Otomatik Portakal Hakkında Ve Özeti Anthony Burgess

Ekleyen : ESA , 22 Kasım 2014 Cumartesi aaa Beğen

 

Yazıda  Otomatik Portakal, Anthony Burgess’ın ’ın romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri, kahramanları, Anthony Burges  ’ın  hayatı,  diğer romanları,  Otomatik Portakal  adlı eserden alıntılar, eser hakkında yorumlar, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi yazar ve eseri arasındaki ilişkiler yer almaktadır
 
 
Otomatik Portakal, özgün adı ile “ A Clockwork Orange “ İngiliz yazar Anthony Burgess’ın en popüler romanıdır. 1959 yılında tümör nedeniyle 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenen Anthony Burgess, ölümünün ardından karısının geçimini sağlaması için kitaplar yazmaya başlamış[1] bir sene içinde beş kitap yazmış, [2] bu eserini de bu yıllarda kaleme almıştır. İşin ilginç yanı ise bu teşhis yanlış çıkmış, Anthony Burgess  konulan bu yanlış teşhis yüzünden ölmediği gibi dünyaca tanınan bir romancı olmuştur.
 
Roman Anthony Burgess’ın kendisini ölüyor zannettiği günlerdeki psikolojisinden derin izler taşımaktadır. Burgess’ın bu romanında da diğer eserlerinde de gözüken derin bir nefret duygusu vardır. Otomatik Portakal,  bilim Kurgu türüne bir roman olmasının yanı sıra ütopik ve distoptik ve kara mizah özellikleri taşıyan bir romandır. Eser distopya türündeki eserlerin çok sayıda yazılmış olduğu  tipik bir İngiliz Edebiyatı distopyasıdır. Distopya (Yunanca bir ön-takı olan dys/dis, “kötü”, “hastalıklı” ya da “anormal” anlamını taşır.
 
Hayvan Çiftliği, 1984 veya Cesur Yeni Dünya romanlarındaki gibi  karamsar bir ütopya örneği olan eserde gelecekteki istenemeyecek bir dünya düzeninden söz edilmektedir.
Oldukça ilgi gören Otomatik Portakal romanı filme de alınmıştır.  Bu film Anthony Burgess’in aynı adlı yapıtından uyarlanmış  1971 yapımı  bir Amerikan filmidir. Filmin yönetmeni Stanley Kubrick’tir.
 Karakterler: Alex, Deltoid, Georgie, Dim, Pete
KONU
Romanın konusu gelecekteki kötü bir dünyada baskıcı bir yönetimin ve bu yönetime direnen bir sokak çetesinin hikayesidir. Britanya’da endüstri sonrası bir şehirdeki, ahlaki değerlerin birbirine karıştığı, iyi ve kötünün ayırt edilemez hale geldiği bir toplumda, gençlerden oluşan bir çete insanlara şiddet uygulamaktadır.
Roman toplum tarafından düzeltilmeye çalışılan genç bir adamın şiddetlerini  anlatırken, onun büyümesini de gözler önüne serer
 
ÖZETİ
Onbeş yaşında bir çocuk olan Alex çetesi, içlerindeki şiddet eğilimi ile  i hırsızlık yapmakta dükkanları soymakta, malları gasp etmekte, çaresiz insanlara vurup yaralamakta, kadınlara tecavüz etmektedirler. Çetenin kendi aralarında kullandıkları Rusça sözcüklerden oluşan bir jargonları da vardır.  Bu dile “Nadsat” demektedirler.
 
“Neden “iyiliğin kökenini” incelemezler, araştırmazlar?” Eğer serseriler kötülük yapıyorsa bu onların tercihidir. Ben kötülüğü yeğleyenler arasındayım.” diyen Alex kötü olmayı seçmiştir.  .
 
Bir gece de  “Otomatik Portakal” adlı bir roman yazmakta olan bir yazarın evine de girip evi dağıtırlar. Ortalığı kırıp döktükleri gibi karısının da ırzına geçerler. Başka bir sefer de  yaşlı bir kadının kediler ile  dolu evine girerler ve onlara direnen yaşlı kadını da öldürürler.  Sonunda polis tarafından yakalanarak hapishaneye gönderilirler.
Çete üyeleri  “Suçluları Yeniden Topluma Kazandırma ”  projesi sebebiyle “Ludavico”  adlı bir laboratuvar çalışmasına tabi tutularak kişilikleri düzeltilmek istenmiştir.  Alex ve çetesi bu çalışmanın kobayı seçilmiştir.
 
Bu çalışmanın seanslarında Alexe, şiddet dolu filmleri izlettirilip  fiziki işkenceye maruz bırakılıp acılar çektirirler. En sonunda  Alex aklından kötülük geçtiği anda kusacak ve acılar çekecek hale getirilir.  Bu yöntemle tedavi edilen Alex artık kötülüğü düşünmeyecek hale gelmiş olur.
 
Ama  Beethoven müziğini duyduğu anda  kendisine seyrettirilen Nazi soykırım filmlerinin  dehşet dolu sahnelerini  yaşamaya başlamıştır.  Böylece kişiliği değişen Alex, bir kuklaya dönüşmüştür.  Artık en çok sevdiği Beethoven’den ve müzikten de olmuştur. Fakat tedavi sonrasında kayıtlara iyileşmiş olduğu yazılıp salıverilir.
Alex evine döndüğünde  babasının odasına bir kiracı aldığını görmüş ve artık evsiz de kalmıştır.   Artık arkadaşları polistir. Fakat bu kez de polislerin şiddet yaptığını izlemektedir.
 
Onların elinden  kurtulan Alex’ “Otomatik Portakal” yazarının evine  kadar gider.  Sosyalist  görüşlü yazar onu evine almıştır.  Alex’in hikâyesini duyunca “Ludevico” yönteminin insanlık dışı bir uygulama olduğunu kanıtlamak için harekete geçer.
“Senin gibi bir delikanlıyı OTOMATİK PORTAKAL’a dönüştürenlere yaşam hakkı tanımamalıyız.” diyen Yazar “ seni bir makinaya dönüştürmüşler diyerek  ona yardımcı olmaya çalışır.  Ancak Alex bu kez de başka bir kesim tarafından başka bir amaçla kullanılmaktadır.
 
[1]  http://frpnet.net/incelemeler/otomatik-portakal-kitap-incelemesi
[2]  http://www.insanokur.org/?p=1705

 

 






Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...