Heredot Tarihi Hakkında Ve Eserden Alıntılar

Ekleyen : ESA , 13 Mart 2015 Cuma aaa Beğen

 

Herodot Tarihi ile ilgili görsel sonucu

 

Yazıda, Herodot ‘un Herodot Tarihi adlı eserin hakkında bilgiler verilecek, Herodot ‘un Herodot Tarihi adlı eserinin özeti,  konusu, , ana fikri, kısa tahlili yapılacak; eser ve yazarı Herodot’un hayatı ,  hakkında yorumlar yapılacaktır.
 
 
“ İnsanoğlunun yaptıkları zamanla unutulmasın. Yunan ve olmayanların yaratığı harikalar isimsiz kalmasın. Amacım birde bunlar neden savaşırlardı, anlaşılsın.” Herodot Klio’dan alıntı.
 
Herodot Tarihi Halikarnasoslu Herodot’un yazdığı dünyanın ilk seyahat, tarih ve coğrafya kitabıdır.
 
Herodotos, MÖ 484, Halikarnas – MÖ 425 yıllarında  MÖ 5. yüzyılda yaşamış olan Yunan tarihçi ve antik yazardır. Romalı yazar Cicero’nun (MÖ 106-43), Latince pater historiae “Tarihin Babası” olarak adlandırdığı Herodot, İlk çağın  yazılı eseri olan ilk tarihçisi ve gezgini olarak tüm dünyada tanınmıştır.
 
 Herodotos eserinde kendinden hiç söz etmemiş  onun  hayatı üzerindeki tüm bilgi ve belgeler, Suidas’ın kısa tanıma yazısı,  Bizans’lı Stephanos’un sakladığı mezar taşı yazıtı, Eusebios’un bir yazısı ve dağınık birkaç belgeden ibaret kalmıştır.[1]
Halikarnasos’ta MÖ 484 te dünyaya gelen Herodot bu yöredeki Dor’lar hâkimiyeti altında büyümüş, Yunan asıllı ailesi ile yöredeki tiranların mücadelelerine de tanık olmuştu.  Yöreye Dor’lar hâkim olduğu için her yerde İyon dili konuşuluyordu.  Halikarnasoslu soylu bir aileye mensup olan Herodot’un ailesi Halikarnasos’taki Perslere bağlı olan Halikarnas Tiranı Ligdamisle girdikleri mücadeleyi[2] kaybettikten sonra Halikarnasos’tan göçerek Sisam’a yerleşmek zorunda kalmışlardı.  Sisam’a gittikten sonra Halikarnasos tiranı ile mücadele edenlere yardım içi tekrar oraya gitti. Daha sonra ise gezilerine başladı. Batı ve Doğu Anadolu’yu dolaştıktan sonra Suriye Ürdün ve Filistin’i dolaşan Herodot,  Mısır’a oradan da İran’a kadar gitmiş;   daha sonra bütün Yunanistan’ı, Güney İtalya’yı ve Libya’yı dolaşmıştı. .
 
Herodot günümüzde Bodrum olarak bilinen Batı Anadolu’daki  Halikarnassos yakınlarında dünyaya gelmiştir. Yaşadığı kentin  Tiranı olan  Lygdamis tarafından şehirden  sürülmesi üzerine, gençliği o zaman bilinen dünyanın birçok yerine yaptığı gezilerle geçmiştir.
 
Herodot  eserini İyon dili ile kaleme almış  eserini de dokuz kitapta toplamıştır. Herodotos, Yunanlı olmayanların da uygarlığa kazandırdığı yenilikler veya icatlar herkes tarafından bilinsin diye eserini yazdığını vurgulamaktadır.  “Yunanlı olmayan gelenekleri de kendi içinde değerli ve ilginç bulan ve hatta olumlu gördüklerini övmekten geri kalmayan bir tutum sergilemiştir. Bu sebeple, ona karşı meslektaşları, hak etmediği halde, barbar dostu (philobarbaros) suçlamasında bulunmuşlardır.”[3]
Herodot’un gezilerine başlaması yurdundan sürgün edilmesi ile ortaya çıkar.  Tiran Lygdamis’e karşı  yapılan başarısız bir ayaklanmada amcası Panyasis ölmüş, kendisi de yurdundan çıkarılmış, Samos’a gitmiştir. Büyük yolculukları Samos’tan başlamış, Kyrene’ye gitmiş, Karadeniz bölgelerini dolaşmıştır. Daha sonra Pers  imparatorluğun birçok yerini, Lydia, Media, İran’ı ve Mısır’ı, Herakles direklerinin ötelerine kadar mal götürüp getiren denizci tüccarlar ülkesi Fenike’yi gezmiştir. Karadeniz’in batı kıyılarını, Ege’yi, Akdeniz’i gezmiş. İtalya’y, Tyre’, Babbylon’u, Ekbatana’yı, Ninova’yı, Susa’ya  gezip gören Herodot bu ülkelerde gezip gördüklerini eserinde toplamıştır.
 
