Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Hakkında Özet İnceleme Stefan Zweig

Ekleyen : ESA , 09 Şubat 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
 
Yazıda “Stefan Zweig ‘ın Bilinmeyen  Bir Kadının Mektubu özgün adı  (Brief einer Unbekannten)      hakkında bilgiler, özeti,   konusu, ana fikri,   kahramanları, olay örgüsü,   yazarı,  “Stefan Zweig ‘ın Bir Kadının Mektubu özgün adı  (Brief einer Unbekannten)    ” hakkında bilgiler , şahıs kadrosu , diğer romanları, eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESERİN BASIM VE YAZIM ÖYKÜSÜ 
 
Stefan Zweig ‘ın Bir Kadının Mektubu özgün adı  (Brief einer Unbekannten)   olan eseri uzun bir hikâyedir. Sabırsız Yürek Romanı dışındaki diğer eserleri romandan ziyade uzun  öykü olarak değerlendirilmiş olan  yazarın bu eseri de ilk kez Amok Koşucusu    [1] adlı uzun öyküsünün basıldığı 1922 yılında basılmıştı.
 
Sabırsız Yürek Romanı  ile Yüz Yılın Yüz Kitabı listesine de alınmış[2] önemli bir yazar olan  Stefan Zweig’ın bu eseri de onun en tanımış eserleri arasındadır.
 
Avusturya kökenli olan yazar ülkesinin Almanlar tarafından işgal edilmesini ve Nazilerin ilerlemesi ve yayılması karşısında çok üzülmüş ve korkmuş;  bu korkusu yüzünden Salzburg’dan önce İngiltere’ye savaşın ikinci yılında ise Brezilya’ya kadar kaçmıştı. Fakat bir türlü Naziler geliyor korkusunu yenemeyen yazar, eserlerinin pek çoğunu işte bu korkunun tesiri altında yazmış, bu korku yüzünden de hiçbir umut kalmadığını da düşünerek ikinci eşiyle birlikte intihar ederek yaşamına son vermişti. [3]
 
Yazarın bu öyküsü de üstü kapalı bir intiharla son bulmaktadır.
 
Stefan Zweig ‘ın Bir Kadının Mektubu özgün adı  (Brief einer Unbekannten)   adlı bu eseri ismini bilmediğimiz bir kadının tanınmış roman yazarı olan R’ye gönderdiği uzun bir mektuptan oluşmaktadır. Romanın ana kahramanları mektubu gönderen bir kadın ve alıcı bay R ‘den ibarettir.
 
Bu kadın hayatı boyunca sevmiş olduğu romancı Bay R  ye gönderdiği bu mektupta kendi isminden de hiç söz etmemiştir.
 
KİTABIN ÖZETİ
 
Tanınmış bir roman yazarı olan Bay R doğum gününde bir mektup alır.  Bu uzun mektubun üzerinde gönderenin adı da yoktur.  Bay R. Viyana’dan buraya bir apartman dairesine yerleşmiş,  bir hayli dert çıkaran önceki kiracının yerine gelmesi nedeni ile binadakilerin hepsi bu duruma çok sevinmişlerdir. Bay R.’nin karşısındaki dairede yoksul bir hayat yaşayan on üç yaşlarında bir kız ile annesi oturmaktadır.   Evin reisi, çocuk küçükken ölmüş anne ve kız birlikte yaşamaktadır.
 
