Gül Limanı Oteli Romanı Özeti ve Hakkında Debbie Macomber

Ekleyen : ESA , 11 Mart 2015 Çarşamba aaa Beğen



Gül Limanı Oteli  Debbie Macomber ile ilgili görsel sonucu
 

 

 
Yazıda, “Gül Limanı Oteli “adlı eserin basım öyküsü, içeriği, aldığı ödüller, çevrildiği diller hakkında bilgiler verilecek,   Gül Limanı Oteli adlı eserin özeti,  konusu, , ana fikri, kısa tahlili yapılacak; Böğürtlen Kışı adlı eserden alıntılar verilecek, yazar "  Debbie Macomber ve hayatı hakkında bilgiler verilecek, eser, çevrildiği filmler ve yazarı hakkında yorumlar yapılacaktır.
 
Debbie Macomber Hakkında
Debbie Macomber, bazı eserleri Best Seller olmuş dünyada toplam 150 milyon adet satmış  popüler bir romancıdır.  Yazarın romanları ülkemizde de büyük ilgi görmüş ve çok satanlar listelerinde uzun süre kalmıştır.  Yazarın ülkemizde de yayınlanan ve oldukça ilgi gören  Küçük Mucizeler  Dükkanı serisi ve  “  Bir Yumak Mutluluk” adlı eserinden  sonra  Gül Limanı Oteli de ülkemizde sevilmiş romanlarından biri olmuştur. Romanları televizyon filmi, TV  dizisi  de olmuş yazar , “bu projelerden de yüzünün akıyla çıkmıştır.”
 
Debbie Macomber, “Hep sonu mutlu biten, umudu taze tutan, okura kendini evinde hissettiren kitaplar  yazan yazar, dört çocuklu bir ev kadınıyken yazmaya başlamış ve  Macomber, okuma ve yazma güçlüğü disleksiden  muzdarip olduğu için ancak 11 yaşında okuyabilmiş bir yazardır. Buna rağmen yazarın 200 e ulaşan sayıda  kitapları  bulunmaktadır.  “ İlk kitabını 1982’de yazmış ve   ilk kitabıyla da  büyük bir ün kazanmıştır. [1]Yazarın “Yeni Başlangıçlar Mevsimi”, “Melekler Korusun”, “Bahçemde Yeşeren Umutlar”, “Küçük Mucizeler Dükkânı”, “Bir Dilekle Başladı Her Şey”  adlı romanları özellikle kadınların ilgisini çekmiş olan romanlarıdır.
 
Debbie Macomber Bestseller listesinde yerini korumuş, . 3. kitabı the New York Times Bestseller’da, USA Today’de ve Publishers Weekly’de 1. sırada yer almıştır.  Cranberry Point, Romantik Kurgu Quill Ödülü’nün sahibi olmuş, . The Christmas Basket 2005 yılında RITA Ödülü’nü, RT Book Reviews Kariyer Başarı Ödülü’nü, Holt Madalyon ve B. Dalton Ödülü’nü  kazanmış bir yazardır. Aldığı son ödülllerden birisi de Temmuz 2010’da Amerika’nın Romantik Yazarları, Debbie Macomber’a Nora Roberts Yaşam Boyu Başarı Ödülü’dür.[2]
 
        GÜL LİMANI OTELİ KONUSU
 
Kocasının ölümü sonrası yeni bir hayata başlamak isteyen  Jo Marie Rose  sahil kasabasındaki sedir koyunda küçük bir otel satın alır. Bu otelin adını Gül Limanı Oteli koymuştur. . Heyecanla ilk müşterilerini beklemektedir.  Beklediği ilk müşterileri otele gelmişler ve kadın için  yep yeni bir hayat başlamıştır. İlk iki müşterisi John ve Abby dir. İkiside Sedir koyunda doğup büyümüş yıllar sonra geriye dönmüşlerdir.
 
