Beyaz Zambaklar Ülkesinde Özeti Grigory PETROV

Ekleyen : ESA , 11 Mart 2015 Çarşamba aaa Beğen 3

 

Yazıda, Beyaz Zambaklar Ülkesinde Grigory PETROV adlı eserin basım öyküsü, içeriği, aldığı ödüller, çevrildiği diller hakkında bilgiler verilecek,   Beyaz Zambaklar Ülkesinde Grigory PETROV adlı eserin özeti,  konusu, , ana fikri, kısa tahlili yapılacak; Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı eserden alıntılar verilecek, yazar "   Grigory PETROV hayatı hakkında bilgiler verilecek, eser, çevrildiği filmler ve yazarı hakkında yorumlar yapılacaktır.
 
Beyaz Zambaklar Ülkesinde Hakkında ve  Özeti  Grigory PETROV
 
Eser, Rus yazar Grigory Petrov tarafından 1923  yılında basılmıştır. Eser Grigory Petrov'un çeşitli aralıklarla çıktığı Finlandiya seyahatlerindeki notlarında oluşmaktadır. Eser, bir bataklıktan ülkeye dönüşen Finlandiya’nın,  sömürü ve esaretten kurtularak 1800'lerin son döneminde Finlandiya halkının içinde bulunduğu durumu, cehaletten kurtulmak için başta Johan Vilhelm Snellman olmak üzere ülkedeki bir avuç Fin aydının verdiği olağanüstü mücadeleyi anlatmaktadır.
Eser, zaman zaman Finlandiya’ya gidip gelen Rusya’nın en tanınmış papazlarından biri olan Grigory Petrov’un (1866, Rusya – 1925, Paris) gözlemlerinden oluşur.  Eser, Grigory Petrov’un gözünden Finlandiya’nın ekonomi, sağlık, kültür, bilim, spor, eğitim gibi birçok alanda eski ve yeni Finlandiya’nın değişim ve gelişimi öncesi sonrasını somut örneklerle ortaya koyarak anlattığı bir eserdir.
 
Aykırı fikirleri nedeni ile Rusya’daki görevinden ayrılan ve kiliseden kovulan Papaz Grigory Petrov papazlığı bıraktıktan sonra kendisini yazarlığa vermiş, ayrıca gazeteci ve bir hatip olarak da ününü devam ettirmiştir. Bolşevik Devrimi’nde Rusya’dan da kaçmak zorunda kalan yazar,  zaman zaman gidip geldiği Finlandiya hakkında tuttuğu notları bir kitap haline de getirmiştir. Kitap yazarın bu notlarından oluşmaktadır.
 
Eser toplumsal dayanışmayı Snelman adlı Finli bir aydının asker, öğretmen, mühendis demeden tüm halkı harekete geçirmesini  ve bugünkü Fin ülkesinin, kültürü, sanayisi ve eğitimiyle nasıl kurulduğunu anlatmaktaki başarısı ile dikkat çekmektedir.
 
Kitap, ilk defa 1923'te Saraybosna'da basılmış,  kısa sürede birçok dile çevrilmiş; özellikle Yugoslavya Krallığı’nda, Bulgaristan’da ve Türkiye’de yazarın en çok beğenilen eseri olmuştur.[1]
 
Kitap, Osmanlı-Türk kadın hareketinin öncülerinden Şukufe Nihal Hanım'a Finlandiya'yı gezmesi ve "Finlandiya" (1935) adlı kitabını yayımlaması için ilham vermiştir.[2]
 
M. Kemal Atatürk’ün  de okuduğu önemsediği ve önerdiği bu kitap azmin önemine inanmayanları ikna edebilecek kuvvette yazılmış bir kitaptır.
Bu kitap tüm yoksulluğa, imkânsızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir. “(Kitap tanıtım yazısı)
 
KONUSU
 
Eser Finlandiya'nın tarihini ve  Fin Kültürü'nün  gelişimini  irdeleyen bir  kitaptır.  Eserde Bir zamanlar bataklıklar diyarı olan Finlandiya'nın bataklıktan "Beyaz Zambaklar Ülkesi “ne dönüştüren kültürel ve sosyal aşamaların  öyküsü irdelenmiştir.
Finler uzun yıllar milli kültürlerinin gelişmesi ve ilerlemesi için çalışmışlar ve bugün birçok Avrupa ülkesinden daha yüksek bir uygarlık derecesine ulaşmışlardır.”
 
