Boleyn Kralı Hakkında Bilgiler ve Özeti Laura Andersen

Ekleyen : , 03 Ocak 2015 Cumartesi aaa Beğen

 


İlgili resim
 

Yazıda  Boleyn Kralı   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri, kahramanları,   Laura Andersen’in  hayatı,  diğer romanları,  Boleyn Kralı   adlı eserden alıntılar, eser hakkında yorumlar, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi yazar ve eseri arasındaki ilişkiler yer almaktadır.
 
ESER VE YAZARI HAKKINDA 
 
Boleyn Kralı  adlı roman,  ABD li yazar Laura Andersen’in yazmış olduğu tarih konulu tarihi  bir romanıdır. Boleyn Kralı adlı roman yazarın Boleyn Kardeşlerin hayatını konu edildiği roman serisi ve  üçlemesinin ilkini oluşturur.
Laura Andersen, Otuz yıldan fazla Rocky Dağları’nın batısında yaşadıktan sonra  halen Massachusetts’de yaşayan üniversite mezunu  dört çocuk annesi bir yazardır. [1] 
 
Yazar Laura Andersen, tarih konulu  üç kitap halinde ve seriden oluşan, 1. The Boleyn King , Boleyn, Kralı  2.The Boleyn Deceit   , Boleyn Aldatmacası 3.  The Boleyn Reckoning , Boleyn Reckoning adlı eserleri tanınmıştır.
 
Roman tarihte yaşanmış ünlü bir aşkı konu eder. Roman üçlemesinin başkahramanı olan  Anne Boleyn ( 1501/1507 – ö. 19 Mayıs 1536)  ve kız kardeşi  Mary Boleyn (d. 1499-ö. 19 Temmuz 1543) VIII. Henry döneminde yaşamış  ünlü Boleyn ailesinin kızlarıdır. [2]  Anne, VIII. Henry’in eşi olmuş,   Mary Boleyn  ise bir dönem VIII. Henry’in  metresi olmuş  kendi hayatını da kurtararak Sekizinci Henry’ye İngiltere tarihini sonsuza kadar değiştirecek olan o çok istediği erkek evladı vermek istemiş ti.
VIII. Henry ise tarihe başarılarından çok, boşadığı eşleriyle geçmiş,  çok kadınla vlenebilmek için Roma kilisesinden ve Katolik Kilisesinden  bile kopmuştu. Hayatı boyunca altı evlilik yapan Sekizinci Henry, biri hariç istediği bütün kadınları elde etmişti. Çok arzuladığı, ancak elde edemediği kadın, Milano Prensesi Christina ‘ydı. Henry, Christina ‘ya üçüncü karısı Jane Seymour öldükten sonra evlenme teklif etmiş, ancak kralın başı kesilerek öldürülen ikinci eşi Anne Boleyn’ in feci sonunu bilen Christina ise,  “İki başım olsaydı sizinle evlenirdim” diyerek, Sekizinci Henry ‘i reddetmişti.[3]

On yedi yaşındaki Dokuzuncu Henry, krallığın baskılarına bağlı ama kendisini kanıtlama konusunda da endişelidir. Fransızlarla olan endişe verici savaş ve Katoliklerin ülkede isyan tohumları ekmesiyle William, yalnızca üç kişiye güvenir: büyük ablası Elizabeth, en yakın arkadaşı ve vefalı danışman Dominic ve William' ın annesi Anne Boleyn' in kraliyet vasisi olarak büyüttüğü genç yetim Minuette.
Sırlar, ihanet ve cinayete karşı William, kendi krallığı için savaşırken bulur kendini. Ancak Dominic de o da Minuette’e âşık olunca Tudorların üstüne aşkla dolu bir saplantı çöker. İçlerinden birisi, İngiltere’nin geleceğini değiştiren şaşırtıcı bir kaderin cilvesiyle kralın arzularının bedelini ödeyecektir.
Anne Boleyn üçlemesinin bol entrika, aşk ve aksiyonla örülü ilk kitabı Boleyn Kralı’nda, kaderin tek bir cilvesiyle nelerin farklı olabileceğine dair büyüleyici bir yolculuğa çıkacaksınız.  “(Tanıtım Bülteninden)[4]
 
 
BOLEYN KRALI ( ÖZET )
 
