Martın Eden ve Özeti Jack London

Ekleyen : ESA , 03 Haziran 2013 Pazartesi aaa Beğen

Bu Eser 03.06.2013 Tarihinde Günün Yazısı Seçilmiştir





MARTIN EDEN
 
Orjinal Adı     Martin Eden
Yazarı:           Jack London
Sayfa             438
 
Yazıda “Martın Eden- Jack London  “  romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı, “  Martın Eden Jack London   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,   Jack London’un   hayatı,  “ Martın Eden adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
ROMANIN KONUSU VE KENDİSİ HAKKINDA BİR KAÇ SÖZ
Jack London Martin Eden'i yazdığında henüz otuz üç yaşındaydı ve  Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş ve Deniz Kurdu adlı romanları pek çok dile çevrilmiş uluslararası bir romancı olmak başarısını elde etmişti. Fakat London ünlü olunca birden düş kırıklığına uğradı, ünlü olmak onun hayalini kurduğu şekilde bir yaşam sağlamamıştı. Bu bunalım günlerinde “ Güney Pasifik'te bir deniz yolculuğuna çıktı. İki yıllık zorlu yolculuğunda, yorgunluk ve bağırsak hastalıklarıyla mücadele ederken, içinde düş kırıklıklarını, ergenlik çağında yaptığı çete kavgalarını ve yazar olarak tanınmak için verdiği mücadeleyi anlattığı Martin Eden'i yazdı. “ [1]
 
Martin Eden, yazarın tıpkı diğer romanlarında da olduğu gbi kendi yaşam öyküsünden ve anılarından izler taşıyan bir romanıdır. Amerikan romancılığının gerçekçi yazarlarından olan yazarın bu romanı da bu nedenle gerçek hayatından izlenimler de yansıttığından Amerikan gerçekçiliğine uygun  güzel bir doğallık taşır.
 
Martin Eden, Jack London' tarafından 1909 yılında yazılmış ve bastırılmıştır. Dünya Klasikleri arasına giren roman bir gemi işçisinin yazar olma çabasını anlatır. Bu konu aslında Jack London’un yarı otobiyografik kendi gençlik öyküsüdür. Roman Jack London’un gençlik ve ergenlik dönemlerindeki hayatını temsil eden Martın Eden’in kimliğinde “ tutkulu, âşık, kalıplaşmış düşüncelere karşı duran, sorgulayan, inanan ve idealleri uğruna, çıkarına olmasa da düşündüklerini cesurca ifade eden bir gemi işçisinin serüvenlerini” anlatır.  Yazar olabilmek için hayatını ortaya koyan ve başına gelen tüm trajedilere rağmen bu yoldan asla dönmeyen Martin’in şaşırtıcı hikâyesi romanın kurgusunu oluşturur.
 
Kitaptaki” Ruth Morse adlı karakter Jack London'un ilk aşkı Mabel Applegarth'tır.”[2]
 
Martin Eden için neden biraz üzülmeyeyim? Martin Eden bendim. Martin Eden bir bireyci idi, bense bir Sosyalist. İşte bu nedenden ben yaşamaya devam ediyorum ve işte bu nedenden Martin Eden öldü. ... Bu kitap bireyciliğe bir saldırıdır. Martin Eden, başkalarının ihtiyaçlarının farkına varmayan aşırı bir bireycidir. Hayalleri kaybolduğunda, uğrunda yaşayacağı hiçbir şey kalmaz. “ -Jack London-
 
