Silahlara Veda Hakkında Konu İçerik Özet İnceleme “Ernest Hemingway”

Ekleyen : ESA , 22 Şubat 2019 Cuma aaa Beğen
 
 
Yazıda “ Silahlara Veda,  “ A Farawell to Arms “Ernest Hemingway”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Silahlara Veda,  “ A Farawell to Arms “Ernest Hemingway ” hakkında bilgiler “ Silahlara Veda,  “ A Farawell to Arms “Ernest Hemingway “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmişti
 
 
ROMANIN YAZIMI BASIMI YAZARI İÇERİĞİ HAKKINDA 
 
Silahlara Veda,  özgün adı ile “ A Farawell to Arms “ Amerikalı yazar Ernest Hemingway tarafından ilk baskısı 1929 yılında Charles Scribner's Sons adlı yayıncı tarafından yayınlanmış macera türünde, realist bir anlayış ile yazılmış bir romanıdır.
Amerikan Gerçekliği tarzı olarak adlandırılan  tarz ile yazılan bu roman Hemingway’in en başarılı romanlarından biri olarak kabul edilmiş,  roman pek çok dünya diline de çevrilmiş, ülkemizde de çok sevilmiştir.  Yazarın ifadesine göre bir buçuk ayda bitirdiği bu roman, dünyada en çok okunan Amerikan romanlarından biridir. Pek çok dile çevrilen, pek çok ülkede defalarca baskı gören roman ülkemizde de çok sevilir.
 
Roman, Avusturya karşısında önce ilerleyen sonra da geri püskürtülen İtalyan cephe gerisindeki olaylara dayanmaktadır.  Bu nedenle 1929 yılında yayınlanmasına karşılık1948 yılına kadar İtalya’ya sokulmamış, Faşist İtalya, bu romanın İtalya’da okunmasına da engel olmuştur.
 
Silahlara Veda, Çanlar Kimin İçin Çalıyor , Yaşlı Adam Ve Deniz ile Klimanjaro’nun Karları adlı romanları ile çağdaş dünya romancılığının ve Amerikan Edebiyatının en mühim romancılarından birisi olan Hamingway,  bu romanın da gözlem gücüne dayanmış, duyduğu,  gördüğü, olaylar, kişiler ve duygularını ustalıkla yansıtmıştır.
 
Ernest Hemingway, bu romanında tıpkı  Çanlar Kimin İçin Çalıyor  [1] romanında da olduğu gibi bir yandan savaşın ortasındaki iki genç insanın sevgi dolu dünyasını, diğer yandan da savaşın her şeyi yok eden acımasız yüzünü ortaya koymaktadır. Hemingway, bu romanında birisi aşk, diğeri savaş olan yaşamın iki tezat yüzünü başarılı bir anlatım, akıcı bir kurgu ile aktarırken hem savaşı, hem aşkı, hem de savaş hakkındaki düşünceleri ile savaşların insanlığa bıraktığı acıları ve kötülükleri bir arada işlemiştir.
 
Bu roman, savaş karşıtı bir romandır. Hemingway, gazetecilik görevi gereği pek çok ülkedeki savaşların ve iç savaşların cephe gerilerinde dolaşmış, savaşın acımasız yününe çok kere şahit olmuştur. Silahlara Veda adlı bu romanında, yazar genç bir teğmenin birinci tekil anlatımdan savaşa karşıt düşüncelerini okura aktarmıştır. 
Roman, kopan kollar, deşilen bağırsaklar hiç uğruna ölen askerlerin dramlarını kendi gözlemleri ile aktaran yazar “ savaşı bir insanlık suçu olarak “ görmekte , “ savaşı insan mezbahası “addederek,  “en tiksinti verici şey “ olarak kabul etmektedir.  
 