İlkçağdaki  bunca yeri adet, gelenek, şehirleri ve insanları ile birlikte anlatmış olması bile serinin önemini kavramaya yetecektir.
Gittiği yerlerde halk ağzından anlatılar topluyor; ileri gelenlerle  görüşüyor; resmi yazıları inceliyordu; Kserkses ordusu birliklerinin sayısı (Kitap VII, bölüm 184), ya da Plataia savaşlarındaki Yunan ordusu mevcudunu (Kitap IX, bölüm 28) bu belgelerden çıkartmıştı. Ülkenin gelenek ve göreneklerini ve törelerini araştırıyor, bir anıtın sırrını çözmek için yolunu değiştiriyor, araştıran, inceleyen ve anlayan uyanık bir gözle olaylara, insanlara, anlatılara bakıyor, Odysseus gibi “çok insanların sitelerini görerek ve karakterlerini tanıyarak (Odysseia I, 3) ama fazla olarak, gördüklerini tabletlerine dikkatle not ederek değerli ve çeşitli bilgiler topluyordu. Yunanistan’da da yaşadı; V. Yüzyılın gözkamaştırıcı Atina’sını tanıdı; Sophokles’le dostluk etti; Plataia savaşlarından önceki destan günlerini yaşamış olan Orkhomenos’lu Thesandros ile konuştu (Kitap IX, bölüm 16) ”.[4]
 
Herodot, eserinde  gördüğü yerleri, kültürleri, şehirleri medeniyetleri  ve insanları Herodot Tarihi  adı verilen eserinde anlatmıştır. Eserinin esas konusu, Persler ve Yunanlar arasında yapılan Pers savaşları olmasına rağmen eser ilk çağ uygarlıkları ve şehirleri hakkında bize bilgiler aktaran önemli bir kaynak olmuştur. (MÖ 492-449).
Uzun süre Atina’da yaşayan Herodot’un Mısır’a gidip Assuan’a kadar indiği, Mezopotamya’yı, Filistin’i, Güney Rusya’yı gördüğü, Afrika’nın kuzey kıyılarında bulunduğu sanılmaktadır. Yaşlılığında İtalya’daki Thurii adlı Yunan kolonisine çekilmiş, kendisine “Tarihin Babası” olma ününü kazandıran eserini de o adada yazmıştır. [5]
 
Herodot’un anlattığı  hikâyelerin pek çoğunun oradan buradan duyduğu şeyler olduğu doğrudur. Fakat Herodot’un eserini yazarken elinde kaynak bulunmayışı yüzünden başka da bir seçeneği olmadığı açıktır.  Buna rağmen Herodot’un eserinde  gezdiği bölgelerin gelenekleri, inançları, tarihleri, savaşları, mitolojileri, yedikleri, içtikleri vs konusunda detaylı bilgiler sunduğu  inkâr edilmez bir gerçektir. Antropoloji var olmadan antropolojik tespitler İçeren bilgiler sunduğu dahi kabul gören bir durumdur.
Herodot’a bir diğer lakap olarak “Yalanların Babası” adı da verilmiştir.  Ünlü Romalı yazar ve belagat hocası Claudius Aelianus (d. yak. 175 – ö. yak. 235)  “Varia Historiae (Çeşitli öyküler)” adlı eserinde Herodot’u “yalancı” olmakla nitelemiştir.  Claudius Aelianus  ve onun gibi bazı araştırmacılar “Herodot’u kaynaklarını icat etmekle, yaptığı gezileri abartmakla ve bu abartmalar ve icatların gerçek olmadığını bile bile onlara eserinde gerçekliklerine inanırmış gibi  anlatmakla itham etmişlerdir”.[6]
Fakat bu ithamların biraz fazla ağır olduğu da söylenebilir.  Herodot’un tek kaynağı, yer yer alıntılar yapmış olduğu
Homeros’tur. Homeros dışında kaynağı olmayan yazarın anlatanları kaydetmekten başka da seçeneği yoktur.  Herodot anlattıklarını kesin olarak biliyorsa kendi ifadeleri ile eğer bilmiyorsa duyduklarını olduğu gibi yorum ve kritik yapmadan aktarmakta” , o olay veya süreç hakkında hangisinin kendi fikrine göre  daha doğru olduğunu söylemektedir.
Eserinin hemen bütünü elimizdedir. Eserinin bir yerinde   Asur hikâyeleri adlı bir eser yazdığından  söz eder (Kitap I, bölüm 106 ve 184), ama bu eser elimize geçmemiş, belki de hiç yazılmamıştır.
 
Herodot ‘un bu eseri asırlar sonrasında ve Helenistik dönemde İskenderiyeli bir yazar tarafından  dokuz kitaba ve dokuz bölüme ayrıştırılmıştır. İlk üç kitap Asya'da, İkinci üç kitap Avrupa, üçüncü üç kitap da Yunanistan'da geçen olayları anlatır.  İlk üç kitapta Pers ve Perslerin egemen olduğu ülkeler ağır basmakta, son üç kitapta ise Yunan Tarihi ve Yunan egemenlindeki bölgeler  ağır basar.  Bu eserinde Yunanların Thermopylae yenilgisi ile Salamis, Platea Muharebesi ve Mycale zaferleri önemli yer tutmaktadır.  
Herodot’un bu eseri tek başına bir tarih kitabı değildir. Eser aynı zamanda bir anı, bir gezi bir coğrafya kitabıdır. Herodot bu eserinde gezdiği gördüğü yerlerin coğrafik özelliklerini de anlatmış, şehirlerle ilgili bilgilere yer vermiş, görüp incelediği kavimler ve yaşadıkları şehirler hakkında duyduğu efsaneleri de yazmış, onların tarihleri, kültürleri gelenekleri hakkında görüp yaşadıklarını ve anılarını da kaleme almıştır.
 
 
 
[1] www.tariheyolculuk.org/2013/06/tarihin-babasi-herodot.html
[2] Büyük Larousse, Milliyet, 10. Cilt, s. 5205
[3] Muzaffer Demir, Herodotos ve Yabancı Kültürler: Mısır Örneği, DergiParkTarih İncelemeleri DergisiArşivCilt 27, Sayı 2
[4] http://www.tariheyolculuk.org/2013_09_01_archive.html
[5] https://tr.wikipedia.org/wiki/Herodot





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...