28 Haziran 1536
Anna boleyn için bu son yirmi dört saat dünya; mum ışığı ve karanlıktan, kurşunlu pencere ve kalın kumaşlarla daha da kötüleşen boğucu sıcaktan ve kirlenmiş çarşafların üzerindeki bedeninden çıkmaya çalışan bebeğin sebep olduğu tanıdık sancıdan ibaretti.
Taşıdığı çocuğun erkek olduğuna yüzde yüz emindi. Kimsenin Henry Tudor’un kızı olduğuna dair bir şüphesi yoktu; sadece altın kızılı saçları, değil tüm varlığı babasının kanını taşıdığının ispatıydı. Anne güneşin batmış olduğundan emindi. Eteklerini bacakları arasında toplamış oturduğu tabureden yardımcı olmaya çalışan ebe, çocuğu çıkarmaya hazır haldeyken çocuğun başı göründü. Büyük bir kasılmayla gözlerini sıkı sıkı kapattı ve sancı birden hafifledi çocuk olmuştu. Eğer oğlan olsaydı herkes şuan mutluluktan çığlıklar atıyorlardı. Aman tanrım bu bir oğlan olduğunu söyleyen ebe Anna’yı çok mutlu etti.
 
BİRİNCİ BÖLÜM
28 haziran 1553
Hampton sarayı
Bugün on yedi yaşıma girdim. Asla onun gibi bir öğrenci olmayacak olsam da en azından günlük tutabileceğime karar verdim. Fransız bir annenin ve İngiliz bir centilmenin kızıyım, kardeşim yok. Sekiz yaşından beri annem babamda yok tam adım Ganevieve Antoinette Wyat. Bana ilk kez o, Minuette diye seslenmişti. Şirin ve sevgili anlamına gelen mignanette diye bana seslenmeye çalışmış ama dili dönmemiş. O günden sonra Minuette denir.
Bugün iki yıllık aradan sonra onun hanisine geri dönüyorum. Kraliçe anne, benim koruyucum olmuştur. O, Hampton sarayına sadece beni almak için gelmedi. William’ın tüm hafta boyunca sürecek doğum günü kutlamalarına da katılacak.
Dominic da geldi. Tam on altı aldır, Galler sınırında teğmen olarak anıldığından beri, onu görmüyorum. Büyük olasılıkla sadece doğum günü hediyem için kitap getirmiştir. Alyce de Clare’in tanıdık ince sesi arkasındaki açık antreden geliyordu.
İKİNCİ BÖLÜM
O Minuette’i kendi işleriyle baş başa bırakarak öğleden sonrasının ilk saatlerini özel katibiyle geçirdi. Willam’ın kendisine sınırsız geçiş hakkı verdiği kraliyet özel bahçesinde geçerek dışarı çıktı. Çimen hoş yeşili, çuhaçiçeğinin ve akasmanın mücevher parlaklığı, yoğun gül kokusu ve ötede kırmızı tuğlalı duvarların, küçük kulelerin ve bacaların sarsılması güç sağlamlığı Hampton sarayı, Minuette’nin gözde sarayıydı.
O, Fransa Kralı’nın kardeşi ile bu sene bitmeden nişanlanacak gibi görünüyordu. William evlenene ve çocukları olana kadar o, onun halefiyle ve konsey uzaklaşmasını istemeyecekti. Sarı saçlarının ince parmaklarının ucuna kadar her yeri ile Fransız Marie Hilaire ile Anne Boleyn, otuz beş sene öncü her ikisi de Fransız sarayında görevliyken arkadaş olmuşlardı.
Dominic, Rochford elini uzattığında şaşırdı; rochford bunu nasıl yağmıştı? Tamda Dominik onu çözdüğünü düşünürken, Rochford geriye dönmüş ve o kadar samimi ve beklenmedik bir şey yapmıştı ik Dominik tamamen gardını indirmek zorunda kalmıştı.
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Divan başkanı konuşmasını bitirip geri çekildiğinde büyük salon alkışla inledi ve beyaz elbiseler içindeki üç genç kız sahneye çıktı. O dümdüz arkasına yaslanmış, başı dik oturuyordu. William kardeşinin bu tavrını bilinçsizce olduğunu biliyordu. Renkleri birbirine hiç benzemese de William ikisi arasında her zaman müthiş bir okumuş gibi öne doğru eğildi ve sessizce bir şeyler dedi.
Kızlar danslarını beyaz pek girdabında dönerek bitirdiler. Alkış boyunca William dikkatini odanın diğer uçunda oturan Eleanor Perry’ye verdi. Evlilik siyasetle ilgiliydi ve şuan bunun üzerinde sözleşmeler imzalamak en son istediği şeydi.
Bir amaç uğruna evlendirilecek ve hazlarını götürebileceğini yere taşıyacaktı. Anne babasının evliliği geleneklere karşıydı, kralların evlilik şekli işte böyleydi.
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Minuette ertesi sabah uyandığında şaşkındı. Bir gece önce gözüne uyku girmeyeceğine o kadar emindi ki yine de gözlerini açtığında sadece etrafında duvarlar değil Alice’in yerde yatan bedeni ve ezilmiş kafasını gördü. Alice ölmüştü ve bu Minuette ’in suçuydu. Onu sakinleştirmeye çalışan Dominik bunun bir kaza olduğunu söylemişti. Uzun eteği, yüksek topuklarıyla bir kadının karanlıkta o merdivenlerden düşmesi çokta zor değildi.
Dün gece Alice’in takılmamıştı, tabi eğer bilerek olmadıysa. Belki de kendini öldürmek gibi bir niyeti yok. Belki bebekten kurtulmaya çalışıyordu. Eğer bilerek yaptıysa içindeki küçük ses ayrıntılara takılıyordu….. Neden çığlık atmıştı?
 