Yazar bu romanındaki ana fikri yazdığı bir mektupta kısaca özetlemiştir.  “Bu çağdaki savaşlar için ölmek; insana ne onur kazandırır, ne de şeref,  bir hiç uğruna geberip gidersin”  Hamingway
Romanının yazılma amacına denk düşen bir hüküm daha vardır” Savaş ne kadar iğrenç ise aşk da o kadar güzeldir.”
Roman bir çok kez filme de alınmış, ( 1932 ve 1957)  1957 ABD yapımı film en beğenilen filmlerden biri olmuştur.  Charles Rudolf’un yönettiği bu filmde Rock Hudson ve Jennifer Jones gibi oyuncular rol almıştır. [2]
 
 
ROMANDA KARAKTERLER
 
Frederic Henry: Romanın ana kahramanı, I.Dünya Savaşında İtalyan ordusunda savaşan Amerikalı bir teğmendir.  Arkadaşı Rinaldi ile eğlence içinde gününü gün ederken görevini de yapmakta olan bir tip iken Catherine’yle tanıştıktan sonra hayatı da değişmiş, gelecek kaygısı duyan bir adam olmuştur. Böylece insanlara karşı duyarlı savaşa karşı, hümanist bir insan olur. Asında kararlı, cesur, dayanıklı bir asker olan Frederic, kendisini ve sevgilisini düşünmeye başlamıştır.
Catherine Barkley:  Frederic Henry’nin sevgilisi olan Catherine, savaş hattı gerisinde bulunan İngiliz hemşiredir. Ölen nişanlısı için yas tutarken Frederic Henry ile tanışır. Aşkı için her şeyi yapmaya hazır bir kadın olan Catherine’nin istediği tek şey âşık olduğu Frederic Henry ile mutlu bir hayat kurmaktır.. Çok güzel bir kadın olan Catherine aynı zamanda çok dürüst, samimi, duygusal ve yardımsever bir kadındır.  
Rinaldi: Frederic Henry’nin oda arkadaşı bir doktordur. Henry’i “yavru”, “bebek” gibi lakaplarla çağırmakta cephe dışındaki zamanını kadınlarla eğlenerek geçirmektedir.  Hayatı günlük yaşayan, şakalaşmayı seven, asla gelecek kaygısı taşımayan delidolu bir doktor.
Helen Ferguson: Catherine’nin en yakın kız arkadaşı İskoçyalı bir hemşire. Catherine’yi çok seven Helen, Catherine’nin Henry ‘in arasındaki bağlar çok güçlenince zarar vereceği korkusuyla Frederic’e kuşkuyla yaklaşmıştır. Catherine gibi iyi niyetli, dürüst, yardımsever bir hemşiredir.
Papaz: Nazik, insanlara sevgi ve saygıyla yaklaşan, askerlere dini konularda destek olan bir din adamı. Henry ile savaşı, savaş gerekçelerini, kahramanlığı vb tartışan birisidir
Hemşire Gage:  Cephede yaralanan Frederic’i tedavi eden ve Frederic ile arkadaş olan hemşire.
Van Campen:  Amerikan hastanesindeki hemşirelerin yöneticisidir. Frederic’e soğuk davranan biri.
Doktor Valentini: Frederic’i dizinden ameliyat eden kendisine olan güveni Henry’i etkileyen doktor.
Ettore Moretti: Ettore, savaş kahramanlıkları ve aldığı madalyalarla övünen bir Amerikalı
Ralph Simmons:, Frederic’in savaştan kaçtıktan sonra yanına gittiği Opera öğrencisi.
Emilio: Henry’nin  Catherine ile tekrar beraber olmasını sağlayan otel barmeni.
 
