Sefiller Hakkında Konu Özet İnceleme ( Victor Hugo )

Ekleyen : ESA , 13 Şubat 2019 Çarşamba aaa Beğen 1
 
 
 
Yazıda “ Sefiller, özgün Fransızca adı ile  Les Misérables (  VİCTOR HUGO )   ”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Sefiller, özgün Fransızca adı ile  Les Misérables (  VİCTOR HUGO ” hakkında bilgiler “Sefiller, özgün Fransızca adı ile  Les Misérables (  VİCTOR HUGO “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “Sefiller, özgün Fransızca adı ile  Les Misérables (  VİCTOR HUGO    adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESERİN YAZIM BASIM ÖYKÜSÜ İÇERİĞİ VE YAZARI HAKKINDA 
 
Victor Hugo’nun Sefiller, özgün Fransızca adı ile  Les Misérables;  basım tarihi  1862 olan bir dönem romanıdır. Hugo’nun bu romanı yazmış olduğu  NOTRE-DAME'IN KAMBURU adlı romanı ile birlikte Fransız ve dünya edebiyatının en gözde başyapıtları arasında sayılır.
 
Hugo’nun Sefiller adlı romanı da NOTRE-DAME'IN KAMBURU (orijinal ismi: Notre Dame de Paris), gibi Fransız İhtilali sonrasındaki Fransa’nın karanlık günlerini anlatmaktadır.  Romandaki hikâyenin mekânı Paris, romanın zamanı ise 1815'te başlayıp ve 1832'deki Paris Haziran Ayaklanması ile son bulan bir zamandır. Bir başka deyişle hikâye Hugo’un yaşadığı çağın ve günlerin zamanı romanın da zamanı olmaktadır.
 
Hugo bu romanını cumhurbaşkanlığına bile aday gösterilecek kadar ulaştığı şöhret zirvesinden sonra, şöhretinin düşüşe geçtiği ve 1851’de ülkesinden ayrılıp, Channel Adaları’na yerleştiği yıllarda  yazmıştı. Demokratik ve liberal düşüncelere sahip bir yazar olan Hugo,  seçimlerde Louis Napolyon’u desteklemiş ama Louis Napolyon kendini imparator ilan edince bu duruma üzülmüş, Channel Adaları’na yerleşerek kendisine yirmi yıl sürecek gönüllü bir sürgün cezası vermişti.
 
Daha çok eski bir mahkûm olan Jean Valjean ile yakınlarındaki birkaç kahramanın kesişen yaşamları üzerinde kurgulanan roman, o yıllardaki Paris ve Paris halkının sosyal hayatını, Paris’in arka sokaklarında sürüklenen yaşamları dile getirmektedir.
Hugo'nun kariyerindeki en parlak dönemlerinde yayımlanmış olan roman özellikle Hugo’nun  NOTRE-DAME'IN KAMBURU adlı [1]eseri ile kazanmış olduğu haklı şöhretin de etkisi ile henüz yayınlanmadan önce romanın hakkında büyük tanıtımlar yapılmış,  roman daha çıkmadan roman hakkında önemli bir beklenti de oluşmuştu.
 
Daha roman çıkmadan roman için çoğu da olumsuz olan pek çok yorum yapılmış, roman basılır basılmaz da hem Fransa'da hem de tüm dünyada büyük bir ticari başarıyı da yakalamış olacaktı.[2]
 
Roman’ın özgün şekli beş cilt, her cilt birkaç kitaba ayrılmış, 365 bölümden oluşmuştur. Kısaltılmamış Türkçe çevirilerinin 2000 sayfaya yaklaştığı roman Dünya edebiyatının en uzun romanlarından birisi olmaktadır. Eser Romantizm akımın tesirinde yazılmış, bu akımın tesirinde yazılmış romanlar arasındaki en popüler romanlardan da birisi olmuştur. Roman, liberal ve demokratik düşüncelere sahip bir yazar olan Hugo’nun özgürlük, adalet, eşitlik gibi kavramları savunduğu siyasi yönü de olan sosyal bir roman olma özelliği de taşır. Roman 1930 lu yıllardaki Fransa’nın çarpık adalet sistemini, sosyal hayatını, toplumsal sorunlarını ve siyasi hayatını teşhir etmekteki başarısı ile de çok dikkat çekicidir.  
 
