Savaş Ve Barış Özeti Ve Hakkında Lev Tolstoy

Ekleyen : ESA , 13 Mart 2015 Cuma aaa Beğen


RESİM ALINTI: https://www.dr.com.tr/Kitap/Savas-Ve-Baris-Cilt-2/Cocuk-Ve-Genclik/Genclik-10-Yas/Dunya-Klasik/urunno=000

Yazıda,  Savaş ve Barış -  “ Harp ve Sulh- adlı eserin hakkında bilgiler verilecek, Savaş ve Barış’ı adlı eserin özeti,  konusu, kahramanları, ana fikri, kısa tahlili yapılacak, roman ve yazar Lev Tolstoy hayatı ve diğer eserleri hakkında bilgiler verilecek, eser ve yazarı hakkında yorumlar yapılacaktır.

 


SAVAŞ VE BARIŞ HAKKINDA GENEL BİLGİLER

 
 
Eser Rusya’nın 19. yüzyılın ilk çeyreğindeki Rusya’nın  sosyal hayatını ve insanlarının iç yüzlerini ortaya koymak için yazılmıştır.  İlk Yayın yılı 1869’dur.
 
Bu yüzden eserde işlenen savaş konusu eserin geniş bir dekoru ve eserin aynası olmak gibi bir işlev taşımaktadır. Eserin amacı savaşı anlatmaktan ziyade insanları anlatmaktır.  Eser, soylular ile köy ve kasabalardaki çifçileri  ustalıkla yansıtmıştır.
Lev Tolstoy Savaş ve Barış’ı yazdığında 37 yaşındadır.[1]1854-56 yılları arasında, Kırım’da savaşmış olması bu romanı yazabilmesinde büyük bir etken olmuştur. Eserini yazmadan evvel konu hakkında derinlemesine çalışmalar yapmış;  “ Dedelerinin Günleri “ olarak nitelediği eserini, mektup, günlük ve anılardan faydalanarak  yazmayı başarmıştır. Bu derin çalışmalarına rağmen “Savaş” onun bu eserinde insanın iç yüzünü ortaya koyan teferruatlı işlenmiş geniş bir dekor gibidir.
Eser, 1863,1868 yılları arasında beş yıllık bir süreçte yazılmıştır. Roman yaklaşık 20 yıl gibi geniş bir zaman dilimini ele almış,   600 civarında yan karakter, 10 kadar da ana karakter içermektedir.[2]
 
Dünya edebiyatının en büyük on eserlerinden biri olarak kabul edilen roman  aynı zamanda bu büyük savaşı anlatan sahneleri,  karakter zenginliği, Rus toplumunun sosyal ve ekonomik koşullarını, aşk, hırs, düşmanlık, ölüm gibi temaları başarıyla ortaya koyabilmiş olmasından dolayı oldukça ses getirmiştir.  Eser Rusya kültürünü işgale kalkışan Avrupa kültürüne aldığı tavır yönünden de dikkat çekicidir.
 
Eser her zaman dünyanın en iyi romanları arasında sayılmış, hemen her dile çevrilmiş, defalarca baskı yapmış, her zaman en iyi romanlar, en çok satan kitaplar, listeleri arasında bulunmuştur. Eser Tolstoy’un da en iyi romanı olarak kabul edilir. Türkçeye ilk kez “ Harp ve Sulh” adıyla tercüme edilmiş, daha sonraki baskılarında “Savaş ve Barış “ adıyla yayınlanmıştır.
Eser de Tolstoy’un ailesi ve öz yaşamı hakkında da ipuçları bulunmaktadır. Prens Bolkonski, Tolstoy’un, annesi tarafından büyük babası Prens Volkonski’ye çok benzer.  Nikolai ve Uya Rostov da babası ve babasının babasını andıran özellikler taşımaktadır.  Romandaki Sonya ve Marya’nın da prototip­leri vardır Bolkonski ve Rostov aileleri arasındaki ilişkiler romandakini çok andırmaktadır. [3]
 

