Platon'un Devlet Kitabı Hakkında ve Özeti

Ekleyen : ESA , 13 Mart 2015 Cuma aaa Beğen

İlgili resim
 

 

Yazıda, Platon’un Devlet   adlı eserin hakkında bilgiler verilecek,   Platon ‘un Devlet adlı eserin özeti,  konusu, , ana fikri, kısa tahlili yapılacak; yazar Platon’un hayatı hakkında bilgiler verilecek, eser ve yazarı hakkında yorumlar yapılacaktır.
 
M.Ö. 427–347 yılları arasında yaşayan Antik Yunanlı  meşhur bir düşünür olan  Platon, matematikçi   ve batı dünyasındaki ilk yükseköğretim kurumu olan Atina Akademisinin kurucusu olan bir filozoftur. Asıl adı Aristokles olan düşünür [1]Platon, hocası Sokrates ve öğrencisi Aristoteles ile birlikte bilim ve Batı felsefesinin temellerini atan kişidir Bu akademi  günümüzdeki modern üniversitelerin  başlangıcı olarak da kabul edilir. Platon, Sokrates’in öğrencisidir ve  eserleri günümüze ulaşamamış olan  Sokrates’e ilişkin bilgilerin çoğu Platon’un diyaloglarından edinilmiştir.
 
Platon tüm dünya felsefesini etkilediği gibi İslam Felsefesini de etkilemiş, Divan şairleri tarafından Eflatun olarak adlandırılırmıştır. Devlet  adlı eser ve Platon  İslam felsefesini  de derinden etkilemiş, İslam düşüncesinde, Aristotales’in Poetika’sının  dahi önüne geç meyi başarmıştır.  Örneğin Farabi’nin anlayışında Devlet’in etkileri açıkça hissedilir.
Platon’un felsefesini, “bilgi”, “idealar”, “ruhun ölümsüzlüğü”, “evrendoğum” (Cosmogonie, Cosmogony – Evren’in oluşumunu inceleyen bilim dalı) ve “devlet”  olmak üzere beş önemli kuram içerisinde toplamak mümkündür.  “Platon, hocası Sokrates gibi gerçek bir ahlakçı olarak kalmış, kuramlarını  etik ağırlıklı görüşler üzerinde geliştirmiştir.” [2]Sokrates ve Platon’a göre felsefenin  ve hayatın  ana amacı insanın mutluluğu ve yetkin yaşamın elde edilebilmesidir.
 
Eflatun düşlediği en iyi devleti, Sokrates’le birlikte, bu kitapta anlatmaktadır. Eser, 10 kitabın bir araya gelmesiyle oluşan Antik çağdan bu güne önemini yitirememiş olan ve her çağda pek çok yazar, filozof ve insanları etkilemiş olan çok önemli bir siyasetnamedir.
 
Eserde, Platon’un, ideal bir  toplumda düzen ve adaletli bir devlet nasıl olabilir sorusuna cevap aradığı bir ütopyadır.  Eser Dünya tarihindeki  ilk ütopik kitap olarak da kabul edilmektedir. Platon’un yaşadığı dönemde  Yunanistan’daki demokrasi sona ermiş,  Platon ise bunun üzerine, adaletli bir devletin nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmeye başlamıştır.
Konuşmalar (diyaloglar) şeklinde yazılmış olan Devlet,  on kitabın bir araya gelmesi ile oluşmuş, birkaç cilt hâlinde yayınlanmıştır. Eser MEB Yüz Temel Eser listesi içinde okurlara ve okullara tavsiye edilen eserler arasındadır.
 
Bu kitap, Sokrates ve yanındakiler arasındaki diyaloglardan oluşmaktadır. Konuşma, haksızlık kurbanı olan  büyük servetini ele geçirmek için oligarklar tarafından öldürülen  Polemarkhos’un evinde olmaktadır. Böylece,  haksız yere öldürülen Polemarkhos ile demokrasinin kurbanı Sokrates’in ölümü arasında bir benzerlik  olduğu ortaya konulmuş olmaktadır. Platon, bu eserinde Polemarkhos’u Sokrates’le hep yan yana göstermiştir.   Eser birbiriyle ilişkiye giren üç grup insan arasında yapılmıştır. Birinci grubu Sokrates’le iki öğrencisi:Glaukon ve Adeimantos; ikinci grubu, ihtiyar Kephalos’la oğlu Polemarkhos; üçüncüsünü ise sofist Thrasymakhos’la onun peşinden gelen öğrenciler  meydana getirmektedir. [3]
 
 
ÖZET
 
Her çağın kendine özgü zevkleri vardır. Bazıları geçmiş teki zevklerini özler, ihtiyarlar yanındakilerden şikâyet eder, bazıları da içki âlemlerini düşünürler. Acaba bu devir sıkıntılı bir dönem midir?
 
