Cesur Yeni Dünya Hakkında Ve Özeti Aldous Huxley

Ekleyen : ESA , 01 Nisan 2015 Çarşamba aaa Beğen

 

Yazıda Cesur Yeni Dünya romanın özeti verilecek, konusu, kahramanları, ana fikri, romanın kısa tahlili yapılacak, Cesur Yeni Dünya romanı hakkında yorumlara yer verilip, romanın yazarı hakkında kısa bilgiler yer alacaktır.
 
Cesur Yeni Dünya,  özgün adıyla  “Brave New World” yazar  Aldous Huxley’in bir romanıdır.  1894’te İngiltere’nin Sussex bölgesi,  Godalming’de doğmuş olan yazar,  birçok bilim adamı ve sanatçı yetiştirmiş olan bir aileden gelmektedir. [1]
Aldous Huxley romanı 1931′de İngiltere’de yaşarken kaleme almıştır. Yazar, bu romanını 1946 da yeniden gözden geçirmiş bu kitabının önsözünü de 1946 yılında yazmıştır.
 
Aldous Huxley bu romanını yazmadan öncesinde de zaten tanınmış br romancıdır.  Aldous Huxley  o dönem kadar yazmış olduğu eserleri sosyal hicivleri ile oldukça meşhur biridir.
 
Cesur Yeni Dünya, Huxley’in beşinci romanıdır. Fakat bu  romanı Aldous Huxley’in ilk ütopik romanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Aldous Huxley  bu eserini yazarken Yevgeni İvanoviç Zamyatin’in Mıy (Biz) isimli kara ütopyasından oldukça etkilenmiş, bu eserini George Orwell’in 1984 isimli eseri gibi “My “ romanın etkisi altında kalarak yazmıştır. Eser kara mizah olarak adlandırılan sosyal ve hayalî hicivler taşıyan çağına ve insanlığa yapılmış ağır bir eleştiridir.
 
Eser dilimize Çevirmen Ümit Tosun tarfından çevrilmiş ilk baskısı 1999 yılında yapılmıştır. Romanın mekânı 26. Yy daki İngiltere’dir. Roman Bilimkurgu türünde kara mizah ile ütopik olaylarla  anlatılan sosyal bir hiciv romanıdır.
Romanın kurgusu Londra’da 26. yüzyılda geçmektedir ve distopik bir atmosfer mevcuttur. Romanda üreme teknolojisi, öjenik ve hipnopedi (uykuda öğretim) sayesinde toplum değiştirilmiştir. Aslında tanımlanan dünya bir ütopya olarak da gözükebilir, fakat ironik bir ütopya; zira insanlık sağlıklı, teknolojik açıdan gelişmiş, savaşlar ve yoksulluk yok edilmiştir; tüm ırkların eşit olduğu ve herkesin mutlak olarak mutlu olduğu bir dünya vardır. Fakat ironik biçimde, tüm bu gelişmeler birey için çok önemli olan birçok değerin yok edilmesi, kaldırılması ile başarılmıştır; aile, kültürel çeşitlilik, sanat, edebiyat, din ve felsefe artık yoktur. Ayrıca salt zevki önüne gelenle seks yapmada ve uyuşturucu kullanımında bulan toplum hazcı (hedonistik) bir topluma dönüşmüştür.
 
Romanın ismi, Shakespeare’in Fırtına isimli eserinden, perde V, sahne I’deki Miranda’nın konuşmasından alınmıştır.
 
KONUSU
Cesur Yeni Dünya” bizi “Forddan sonra 632 yılına” götürür.  Bu kurgusal tarihe göre de romanın zamanı 26. yüzyılda Londra'da geçecek olan bir vakte tekabül eder.
 