Gelen her konuk, bu otelde hayatına dair ikinci bir şans yakalamakta, geçmişiyle barışmakta ve geleceğine umutla bakmaktadır.  Bir yandan bozulan nişanının üzüntüsünden kurtulmaya, bir yandan da büyükanne ve büyükbabasının ellinci evlilik yıldönümünü organize etmeye çalışan Annie ile, yıllar önce yitirdiği aşkına da kavuşmuş olan ama bu  arada  kanserle de savaşan  Mary otelin şimdiki konuklarıdır.
 
Otel sahibi Jo Marie ise bir yandan Sedir Koyu’na alışırken, öte yandan öldüğü düşünülen kocasının geri döneceğine dair inancından  asla vaz geçmemektedir.
 
GÜL LİMANI OTELİ
 
Paul'ün öldüğünü ilk öğrendiğimde, yaşadığım acı beni benden aldı; bende öleceğim sandım. Âmâ hayat devam ediyor; ben de hayata devam ettim. Şimdi yeni evimde, bir aydan kısa bir süre Sedir Koyu denen suyun üzerinde şirin bir kasabada, Kitsap Peninsula'da satın aldığım oda-kahvaltı oteldeyim. Buraya Gül Limanı Oteli adını koymaya karar verdim. ‘Gül'' bir yıldan kısa  süre önce kaybettiğim kocam Paul Rose'un adından geliyor. Emlakçıya yola girdiğim anda, otelin büyüsüne kapıldım. Bu otele sahip olmak benim kaderimdi. İki üst kata yayılmış sekiz konuk odası vardı. En alt katta geniş yemek salonunun yanında büyük modern bir mutfak bulunuyordu. Aile üyelerim Columbia Bank'taki işimden ayrılıp bir otel satın almaya niyetli olduğumu duydukları andan itibaren beni vazgeçirmeye çalıştılar. Paul’un Afganistan'da Hindikus dağlarında helikopterinin düşmesi sonucu öldüğü haberini almamın üzerinden 8 ay geçmişti. Ordu dağları, Afganistan'ın merkeziyle Kuzey Pakistan arasında uzanan sıra dağlardı. Paul'le bir seahowks maçında tanışmıştık. Banka bana bir bilet vermişti; bende önemli müşterilerimizden birini götürmüştüm. Yerimize geçerken, yanımda oturan asker tıraşlı iki adamı fark ettim. Maç sırasında sohbete başladık. Ört Lewis'de görev yaptığını söyledi. Bir yıl sonra Noel'de Paul izin alıp Seattle’a geldi ve bana karısı olmamı teklif etti. Ocak ayındaki düğünümüzün hemen ardından Paul Afganistan'a gönderildi. Helikopter 27 Nisan'da düştü ve benim dünyamı infilak etti.
Frelinger'ların yani otelin eski sahiplerinin bana vermiş olduğu rezervasyon defterinin sayfalarını karıştırdım hafta gelecek olan 2 konuğun isimlerini gözden geçirdim. Biri Josh Ever, diğeri ise Abby Kincaid'e aitti. Josh bir daha sedir koyuna geleceğini düşünmemişti. Josh'un kasabaya dönmesinin tek sebebi; Richard'ın kapı komşusu olan Nelson'ların onunla temasa geçmesiydi.Josh otele gelip Jo Marie ile tanıştı. Kahve içip odasına yerleşti ve Michella'dan gelen mesajı okudu ve hemen arkadaşının yanına gitti.
 
