Kibarlık Budalası Hakkında Konu Özet İnceleme Mollıere

Günün Yazısı
Ekleyen : ESA , 10 Ağustos 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
 
 
Yazıda “ Kibarlık Budalası Mollıere  “ hakkında bilgiler, özeti,  konusu, ana fikri,   kahramanları,  olay örgüsü,   yazarı, “şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, Kibarlık Budalası Mollıere  “adlı eserden alıntılar yer alır. Kibarlık Budalası Mollıere   Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı,  tekniği, türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
OYUNUN YAZIMI BASIMI YAZARI KONUSU YAZIM HİKAYESİ HAKKIINDA GEREKLİ BİLGİLER 
 
Kibarlık Budalası, orijinal ismi “Le Bourgois Gentilhomme” Molière tarafından yazılmış, komedi türündeki bir oyundur.  Eser ilk kez 14 Ekim 1670 te Şambord Şatosu'nda ve Fransa Kralı XIV. Louis önünde sahnelenmiş, kimilerine göre “XIV Louis’in en çok güldüğü Moliere oyunu olarak “ [1]kimi kaynaklara göre de  XIV Louis’i hayal kırıklığına uğratan bir oyunu olmuştur. Yazarın bu eseri Cimri adlı eseri ile birlikte en çok bilinen ve en çok popüler olan bir eseridir (Mollıere Cimri Hakkında Bilgiler ve Özeti)
 
1669 yılında Fransa Kralı XIV. Louis, sarayda yapılacak kutlamalar için eğlenceli bir oyun ister. Müzikleri, İtalyan asıllı ünlü Fransız bestecisi Jean-Baptiste Lully; oyunu ise Moliere yazacaktır..”[2]
 
Bu oyunun yazılması Kral XIV. Louis tarafından istenmiş, Mollıere bu oyunu bale ve oyun karışık bir ser olarak kurgulamış, eseri beş perdelik bir komedi olarak yazmıştır. Esere ad olaran Gentilhomme sözcüğü  “gentillesse”kelimesinden gelmektedir. Gentillesse sözcüğü ise  “ kökenden gelmeyen soyluluk, kişinin kendini soylu zannetmesi”  anlamlarına gelmektedir. (Çakma Asilzade)
 
Farklı kaynaklardan çıkarılan bilgilere göre bu oyunun yazılmasında Osmanlı Devleti ile Fransa ilişkilerinin önemli bir rolü olmuş bu eserin yazılması Padişah IV. Mehmet’in Müteferrika Süleyman Ağa’ya bir mektup vererek Fransa’ya elçi olarak göndermesi,  Süleyman Ağa’nın Fransız kralının ve sarayının ihtişamını küçümsemesi neticesinde gelişen olaylar zinciri sonrasında ortaya çıkmıştır.
 
1668’de Girit’te meydana gelen bir hezimet sonrasında Fransızlar İstanbul’daki elçisini geri çağırmış, Fransa’nın bu davranışının nedenini anlamak isteyen IV Mehmet Paris’e bir elçi göndermişti. Padişah IV. Mehmet’in elçisi olarak gönderilen Müteferrika Süleyman Ağa ve heyetinin görkemli kıyafetleri ve şatafatı nedeni ile Osmanlı Sadrazamı zannedilmiş 1669 tarihinde Toulon Limanında karşılanan heyete hem halk hem de Fransız devlet erkânı çok büyük alaka göstermişti.
Altın işlemeli kemha veya seraser kumaştan yapılmış kaftan giyen Süleyman Ağa’nın karşısına altınlar ve mücevherle süslü bir elbise ile oturan kralın kıyafetlerini ve saray ihtişamını küçümseyen Süleyman Ağa’nın tavrı kralın çok gücüne gitmişti.
 