 
YAYINCININ NOTU:
“Martin’in yazarlık macerası Ruth’a olan aşkıyla başlar. Önceleri, yalnızca iyi bir eğitim almış,  ailesi toplumun üst sınıfından olan Ruth’un aklında ve kalbinde bir yer edinebilmek için okumaya ve öğrenmeye başlar; ama sonra Martin’in entelektüel bilgisi Ruth’un ve onun ait olduğu dünyanın ötesine açılır. Martin işçi sınıfını keşfeder ve yazarlık serüveni, San Francisco işçi sınıfının içinden yükselir.
Yazar olmaya karar verdiği andan itibaren bitmek tükenmek bilmeyen bir azimle yazar ve yazdıklarını yayıncılara gönderir. Martin, yanıt olarak yalnızca tekrar ve tekrar reddedildiğini bildiren mektuplar alır. Asla pes etmez, inancını yitirmez ve Jack London, kahramanı Martin’e romanın sonunda bu azmin hakkını verecek bir sürpriz ve beklenmedik bir final hazırlar.”
“Martin, bir maceraperest ve aksiyon adamıydı, bunu becerebilen pek fazla yazar da yoktur.” GEORGE ORWELL
 
 
KİŞİLERİN TANITIMI      
 
MARTİN:
Sevgiyi arayan, kendini ezdirmeyen, eleştiriye açık, kendini geliştirmek isteyen, hisli, herkesi mutlu etmek isteyen yakışıklı, kalın kollu, elindeki derileri kopmuş, vücudu geniş yanıklı, kaslı, çapkın bir insandır.  Zengin olduktan sonra şık giyinen biri olur.
 
RUTH:
 Hırslı, havalı, zarif, saf İri, cansız, mavi gözlü; gür, sarı saçlı, soluk tenli, başarısızlıklardan hoşlanmayan kültürlü bir sanat tarihçisi entelektüel bir kızdır.
                                                                
BRISSENDEN:
Ruhsal portresi: enteresan, gizemli, doğruyu bildiğini savunan, bilgili bir sosyalist zengin
uzun, ince suratlı, düşük omuzlu,uzun, ince elli, elmacık kemikli, iri ve kahverengi gözlü bir şair ve yazardır. Martın’i anlayabilen tek kişidir. Onun ölümü ile Martın’ de intihar etmeyi düşünmeye başlamıştır.
 
 
YER-ÇEVRE-ORTAM’IN TANITIMI
Roman Londra’da geçiyor. Olay, Martin’in bir yatak, bir sandalyeden oluşan ufak odasında, Ruth’un antika biblolarla dolu, geniş odalı uzun koridorlu evinde, ağaçlı bir parkta, içinde bir sürü kitap bulunan bir kütüphanede ve sevimsiz bir çamaşırhanede geçer.
 
ZAMAN
              Roman 20. Yyın hemen ilk başlarında Sosyalist düşüncelerin dünyaya yayılmaya başladığı yıllarda geçer.  Kitap 1909 yılında yazılmıştır.[3]
 
ANLATICI
Roman 3. kişi (yazar)  tarafından anlatılır. Romanın anlatıcısı her şeyi izleyen gözlemleyen, olayları takip ederek anlatan ama vakaya dâhil olmayan gözlemci  anlatıcıdır.
 
ROMAN TÜRÜ
Konusu bakımından sosyal bir romanıdır. Yarı otobiyografik özellikler taşıyan içsel derinliklere de inebilen psikolojik tahlil ve çözümlemeler de sunan akıcı bir romandır. Roman realist bir anlayışla yazılmıştır.
 