ESERDEN TADIMLIKLAR
 
      “Eğer halka güvenmeyip de Rusya'da olduğu gibi biletçi veya kontrolcü kullanmak isterseniz, kontrolcuları da kontrol etmek gerekir. Biz kontrolcüye değil, halkımıza inanırız, insana inanırız “ (Sayfa 22)
Her millet iktidar mekanizmasının başına ya kudretli ya da önemsiz kişileri geçirir. Bunlardan birinin işbaşına gelmesi milletin ahlaki seviyesi ve yaşantısına bağlıdır”.  (Sayfa 35)
Eğitim almış olanların tümü milli düşünceyi geliştirmeye, milli ruhu uyandırmaya, milli iradeyi güçlendirmeye mecburdurlar.” (Sayfa 41)
 
ESERİN BÖLÜMLERİ VE ÖZETLERİ
 
1- Tarihten İbret almak
Yıllar önce Moskova devlet tiyatrosunun duvarlarında, büyük çatlaklar meydana geldiğini farkına varmışlar. Binanın yıkılması ve çevresine zarar verme tehlikesi ortaya çıkmış. Mühendisler bu çatlakların sebebini araştırmış bina inşa edilirken, zemin sağlam olmadığından, tahta  kazıklar çakılmış kalın taş duvarları bu kazıkların üzerine örmüşler. Çatlakları gören mühendisler tehlikeye karşı ne yapmaları gerektiğini düşünmeye başlamışlar.
Kazıkların yerini granit taşları yerleştirmişler böylece devlet tiyatrosunu eski binası sağlam temeller üzerinde durmaya  başlamış. Memleketlerde sarsıntılara ve yıkıntılara meydan vermeden, halkın yönetimi daha çok bilgi ve düşünce isteyen daha adaletli yollara başvuruluyormuş. Eski devlet yaşama gücünü kaybetmiştir.
Devlet yıkılmaya mahkûm olmuştur. İdareciler  iyi kötü kahraman ve zalim ne olursa  olsunlar onlar kendi devletlerinin birer aynasıdır diye düşünmektedir.
 
2- Kahramanlar ve Millet
 
Carlyl kahramanlar ve tarihte kahramanlıklar eserlerini ve  kültürünü anlatır. Kahramanlar mı milleti yönlendirir yoksa kalabalıklar mı sorusuna cevap aramaktadır.  Carlyle milletleri Napolyon, Sezar gibi kahramanların elinde şekillendiğini düşünürken Lev Tolstoy ise tamamen bunun aksine iddia etmektedir.  Carlyle’a göre millet kahraman olmadan bir saman yığını gibidir. Tolstoy ise tarihi bireylerin yönlendirdiğini, kalabalıkların içindeki küçük adamların kahramanı ve tarihi oluşturduğunu söyler
Bir millete hareket gücü ortaya  çıkıp yürüyünce, millet kendiliğinden harekete geçiyor diye düşünmektedir.
 
3- Suomi’nin Tarihi
 
Bu bölümde 3,5 milyonluk Finlandiya’dan bahsedilir. Finler kendilerine Bataklık arazi anlamına gelen  Suomi demektedir.  Ülke  yoksuldur. İsveç ve Rusya bu ülkeyi s işgal etmiş,  Finliler nihayetinde Rusları tercih etmiş,  Rus egemenliği altında, eski efendileri İsveçlilerle birlikte kültürlerini yaşatmaya çalışmışlardır.
 