Roman ve Lev Tolstoy hakkında yazılanlar
 
“Ne sanatçı ve ne psikolog! İlk iki kısım kusursuz, ama üçüncü yokuş aşağı gidiyor… Bazı kısımlar ise Shakespeare düzeyinde. Okurken zevkten gözlerimden yaşlar aktığını hissettim, üstelik bu çok da uzun sürdü.!”  Flaubert (kendisine romanın Fransızcasını yollayan Turgenyev’e yazdığı mektuptan)
“Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı son bin yılda yazılan en büyük on edebiyat eserinden biridir. Bütün 19. yüzyıl romanları içerisinde Tolstoy’un Napolyon’un Rusya’yı işgalini anlatan panoraması, hacmi, insan anlayışı, kahramanlarının soluğu ve tarih üzerine düşüncelerinin akışı bakımından en büyüğüdür. Resmin büyüklüğüne rağmen bireysel fırça darbeleri de her zaman kesin, doğru ve vecizdir.”
- John Updike-[4]
 
 
Konusu:
 
Eser 1804’lerde başlayan bu olay Çarlık Rusya ve Fransa arasında geçen savaş yıllarındaki Rusya insanlarının aşklarını, sosyal hayatlarını ailelerini ve onların  iç yüzlerini ortaya koymaktadır.    “Bolkonsky ve Rostov ailelerinin üzerine kurulu olan  roman bu iki aileye üye olanların kişisel öykülerini, Napoléon Fransası’yla savaşın eşiğinde olan Rusya’nın portresini çizmek üzere kullanır.”[5]
Roman saray hayatı ve saray insanlarının konumları, düşünceleri, ahlaki anlayışları, karakterlerin konumlarının ve maddi olanaklarının değişimine pareler olarak  değişen duygusal tepkilerini, konumlarının değişmesiyle birlikte değişen hallerini aktarmaktadır.
Roman bireylerin iç dünyasından Rus halkının iç yüzünü, düşüncelerini, tavırlarını ve sosyal yaşamlarını ortaya serer. Rus aristokratlarının ahlak anlayışlarını, hayata bakışlarını, konumlarına göre değişen ahlak ve düşünce yapılarını, yani gerçek iç yüzlerini  irdelemekte, savaş esnasında dahi değişmeyen çıkar ilişkileri ve ahlaki ikiyüzlülüğü sorgulamaktadır.

Türü:
Savaş ve Barış, Rusya-Fransa savaşlarını konu edindiği için tarihî  roman özelliği taşımaktadır. Fakat içeriğinden ötürü sosyal roman olarak da kabul etmek gerekir. .: “Savaş” Rusya ile Fransa arasında geçen mücadeleyi ,  “Barış” ise romanda geçen aşkları  ifade eder.

Mekân:
Brodino, Lisi-Gori, Moskova ve St. Petersburg
 
ANA KARAKTERLER
  • Prens Nikolai Andreiviç Bolkonski: Orduda başkumandanlık yapmış ve emekli olmuştur bir kişidir. Kavgacı, otoriter bir insandır.
  • Andrey Nikolayeviç Bolkonski: Prensin oğludur. Kısa boylu cesur ve akıllı bir askerdir. Prenses Liza ile evlidir. Karısı doğururken öldükten sonra Nataşa’ya açılmaya karar vermiştir. Son savaşta ağır yaralanması sebebiyle hayatını kaybetmiştir.
  • Marya Bolkonski: Prensin kızı, Andre’nin kız kardeşidir. Biraz çirkin ama vefalı bir kadındır. Babasının ona çok çektirmesine rağmen babasını  ölümüne kadar yalnız bırakmamıştır.Evine düşkün, sadık , yalnız yaşayan bir kadındır.  Nikolai Rostov ile evlenir.
  • Kont Krill Vladimiroviç Bezuhov: Pierre’in babasıdır. Züppe, çapkın bir kişidir.
  • Nataşa Rostov: Yaşadıklarından çok çabuk etkilenen  çabuk karar değiştiren, Rostovların uçarı küçük kızıdır. Önce Boris’e daha sonra Andre’ye, sonrasında Anatol’a ve sonra tekrar Andre’ye dönmüş, fakat Andre ölmüştür.  En sonunda Piyer’le evlenmiş ve mutlu bir yaşam sürmüştür.
  • Prens Vasili Sefgyeviç Kurağın: Bezuhov ailesinin önceki vârisidir.
  • Anatol Kuragin: Vasili’nin müsrif, çapkın oğludur.
  • Kont Uya Andreiç Rostov: Moskova sosyetesinin önde gelenlerindendir. Tutumsuz biridir.
  • Nikolai Rostov: İstikrarsız bir gençlik yaşayan sonra ailenin sorumluluğunu alan Kont Rostov’un oğludur.
  • Pierre Bezuhov: Kont Bezuhov’un gayrimeşru oğludur. Nazik, iyi niyetli, idealist İri yapılı, cesur, fakat çekingen bir insandır. Nataşa ile evlenir.
  • Napoleon Bonaparte:  Fransa İmparatoru.
  • Kutuzov:  Yaşlı tedbirli,  Rus vatanseveri ve ordusu komutanıdır.
 