 
ÖZET [4]
Denizci Martın, çalışmayı sevmeyen,  günlük bir programa ayak uyduramayan, kendini ezdirmeyen güçlü maceraperest, yakışıklı ve çapkın bir delikanlıdır.      
            Günlerini gemiler ve meyhanelerde geçiren denizci Martin Eden, sık sık karıştığı çete kavgalarından birinde Arthur adlı zengin birinin hayatını kurtarır. Arthur Martin Eden’i evlerine çağırmış ve Ruth adındaki sanat tarihi öğrencisi kız kardeşi ile tanıştırmıştır. Martın, Ruht’u görür görmez aradığı kadını bulduğunu hisseder. Ve Ruth’a âşık olur. Martın Eden’nin hayatı bu tanışma sonrasında değişmeye başlar. Martın, Ruth’un sayesinde ve onun özendirmeleri ile kendini eğitmeye başlar. Çünkü Ruth’u, elde edebilmenin dahası onu elde tutabilmenin yolunun kültürlü ve bilgili bir insan olmak olduğunu kavramıştır. Bu amaçla kendini eğitmeye ve kültürlü bir insan olmaya karar verir. O andan itibaren büyük bir kararlılıkla yazar olmaya ve belki de Ruth ile evlenmeyi kafasına koymuştur. Martin Ruth’la evlenmek istiyordu fakat aralarındaki uçurumu da görüyordu.
Kolej eğitimli sosyetik Ruth Morse’i elde edebilmek hayatının amacı haline gelmiştir. Birden bire çetelerin ve denizcilerin arasından koparak içkili, kumarlı serseri hayatından kurtularak filozofların düşünce dünyaları içinde dolaşmaya başlamıştır. İşi ve hayatı ile ilgili düşüncelerini yazarken, Sencer’in düşüncelerinin kendi fikirlerini yansıttığını fark eder. Spencer’i derinden derine incelemeye başlamıştır.
Fakat Martin ile Ruth’un aşkı Martin’in istediği yolda gitmemektedir.Üstelik , sosyal olarak yabancı kaldığı Ruth’un çevresinde kendisini fakirliğinden dolayı aşağılayan insanlara kabul ettirmeye çalışmaktan yorgun düşmektedir.  Üstelik Ruth, onun azmini ve yeteneklerini bilmesine rağmen, ona inanmamakta sürekli olarak Martın’e düzenli bir iş bulmasını önermektedir. Üstelik Ruth, onu başarısızı bulmaktadır. Yazılarının beğenilmemsi ve yayınlanmamasını Martin’in başarısızlığına bağlamaktadır.
Ruth ona kendini geliştirmesinde yardım etmekte, ona dersler vermektedir. Martin artık kendisini çok geliştirmiştir. Fakat ne kadar gelişse de geçmişinden kalan edinimleri,  çocukluk ve gençlik yıllarından kalıplaşmış olan tavır ve tepkileri kısacası içinde vahşi Martın Eden’i söküp atamamaktadır. Kendini doğru ifade etmeyi, daha doğrusu o insanların anlayabileceği şekilde ifade edebilmeyi öğrenememiştir. Bir tartışma sonrasında bir gazeteci ona sosyalist damgası vurur.
Russ Brissenden –George Sterling üzerine yazan solcu bir şair- Martın’ın yazılarında bir ışık görmüştür. Fakat bu bile Ruth için yeterli değildir. Ruth Martin’i terk eder çünkü Martin’i başarısız bulmaktadır ve onun için başarısız şeyler değerli değildir. Dergiler ve gazeteler Martin’in yazılarını yayınlamadıkları gibi ve onun sosyalist olduğuna inanmışlardır.
Martın Eden, Ruth’tan ayrıldıktan sonra Lizzie Connoly’le arkadaşlık etmeye başlar, Lizzie bütün 3. sınıf kızları gibi Martin için ölmeyi bile göze almaktadır. Ama Martin onu sevememektedir. Martın’ın gözü Ruth’tan başkasını görmemektedir. Bu düşüncelerini ve onu sevmediğini Lizzie Connoly’e de söyler.
 