BEŞİNCİ BÖLÜM
Annesinin bağırtısı giderek artıyordu. Öfkeli çığlıkları duvara attığı şeylerin kırılma sesiyle iyice vurgulandığında William neredeyse geri dönüyordu. Annesinin öfkesini dindirmede hep başarılı olmuştu ve bugün gelen seslerden anlaşılıyordu ki bu yeteneği takdir edilecektir. Hafifçe ıslık çalarak William özel odaya girdi, şöminenin etrafına az önce duvarla buluşan vazo parçaları dağılmıştı. Annesi elbisesinin etekleri etrafında girdap gibi dönmüş bir halde odanın ortasında duruyordu. Yüzünden anlaşılıyordu ki William’ a çok kızmıştı.
Calais annesinin en sonunda boyun eğdiği ve annesi ile babasının gizli evliliklerinden aylar önce o hamile kaldığı yerdi. Ama biliyor olması bunun üzerine düşünmek istediği anlamına gelmiyordu. Özellikle de annesi ona böyle bakarken kahretsin, neden annesi uzlaşması zor bir kadın ??
 
ALTINCI BÖLÜM
26 Eylül 1553
Wynfield’e geleli sadece bir gün oldu ama şimdiden evimdeymiş gibi hissediyorum. Ev hiç değişmemiş, her odada, her köşede çocukluğumdan kalma hem acı hem tatlı anılar buluyorum annemle babamın ölümünden beri varlıkları hiç bu kadar net hissetmemişti.
Bütün gün çok yoğundum. Basit ev işlerinden bu kadar keyif alacağımı hiç düşünmemiştim. Yıllardır Wynfield’i pırıl pırıl tutan bayan hally ile güne başladım. Gerçekten hizmet edeceği birisi olduğu için kendini kaybetmişti. Dominic bana hazırladığı masaların yanında sarayın ziyafetleri bile sönük kalıyordu. Minuette ablasının çizdiği bu resme karşı çıkamazdı; Alice her zaman kendi kendine yeter, üstün olmayı az farkla kaçıran bir tavır içindeydi..
 
YEDİNCİ BÖLÜM
1 Ekim 1553
Greenwinch
Carrie her zaman neşeliydi ve mutlu bir kahkahaya sahipti. Artık mutlu gözükmüyor yine de benimle geldiği için sahiden hoşnut gibi görünüyor. Ve bende anneme sadakatle bağlı bir kadına yardımcı olmaktan dolayı hoşnuttum. Şüphesiz annem hakkında anlatacağı her şey beni gerçeğe Alice’in nefret dolu kardeşinin iddia ettiklerinden daha çok yaklaştıracak.
4 Aralık 1553
Richmond sarayı
Sebebini bilmiyorum, sadece kabul etmek istemiyorum. Eleanor’u kıskanıyorum. Öğleden sonra william ve robert dudley’nin tenis oynamasını seyrederek geçirdim. Eleanor’un yanında oturdum ve birşeylet anlatıp durdu.
 