Özet:
 
Napolyan Avrupa ve Rusya için çok büyük bir tehdit olmaya başlamışken Rostov ve Balkonski aileleri Rusya da oldukça nufuzludur.
Bezuhov ‘ların lideri konumundaki Prens Bezuhov  yaşlı ve hasta bir adamdır.  Yakınları ve varisleri  ölümünü beklemektedir.  Tüm çocukları ve diğer varisleri mirası nasıl dağıtacağını merak etmektedirler. Kont’un ilk vârisi olan Vasili Kuragin’dir.  Vasili Kuragin babasından kalan  vasiyetnameyi yok etmeye çalışır ama başaramaz.  Çünkü  ihtiyar adam bütün servetini çok sevdiği  diğer oğlu Piyer’e bırakmıştır. Piyer ise Prens Bezuhov‘un nikâhsız eşinden olma diğer bir çocuğudur. Babası kendisini nüfus kütüğüne geçirmiş ve yüklü bir mirasın vârisi olmuştur. Nikâhsız bir anneden olduğu için  Moskova aristokratları  arasında pek saygın bir yere sahip olmayan Piyer ‘e Moskova sosyetesi birden bire ilgi göstermeye başlar. Çünkü tüm servet ona kalmıştır.
Prens Nikolai Bolkonski, kızı Marya ile Smolensk civarında bir malikânede yaşamaktadır. Oğlu Andre ise evlenmiş ve Petespurg’ ta oturmaktadır.   Nataşa Rostov  ise Andrenin eşi  olan Liza’nın kuzenidir.  Andre,  eşi Liza ile mutsuz bir evlilik yürütmektedir ve  sırf bu yüzden  hamile eşini babasının yanına bırakarak 1805 yılında ilan edilen seferberlik sonrasında  Rus ordusuna  katılmıştır. Aile maddi sıkıntı içindedir ve çocuklarının zengin birileriyle evlenmelerini arzu etmektedirler.
Napolyan Rusya içlerinde ilerlemeye başlar. Bu savaşa Andre, Nikola, Denisof ve daha pek çok Moskova aristokratlarından gençler de dahil olmuştur.
Rostov ailesi iyi niyetli İnsanlardan oluşan  bir soylu ailesidir. Ailenin yeğeni Sonya çocukluğundan beri Nikolai’ı sevmektedir. Nikolai, 1805 yılında bir subay olarak Avusturya’ya gitmiş, bir çarpışmada yaralanmış, birkaç savaşa daha katılarak  ve iyi bir harp subay olmuştur.
Petersburg sosyetesinin  sayılı isimlerinden biri  olan Prens Vasili, güzel kızı Elen’i,  Piyer ile evlendirmek istemektedir.  Vasili Kuragin  bir balo düzenleyerek Kızı Eleni ile Piyer’i baş başa bırakır. Balo esansında Eleni, Piyer’i elde etmeyi başarırır.  Prenses Eleni, Piyer’i öper ve sonrasında  Piyer ile evlenmeyi başarmıştır. Elena, tutkularının esiri olan, ahlaksız fakat sosyetenin önde gelen kadınlarından biridir.
Püskürtülen Fransız’lar  yeniden taarruza geçerek  Osterliz’e kadar ilerlemiştir.  Osterlitz savaşında Ruslar ağır kayıp verir. İmparator yaralanmış, başkumandan vurulmuş, diğerleri ise kaçmışlardır. Prens Andre savaş alanında kalmış ve Fransızlar tarafından esir alınmıştır.
Yeni yetme bir aristokrat olan  Piyer’in evliliği eşi Elen hakkında duyduğu dedikodular yüzünden pek iyi gitmemektedir.   Dolokof’un bir zamanlar  Elen’i  kirlettiği söylentileri yüzünden oldukça huzursuzdur. Bir gün Piyer, Dolokof ve Eleni sofrada yemek yerken  Piyer, Dolokof’un elinde gördüğü pusulaya bakmak ister.  Bu pusulayı karısı Elen’in verdiğinden şüphelenmiştir.  Dolokof ise kağıdı Piyer’e vermek istemez. Bunun üzerine Piyer, Dolokof’u düelloya davet eder.  Bu düelloda Dolokof yaralanır Nikola onu yaralı halde yerden almıştır.  Bu olaydan sonra Piyer karısı Elen’i terk eder.