Kaynaklara göre Hugo romanının başkarakteri Valjean ‘ı yaratırken hayırsever ve vicdanlı bir iş adamı eski bir mahkûm Eugène François Vidocq'un hayatından ve yaşadığı benzer olaylardan etkilenmiş romanın kurgusunu da onun gerçek hayatta yaşadığı bazı olaylardan esinlenerek kurmuştur.  Bazı araştırmacılara göre romandaki gururlu bir isyancı olan “Marius tipinin, yazarın kendi gençliğinin idealize edilmiş biçimi” olduğu görüşündedirler. Nitekim romandaki Maurıs’ın babası da tıpkı kendi babası gibi Napolyon’un ordusunda generaldir.
 
 
SEFİLLER HAKKINDA YORUMLAR
 
Hugo’nun kendisi romanın önsözünde romanı hakkında şunları yazmıştır. “Şu anda okuyucunun eli altında bulunan kitap, eksikleri, üstün veya zayıf tarafları ne olursa olsun, bir baştan bir başa bütünü de, teferruatlarında kötülükten iyiliğe, adaletsizlikten adalete, sahtelikten hakikate, geceden gündüze, ihtirastan vicdana, çürümüşlükten hayata, canavarlıktan vazifeye, cehennemden cennete, hiçlikten Allah'a doğru bir yürüyüştür. Çıkış noktası madde, vardığı nokta ruhtur. Başlangıçta canavar, neticede melektir.”
Upton Sinclair  "dünyadaki en iyi yarım düzine romandan biri" [3]
 
FİLM MÜZİKAL VE TİYATRO UYARLAMLARI
 
Sefiller birçok kez filme uyarlanmış, müzikale ve tiyatro oyunu halinde de sahnelenmiştir.  İlk film uyarlaması 1935 tarihli filmi Richard Boleslawski ‘nin yönettiği en İyi Film Akademi Ödülü'ne de aday olan filmdir. [4] Bu filmden sonra , 1958 de Jean-Paul Le Chanois yapımı filmi, 1978 de başrollerinde Richard Jordan ve Anthony Perkins’in  oynadığı televizyon filmi takip etmiştir.  Bu filmleri 1998, 2000, 2012, ve 2013 te çekilen filmler izlemiştir.  
 
ROMANIN KONUSU
 
Ekmek çaldığı için mahkûm olan Jan Valjen, birkaç kez hapisten kaçmaya kalkıştığı için mahkûmiyeti uzamış ve kürek çekme cezasına kadar yükseltilmiş,  iyi yürekli bir mahkûmdur. Hapisten çıkınca, bu defa mahkûmiyet belgesi yüzünden yine aç kalmış onu evine alan piskoposun gümüş takımlarını da çalmak zorunda kalmıştır. Yakalandığı zaman Piskopos o takımları hediye ettiğini söyleyip şikâyetçi olmamış hatta ona iki de gümüş şamdan da vererek namuslu bir adam olma şartıyla serbest bırakılmıştır.
İş hayatına atılan Jan Valjen, zengin bir iş adamı haline de gelip, belediye başkanı da seçilir. Jan Valjen, Fantine adlı  iyi yürekli bir fahişeyi  polis şefi Javer’in elinden kurtarınca Polis Şefi  Javer,  aniden zengin olan ve herkesin “Baba” dediği Madeleine’inin kim olduğunu araştırmaya başlar.   Bir gün Madelaine, Jean Valjean adlı birisini yakalanıp küreğe mahkûm edildiğini duyar.  Kendisinin yerine bir başkasının yakalandığını öğrenince, Javer’e teslim olur. Fakat yine hapisten kaçar.
 