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Şiddetli yağmurlarıyla nisan aniden çıkagelmişti;  Minuette  elinde kalemi, karalıyordu. Saatlerdir Avrupalı diplomatlarım örümceğe benzeyen el yazılarını çözmeye çalışmaktan boynu bükülmüştü. Neden erkekler okunaklı yazmayı öğrenemezler ki ? Ama diploması bugünkü tek işi değildi. En sona sakladığı adına özel olarak yollanmış üç mektup vardı. İlk mektup bir sayfadan azdı ve okumadan kelimesi kelimesine ezbere anlatabilirdi. Dominic’in annesi philippa courtenay dendi ve her zaman olduğu gibi ruhani ve gündelik öğütlerin bir karışımından oluşuyordu.
İlerleyen aylarda Minuette güvenilir bir refakatçı olduğunda daha fazlasını anlatan kraliçe anne olmuştu. Beraber büyüdüğü kuzenin hikâyelerini, anne fransaya gittiği zamanda yazışmalarını, Philip ‘enin dindar yapısını ve rahibe başlığı giyme arzusunu anlatmıştı.
8 Mayıs 1554
Beauliev
En sonunda leydi Mary ile bu akşam görüşebildim. Eğreti küçük tapınağındaki özel akşam dualarından hemen sonra, belli ki William Henry’nin konuşmadan mesajlar gönderebilen tek çocuğu değil.
 
DOKUZUNCU BÖLÜM
O konuk odasında dükü akşam yemeği için ağırlayarak William’ın emrini yerine getiriyordu. Kadınlarından ikisi dükün adımlarından dördü yanlarında olsa da o ve dük küçük yuvarlak masada yalnız oturuyorlardı. Bunu yapmasını isterken William şüpheli bir ruh hali içindeydi, diye düşümdü o. Yaklaşan reşitliğe bağlı coşkusu ve enerjisinin altında son haftalarda daha sık hiddetlenen öfkesi pusuda bekliyordu.
Norfolk onun büyüsüne kapılmış olabilirdi ama bu akşam yemeğini onu hoşnut etmek için olduğuna inanmayacak kadar da açıkgözdü. Beauliev’de günler birbirinin aynıydı: leydi Mary sabahlarını Peder Hermos’a, iki yardımcısı ve en güvendiği kadınlardan biri ya da ikisi ile kapalı kapılar ardında geçiriyordu; öğleden sonraları okumaya ve dikiş nakış işine ve dışarıda bir saat yürüyüşe ayrılmıştı; daha sonra özel bir ayini takiben basit bir akşam yemeği yeniyordu.
 
ONUNCU BÖLÜM
28 haziran 1554
Hompton sarayı
Dün yolda beni kendisine çektiğinden ben çok utanıyordum. Çok komik, ben, Dominik’ten çekiniyordum? William’dan korkuyordu olabilirim ama gerçek şu ki Dominik bir yabancıymış gibi hissediyorum. Belki sade görünüşünden dolayıdır. Fransa’da saçını uzatmış, çenesine kadar geliyor ve ince bir bıyık , kirli sakal…….. Daha yaşlı görünüyor. Daha karanlık saçmalıyorum. Dominic her zaman ki dominiz. Tek yapmam gereken onunla konuşarak kendime gelmek.
Kalabalık kıpırdandı, insanlar ayağa kalktı ve kardeşinin olduğu yöne döndü. Nefesini içine çekerken, neredeyse sekiz yıl öncesine, William’ın taç giyme törenine gerçekleştiği Mestminster Manastırına geri döndüğünü sandı.
 
ON BİRİNCİ BÖLÜM
 
Dominic, Fransa ile bir daha ki karşılaşmalarında gizli ya da değil diplomasiye rol düşeceğini sanmıyorum. William’ın gözlerindeki bakışı görmüştü ve fransızlarla savaşmak için kralının fırsat kollandığını biliyordu. Bir sonraki adım Henry’nindi ve Dominik o zamana kadar iyi mücadele durumunda kalmayı planlıyordu. William gibi tövbekârın itirafı ve Katolik komplolarının huzursuzluğuna ve kasırgalarına karşı fransa’da açık savaş meydanı fikrini tercih ediyordu.
Minuette sonsuza kadar Janathan’dan kaçamayacağını biliyordu. Sinirlerine yenik düşmemeye kararlı, büyük salona biliyordu. Sinirlerine yenik düşmemeye kararlı.
 