Süleyman Ağa’nın çıkarken “Kralımızın elbisesini nasıl buldunuz?” diye soran asilzadelere söyledikleriydi: “Padişahımız efendimizin selama çıktığı zaman bindiği at bile daha süslüdür!”[3]
 
 
“5 Aralık günü elçi Hoşsohbet Nüktedan Süleyman Ağa şerefine muhteşem bir kabul töreni hazırlanır. Oysa Süleyman Ağa, Fransız sarayının ihtişamlarına dudak büküp geçer. İşte bu ilgisizliğin intikamını almak için ya maliye müfettişi ve devlet bakanı Colbert'in ya da bizzat XIV. Louis'nin Moliere'e gülünç bir Türk balesi sipariş ettiği sanılır. Uzun bir süre doğu ülkelerinde yaşamış ve söz konusu kabul töreninde Osmanlı elçisine tercümanlık etmiş şövalye Laurent d'Avieux, yardımcı olmak üzere Molière ve Lully'ye katılır. Laurent d'Arvieux oyundaki hayali Türkçe ile müftünün konuştuğu Frank dilinin yaratılmasına, Türk merasimindeki dansların ve Türk kıyafetlerinin yapılmasına yardımcı olur”[4]
 
Kaynaklara göre XIV Louis, bunun üzerine Mollere’den Türkleri aşağılayan bir oyun yazmasını istemiş ama yazılan bu oyunda Türklerin aşağılanması yerine Fransızlarla alay edilmesi ve onların gülünç durumlarının işlenmesi kralı kızdırmıştı.
Molière’den Türkleri maskara edecek bir komedi sipariş etti. Ancak sonuç onun için büyük bir hayal kırıklığı oldu; çünkü “Le Bourgeois Gentilhomme”, Türkleri değil, kralın kendisini ve Fransa’yı gülünç gösteriyordu.”[5]
 
Asilzade” olmakla kafayı bozmuş, aslında asilzade olmayan bir adam, asil görünmek için türlü şaklabanlıklar yapar. Etrafındakiler içten içe onun bu haliyle alay etseler de, ondan yararlanmaktan ve parasını söğüşlemekten geri durmazlar. Mösyö Jourdain isimli kibarlık budalası, kızının âşık olduğu adamla evlenmesine, adam asilzade olmadığı için izin vermez. Bunun üzerine söz konusu aşık Cleonte, uşağı Covielle ile birlikte, bu kibarlık budalasına ilginç bir oyun oynar. 
 
Türk sultanının oğlu kılığına giren Cleonte, Mösyö Jourdain’i kandırmayı başarır. Arkadaşı Covielle tercüman kılığındadır. Sahte Türk şehzadesi kılığındaki Cleonte, Mösyö Jourdain’in kızını görür görmez aşık olmuş ve Mösyö Jourdain’in den kızını istemiştir.  Bunun üzerine kızını bir asilzade ile evlendirerek  asilzda olacağını uman Mösyö Jourdain, bu duurma oldukça sevinmiştir. 
 
Osmanlı’ya dair motifler içeren törenler, Türk gösterileri, Cleonte ve Covielle’in konuştuğu uydurma Türkçe okurken çokça gülümsetiyor. Sanırım dönemin Fransa kralı da bu gösteriyi izledikten sonra, Süleyman Ağa’nın bıraktığı hayal kırıklığını sindirmiştir
 
 
KONUSU
 
Cahil ve saf ama zengin bir burjuvanın kibarlığı öğrenerek soylular sınıfına geçmek hayaline kapılması, soylu olabilmek için de müzik, dans, kılıç eğitimi alıp; ,felsefe öğrenmeye çalışıp kibarlık öğrenmeye kalkarken düştüğü komik durumlar aktarılmıştır. Varlıklı bir adam olmasına rağmen asilzade olmaya çalışan bir cahilin çabaları oyunun temel konusunu teşkil eder.  
 
Karakterler:
 
Mösyö Jourdain: Kibar ve soylu olmak için budalaca hallere giren yaşlı burjuva  
Cléonte: Mösyö Jourdain’in kızına aşık olan genç delikanlı
Madam Jourdain: Mösyö Jourdain’in kendi halinde karısı
Lucile : Mösyö Jourdain’in kızı Cléonte’nin sevgilisi
Kont Dorante : Mösyö Jourdain’in evlenmek istediği Markiz ‘ e aşık olan Mösyö Jourdain’in arabulucusu ve ulağı.   
 
ÖZETİ
 
 
Zengin bir kumaş tüccarının oğlu olan Mösyö Jourdain, zengin ama kaba saba ve sıradan bir adamdır. Fakat burjuva olmasına rağmen bir asilzade olamadığı için üzgündür.  Asilzadelere hayranlık duymakta onlara imrenmekte onlar gibi olmadığı için de çok üzülmektedir.
 