 
Özet
 
Birinci bölüm
Birinci Dünya Savaşında Teğmen Frederic Henry,  İtalya’da cephe gerisinde yaralıları taşımakla görevlidir. 1915İtalyanlar, Avusturyalıları mağlup etmişler Avusturyalılar, İtalyan orduları karşısında sürekli çekilmekte,  İtalyanlar ise Avusturyalıları takip etmektedir.
Teğmen Frederic Henry’nin birliği güzel bir kent olan Gorizia’ya dönmüş, Teğmen Frederic Henry, cephede geçirdiği zorlu günlerden sonra arkadaşları sık sık birlikte olmakta,  içki , kadın ve eğlence ile cephe gerisinin zevkini çıkarmaktadır.
Frederic, Gorizia kentinde doktor arkadaşı Rinaldi ile birlikte gezip, eğlenmekte ve akşamları ise diğer subaylarla sohbete dalmaktadır.  Bir akşam Yüzbaşı, Binbaşı ve de Papaz’la birlikte sohbet etmişler, savaş ile ilgili görüşlerini tartışmışlardır.  O akşam Frederic odasına döndüğünde dostu Rinaldi,  Catherine Barkley ve arkadaşı Helen Ferguson adlı iki kadınla tanıştığını isterse onu bu bayanlarla tanıştırabileceğini söyler.  
Frederic, ertesi sabah yaralıları ambulanslarla Gorizia’daki hastaneye taşımış, o akşam kaldığı subayevine gelmiştir.  Catherina Barkley’lerle buluşmaya giden Rinaldi onu da yanında götürmüştür. Frederic o akşam Catherina Barkley’le tanışmış ve Catherina’ya karşı bazı duygular hissetmeye başlamıştır.  Aslında Catherine adındaki kıza Rinaldi ilgi duymaktadır. Ancak arkadaşı Henry’nin Catherine’den etkilendiğini anlayan Rinaldi arkadaşı için Catherine’den vaz geçer. Zaten Catherine ‘de Rinaldi’ye değil Henry ile ilgilenmye başlamıştır.
Frederic,  başlangıçta Catherine  karşı olan duygularının gönül eğlendirdiği diğer kızlara karşı hissettiği duygular ile aynı olduğunu düşünmüş olsa da çok kısa bir süre bunun böyle olmadığını da fark eder.
Catherine ise çok kısa bir süre önce kaybettiği nişanlısını kaybetmiş olan ve henüz bu yası tutan genç bir kadındır.  Buna rağmen laf olsun diye tanıştıkları Frederic’e karşı içten bir sevgi duymaya başlamıştır. Duygularını tanımlayamayan Frederic, daha sonraki buluşmalarında git gide Catherine’ye âşık olmaya başlar.  Üstelik bu tutkusunun onda büyük bir değişime yol açmaya başladığını da fark etmektedir.  Artık geziip tozup eğlenmekten başka bir şey düşünmeyen Frederic’in yerine Catherine sakin huzurlu bir hayat yaşmak isteyen bir adam gelivermiştir.  Böyle bir hayat ise savaşsız ve barış dolu bir dünyada olabileceğinden Frederic ‘in savaşa karşı bakış açısı ve düşünceleri de değişmeye başlamıştır. Hatta duygularındaki bu değişimi daha önce tartıştığı Papaz ile de paylaşır.
Frederic ‘e göre savaş artık bir çeşit öldürme oyundur ve askerler de bu oyunun birer parçalarıdır. Papaz da düşüncelerine karşı çıkmamış hatta çoğunu onaylamıştır.
Ertesi sabah Frederic, cepheye gittiğinde kış yaklaşmakta İtalyanlar da kış gelmeden son bir saldırı yapmayı çalışmaktadır.  Bu çatışmada Frederic ve emrindekilerin sığındığı eve bir havan düşer. Frederic dizinden ağır bir yara alır. Kendine geldiğinde, kendi yarasına aldırmayıp emrindeki erlerin akıbetini merak edip hep onları sormaktadır.  Kendisinden ziyade sorumlu olduğu askerleriyle ilgilendiği için gümüş madalya hak etmiştir.  Frederic  bu hastaneden daha iyi bakılacağı Milano’daki hastaneye gönderilir.
İkinci bölüm
Milano’daki Amerikan Hastanesine kaldırılan Frederic ile Hemşire Gage ilgilenmeye başlar. Frederic burada başhemşire Van Campen ile de tanışır. Fakat Frederic başhemşire Van Campen ile bir türlü anlaşamaz. Servisteki doktorlar dizinin ameliyat edilmesi gerektiğini ama ameliyat edebilmek için de altı ay yaraların iyileşmesini bekleyeceklerini söyler. Altı ay beklemek Frederic için çok ağır gelir. Bu yüzden başka doktorlar arar. Bunun için görüştüğü Doktor Valentini ise onu kısa zamanda ameliyat etmiş İki buçuk saat süren ameliyat başarılı geçmiştir. Fakat Frederic’in bir müddet gözlem altında kalması da gerekmektedir.