ON İKİNCİ BÖLÜM
5 temmuz 1557
Caliis’nin güvenliğini sağlıyoruz, sayımız az olsa da buradaki yetkililer bizden daha fazla bilgiye sahip değil; fransızlar 10 gün önce uyarı yapmadan ve oldukça az direnişle karşılaşarak Guinness’i ele geçirmişler.
7 temmuz 1557
Eğer öyleyse, Guinness düştüğünde bizim kadar şaşırmış olacak ve savaşa bizim beklendiğimizden daha hazırlıksız yakalanacak eğer hızlı hareket edebilirsek her şey bizim lehimize.
Dominic dış duvardan kale kapısına kadar olan kısa bayırdan geçerken etrafındaki askerlerin disiplinsizliğini görebiliyordu; yağmalanmış dükkânların paramparça olmuş camlarından halkın ürkek bakışlarına kadar. William’ı mutlulukla karşılamış olsa da İngiliz askerlerinden de Fransız askerlerinden korktukları kadar korkuyorlardı.
 
ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Ele geçirttiklerini tutmaları gerektiğini düşünenler vardı, uzun dönem için le havre ve harfleur’u ve çürümesi için belayı Henril’nin tarafına bırakılması gerektiğini savunuyorlardı. Diğerleri ise yüzyıldır ele geçiremedikleri avantajla hızlı ilerleme istiyorlardı. Ve tartışma devam ederken, rouen’in içindeki renaud leclerc’e daha iyi plan yapması ve her türlü olasılık için hazırlanması için verdikleri her gün bir hediyeydi. Harekete geçmemeleri Dominik’i kızdırıyordu.
Ama artık değil. Narthum Berland’ın bile ikna edebileceği bir planı vardı en sonunda. Dominic için kont Marshall’ı ikna etmek William’ı ikna etmek kadar  önemli değildi kuşkusuz savaş alanında olduğu müddetçe kararlar kanala gitti.
 
ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Okçular oklarını yaylara yerleştirmeye başladılar, usta elleri oklarının uzunluğunu ayarlayıp, hedeflerini belirlerken william geri çekildi. Baş okçu arkada duruyordu, gözleri atlı şövalyeliklerin üzerindeydi, Fransızlar hızlandıkları anda başlayacaktı.
1547 yılının ocak ayında, William dokuz yaşındayken boleyn büyükannesi ile Hever’da kalıyordu, güneş doğmadan odalarından kaçmak için Dominik’i cesaretlendirmişti. Son yılların en soğuk kışıydı. Bir hizmetçiden duyduğu, akan suyun bile donduğunun doğru olup olmadığını kendi gözleri ile görmek istiyordu. Başka zamanda ve yerde, asla nehrin yakınına gelmezlerdi.
 
ON BEŞİNCİ BÖLÜM
1 eylül 1554
Hever kalesi
Kraliçe öldü.
O ile birlikte nöbetler ve halüsinasyonlarla dolu son gecesinde yanındaydık, doktorların ve refakatçıların işe yaramayan çabaları oldu. Artık elizabeth o kadar durgundu ki neredeyse duygusuz olduğunu düşünecektim, sıkıca tuttuğu elimdeki tırnak izlerinin hala avucumda olduğunu saymazsak.
Onu yatağına götürüp uyuyana kadar yanında kaldım. Yarın yapılacak şeyler var: yapılacak düzenlemeler, devam ettirilecek bir iş, yarın şahsi kaybımızı bir kenara koyup halk yasına katılacağız. Ama bu gece üzüntü ve kederimizle baş başayız.
Düşünce ve duygunun olması gerektiği yerde yankılanan bir boşluk hissetti. Gözlerini sıkı sıkı kapattı açtığında hala orada, karaktersiz ve sessiz bir halde kıpırdamadan yatıyordu. Pencereye doğru sendeleyerek gidip nefes aldı, kuru ve şişme gözlerini serinleten yağmurun yüzüne düşmesine izin verdi.
 