ROMANDAKİ KARAKTERLER
 
JEAN VALJEAN: Ekmek çaldığı, hapislerden de kaçtığı için beş yıl kürek cezası alan, 19 yıl sonra şartlı salıverilen ve toplumun kötü biri olarak gördüğü ama çok iyi yürekli çok düzgün bir adamdır.  Bir piskoposun yardımı ile iş adamı hatta belediye başkanı da olmuş ama yerine bir başkası mahkûm edilince tekrar teslim olmak zorunda kalmıştır.
JAVERT: Kanunlara bağlı, katı ruhlu, başarılı bir polis şefidir
COSSETTE: Beş yaşından sonra Valjean’ın yanına gelen, onun acılarına da ortak olan ve Valjean’ı çok seven bir kızdır.
FANTİNE:  Eski bir fahişe iken Valjean onu polisin elinden kurtarmış fabrikasına almıştır. Kızı için her türlü fedakârlığa katlanan bir kadındır.
MARİUS: Dedesinden ayrıldığı için sefalet içinde yaşayan ve Cossette’e âşık bir öğrenci.
EPONİNE: Thanardier’lerin, Marius’a âşık olan kızı.
GAVROCHE: Paris’te çetelerin ve fahişelerin arasında yaşayan bir sokak çocuğu.
THANARDİER AİLESİ: Fantine’in Cossette’i emanet ettiği, para için her şeyi yapabilecek bir hanı işleten çıkarcı bir aile.
 
ROMANIN ÖZETİ
 
Yoksul ve köylü bir aileden gelen Jan Valjean, ailesini doyurmak için çaldığı bir somun ekmek yüzünden beş yıl kürek cezasına çarptırılmış,  sık sık hapisten kaçtığı için de katlanan cezaları yüzünden on dokuz senee yattıktan sonra hapisten kurtulmuştur. Bir ekmek için yattığı bu kadar sene, çektiği acılar, halktan gördüğü kötü muameleler nedeni ile inançlarını da yitirmiş, topluma öfke ve kin duymaktadır. Mahkûm olduğunu belli eden  belgesi  yüzünden herkes onu dışlamakta, kimse ona bir iş vermemektedir.
 
Perme perişan bir halde bir halde  “D” kasabanın piskoposu onun haline acımış ve onu evine almıştır. Ama J. Veljan evdeki gümüş takımları çalıp kaçmış ama Piskopos, ondan şikâyetçi olmayarak onları hediye ettiğini söylemiştir. Üstelik Papaz ona iki tane gümüş şamdan da verir fakat Papaz ona elde edeceği parayı namuslu adam olma yolunda harcaması şartını da koşmuştur.
 
Bu olay, Jean Valjean için bir dönüm noktası olmuş,  mahkûmluk belgesini saklayarak ve gerçek kimliğini gizleyerek, dürüst, ahlaklı, iyi yürekli Madeleine adlı bir iş adamı olmuştur.  

Valjean,  bu yeni hayatını Fransa’nın kuzeyinde mücevher imalatı yaparak geçirmektedir. Kısa zamanda zengin olan J. Veljan  ( Madeleine )  belediye başkanı dahi seçilir. Aslında temiz kalpli bir fahişe olan Fatin adındaki bir kadını polis şefi Javert’in elinden kurtarmıştır. Fakat bu olay üzerine Polis Şefi Javert, aniden ortaya çıkan, aniden zengin olan ve belediye başkanı seçilen herkesin “Baba” dediği bu adamın geçmişini merak ederek araştırmaya başlar.
 