 
R.   bir geziden dönüp evine geldiğinde o günün doğum günü olduğunu fark etmiştir.  Uşağı ona bir tepsi ile biriken mektupları bırakır. Bay R. ise mektupları incelerken bir mektup çok dikkatini çekmiştir. Mektubun yazarı mektubuna şu cümle ile başlar.  Bu mektup çocuğu ölmüş olan bir anneden gelmiştir. Mektup şu cümle ile başlar  “Sana, beni asla tanımamış olan sana… Bu mektup sana ulaştığında ben hayatta olmayacağım “
Mektup oğlunun ölümü ile çok sarsılan bir anne tarafından yollanmıştır. Mektubu yollayan kadın  bu mektubu anılarını anlatmak,  yazara olan aşkını itiraf etmek  ve ölmeden evvel hissettiklerini yazara ulaştırmak  için yazmıştır.  
Kadın, Bey R.’yi ilk tanıdığı günü anlatarak devam eder.  Bay R’nin karşı komşuları olduğunu, yazarı gizliden gizliye takip ettiğini,  bazen de uşağına yardım etme bahanesiyle yazarın evine dahi girme imkânı bulduğunu uşağa fark ettirmeden odasını dahi inceleyebildiğini yazmıştır.
Oraya taşındığı günden itibaren on üç yaşında olduğu halde ondan çok etkilendiğini, nerede görse nutkunun tutulduğunu, ter basıp heyecanlandığını, kısaca on üç yaşında iken yazara âşık olduğunu da belirtmiştir.
Fakat yazarın bunu asla fark etmediğinin de farkındadır. Bazı geceler  kolunda bir kadınla eve geldiğini gördüğünde üzülmüş, yazarın kendisini fark etmesini istemiş ama yazar hiçbir zaman bu bunu fark etmemiştir.
Bir gün genç kızın annesi İnssbruck’tan gelen bir akrabaları ile evlenir ve anne ve kız İnssbruck’a taşınmaya karar vermiştir.  O gece yazarı görebilmek için kapının yanındaki betonun üstünde yazarın ayak seslerini duymak için sabaha kadar beklemiş ama yazar o gece evine gelmemiştir.  Günü gelince İnssbruck’a taşınmışlar İki yıl geçmiş ama kız oraya alışamamıştır. Bunun üzerine genç kız bir yolunu bulup tekrar Viyana’ya döner ve bir mağazada çalışmaya başlar.
On üç yaşında iken yirmi beş yaşındaki yazara aşık olan bu genç kız on sekiz yaşına kadar kimseye dönüp bakmamış ne bedeni ne de ruhunu bir başkasına yönlendirmemiştir.  Çalıştığı mağazadan çıkar çıkmaz yazarın evinin önüne gelip hep onu beklemiştir.  Birkaç gün sonra yazar o genç kızı fark eder ve genç kızı kahve içmek için evine davet eder. Kız nazlanmadan kabul etmiş, başka bir gün de yemek yemek için anlaşırlar. O gün yemek yedikten sonra hayalini kurduğu işte o aşk sahnesinde genç kız, bakire olduğunu da söylememiştir.
 
 Sonunda genç kız hamile kalmış ama yazarın bundan haberi olmamıştır. Genç kız hamile kaldığının anlaşılmamı için çalıştığı mağazadan da ayrılır.  Kimsesizler evine yerleşerek doğumu orada yapar.  Hamile kaldığını yazara da söyleyemez, çünkü yazar ona inanmayacak ve kabul etmeyecek, onun çocuğu olduğuna inanmayacak işte o zaman da kadın çok üzülecektir. Böyle bir sahneyi yaşamamak için hamle kaldığını yazardan saklamıştır.    Yazara şu notu da iletmiştir. “Çocuğuna iyi bir hayat sundum, nasıl mı ? Kendimi sattım. “
 
Bebeği ile birlikte yoksul ve beş parasız kaldığı ve çocuğuna iyi bakabilmek için zengin adamlar ile birlikte olmaya başlar. Ama sadece onu seven erkeklerle birlikte olmuş, birlikte olduğu erkekler ona evlenme de teklif etmişler ama o bu teklifleri kibarca reddetmiştir.
 
Bu yıllar arasında bile yazarla birkaç kez karşılaşmışlar, yazarın kendisini tanıyacağını ummuş ama yazar onu hiç fark etmemiştir. Zengin erkeklerle birlikte olduğundan bakımlı ve arzulanır bir kadın da olmuştur.  Bir defasında yazar kadından gözlerini alamamış, dışarıda da buluşmuşlardır. İş adamını orada bırakan kadın yazarın evine bile gitmiş ama yazar onu yine hatırlamamıştır. Kadın bu durum sonrasında çok perişan olmuş, ama yine hiçbir şey söylememiştir. Yazar bir seyahate çıkacağını ve dönüşte onu arayacağını söyleyerek kadınla vedalaşmıştır.
Kadın umutla beklemiş ama yazar onu hiç aramamıştır. Bu arada oğulları da vefat etmiş,  bu olay sonrasında da kadın yazarın bu mektubu okurken artık kendisinin de hayatta olmayacağını yazmıştır.
 
İLGİLİ LİNKLERİMİZ
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Ezgi KUZUCULAR
13 Şubat 2019 Çarşamba 18:01:38
Beni etkileyen bir eserdi,bir çırpıda bitmesi ne acı...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...