Andre’nin esir düştüğü haberi  evine de ulaşmış,   karısı  Liza’nın doğumu yaklaşmıştır.  Kısa bir müddet sonra serbest bırakılan Andre tam eve döndüğünde eşi  Liza doğum yapar fakat doğum esnasında ölür . Nikolai adı verilen bebeği sağ kalır.
Çar ile Napolyon  anlaşmış  savaşa ara verilmiştir.  Hatta  Çar’ın kız kardeşlerinin birinin Napolyon ile evleneceği söylentisi bile çıkmıştır.
Piyer ise Petersburg masonluğunun üyelerinden biri olmuştur.   Ayrı yaşamaya başladığı karısı Elen ondan af dilemek istemektedir.  Hatta bir mason  Piyer’e  karısnı affetmesi yönünde bir telkinde bulunmuş, eğer karısını kabul etmese bunun masonluğa uymayacağını da söylemiştir. Piyer herkesin bir ağız birliği etmiş olduğunu anlar ve Elen’i affetmek zorunda kalmıştır
 
1806-1809 yılları arasında ordudan ayrılmış olan ve Petersbug’daki  malikânesinde yaşamaya başlayan Andre,  sürekli yeni akımların peşinde koşmakta ve hayatın anlamını sorgulamaktadır.  Petersbug’daki  bir baloda Kont Uya Andreiç’in kızı olan Nataşa’yı görür ve  Nataşa ile birkaç kere dans eder. Balodan sonra da Nataşa’yı unutamaz ve Nataşa’ya âşık olur.   Pierre, Andrey’in en yakın arkadaşıdır.  Olayın farkında olan Piyer ise  Andre’yi teşvik etmiş Andre’de Nataşa’ya açılmaya karar vermiştir. Andre  ilk önce Nataşa’nın annesine konuyu açılır.  Nataşa’nın annesi olayı kabul etmiştir.
Daha sonra Nataşa’ya da açılmış,  Nataşa da sevinçten  havalara uçmuştur. Fakat  babası Nataşa’nın düğünün bir yıl sonra yapılmasını istemekte aslında evliliğe de karşı çıkmaktadır.  Bu bir yıl boyunca Andre yurt dışında gezmeli ve dolaşmalıdır. Nataşa bu öneriyi kabul eder ve Andre’yi  bekleyeceğini söyler. Andre gitmeden önce gizlice nişanlanırlar. Bir süre şehirden ayrılmak zorunda olduğu için  de kızı Nataşa’yı Pierre Bezuhov’a emanet ederek gider.  Piyer’e emanet olan Nataşa, Pierre’in kötü yürekli karısı Elena’nın emellerine alet olmaya başlar.  Bir baloda Prens Vasili’nin işe yaramaz oğlu Anatol Kuragin’i görür.  Anatol Kuragin Elen’in kardeşidir ve Nataşa ile tanışmak istemektedir. Elena, Nataşa’yı kardeşi Anatol Kuragin’le tanıştırır. Nataşa ve Kuragin arasında yeni bir ilişki başlar.
 
Andre gezidedir.  Nataşa ise Anatol ile buluşmaya başlamıştır. Nataşa Anatol Kuragin’e nişanlı olduğunu söylese de Kuragin aldırmaz.  Nataşa’da Kuragin’den etkilenmeye başlar. Balodan döndükten sonra olayı Sonya’ya anlatır. Sonya o adamdan kimseye hayır gelmeyeceğini, işe yaramazın teki olduğunu anlatmaya çalışsa da Nataşa onu dinlemez ve hatta ona karşı olan hakaretlerinden dolayı Sonya ile bozuşur.  Sonya, Nataşa’nın Anatol ile kaçma planları yaptığını anlar ve konuyu Nataşa’nın amcasına açmaya karar verir.
 
