Sabırsız Yürek Romanı Hakkında ve Özeti Stefan Zweıg

Ekleyen : ESA , 15 Mart 2015 Pazar aaa Beğen


Sabırsız Yürek  Stefan Zweıg ile ilgili görsel sonucu

 

Eser Stefan Zweigın tek romanıdır.[1] Aslında üretken bir yazar olan yazarın  Satranç, Bir kadının Yirmi Dört Saati,İ, Amok Koşucusu[2] gibi eserleri de vardır. Fakat  Sabırsız Yürek dışındaki eserleri romandan ziyade uzun  öykü olarak değerlendirilmişlerdir.
 
Sabırsız Yürek Türkçeye çevrilirken değişik adlarla isimlendirilmiş, “Duygu Karmaşası “ , Karışık Duygular” “Sabırsız Yürek “ veya “ Acı Duygular”  adları ile tercüme edilmiş ve eser bu değişik adlar ile bir çok yayımcı tarafından yayımlanmıştır.
 
Yazarın bu eseri Le Monde tarafından Yüz Yılın Yüz Kitabı listesine de alınmış,  bu eser yazarını tüm dünyada meşhur bir  romancı olarak tanıtan bir eser olmuştur.
 
Freud’un öğretilerine derin bir ilgi duyan Zweig’ bu eserinde Freud’un öğretilerinden aldığı izlenimleri başarıyla uygulamıştır. Sabırsız Yürek  psikolojik bir romandır. Yazar bu romanında  “acıma duygusunun nelere yol açabileceğini, insanı nasıl çatışmadan çatışmaya sürükleyebileceğini “  Freud’ cu bir yaklaşımla ve başarıyla anlatmıştır.
 
Zweig bu  kitabında  bir gaf yaparak çok üzdüğü genç  bir kıza çok acıyan Teğmen Hofmiller’in yaptığı gafı düzeltme, vicdanen rahatlama ve felçli kıza duyduğu acıma duygusu ile Doktor Condor'un kişiliğinde görülen acıma hissini  tüm yönleriyle ele almaya çalışmıştır. Eserde işlene temaya göre  “merhamet duygusu iki yanı keskin bir kılıçtır. Hem göstereni, hem de gösterileni büyük bir açmaza sokar.”  Eser, “ merhamet gösterilen kişi giderek daha fazlasını istemeye ve isteklerini acımasızca dayatmaya başlar. Merhamet eden  de   kısır döngü  içinde saplanıp  kalacaktır “ ana fikrini işler. Eser acıma duygusunun  her iki tarafın hayatını da nasıl biçip doğradığı  düşüncesi  üzerinde oluşmuştur.
 
Zweig merhametin asıl doğasını da  sorgulamak istemiştir. Bu eser bu sorgulamaların bir tür cevabı olmuştur.
 
KONU
Uzun boylu ve yakışıklı bir adam olan Teğmen Anton Hofmiller  yaşamaya başladığı kasabanın ileri gelen soylularından olan Kekesfalvalar’ın  evinde düzenlenen baloya gitmiş ve  dansa davet ettiği kızın  felçli olması yüzünden çok büyük bir gaf yaparak kızın ağlamasına sebep olmuştur. Holfmıller kıza verdiği bu elemi azaltmak için  onun yanına sık sık gitmeye başlar.
Belinden aşağısı felçli olan bu kızla tanışması sonrasındaki olaylar  Holfmillerin n istemi dışında örülecek “Lanet olası Hoffmiller’” e şaşırtıcı bir son hazılayacaktır.
 
Ana Karakterler :

Anton Hofmiller: Eserin başında Uzun boylu, yakışıklı25 yaşında, Mızraklı Süvari teğmeni. Hikâye sonunda 50 yaşında levazım tuğgenerali, askerlikten ayrılıp sivil hayata geçmiş olur. Sıradan bir devlet memurunun 2 kız 4 erkek oğlundan biridir.
Herr Von Kekesfalva: Asıl adı Leopold Kanitz olan bir Yahudi ve  fakir bir meyhanecinin oğludur. Siyah ceketli, beyaz gömlekli, altın çerçeveli gözlüklü  keçi sakallı bilim   adamı havasında biridir. Yaşlı Prenses Orosvar’ın büyük servetinin mirasçısı oda hizmetçisi Fraeulein Annette Beate Dietzenhof’un kocası , Edith in babası, Uli Neuendorff’un intiharına neden olmuş eski bir tefecidir.
Edith Kekesfalva :5 yıldır bacakları felçli, Herr Von Kekesfalva’nın 17-18 yaşlarındaki kızıdır.
Kahverengi saçlı, ince kırılgan görünüşlü, yarı çocuk-yarı genç kız.
Mutsuz, öfkeli, nöbetler geçiren, Dr.Condor’un Hastası.
Dr. Condor :
Herr Von Kekesfalva nın ve Edith’in doktoru. Kısa boylu, şişman kel kafalı, miyop, kırışık elbiseli, tombul ve keyfine düşkün biri.
 