Kendisini bir burjuva değil asilzade olarak görmek istemektedir. Asilzade olmasa bile asilzadeler gibi davranmak ve yaşamak isteyen Mösyö Jourdain soylu olmak bir tarafa giydiği abuk sabuk kıyafetlere gülen hizmetçisine çok kaba davranan hatta onu tokatlayan, kibarlığa özenmediği için karısına küfürler edebilen, kendisinden aşağıda gördüğü insanlara karşı hiç de nazik olamayan ona buna sürekli bağırıp çağıran aşağılayan biridir. Burjuva oldukları için halinden memnun olmayan soylulara da özenmeyi akılsızlık olarak gören karısından da nefret etmektedir.
 
 
Bir soylu olabilmek uğruna çeşitli dersler almaya başlamış, hayli tuhaf hallere bürünmeye başlamış girdiği bu acayip haller başkaları tarafından alay konusu edilmeye başlamıştır. Mösyö Jourdain hayli yaşlı bir adam olmasına rağmen asilzade olabilmek için bütün maddi imkânlarını kullanmaya başlar. Türlü hocalar tutup müzik, dans, silah ve felsefe dersleri almaktadır.  Mösyö Jourdain’e göre kibarlık, ders alınarak öğrenilecek bir şeydir. Oan ders veren hocaların hepsi de aslında ondan bıkmışlardır ama  sırf para  için onun cahillik, küstahlık ve kabalıklarına katlanmayı sürdürmektedirler.
 
Mösyö Jourdain,bir yandan  kızı Lucile‘i de bir soyluya evlendirmek amacında iken diğer yandan da  evli bir adam olduğu halde olduğu hâlde bir markiz  ile evlenme planı yapmaktadır.
 
Onun ders hocaları Mösyö Jourdain’i sömürmek için bir birleri ile kıyasıya ayak oyunları yapmakta her biri, kendi mesleğinin en iyisi olduğunu iddia ederek bir birleriyle kavgalara girmektedir.
 
Mösyö Jourdain, kızı Lucile‘ ile evlenmek isteyenlere soylu olmadıkları için vermek istememektedir.  Ona göre kızının mutluluğu bu şekilde olacaktır ve soylular sınıfından olmak, iyi bir insan olmak için yeterlidir. Kızının isteklerinin ve sevip sevmemesinin hiç bir önemi yoktur.  Bu nedenle kızına aşık olan genç Cleonte‘ye soylu olmadığı için kızı Lucile‘yi vermez.
 
Mösyö Jourdain nihayetinde kendisine uygun bir Markiz bulur. Evlenmek istediği bu markiz ile kendi arasında habercilik yapan ve  Mösyö Jourdain’in hediyelerini markize taşıyan  Kont Dorante de aynı markize aşık olunca işler bir hayli karışır.
 
 
Mösyö Jourdain, kızı Lucile’ye sırıl sıklam aşık olan Genç Cleonte‘nin,Lucile ile evlenmek için güzel bir plan kurar.  Bunun üzerine Genç Cleonte, sevdiği kızın babası Mösyö Jourdain’in karşısına Osmanlı şehzadesi olarak çıkıverir.
 
[1] Bourgeois Gentilhomme Komedisinin Yazılışı Sebepleri Hakkında Yeni Bir İzah (Bilinmeyen bir Kaynağa Göre), İstanbul 1956.”
[2] Jean-Baptiste Poquelin (Moliere) Kibarlık Budalası, İskele Yayıncılık, Basım Tarihi: 1970, Arka Kapak
[3] Beşir Ayvazoğlu, Kibarlık budalası, Türklerle alay etmek için yazılmıştı, https://www.karar.com/yazarlar/besir-ayvazoglu/kibarlik-budalasi-turklerle-alay-etmek-icin-yazilmisti-724
[4] Jean-Baptiste Poquelin (Moliere) Kibarlık Budalası, İskele Yayıncılık, Basım Tarihi: 1970, Arka Kapak
[5] https://www.kitapveyorum.com/kibarlik-budalasi-moliere/
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...