Bu dünyanın cesur insanları kapısında “Cemaat, Özdeşlik, İstikrar” yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezinde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, “annelik ve babalık pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya -uykuda eğitim- ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. “Herkes herkes içindir.” ( Arka kapaktan)
 
ROMANDAKİ KARAKTERLER
  • Bernard Marx: Modern dünyada beta birey ve psikologdur. Kendini yalnız hisseden, arkadaş-sevgili arayışında olan bir karakterdir. Roman içerisinde, kişiler tarafından sevilmesinden sonra kendini bu dünyaya kaptırır.. Helmholtz u bir dost olarak görmesine rağmen onun Vahşi ile ilişkisini kıskandığın-dan bir süre Helmholtz ile dargınlık yaşar. Ancak sonrasında gene onun dostluğuna geri döner. Joe yu öncelerde kendisi için bir merak unsuru olarak görmesine rağmen toplumdaki statüsünün değişiminde kullanır.
  • Helmholtz Watson:  Beta birey olmasına rağmen görüntüsü ve tavırları ile   Alfa artıyı andırır. Duygu mühendisliği odasında hocalık yapan saat başı radyosuna yazılar yazan bir yazardır. Bernard gibi birey olduğunun farkındadır ve  kendini yalnız hissetmektedir. Joe ya karşı yakınlık hisseder. Zaman zaman Shakespeare in söylediklerinden çok etkilendiğini söyler. Ancak şartlandırılan bir birey olduğu için Joe ile ayrıldıkları noktalar olmuştur.
  • Kuluçkalama Merkezi Müdürü:  Sisteme ve yenidünyaya hayran,  buna rağmen vahşi bölgede kaybettiği sevgilisine karşı hala hisler besleyen sevgilisinin bir vahşi olduğunu insanların da görmesinden dolayı utanç duyan biri.
  • Vahşi (Joe): Ayrık vahşi bölgede büyümüş, ancak annesi modern dünyadan gelen biridir.  Bu yüzden Kızılderililer arasında kabul göremeyen, oyunlara alınmayan, Kızılderili adetlerini uygulamasına izin verilmeyen bir karakterdir.. Okumaktan hoşlanır, annesinin birlikte yaşadığı Popé ye karşı nefret besler ve onu öldürüyor. Popé nin ona getirdiği Shakespeare kitabı John un hayatında çok önemli bir yer almaktadır.  Bernard ın onu ve annesini modern dünyaya getirmesinden sonra bu dünyanın değiştirilebileceği inancına sahip olmuştur. Annesinin ölümünden sonra delta gibi düşük zekâlı, sadece çalışmaya ve soma almaya şartlanmış kişilere bile bu sistemin yanlışlığını anlatmaya çalışır. Leninaya âşık, onun için her şeyi yapmaya hazırdır.  Ancak Lenina nın bunu anlayamaz.
  • Lenina: Yaşantısından memnun. Fordunun sağladığı olanaklar yüzünden şükran duyuyor. Erkekler arasında popüler birisi olması hoşuna gidiyor ancak farklı şeyler arıyor. Bu yüzden Bernard ile beraber olmaya başlıyor. Romanın ilerleyen bölümlerinde Vahşi ile tanışmasından sonra Vahşiye olan hayranlığı her gün daha da artıyor ancak yetiştiği ortam, üzerindeki şartlandırmalar yüzünden onu anlamakta zorlanıyor.
  • Linda: John un annesi, müdürün kaybolan sevgilisi. Gençliğini modern dünyada Dölleme Bölümünde çalışarak geçiren Linda, müdür ile gittiği ayrık vahşi bölgede hayatını sürdürür. Farklı olduğu için  kızılderililer arasında John gibi kabul görmez.. Modern dünyada en çok arzuladığı şey somadır.  Linda eski yaşantısına geri döndükten sonra,  yüksek dozda soma alır.
  • Mustafa Mond: Dünya denetçilerinden biri. Mustafa Mond, tarihin silinmesi, duyguların gereksizliği, bilimin sadece gerekli düzeyde kullanılması gerektiği ve sürekli bir gelişim göstermemesi gerektiğini düşünür. Shakespeare gibi birçok eski edebiyatçıyı anlayabilir, tanrının varlığına inanır ancak bunların hiçbirinin yenidünyada anlaşılamayacağını, anlaşılmasının zaten istikrara zarar vereceğini belirtir. Vahşi ye karşı büyük bir ilgisi var. Onunla geçmiş ve bugün hakkında konuşmaktan zevk alır.
  •  
 