Fakat tüm bunlar Martın’i daha da kamçılayan gelişmeler olmuştur. Martin kendini geliştirdikçe ilk zamanlarda zenginlikleri ve bilgileri ile başını döndüren insanların esasında basmakalıp şeyler öğrenen, hayatı özümseyememiş, onca okullarda okumuş, onca kitap okumalarına ve üniversiteleri bitirmelerine rağmen çok cahil kalmış insanlar olduklarını fark etmeye başlamıştır.
Bu insanlar olamadıkları insanları oynamakta ve bilmediklerini biliyor gibi görünmektedir. Gerçekte bu insanların parasını ve mevcut konumlarını korumak dışında ideallerinin olmadığını anlamıştır.
Önceleri sanatın ve kültürün kaynağı gibi gördüğü bu insanlar gözünde birer asalak ve uyduruk kişiler haline düşmüşlerdir.
Çevresi edebiyatı bilmeden diploma almış edebiyatçılarla, geometri bilmeyen mühendislerle, ekonomi bilmeyen siyasetçiler, biyoloji bilmeyen din adamları ile doludur.
İşin garibi herkes aslında hiç haberdar olmadığı ve anlamadığı fikirler üzerinde tartışmakta, şuradan buradan duydukları klişeleri kullanmakta ve neredeyse bir moda ve sürü halinde düşünmektedir.”[5]
Martin kendi doğal yetenekleri Spencer ve benzeri filozoflardan edindiği izlenim ve değerlendirmeleri denizci ve serserilik yıllarından edindiği deneyimlerle bu çevreden aldığı bilgileri sentezleyerek ulaştığı kavrama ve algılama yetenekleri sayesinde gerçek bilgiyi ayırt etmeyi ve doğal seleksiyonla evrimleşen evrensel boyutlu düşünce gücünü bu tip insanlara karşı kullanmaya başlayarak onlara üstün gelmeye başlamıştır.
Gemi işçiliğini bırakarak kendisini tamamen yazarlığa vermiştir.  Yazdığı ve yeterince güzel olduğunu düşündüğü birçok eseri,  yayınevlerine yollamış ama bu eserleri yayımlanmadan geri gelmektedir. Tamamen parasız kalmış aç kalmış ve çok muhtaç hallere düşmüştür.
Bayan Morse ve Bay Morse Martin ile Lizzie Connoly’in ilişkisine karşı çıkmaktadır. Bu olaylar onlar için de bir fırsat olmuş, Liz ile Martin’in ayrılmalarını sağlamışlardır.  
Martin yazı yazmaya devam eder. Gönderdiği yazılar geri çevrilir. Fakat hiç beklemediği bir anda yazıları kabul edilmeye başlar.En sonunda Martin’in büyük bir yazar olduğu ortaya çıkmıştır. Brissenden’in yardımları ile Martin’in eserleri tanınmaya, basılmaya ve çok satmaya başlar. Martın artık ünlü bir yazar, zengin bir insan ahline gelir.  Artık herkes tarafından tanınan bir insandır. Bu gelişmeler sonrasında Ruth onu geri ister fakat Ruth artık Martin’in midesini bulandırmaktadır.
Tam da bu sırlarda Brissenden’ın intiharı Martin’i çok etkiler.  Ünlü olduktan sonra insanların ona karşı tavırları tamamen değişmiştir. Herkesin ikinci yüzü ortaya çıkmaya başlamıştır. Kavgalı olduğu yargıç Blount ve Bay Morse bile onu yemeğe çağırmıştır. Eskiden ona hiç yüz vermeyen ona aşağılık insanmış gibi davranan herkes ona karşı birdenbire dalkavukluk yapmaya başlamıştır. Değer verdiği her insanın böylesine adilik ve acizlik içine düşmüş olmaları onda tiksintiler oluşturmaya başlamıştır. Yemeğe ihtiyaç duyduğunda yanlarına çağırmayan insanların şimdilerde bunu yapmaya kalkışmaları onu iğrendirmektedir.
Yazarlığı da bırakmış, yazdığı ve evvelce bastırtamadığı yazılarını sırayla bastırtmaya başlamıştır.  Parasının bir kısmını kardeşleri, komşusu, eski arkadaşı Joe ve Lizzie için harcamaya başlar. Ve Güney Denizi’ne gitmek için son kez gemiye biner. Gemide sıkıldığı için hayran olduğu Swinburne’ün bir kitabını okur. Kitaptaki şiirde okuduğu şu mısralar onu intihar etmeye yöneltir:
...
Hiçbir yaşamın sonsuz olmadığı,
Ölülerin asla dirilmediği,
Ona göre artık zengin ve ünlü olmanın, gerçek sevgiyi bulamadıktan sonra yaşamanın da bir anlamı kalmamıştır ve artık dünyada ona bir yoktur. O da yapması gereken şeyi yapar ve denize atlar, ciğerlerini nefes ile doldurur ve gidebileceği kadar derine gider. Derine gittikçe basınçtan kulakları patlamaya başlar, yukarıya çıkmak için çaba harcasa da artık ölmek üzeredir.
 