Anatol, Nataşa’yı kaçırmayı planlamış ve Dolokof’un yardımı ile teşebbüse geçmiştir.  Fakat Piyer bu girişimi engeller . Üstelik Kuragin evli bir adamdır. Piyer olayı duyduktan sonra Nataşa’ya Kuragın’in evli bir adam olduğunu söyler.  Nataşa, Anatol’un evli olduğunu duyunca bu ilişkiye son vererek Sonya ile konuşmaya başlar.
Fakat olanları Andre’de duymuş ve çok üzülmüştür.  Hüsran’a uğrayan Andre, nişanlısı Nataşa’nın ihanetini kabullenemez.
Fransa-Rusya savaşı tekrar başlamış Nikola, Andre gibi eski askerlerin yanında Piyer de savaşa katılmıştır.  Fransızlar  Lisi-Gori’ye kadar ilerler. Andre,  kız kardeşi  Mari’ye ve ihtiyar prense bir mektup göndererek hemen Moskova’ya gitmelerini söyler. İhtiyar prens  bir felç geçirmiş ve Mari ona bakmaktadır. İhtiyar prens ölünce Mari yalnız kalmıştır.  Mari’nin Moskova’ya gitmesine mujikler engel olmaktadır. Oradan geçen Nataşa’nın kardeşi ve Andrey’in arkadaşı Nikolai Rostov ,  Mari’ye yardım ederek kurtulmasını sağlar ve bu esnada Mari ile Nikola arasında bir aşk doğmaya başlar.
Nikolai, Marya ile ilgilenmeye başlar, bir süre sonra da ona âşık olur. Fakat hâlâ Sonya ile nişanlıdır.
Pierre’de Borodino savaşına katılır. Savaştan sonra kıyafet değiştirerek  Napolyon’u öldürmeye karar verir. Fakat esir düşer. Pierre esir düştüğü sırada dine sarılır ve masonluktan uzaklaşır.

Fransız orduları Moskova’ya da yaklaşmaya başlamış,  hatta  Moskova’yı da almışlardır.  Herkes arabalarıyla şehirden kaçmakta, Moskova ise yanmaktadır. Savaşta ağır yaralanan Andrey ise Moskova’ya getirilmiştir. Moskova yanmış ve Rostov ailesi tüm mallarını, mülklerini kaybetmiştir.  Rostovlar da  yüklerini arabalara doldurmuşlar şehirden ayrılmaktadır. Fakat daha sonra yüklerinin bir kısmını boşaltıp yaralıları almaya başlarlar . Bir köyde mola verdiklerinde yaralılar boşaltılır. Ande’de bu yaralılar içindedir.  Nataşa, yaralıların arasında Andre’nin de olduğunu duyunca gidip  Andre’yi bulur. Nataşa  yaptıklarından dolayı Andre’den özür diler  ve ona onu sevdiğini söyler. Andre’nin durumu ise çok ağırdır ve ateşi düşmemektedir.
Moskova’da kalan Piyer’i   kundakçı olduğunu sanan askerler  tutuklarlar ve ceza evine koyar ama şans eseri kurtulur. Piyer’in karısı Elen ise  anjinden ölür.  Aynı günlerde Nikola’ya Sonya’dan bir mektup gelir.  Sonya aşklarının artık sürmeyeceğini anlatır. Nikola bu mektubu hemen Mari’ye gösterir ve Nikola ve Mari  arasındaki aşk iyice alevlenmeye başlar. Mari , Andre’nin yanına gider. İki gün boyunca Andre’nin başından ayrılmaz ama iki gün sonra Andre ölür.
Napolyon Moskova ve  diğer yerlerde tutunamamış ve geri çekilmeye başlamıştır.  Bu geri çekiliş esnasında Nataşa’nın on altı yaşındaki kardeşi Petiya kaçanları kovalarken  ölür.

Nataşa,  Mari’nin de yardımıyla Piyer ile evlenir.
Piyer’lerin evliliğinden bir  kaç yıl sonra Nikola ile de  Mari evlenecektir. . Nikola babasının borçlarını ve zararlarını Mari’nin hiçbir hissesini satmadan ödemiştir.
Nikola ile Mari’nin bir kızları olur. Nataşa ile Piyer’in ise üç kızları ve bir de erkek çocukları olur. Andre’nin oğlu Nikolenka ise Piyer’i babası olarak görmekte ve örnek almaktadır.
 
 
[1]  http://edebiyatelestiri.blogspot.com.tr/2010/08/lev-tolstoy-savas-ve-bars.html
[2] http://www.insanokur.org/?p=243
[3] http://www.msxlabs.org/forum/dunya-edebiyati/
[4] http://www.idefix.com/kitap/savas-ve-baris-2-cilt-birlikte-lev
[5] http://www.idefix.com/kitap/savas-ve-baris-2-cilt-birlikte-lev-nikolayevic-tolstoy
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Lut Durak
21 Nisan 2018 Cumartesi 15:26:56
Özet daha uzun olsa iyi olurdu.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...