4- Yükseliş Önderi Snelman
 
ohan Wilhelm Snelman (2 Mayıs 1806- 4 Temmuz 1881)  Snelman dönemin büyük bir bilim adamı, derin bir filozofu ve ünlü bir siyasetçisidir. Snelman da papazlara seslenmiştir.
“Bütün Suomi’yi büyük bir aile kabul ediniz. Bütün ülkeye de o gözle bakınız. Unutmayınız ki, en yoksul kömürcü, kantarcı, hizmetçi ve dul kadın, bütün bir Fin milleti, sizin kardeşleriniz, hemşerileriniz ve yurttaşlarınızdır. Bunları eğitmek ve uygarlıkta daha kadim olan milletlerin arasına sokmak sizin görevinizdir. Unutmayınız ki, halkın cehaleti, kabalığı, alkol düşkünlüğü, hastalıklı oluşu, sefaleti, kötü ahlâklı oluşu, bütün bunların hepsi sizin kendi utancınız ve suçunuzdur!”
Halkın dini düşüncesinin zayıflaması bir kilise sorunu değildir. Devlet içinde tehlikelidir  diye düşünmektedir.
Senelman  şunları düşünmekte ve dilşe getirmektedir.  “Bazı devlet adamları, İsveçlidir. Görev saatlerinde kahve, sigara, içer arkadaşlarıyla sohbet ederken  toplantı var diye halka açıklama yapar. Vatandaşlarda memuru bekleyemez  evlerine gider. “
5- Eğitimci Memurlar
İsveç  eğemenliğinde  en kötü memurların Finlandiya’ya gönderildiğini ilişkileri yozlaştığı anlatılır.  Memurlar halkı eğitmeli, kendilerini yetiştiren topluma ahlaklı davranmalıdır.
“Bu memurlar kendilerine müracaat edenleri bekletir,  halka bağırıp çağırırdı. Halk saatlerce bekledikten sonra işini yaptıramadan dağılırdı” der. Kanunsuzluğun en büyük öğreticisi kimlerdir, bilir misiniz? diye sorar ve yanıtlar: Memurların ta kendisidir. Yasayı uygulamakla yükümlü olanlardır. Halka, yasalara itaat etmenin yollarını ve çarelerini memur öğretir”
Böyle memurlar yerine Finlandiyalı öğretmenleri yetiştirmeye başlamışlar.
 
6- Halk Okulu: Kışla
 
Fin ordusu millileşmeye başlamıştır.  İsveçliler zamanında askerlerin çoğu Finli iken, rütbeliler erlerin yiyecek ve yakacaklarını az verir askerlere kötü davranırlardı.   En ağır küfürlerin edilmesi sıradan olay iken  bir süre sonra her şey tamamlanmaya  değişmeye başlamıştır. Yeni dönemin kışlası, başka bir kışla olacaktır!” diyerek ant içmişlerdir. Biz kışlayı bir halk okuluna dönüştüreceğiz. Hatta bir üniversite haline getireceğiz. Öyle ki, her bir asker, kışlada yaşadığı günleri yaşamı boyunca sevgi ve övgüyle ansın”
Erler her gün kışlada  banyo yapmaya mecbur tutulmuş. Herkes ayakkabılarını temizlemeye başlamış, çevre temizliğine dikkat edilmiş, artık küfür edilmez hale gelmiştir. Ülkenin her tarafından aileler yaramaz çocuklarına: askerlik zamanın gelse de askere gitsen de kışla seni adam etse demeye başlamıştır.
 
7- Futbol
 
Finlandiya’da da futbol popüler olur. Bir süre sonra futbol salgını başlamış. Futboldan zevk alanları bir ibadet şekline sokulmuştur. S nelman futbol şenliğinde halka konuşma yapmaya başlar. Fin gençliğinin sporla uğraştığını seviniyorum demiş. . Bunun üzerine aileler yeni yetişen nesle uygun terbiye vermeye başlamış.
Anneler babalarda çocukların yaramazlığını ahlaksızlığını şikâyet ederlermiş. Snelman da “ anneler işlerini yapar babalarda kahvehanelerde iskambil oynarken çocuklarla ilgilenmeyip, haydi bir kenarda kendi başınıza oynayın derlerdi. Bu şartlar altında büyüyen çocuk kötü yetişmesi şaşırmamalıdır”  demiştir.
 
Ancak yazar Petrov “ güçlü bacakların değil, kafaların “ ihtiyacına vurgu yapar. Herkül gibi, vücudu büyük ancak kafası küçük birer heykel değil; Sokrates gibi beyni kafasının içine sığmayacak bilginler olmalarını öğütler.
 
8- Anne – Baba Ve Çocuklar
 
Çocukların eğitiminde ailenin önemine dikkat çekilir. Anneler ve babalar çocuklarına öğütledikleri şeyleri önce kendileri yapmalıdır. Ailesi tarafından eğitim verilmemiş çocukları sürülmemiş tarlalara benzetir. Her çocukta potansiyel vardır yalnız eğitim onu ortaya çıkarabilir.
 
9- Halk Üniversitesi
 
Üniversite profesörlerinin çiftçi, avukat, zanaatkâr gibi toplumun çeşitli kesimlerinden insanlarına konferanslar vermesi anlatılır. Üniversitenin halka inmesi sayesinde toplumun çocuklarındaki potansiyel ortaya çıkacaktır. Üniversiteye gelen bilgiye aç vatandaşlar, profesörlerin güdüleyici konuşmalarını dinleyerek toplum eğitiminin içinde yer alabilecektir.
 