ON ALTINCI BÖLÜM
Dominic elindeki mektuplara baktı: biri William’dan biri Elizabeth den biride Minuette  ’den. Hiç bir şey gelmemişti kendisini hiç bu kadar yalnız hissetmemişti. Yas zamanlarında arkadaşları ile birlikte olmadığı için yardım etmenin tek yolu kendisine vazifesini vermekti. İkinci adam Sussex ile birlikte İngiliz ordusu kısmen tavsiye edilmişti ve Rouen’de kalanlar sıkı kontrol altındaydı. Dominic’in istediği son şey kızgın bir kalabalıktı.
Sağ elim nişanlanıp Fransa’dan dönene kadar Minuette görme niyeti yoktu bir mektup bırakmayı düşünmüştü, tuhaf bir şekilde karşı karşıya gelmeden işleri düzeltmenin kolay yolu buydu beklide. Ama dün annesinin Hevar’dan getirilen sandıklarından birini açmıştı küçük, oymalı sandıkta mücevherler değil ama babasının aşk mektupları vardı.
 
ON YEDİNCİ BÖLÜM
Dominic vardığında, william’ı tek başına bulunca şaşırdı. Kral iki haftadır Rouen’deydi ve karşılaşmaları etraflarında danışmanlar, askerler ve diplomatlarla mevzuları hep iş ile ilgili olmuştu. Bunu kişisel olarak algılamamaya çalıştı, bu anlaşmanın ne kadar kritik olduğunu biliyordu. Fakat bir tarafı da William pervasız bir kral olursa, arkadaşı Will olamayacağı anlamına mı geliyordu merak ediyordu.
Bugün geleli tam bir hafta olmuştu. Minuette en son annesinin düğün günü bulunduğu kuzey doğudaki kuleye geri dönüyordu. O zaman da olduğu gibi, peşi sıra boş odalardan oluşuyordu. Bazıları ıvır zıvır ile doluydu ama çoğunda sadece toz ve fare yuvası vardı. Minuette alçak bir pencere pervazı üzerindeki kire onlarca kez adını yazdığı hatırladı. Ta ki Minuette’in düğünü için yiyeceği elbisenin işlemelerini bitirirken yanında oturabileceğine söz veren annesinin aramaya gidene kadar
 
ON SEKİZİNCİ BÖLÜM
Minuette son altı günü ya leydi Mary’nin ya da haword ailesinin sonu gelmeyen refakatinde geçirdi. Başı dedikodu ile uğulduyordu, teni yarım yamalak anlatılan gerçeklerle karıncalanıyordu ve hala tövbekârın itirafını bulmaya bir ay öncesinde olduğundan daha yakın değildi. Rochford’un ondan tam olarak ne beklediğini merak etmeye başlamıştı; Framlingham’ı kraliyetin kontrolü altına aldığı ilan edip, tüm sırlarını açıklamalarını istemeye mi? iş buraya kadar gelebilir, diye düşündü kasvetli bir şekilde ama Rochford yeterli sayıda adam göndermedi. Baş ağrısı ile odasına çekildi. En sonunda yalnızdı ama hiçbir şey yapmıyordu. Carrie’yi çağırttı düşmanı olmayan birinin yanında olması güzeldi.
Carrie, Minuette’e baktı ve başını koymak için soğuk kompres, içmesi için bitki karışımı getirdi. Sonra gözlerini kapamasını söyledi.
 
ON DOKUZUNCU BÖLÜM
Rouen anlaşması, 1 Kasım 1554’te Rousen Kalesinin büyük salonunda imzalandı. Ahşap salon, ipekler, kadifeler ve mücevherler içinde ışıldayan İngiliz ve Fransız kraliyet heyeti ile doluydu. William yas tutan bir evlada yakışır şekilde en sade giyinen kişiydi. Düz mor ceketinin pelerininin ve mücevherle işlenmiş yakasının içinde çabalamadan asil görünmeyi başardığının oldukça farkındaydı.
 
YİRMİNCİ BÖLÜM
Corrie’nin giles’a gerçekte ne olduğunu tahmin etmesi çok da önemli değildi, ne olursa olsun Minuette ‘İ koruyacaktı. Dominic, Rabert Dubley’yi ve Rochford’un Minuette ile birlikte gönderdiği adamlarını uyandırdı, Minuette’in odasının kapısında durması için Harringtan’ı yolladı. Rabert şafaktan önce kraliyet askerleri ile dönene kadar adamlar kapıların kontrolünü ele geçirdiler. Kısa bir süre içinde Framlingham kraliyet kontrolü altındaydılar. Giles’in ölüm haberini döke ve Eleanor’a Dominik kendi verdi.



BERNA GÖNEN – Dörtyol Hatay
 
[4] https://www.dr.com.tr/Kitap/Boleyn-Krali/Edebiyat/Roman/Dunya-Roman/urunno=0000000457841

 






Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...