı soylu, yaşlıyı genç, korkağı yiğit yapmaya yeter bunun bu kadarı.” Eski muhteşem hayatına yeniden kavuşma şansını bulduğu halde artık insanlardan iğrenmiştir. Bulduğu altınlara manasız manasız bakarken uzaktan davul sesleri duyulur. Bu gelenlerin başında Alcibiades vardır. Alcibiades’de Timon gibi Atinaların nankörlüklerini yaşamış birisidir.  Atina’nın en değerli komutanlarından birisi olan Alcibiades, askeri başarıları görmezden gelinmiş ve dışlanmış ve sürgün edilmiş birisidir.
 
Ama Alcibiades, hayata ve insanlara küsmek yerine Atinalılardan intikam almak için asker toplayıp gelmiştir. Atinalılara saldırmak için hazırlık yapmaktadır. Timon, Alcibiades’in niyetini öğrenince yine cömertliği tutar. Hayattan aldığı tüm derslere rağmen Alcibiades ile bir pazarlığa girişir. Elinde çok altını olduğunu eğer Atina’yı yerle bir ederse bütün altınlarını Alcibiades’e vereceğini söyler.  Yalnız tek bir şartı vardır. Atina’da sağ kalan kimseye kalmayacaktır.
 
Analar, iffetinizi bir yana bırakın; çocuklar, itaat nedir unutun. Köleler, alnı kırışık senato üyelerini yerlerinden zorla çekip atın da onların yerine sizler geçin. On altısındaki oğul, topallayan babanın elindeki değneği kap da onun beynini dağıt. Büyüklere saygı, Tanrılara inan, barış, adalet, iyi komşuluklar, bilgi, görgü, sanatlar, meslekler; mertebeler birbirinizi yok eden zıtlar haline gelin de kargaşalık bitmesin. Tanrılar, Atina’nın üstüne çökün. Zevk düşkünlüğü gençlerin iliklerine kadar işlesin de çamur yığını içinde boğulsunlar. Kaşıntılar, donmalar Atinalıların göğüslerinde kök salın ki biçtikleri hasat baştanbaşa cüzzam olsun!”
 
Alcibiades’in adamı olan Apementus , Timon’un söylediklerinden emin olmak ister. Mağaraya girerek Timon’un altınlarını görene kadar Timon’a inanmaz.  Apemantus, zenginlerle düşüp kalkmış ama insanların doğuştan kötü olduğunu düşünen biridir. Buna rağmen Timon’un çok kindar olduğunu bu fikrinden vaz geçmesi gerektiğini söyler.
 
Timon  onu mağarasından kovar, . Ardından Timon’u soymak için mağaraya üç eşkıya gelmiş, Timon altınları kendi eliyle vermiş ama verdiği lanetli öğütlerden ürken eşkıyalar altınları da almadan kaçıp gitmişlerdir.  
Bu defa sadık hizmetkârı Flavius onu alıp gitmek için gelmiş ama Timon onun da çıkarcı olduğunu düşünerek ona da sitemler etmiştir. Flavius gözyaşları içinde yanına kalmak istediğini söyler. Fakat Timon onun da her şeyi altınlar için yaptığını sanmaktadır.  Timon, kâhyasına da altın verip onun yanından kovmuştur.
 
Timon’un yanına eski dostu birkaç şair ve ressam da gelir onun arkasından Atina halkı adına gelen Senatörleri de yaka paça yanından kovar. Timon ölümü beklemektedir.
 
Arkadaşı Alcibiades, Atina’yı kuşatır.  Şehri ele geçirir ama Timon’un düşmanlarıyla kendi düşmanlarını yok edeceğini ama Atina halkına dokunmayacağını ilan eder.  Bu sırada bir asker gelir ve Timon’un öldüğünü söyleyince Alcibiades ağlamaya başlamıştır.
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...