Sophokles, aşkla arasının nasıl olduğunu soran birine: “Bu işten kurtulduğuma nasıl sevindiğimi bilemezsiniz. Deli ve belalı bir efendinin elinden kurtulmuş gibiyim.” diye cevap verir. Bu söze balkırsa ihtiyarlık, isteklerin söndüğü bir zaman olduğu için kurtuluş olmalıdır. Uysal bir yaşlılık rahatlık demektir. Bununla birlikte parasız bir ihtiyarlığın rahat olacağı düşünülemez.
Para, ihtiyarlıkta olduğu gibi her zaman ihtiyaç duyulan bir şeydir. Pek çok kişi parayı çok sever. İhtiyarlar ise para meselesinde olduğu gibi ölüm yaklaştıkça geçmişte yaptıkları haksızlıkları düşünerek korkuya düşerler. Doğru olarak yaşamış ihtiyarlar için çok ferahtır. Doğruluk, her yerde dikkat edilmesi gereken en önemli erdemdir. Kimseye kötülük etmemek, doğruluğun vazgeçilmez yoludur. Kötülere dahi kötülük edilmemelidir. Çünkü kötülük, kötüyü iyi yapmaz. Kötülük etmek, hiçbir durumda doğru değildir.
 
Bir görüşe göre doğruluk, güçlünün işine gelendir. Zor balık, demokrasi, aristokrasi gibi yönetim şekilleri kanunlarını koyarken kendi işine geleni göz önünde tutmaktadır. Bu kanunların yönetilenler için doğru olduğuna inanırlar. Yönetimi ellerinde tutanlar asla işlerine gelenin dışına çıkmazlar. Onlara göre doğru yol, güçlülerin, kanunların emirlerine boyun eğmektir. Bu yöneticiler, yanıldıklarına asla inanmazlar. Oysa her bilgi erbabı kendi altında olanı gözetmelidir. Mesela, doktor hastalarını -kendinden güçsüz olanları- gözetir. Kaptan, yolcularını korumaya çalışır. Onlar, tüccar değillerdir. Yönetici de onlara benzemelidir. İşinde çalıştığı kimselerin işini gözetmelidir. Her yaptığını yönetilenin işine gelmesi için yapmalıdır.
 
Doğruyu, yönetenin işine gelen şey olarak tanımlamak çobanın güdülen hayvanların değil, sürünün sahibinin ve kendisinin işine geleni yapmasına benzer. Bu görüş yüzün den gerçek anlamda doğru her zaman mağdur olur. Güçsüz olduğu için hep daha çok çalışır ve devlete daha çok vergi vermek zorunda kalır. Eğri olanların yaptığı zorbalıktan başka bir şey değildir. Toplumda pek çok kişi neyin eğri neyin doğru olduğunu bilmemektedir. Bilenlerden bazıları ise eğri insanların daha kârlı olduğuna inanmaktadır. Yöneticiler gördükleri işten dolayı para ve şeref kazan maktadır. Onların görevi, zorbalık yapmak değil, yönetilenlerin işini yapmaktır.
 
Bazı devletlere, haksızlık eden devletler de bulunmak tadır. Güçsüz olan devleti köle gibi kullanırlar. Bu işleri yapan devletin bu gücü doğrulukla mı elinde tuttuğu önemlidir.
 
Araştırarak karar vermek, yönetmek gibi işler kafaya özgüdür. Yaşamak, kafanın işidir. Kendisine özgü değerleri ol mayan kafa iyi işlemez. Doğru kafa, doğru işler yapar ve mutlu olur. Eğri kafa da mutsuz olur. Dolayısıyla eğrilik asla doğruluktan daha kârlı olamaz. Bu konuda şüphe yoktur. Asıl araştırılması gereken eğriliğin ve doğruluğun ne olduğudur.[4]
 
 
 
[1] Batıda Siyasal Düşünceler, AĞAOĞULLARI sf.92
[2] http://tr.wikipedia.org/wiki/Platon
[3] Profesör Dr. GEORG ROHDE,Platon-Devlet, file:///C:/Users/user/Downloads/Platon%20-%20Devlet.pdf
[4] http://www.diledebiyat.net/100-temel-eser/devlet-platon

 






Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...