10- Jarvinen’nin Söylevi
 
Reçel kralı Jarvinen olarak anılan bir kişinin konuşması işlenir. Bu kişi işsiz bir garibanken işini iyi yapıp azimle çalıştığı için reçel fabrikaları kurmuş, reçel kralı olarak adlandırılmıştır. Bütün Finlandiya bu kişiyi tanımaktadır. Jarvinen de yoksul olduğu zamanları anlatarak Finlandiya’da birçok Jarvinen olduğunu, yalnızca onlara bilgiyi sunmak, imkan tanımak gerektiğini söyler.
 
11- Haydut Karokep
 
Jarvinen öğretmenlere hitap eder. Azılı bir suçlu olan çocukluk arkadaşı Karokep’i hatırlatır. “Beyler! 25 yıl önce, bütün Finlandiya’yı dehşet ve heyecana bırakan Johan Karokeni hatırlıyor musunuz. Karokep bir hırsız ve hayduttur. Polislere meydan okuyarak hırsızlk yapar adam öldürürdü. Karoke kurşunlardan biriyle ağır bir şekilde yaralandı öldü. Arkadaşları cesedini sakladı herkes böyle düşünüyordu. Beyler! Karokep sağ! Geçen sene italyada onu gördü onu tanıyamadım ama o beni, tanıdı Karaokep bir gün papazın yanına gitmiş papaz efendiyi arıyorum demiş papa ne yapacaksın diye sorduğunda dini bir iş için geldim kendisini görmek istiyorum papz kapıyı açtı kapının önünde durup beni tanıdın mı? Diye sordu. Karoke papaz son zamanlarda hafızam zayıfladı papaz buyurun içeri girin dedi. Papaz bir sey alır mısın dediğinde Karokep sarap getir dedi Karokep ağlamaya başladı. Beni affedin niyetim sizi öldürmek için buraya gelmiştim dediğinde Karokep papazı: oğlum sen tanrıyı kendin gi bi sanarak onunla uğraşmaya kalkışmışsın tanrı senin gibi canilere benzemez dedi papaz  ve Karokep bundan sonra namuslu,  çalışıp para kazanmaya baktı.
 
12- Jarvinen, Okunen Ve Gulbe Nasıl Kral Oldular
 
Daha sonra Robinson, Jarvinen, Okunen ve Gulbe’nin başarı öyküleri anlatılır.
Ey Fin kardeşler, milletimizi oluşturan 2 milyon Fin Robenson denen çocuktan daha güçsüz, daha iradesiz, daha akılsız mıdır? Hayata ve insanlara karşı görevinizin neden ibaret olduğunu düşününüz. …
 
13- Köylüler, İşçiler Ve İmalatçılar
 
Kalabalık halk kitlelerinin kültürden yoksun bırakılması herkesin felaketi demektir. Tarih kitapları zengin kesimin mücadelelerini anlatır. Hâlbuki halkın çoğunluğu hem işleri yapmakta, hem de hiç bahsedilmemektedir. Onların kültürsüz oluşu da toplumun tüm kesimlerinin çöküşü ile sonuçlanır.
Ormandaki ağaçlar nasıl bahçedeki gibi canlı bir ağaçsa, halkın her ferdi de yüksek tabakaya mensup insanlar gibi bir insandır. Onlar da yaratılırken eşit ve akıllı yaratılmışlardır. Snelman, bütün köylülerin, işçilerin, imalatçıların ve bütün halk kesimlerinin her yönden aydınlanmasını, öğrenim ve öğretimini hayatının en önemli görevi saymıştır.
 
14- Satılmış Yazar
 
 
Snelman bir gün Avrupa yolculuğunda yaşadığı olaylarda ahlatırdı. Berlin’de bir Avusturyalı yazarla tanışmış bu yazar ırk yönünden asil bir Slav olduğu halde Almanca yazarmış Slavlara akıllı ve sert alman  terbiyesi gerekliymiş yazar parlak bir eğitim görmüş bu yazar sadece zevk ve eğlenceye düşkünmüş. Yazar ahlak duygusunu hemen hemen kaybetmiş. Güzellik ve doğruluk arayanların aklına şaşarmış. Kendini suçlayanlara ben güzel yazıyorum Almanlarda iyi para veriyor dedi. Ertesi gün Snelmana  bir mektup gelmiş: yazar kendisine siz benim ruhumu tersine çevirdiniz. Artık benim hayata tahammülün kalmadı yaşadıklarından artık nefret ediyorum demiş. Snelman mektubun kimden geldiğini tanıyamamış. Son ayda çıkan viyana gazetelerine meşhur yazar kaza sonucu  ruhunu teslim etmiş, haberini alınca mektubun kimde geldiğinde haberi varmış. Snelman bu duruma çok üzülmüş.
 