 
ROMANIN ÖZETİ
 
Cesur Yeni Dünya, Ford dan dan sonra 632 de geçmektedir. Eser  üretim bandının yaratıcısı Henry Ford’un üretim bandını buluşunu milat olarak kabul etmiş Ford  bu eserde tanrısal bir varlık olarak ele alınmıştır. Ford’umuz kelimesi  Our Lord a gönderme niteliğinde kullanan yazar  dünyayı  2 temel karakter üzerinden bireylerin çatışmaları  şeklinde anlatmaya çalışan bir yöntem izlemiştir. Henry Ford’a atıfla, Fordizm adlı bir düşünce ile  toplumda seri üretim  başlamıştır.  Maddi varlık diğer tüm değerlerden üstün tutulmuş, insanların nesnelerden farkı kalmamıştır.
 
Roman, Avrupa sanayi devrimini pekiştiren 9 Yıl Savaşları gibi gelecekteki bir 9 yıl savaşı sonra ki büyük Ekonomik Sıkıntı dan sonra kurulan Cesur Yeni Dünya nın kurulması ile başlar.  Bu dünyanın  sloganı Cemaat, Özdeşlik, İstikrar dır. Yönetenler bu üç ilkenin sürekliliğini sağlamak için bilimsel yöntemlerle, kişisel nihai, gerçekten devrimci devrimi yürütmek azmindedir.  Ve gelecekteki en önemli projeleri üzerinde çalışmaktadırlar. Bu önemli proje  mutluluk sorunu adını verdikleri insanlara kölelikleri  sevdirme  projesidir.
Kitap Kuluçkalama ve Şartlandırma merkezi müdürünün çocuklara  verdiği eğitim sahneleri ile başlar. Müdür öğrencilere toplumsal istikrar için gerekli nüfusun sabit tutulması ve  amaca hizmet etmekten zevk alacak bireylerin üretilmesi konusunda dersler vermektedir.
 
Böylesi bir üretim için üretim bantları kurulmuştur.  İnsanlar  şişe içinde  vücut dışı döllenmeyle seri bantta üretilmektedir. Edebiyat ve sanat Teknoloji ve sürekli mutluluk gayesi ile unutturulmuştur. Shakespeare, Dante gibi yazarların yasaklanma nedeni insanların eskilerden hoşlanmasını engellemektir. Bu toplum yeniye ve tüketime dayalı bir toplumdur.
 