Richard'ın evine gittiler ve her zamanki gibi Richard onu istemedi. Otelin kapısı çaldı ve açınca otuzlu yaşlarının başlarında koyu renk saçlı bir kadın duruyordu; bu da Abby'di. İçeri  girdi ve sohbete başladılar. Kasabaya ise abisinin düğünü için geldiğini söyledi. Sonra Abby odasına çıktı. Ve aklına arkadaşı Angela geldi. Abby ve Angela lise boyunca çok yakın arkadaştılar. Ta ki bir gece arabayı Abby kullanırken kaza yaptıkları zamana kadar.Ve kazada Angela öldü ve Abby'de kasabayı terk etti. Frelinger'ların dostu olan Peggy geldi ve otelin adını değiştirdiğimi söyleyince tabela için bir usta önerdi;adıda Mark Taylor'du. Aradım. Âmâ adam hem aksi hem de tuhaf birine benziyordu ve bu adamı merak etmeye başlamıştım.
Abby eczaneye gitmek için otelden çıktı. Kazadan sonra hiç gelmemişti ve birisi tanıyacak diye çok korkuyordu ve eczanedeki kadın lise arkadaşı Patty idi. Hemen gitmeyi düşündü ama Patty onu durdurup kahve içmesi için ısrar etti. Otelin kapısı çalınca açtım ve karşımda uzun boylu, zayıf bir adam buldum. O an anladım bu Mark Taylor’du. Kahve içerken tabelayı nasıl yapacağını konuştuk. Bahçe işleri içinde bir adam bulacaktı ve kocaman bir gül bahçesi yapacaktı. Fırına uğradım ve 18 çeşit kurabiyeden karışık bir şekilde aldım. Otele doğru giderken park yerinde bir araba gördüm.Adamı ilk önce tanımadım ama sonradan Paul'ün arkadaşı Spenser olduğunu hatırladım. İçeride kahve içerken benden para istedi; tabi ki vermeye niyetim yoktu sırada Mark içeri girdi ve Spenser'i dışarı çağırdı. Bende dışarı çıkmıştım ki ikisi de ortalarda yoktu. Josh sabahleyin tarçın kokusuyla uyandı. Aşağı indi ve Jo Marie ve Abby'nin çoktan kalkmış ve kahvaltıya  başladıklarını gördü. Kahvaltısını yapıp hemen çıktı.Michelle'nin yanına gitti ve Richard için bakım evini aradılar. Richardı'ın 48 saatten az bir zamanı kaldığını öğrendiler.
 
Abby aşağı indi ve çantasında arabasının anahtarını ararken, aceleyle yürüyen bir adamla çarpıştı. Bu abisinin oda arkadaşı Steve Hooks'tu.
 
Kütüphaneye Grace'yi görmeye gittim. Öyle konuşurken bana köpek evlat edinmek ister misin? Diye sorunca bakacak vaktimin olmadığını söyledim. Kararımı verdim ve hayvanları görmek için barınağa gittim. Bir köpek beni görünce hemen ayaklandı ama onu almaya  niyetim yoktu. Adı Rover’dı. Paul’un köpeğinin adı da Rover 'di. Onu yürüyüşe çıkarttım ve sonra aklıma onu Paul'ün gönderdiği geldi aklıma ve kararımı verdim. Onu eve götürecektim. Abby ilk önce Angela'nın mezarına gitti. Sonrada onun anne ve babasını ziyarete gitti. Ailesi Abby 'yi affetti ve artık özgürdü. Abby düğünde oturma planında ailesiyle oturmuyordu; Steve'le oturuyordu; çünkü yerleri o ayarlamıştı. Sonra Steve Abby 'yi dansa kaldırdı. Sonra da Abby otele döneceğini söyleyince Steve'de onu arabayla takip etti .Abby bu harika gece için teşekkür etti ve uçağının sabah erken kalkacağını söyledi. Steve bir adım geri çekildi. 'Benim de. Aynı uçakta olmamız mümkün mü?' 'Ben West Palm Beach'e uçuyorum’. Steve 'in gözleri parladı. ‘Ben de’. ‘uçağım Seattle 'dan dan sekiz buçukta kalkıyor.' 'Benim de’, dedi Steve. ‘Aynı uçaktayız! ‘dediler ve ayrıldılar. Sabah Abby erkenden havaalanına gitti. Josh'da kahvaltı yapıp çıktı. Sonra bahçede Mark'ı gördüm; konuştuk sonra da telefon çaldı ve bir kadın' lise mezuniyet döneminde oda var mı’? Diye sordu ve heyecanla kabul ettim.
 
özet : RABİA TAŞAR
 
[1] 1http://vatankitap.gazetevatan.com/haber/dort_cocuklu_ev_kadinindan_bestseller_yazara/4/20123
[2]  http://morkitaplik.com/debbie-macomber/

 

 

 

 

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...