Valjean’ın şüpheli geçmişini inceleyen Javert, “D” kasabasındaki hırsızlık olayına kadar ulaşır.  Her şey J. Veljan ( yani Madeleine) için son derece iyi iken Jean Valjean yeniden çok sarsılmıştır. Çünkü Jean Valjean diye başka birisinin yakalanmış, kendi yerine suçsuz birinin küreğe mahkûm edildiğini duyan J. Veljan  çok büyük bir vicdan azabına kapılmıştır. Bu işe razı olmayan J. Veljan, polis şefi Javaert’e giderek gerçek kimliğin açıklar ve teslim olur
 
Oysa hadise sadece bir isim benzerliğinden ibarettir ve bir başkası Jan  Valjean’ın yerine tutuklanmıştır.  Polis Şefi, Madlen Baba’nın aslında Jan Valjan olduğunu anlamış ve Jan Vanjan’ı ihbar etmiştir. Jan Valjan adında birinin hapiste bulunduğu mahkemece tespit edilmiş ancak ne var ki Valjean’ın ahlakı, kendi yerine bir başkasının hapsedilmesine izin vermemiştir. Madlen Baba (Jan Valjan) teslim olur ve hapiste Jan Valjan sanılan mahkûmun kurtulmasını sağlar. Bu defa da kendisinden başka bir Jan Veljan’ın cezasını çekmek için küreğe mahkûm olur.
 

Hapiste bir gece kaldıktan sonra kaçarak bir limandan denize atlar ve herkes onun öldüğünü sanır. Yine kaçmayı başaran Valjean, teslim olmadan önce sakladığı paralarını da alarak Fantiana’dan olan kızı Cosette’i bulup yanına alır. Javer onları takip etmektedir. Takip edildiğini anlayan Jan Valjan kaçarak,  Cosette’yi yatılı olarak bir kiliseye vermiş ve kendisi de manastırda bahçıvan olarak çalışmaya başlamıştır.  
Javert, yine onun peşindedir ama J. Veljan kendi halinde sakin bir hayat yaşamakta evlat edindiği Cosette’yi de rahibe okuluna göndermektedir.  
 
 Cosette büyümüş ve genç bir kız olmuş üstelik babası Napolyon ordusunda subaylık yapmış bir delikanlı olan Marius ’a âşık olmuştur. Zengin dedesi tarafından büyütülen ama dedesinden de ayrılan  üniversitede avukatlık okuyan bir genç olan Marius, 1832’de isyan eden sosyalistlerin safında olan idealist bir devrimcidir. Bir gün Marius Lüksemburg parkında dolaşırken Cosette ‘yi görmüş ve ona ilk görüşte âşık olmuştur.
 
Marius, sevgilisini görebilmek için her gün o parka gelmektedir.  Cosette  ile  Marius, arasındaki ilişkiyi fark eden Jan Valjan  da bundan çok hoşnut olmamış ve evlerinden ayrılıp başka bir yere taşınmışlardır. Fakat İnatçı  Marius araya araya yine onları bulmuştur. Bunun üzerine J. Valjan , bu gencin ciddi olduğuna karar verir.
 
İhtilal başlamış,  Krala karşı ayaklananların arasına Marıüs de katılmıştır.  Olaylar arasında Müfettiş Javer devrimcilerin tutsağı olmuş ve Javer’i idam edeceklerdir. Jean Valen bu işi üstenmiş Javert’in kaçmasına göz yummuştur.
Marius ağır yaralanmış ve Valjean onu kurtarmıştır.  Ancak Müfettiş Javer ikisini de yakalar. Müfettiş Javer kendisini devrimcilerin elinden kurtaran Jan Valjan ve Maryüs’ü serbest bırakır.  Jean Valjean teslim olmak için geri döner, ancak Javert’i bulamaz. Minnet altında da kalan Javert, görevini de yapamadığı ive inandığı tüm değerleri de yıkıldığı için Seine nehrine atarak intihar eder.
 
Cosette’in bu genci sevdiğini anlayan Valjean, onun eski bir kürek mahkûmunun kızı olarak bilinmesini istemediğinden ortalıktan kabolmaya karar verir. Marius, hayatını kurtaran kişinin Valjean olduğunu öğrenmiş  İki genç, son anlarını yaşayan Valjean’a koşarlar....
 
Marius ile Cosette evlenirler. Çok yaşlanmış olan Jean Valjean ölür; başucunda piskoposun kendisine hediye ettiği şamdanlar yanmaktadır.
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...