Her insanın üretimi için iki yüz altmış yedi gün gerekmektedir.  Bu sürenin sonunda entelektüel zekaya sahip Alfalar, salt fiziksel güç sağlamak için üretilen en altı sınıf Epsilonlar ve bunların arasında bulunan Beta, Gama, Delta- tip insan modelleri üretilmektedir.
Bu bireylerin istendiği gibi olması için üretim bandı üzerinde ilaç,ısı,basınc gibi etkiler uygulanmaktadır. Kişilerin psikolojik şartlandırmaları ise Hipnopedya adını verdikleri  uykuda eğitim ile yapılmaktadır.  Örneğin 12 yıl boyunca her gece 150 kez kulaklarına  bu amaca uygun sesler yollanmaktadır.  Bu sesler ile istenilen türde gelişimler sağlanmakta bireyler bu üretim bantlarında ve sonrasında amaca uygun olarak üretilmektedir. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. “Herkes herkes içindir.”
Bu aşamalardan gecen alfa, beta, epsilon gama ve delta ihsanların hepsi  üretildikleri,  entelektüel, aptal çalışkan, hamal  vb tipli insanların hepsi kendilerinden ve statülerinden memnun olarak yaşamakta diğer sınıflar ile aralarında olan  yaşamsal ve sınıfsal farklılıkları dert etmemektedirler. Alfa çocukları gri giyer, çünkü korkulacak kadar zekidirler. Gamalar aptaldırlar hep yeşil giyerler. Delta çocuklar da haki giyer. Epsilonlar okuyup yazamayacak kadar aptaldır. Üstelik siyah giyerler.
Böylece her insan mutludur. Sistemin diğer ve önemli bir uygulaması ise tamirden ziyade at kurtul, işlevdir. Bu sistemin mantığı sistemin canlı kalması ve  gerekli olan tüketimi sürekli kılmak için Atıp kur-tutmak, onarmaktan iyidir. Yama artarsa refah düşer tarzı  şeklindedir.
Cesur Yeni Dünya da birey yok, toplum vardır. Kişilerin yalnız kalması sakıncalı görülmektedir çünkü yalnız kalan bireyler  düşünmeye başlayacaktır. Bu ise en son istenen şeydir. Kişilerin yalnız kalmalarını engellemek için insanlar duygusal film, engelli golf gibi aktivitelere yönlendirilmektedirler. . Yalnız kaldıklarında ise soma adı verilen zararsız  uyuşturucular verilmektedir. Ve böylece bireyler aldıkları doza göre 8-10-saat boyunca zihinsel tatile çıkar. Örneğin, iş yerinde bir soma yutabilir ve bir haftalık Hawai tatiline çıkabilmektedir.
Bununla beraber anne, baba, aile gibi kavramlar müstehcen kabul edilir. Âşık olmak, elde edememek gibi şeyler de komiktir. Herkes, herkese aittir. Böylece ortaya çıkabilecek yoğun hisler ve duygular ortadan kaldırılmış olur. Bunu dünya denetçiler-inden Mustafa Mond şu sözleriyle açıklar. Kişilerin duyguları gereksiz ve toplum için tehlikelidir. Bu yüzden onları duygu yükünden arındırdık.
Dünya devletinin dışında yaşamasına izin verilen tek tür Vahşi Ayrı bölgelerinde yaşayan insanlardır. Vahşiler eski ve sapkın  adetleri sürdürmektedir: Evlenmek, çocuk doğurmak, sevişmek ve yaşlanarak ölmek kavramlarını yaşamaya devam etmektedirler. Ford’un ülkesinde “anne” kelimesi pornografik bir anlam taşımaktadır. “Doğurmak” kavramı üretilip şartlandırılmış her birey düzeninin temeline dinamit koymak olarak algılanmaktadır.
Gençlik önemli bir unsurdur. Modern insanların yaşlanması gibi bir durum söz konusu değildir. Bunu yapay salgılar ve aşılar ile sağlarlar.  60 larına kadar çok zinde yaşayan bireyler birden ölüverir. Bunun sebebi, yaşlanıp fiziksel güçten düşen bireyin toplumdaki üretim ve tüketim için bir faydası olmamasıdır.
 
Yaşları ilerledikçe insanların dine yönelmesinin bir nedeni de ölüm ve ölüm-den sonraki şeylerin korkusudur. Sözüyle de görebiliyoruz. Bu yüzden kişiler çocukluklarından itibaren haftada 3 gün ölecek hastalar hastanesi ne götürülür ve bireylerin gözünde ölümü diğer gelişim süreçleri gibi sıradan bir süreç olarak görmeleri sağlanır. Ölümden sonra ise toplumsal fayda sağlamak için kurulan tesislerde yakılan insanların potasyumları kullanılmak üzere tutulur.
Şartlandırma Merkez’inde görevli olan Bernard Marx,  ayrı bir  bölgedeki John adlı bir vahşiyi Londra’ya getirmeye karar verir. John ülkede coşkuyla karşılanır fakat bu yenidünya konusunda hayal kırıklığına uğrar ve buradaki  yaşam biçimine  ayak uyduramaz.
John, Dünya Devleti’nin insanlarının özgür olmadıklarını” düşünür ve onlara karşı çıkar. Ama John kısa sürede kaçamk zorunda kalır.
 
 
 
[1] Selin Dora, Cesur Yeni Dünya Üzerine Eleştiri, http://iletisim.ieu.edu.tr/karine/?p=345, mart, 2012 ⋅
 





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar


30 Aralık 2016 Cuma 02:52:02
ya ben bilmiyordum yazının kopyalanamadığını kopyaladım sonradan gördüm uyarıcıyı :(

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...