Jack London’ın Biyografisi  (1876- 1916),
 
Jack London Ünlü Amerikalı yazar. 1876 yılında San Fransisco'da doğdu, 22 Kasım 1916'da, yani daha 40 yaşındayken böbrek yetmezliğinden veya intihar ederek San Francisco'da öldü. Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. 14 yaşında okulunu bırakarak hayata atıldı. Türlü işlere girip çıktı, Amerika içinde ve dışında uzun, maceralı yolculuklar yaptı, hapis yattı. Giderek militan bir sosyalist oldu. İlk kitabı 'Kurt Dölü' 1900 yılında yayınlandı. London, 17 yılda "kıpır kıpır hayat ve düşünce kaynayan" (Anatole France) elli ciltlik dev bir eser vermiştir. Eserlerinde yaşam kavgasını romantik bir bakışla anlatır, çoğu eserinde sert bir kapitalizm eleştirisi göze çarpar. Kitapları yabancı dillere en çok çevrilmiş ABD'li yazarlardandır.
 
ESERLERİ
  • Açlar Ordusu
  • Âdemden Önce
  • Alaska Kid
  • Alın Teri
  • Altta Kalanlar
  • Atalarının Tanrısı
  • Ateş Yakmak
  • Ay Vadisi (The Walley of the Moon) (1913)
  • Beyaz Diş
  • Beyaz Sessizlik
  • Buck'ın Maceraları
  • Büyük Serüven
  • Can Yoldaşı
  • Cinayet Şirketi
  • Dehşet Ülkesi
  • Demir Ökçe
  • Demiryolu Serserileri
  • Deniz Kurdu
  • Direniş
  • Doğu Yakası (Uçurum İnsanları)
  • Dönek
  • Düş Ülkelerine Yolculuk
  • Güneş Çocuğu
  • Halk Avcısı
  • İstiridye Korsanları
  • Japon Kıyılarında Dehşet
  • John Barleycorn (Alkollü Anılar - İntihar olarak da bilinir.)
  • Kaptan David Grief
  • Kıyametten Sonra
  • Kız Kar ve Kan
  • Kızıl Veba (The Scarlet Plague), (1912)
  • Kurt Dölü
  • Martin Eden
  • Meksikalı Devrimci
  • Midas'ın Müritleri
  • Ormandan Gelen Ses
  • Seçme Öyküler
  • Sevgili Jerry
  • Sevginin Katıksızı
  • Şampiyon
  • Tanrılar ve Köpekler
  • Uçurum İnsanları
  • Uzak Diyarlarda
  • Vahşetin Çağrısı (The Call of the Wild), (1903)
  • Yanan Gün
  • Yanan Günışığı
  • Yıldızlar Korsanı
  • Yol
   
 
[1]  http://tr.wikipedia.org/wiki/Martin_Eden_(roman)
[2]  http://tr.wikipedia.org/wiki/Martin_Eden_(roman)
[3]  http://cunobag.tr.gg/T-Ue-RK%C7E--k1-kitap-.oe.zeti-k2--k1-martin-eden-k2-.htm
[4]  Jack London, Martın Eden, ( Çevrimen: Yiğit Yavuz) İletişim Yayınları, Sena Ofset,  Ağustos 2012, İstanbul
[5] http://www.cerezforum.com/kitap-ozetleri/59750-martin-eden-roman-ozeti-jack-london.html

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...