Kış gelmiş cephede savaşa ara verilmiştir. Catherine ve Helen kendilerine Gorizia’da ihtiyaç kalmadığı gerekçesi ile Frederic’in yattığı hastaneye tayin edilir. Böylece Frederic ve Catherine birlikte olmaya başlar. Birbirleriyle çok vakit geçirmeye birçok şey paylaşmaya resmen olmasa bile karı-koca hayatı yaşamaya başlarlar. Bu nedenle Catherine hamile kalır.  Buna rağmen halen de evlenmeyi düşünmemekte birbirlerine güven duymaktadırlar.
Frederic, hastanede yatarken Ettore Moretti, Ralph Simmons gibi insanlarla tanışmış savaş ve dünya hakkında çok şeyler paylaşmışlardır.  Frederic’in bacağı yazın sonuna doğru artık iyileşmiş, orduya dönmek için  başvuruda bulunmuştur.
Üçüncü bölüm
Frederic, Eylül ayında tekrar Gorizia’ya döner ve Catherine’den ayrılmak zorunda kalır.  İtalyanlar ise Avusturyalılar karşısında gerilemeye başlamıştır. Avusturyalılar kaybettikleri toprakları geri almış, ani bir taarruzla Gorizia’ya kadar gelmişlerdir. İtalyan ordusu geri çekilirken Frederic, emri altındaki üç askerle birlikte dört ambulansı Udine’ye götürmekle görevlidir.  Fakat dönüş yolu konvoylarla dolu olduğu için diğer yollardan Udine’ye varmaya çalışırlar. Ama o gün çok şiddetli yağmur yağmaktadır. Bu yüzden araba çamura saplanmış onlar da Udine’ye yürüyerek gitmeye başlamışladır. Fakat bu sırada erlerden biri olan Aymo, yanlışlıkla İtalyanlar tarafından vurulur. Avusturyalı düşman askerleri de yaklaşmışlardır. Geceyi boş bir evde geçirirler. Frederic’in emrindeki erlerden biri onları terk eder. Frederic, iki erle birlikte Udine’ye doğru yürümeye devam eder. Bu sırada başka bir İtalyan taburu olan Carabinieriler’le karşılaşırlar.  Geri çekilmeyi başarısızlık olarak gören Carabinieri taburundaki askerler başarısızlıktan sorumlu tuttukları subayları idam etmektedirler.  Bunu gören Frederic, bir nehre atlayarak onlardan kurtulur. Milano’ya giden bir yük trenine gizlice biner.
Dördüncü bölüm
Milano’ya yakın bir istasyonda trenden atlayıp Catherine’yi bulabilmek için Milano’ya gider.  Artık asker kaçağıdır ama üzerinde halen üniforması vardır. Sivil kıyafet bulmak için Amerikan Hastanesi’nde kaldığı sürede tanıştığı Ralph Simmons’un yanına gider ve onun sayesinde sivil kıyafetler bulur. Yine de tehlikededir çünkü subayların sivil kıyafetlerle dolaşması yasaktır.
Bu kötü durumdan kurtulmak için İsviçre’ye ulaşmak zorundadır.  Emilio sayesinde Catherine’yi de bulmuş ve Emilio sayesinde bir tekneyle gölü geçerek İsviçre’ye varmışlardır.
Beşinci bölüm
Frederic, gümrük muhafıza memurlarına İsviçre’ye turizm için geldiklerini, spor yapmak için de kayık kullandıklarını söyleyerek geçici vize alırlar. Frederic ve Catherine bebekleri doğana kadar İsviçre’de kalmaya karar verirler. Bu sürede şirin bir dağ köyünde kalmışlar Catherine’nin doğumu yaklaşınca, Lozan’a gelmişlerdir. Nihayet bir gün, Catherine’nin doğuma vakti gelir. Catherine’ne çok zor bir doğum yapmış ama bebek ölmüştür. Doğumdan bir gün sonra Catherine’de fenalaşır ve Catherine’de  hayata gözlerini yumar.
“…Onları dışarı çıkardıktan sonra kapıyı kapadım. Işığı söndürünce bir yararı olmadığını anladım. Bir heykele elveda demek gibi bir şeydi bu. Cansız bedeni öylece yatıyordu. Az sonra dışarı çıktım, hastaneden ayrılıp, yağmur altında otele kadar yürüdüm.”
 
[1] https://edebiyatvesanatakademisi.com/kitap-ozetleri-ve-elestirileri/canlar-kimin-icin-caliyor-hakkinda-bilgiler-konusu-ernest-hemingway/34018
[2] https://www.imdb.com/title/tt0050379/


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...