“İki çeşit acımak vardır. Bunlardan, gerçekten kalbin sabırsızlığından başka bir şey olmayan, duygusal ve güçsüz biri, yabancı bir felaketin üzücülüğünden elden geldiğince çabuk kurtulmak ister; bu acımak, acıya ortak olmak değil, yabancı bir felaketten içgüdüsel olarak korunma çabasıdır. Duygusalllıktan uzak ama yaratıcı olan öteki ise gerçek acımadır; o ne istediğini bilir. Gücünün sonunda kadar ve hatta o sonun sınırlarını aşsa bile, tüm acılara katlanarak, o felakete ortak olmaya kararlıdır.”[3]  S.ZWEIG
 
ÖZET[4]
 
Avusturya-Macaristan ordusunun süvari teğmeni olan Anton Hofmiller, kasabadaki garnizonda görevlidir. Bir gün zengin Kekesfalva’nın yeğeni ile tanışmış ve  arkadaşının aracılığıyla Herr Layos Von Kekesfalvaların evinde verilen balolu yemeğe davet edilmiştir.  Yemekte Kekesfalva’nın kızı Edith ve yeğeni Ilona ile de tanışır. İçki ve alışık olmadığı bu güzel  ortam Anton un başını döndürmüştür. Teğmen Anton gece boyunca dans edip eğlenir.   Tam çıkacağı zaman, ev sahibinin on yedi-on sekiz yaşlarındaki  Edith adlı bir kızları olduğu ve o kız ile de dans etmesi gerektiğini düşünür. Böylece Edit’in oturduğu masaya kadar giderek genç kızı dansa davet eder.  Ama o anda Edith birdenbire hıçkırıklar içinde ağlamaya başlar. Teğmen Anton genç kızın ağlama nedenini bilmemektedir. Fakat durumu öğrenince yaptığı gafın büyüklüğünü anlamıştır. Çünkü dansa davet ettiği genç kızın her iki ayağı da felçtir. Dansa kalkamayan kız, üzüntüsü yüzünden herkesin önünde mahcup olmuş ve ağlamaya başlamıştır. Çünkü  genç kız tekerlekli sandalyeye mahkûmdur.
 
Hofmiller kızın sakat olduğunu görmemiştir, çünkü kız masa başında oturmaktadır. Teğmenin yüreği  adını koyamadığı duygularla allak bullak olmuş,  yanakları utançtan kızarmıştır.
Teğmen Hoffmiller büyük bir gafın yarattığı bu şokun içinde merhamet, acıma ve üzüntü ile kaşı karşıya kalır.   ” Teğmen Hoffmiller ilk kez tanıdığı bu yabancı duyguya nasıl muamele edeceğini bilemez. Acımak, davetsiz bir misafir gibi zamansızca gelir, kapıyı bile çalmadan kalbinin orta yerine kurulup oturur da onu yaka paça kapı dışarı edemez.  Öncesinde kuru bir bilgiden ibaret olan, içselleştirmediği belki de reddettiği bu duyguya kayıtsız kalamaz” Teğmen utançtan alev alev  kızaran yanaklarıyla  kaçarcasına ayrılır.

Ertesi gün özür dilemek için Edith’e çiçek göndermiş ve  her gün Edith ile Ilona’yı ziyaret etmeye başlamıştır. Her ziyaret sonrasında vEdith’e duyduğu acıma hissi daha da çoğalmaktadır. Edith de her gün Hofmiller’i özlemeye ve sürekli onu beklemeye başlamıştır.
Kekesfalva ve Ilona, Edith’in hastalığından kaynaklanan tüm kaprislerine katlanmakta ve onun durumuna çok üzülmektedir. Bir gün Kekesfalva, Hofmiller’den Edith’in doktoru Condor’a, Edith’in iyileşme umudunun olup olmadığını gizlice sormasını ister, çünkü Condor bu konuda hiçbir zaman kesin bir şey söylememektedir.
 