15- Kendini Halkın Sağlığına Adayan Doktor
 
Snelman bir konuşmasında halka: halk için yüreği  sızlayan ve okuma yazma bilen herkes kitap okumalıdır. Körlerin gözünü açar ruhunu tamamen körleşmemiş kimseye utancından kızartır. Diyormuş.  Köylüler hep aynı elbiseyle çalışır, yemek yer ve yatarmış. Seneler geçer banyo yüzü görmezlermiş. Üstleri başları bit pire doluymuş. Köylüler sıkıntı çeker genellikle üşütür verem olurmuş. Tuvaletlerin yakınında sular mikropluymuş. Tifonun arkası kesilmezmiş. Halk doktora gittiğinde halk: bu iğneleri niçin yapıyorsunuz? Çocukları tedavi etmeyin de ölsünler aç insanların sayısı azalmış olur demiş. Doktora kızarak doktor şehide oturanlara, basın mensupları, politikacılara, bilim ve sanat adamlarına çağrıda bulunuyormuş ve onlara beyler ne zaman kadar saklambaç oyununa devam edeceksiniz. ? millet için , vatan için medeniyet için., ne yapıyorsunuz ? Henüz vakit varken halkı  ve ülkeyi kurtarın! Halkın arasına girip onları tedavi edin. Çocukları okutup terbiye edin doktor bunu söyleyince: herkes parti kavgalarını bireysel entrikalarını bir tarafa bırakarak milletin sağlık korunmasıyla ilgilenmeye başladı köylülerin evlerine doktorlar tek tek    muayene etmeye başlamışlar. Verem kurbanları azaldı bronşitler  nezleler öksürükler ortadan kalktı. Ülkede çalışanlar arttı. Daha çok kazanmaya başladığı için iyi besleniyorlardı. Bir gün geldi sağlık seferberliğini uyandıran doktor öldü. Halkın sağlığını koruyan doktorun ölümü büyük bir üzüntü uyandırdı. Köy delikanlılardan biri bir tabutun yanına gelip şu sözleri söyledi. Millet senin heykelini dikmek istiyor fakat senin en güzel heykelin bizleriz. Bizler hep yeni millet hayatını ürünüyüz. Milleti sağlığı için çalışıp didinen büyük kahramanın adı sonsuzluğa kadar övülsün. Demiştir.
 
 ( Hazırlayan: Fatma Aslan) 
 
[1]  http://tr.wikipedia.org/wiki/Beyaz_Zambaklar_%C3%9Clkesinde
[2] Saime Selenga Gökgöz, Finlandiya Türkleri ve Türk Hariciyesinin Siyaseti, Bilig, Sayı 47, Güz 2008
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar


13 Şubat 2017 Pazartesi 17:35:14
Paylaşımınızdan dolayı sizlere çok teşekkür ederim. :) Dev amınıda istiyoruz...


14 Aralık 2017 Perşembe 22:21:07
saolun


14 Aralık 2017 Perşembe 22:21:10
saolun

ESA
22 Aralık 2017 Cuma 06:42:51
Mutlaka anlamsız bir ad ile üye olduğunuz için üyeliğiniz silinmiştir. Lütfen gerçek adınız ile üye olunuz.

Şahamettin Kuzucular
26 Kasım 2018 Pazartesi 11:55:12
Her geri kalmış ülkenin geri kalmış her bireyi bu eseri anlayarak okumalı. Lafta edebiyat ve sanata değer veren icraatta hiç bir katkı yapmayan atanmış ve seçilmişlere ithaf olunur.

ESA
14 Şubat 2019 Perşembe 12:29:26
Bir üke nasıl kalkınır, halkın ve yönetenlerin zihniyeti nasıl değişir bunun için harika bir örnek.

ESA
14 Şubat 2019 Perşembe 12:29:29
Bir ülke nasıl kalkınır, halkın ve yönetenlerin zihniyeti nasıl değişir bunun için harika bir örnek.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...