Hofmiller,  Dr. Condor’dan Edith’in iyileşemeyeceğini öğrenir. Ama Kekesfalva ailesini üzmemek için zararsız görünen yalanlar söylemeye ve onları bu konuda umutlandırmaya başlamıştır. Hatta bu duygular Hofmiller’in aslında Edith’i iyileştirmeyeceğini bildiği halde onlara yeni bir tedavi yöntemini müjdelemesini, sonra da artık kendisine âşık olan Edith’e onun da ilanı aşk etmesine kadar sürükler.
Duyduğu acıma duygusu giderek Hofmiller’i ele geçirmekte ve tüm hayatını geri döndürülemez bir biçimde şekillendirmektedir. Aşkını açıkça ilan eden Edith e karşı acıma duygusu dışında bir şey hissetmeyen Anton, bir yandan çaresizlikle kıvranırken bir yandan kendini parmağında nişan yüzüğüyle baş başa bulur.
 
Bu noktadan sonra ilişki o yazgısal, o korkunç sona doğru hızla ilerler. İçinde bulunduğu durumun açmazıyla mücadele edemeyen Anton işi intihara kadar götürecek bir ruh halindeyken o gece birliğinden Albay’ına açılır. Albay Svetozar Bubencic’in çözüm önerisi Czaslau’daki yedek birliğe gitmesi ve sabah erkenden kimselere görünmeden oradan ayrılmasıdır. Albay bir şekilde arkada kalan durumu idare edecek ve nişan konusunun da sessizce kapanmasını sağlayacaktır.
 
Hofmiller sabah çok erkenden ilk treni yakalamak üzere ayrılır. Fakat yine vicdanı peşini bırakmaz, yaptığından duyduğu derin suçluluk duygusuyla yol üzerinde ilk istasyonda trenden inip açıklama yapabilmek için Condor’a uğrar ancak Condor evde olmadığı için karısına, Condor’a iletilmek üzere bir mektup bırakır. Mektupta olanları en kısa ve doğru şekilde özetler. Sözünü tutamadığını, arkadaşları karşısında utanarak nişanı inkar ettiğini, intihar etmek istediğini ancak albayın bunu engellediğini; kendisiyle birlikte başka bir suçsuz insanı daha felakete sürükleyemeyeceğini anladığını ve bu nedenle Condor’un acilen Kekesfalvaların malikanesine giderek, olanları tüm açıklığıyla anlatmasını ve bütün bunlardan sonra Edith yine de onu affederse nişanlı kalacağını ve sonsuza kadar onunla kalacağını yazar. Bununla da yetinmeyerek Condor’un mektubu ulaştıramama ihtimaline karşı ikinci bir istayondan telgraf çeker.
 
Ancak ne yazık ki ne telgraf ne  Edith’in eline geçer ne de Condor'a ulaşır.  Bütün kasaba bu olayın dedikodusuyla çalkalanırken Anton ortalarda yoktur. Edith bu utançla intihar eder. Herr von Kekesfalva’da kızının acısına ancak birkaç gün dayanabilir. Edith’in intihar ettiği 29 Temmuz aynı zamanda savaşın başladığı gündür. Anton bu vicdan azabıyla savaşa katılır, kaybedecek hiçbir şeyi olmadığına inancından ölmek için giriştiği her muharebeden kahramanlık hikayeleriyle döner. Kendisine verilen bu onuru hak etmediğini düşündüğünden savaş bitiminde askerlikten istifa eder.

Stefan Zweig  Hakkında

Stefan Zweig 1881 yılında Viyana’da doğdu. Babası varlıklı bir sanayiciydi. Viyana ve Berlin’de eğitim gördü. Birçok ülkeyi dolaştıktan sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında, Zürih’e geldi. Savaş karşıtı kişiliğiyle tanındı.
 
1919-1934 yılları arasında Salzburg’da yaşadı, 1938’de İngiltere’ye, 1939’da New York’a gitti, birkaç ay sonra da Brezilya’ya yerleşti. Avrupa’nın içine düştüğü duruma dayanamayarak 1942 yılında karısıyla birlikte intihar etti. Çok sayıda denemesi, öyküsü, uzun öyküsü ve romanı yanında, büyük bir ustalıkla kaleme aldığı  Biyografileri ile de ünlüdür.
 
 
 

[1] http://www.idefix.com/kitap/sabirsiz-yurek-stefan-zweig/tanim.asp?sid=IH9520W2LY5YY22F0W3G
[3] http://www.yasamaugrasi.com/edebiyat/gunceler/stefan-zweig-hayati-ve-eserleri-1881-1942.html#.VCZKI2d_t1Y
[4] http://ayseninkitapkulubu.blogspot.com.tr/2009/12/sabrsz-yurek-stefan-zweig.html





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...