Siyah Lale Hakkında ve Özeti Alexsandr Dumas

Ekleyen : ESA , 30 Aralık 2014 Salı aaa Beğen
 
 
 
Yazıda  Siyah Lale romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri, kahramanları,  Alexandre Dumas ’in  hayatı,  diğer romanları, Siyah Lale  adlı eserden alıntılar, eser hakkında yorumlar, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi yazar ve eseri arasındaki ilişkiler yer almaktadır.
 
 
“Asıl amaçlar uğruna nadir zamanlarda doğru kahramanlar çıkar. İşte şans eseri oluşan koşullar  altında tarih, kendine birini seçer ve onu gelecek kuşakların kahramanı yapar” Alexandre DUMAS
 
SİYAH LALE VE A. DUMAS HAKKINDA
 
Siyah Lale, Üç Silahşörler ve Monte Kristo Kontu gibi dev romanların yazarı olan Alexandre Dumas tarafından yazılan bir romandır. “Romanın orijinali, Paris'de Baudry tarafından 1850 yılında üç bölüm şeklinde La Tulipe Noire adı altında yayımlanmıştır.” [1] Siyah Lale Romanın konusu  1672 yıllarında laleleri ile meşhur Hollanda’da geçmektedir.
Bir Alexandre Dumas  klasiği olan Siyah Lâle tarihi bir roman niteliği taşımaktadır. Tarih, Aşk Romanı türünde olan Siyah Lale ünlü Fransız yazarı Dumas’ın en sevilen romanlarından biridir. Hem Franszı hem de Dünya edebiyatının klasiklerinden biri olmayı başaran bu roman; tarihi, kahramanlık, siyaset, dram ve aşk gibi çeşitli konuları işleyen yapısı ile yazıldığı günlerden bu güne genç kuşakların çok sevdiği dünya klasikleri arasındadır. Pek çok dile çevrilen bu eserin pek çok ülkede çok sayıda basımı gerçekleşmiştir.
 
Pek çok dile çevrilen roman Türkiye’de de çok sevilmiş,  TRT radyolarında, “ Arkası Yarın”’larda radyo tiyatrosu olarak  da defalarca yayınlanmıştır.[2]
 
 
Fransız yazar Alexandre Dumas ( Ölüm Tarihi 1802)  oyun hikâyeleri ve gezi yazarı da olmasının yanı sıra daha ziyade macera türündeki tarihi romanlarıyla dünya çapında ünlü olan, eserleri yüz dile çevrilmiş, yüzlerce ülkede yayınlanmış ve tanınmış bir yazardır.
 
Fransa’da doğan Dumas, Devrim ordusu adlı orduda general olan babasını küçük yaşta yitirmiş bir müddet noterlikte çalışmıştı. Bir süre memuriyet hayatı olmuş, Orleans Dükü'nün kütüphanesinde de görev almıştı.  1830 yılındaki ihtilalden sonra Ulusal Muhafız subayı olan Dumas,  1851/54 yılları arasında Brüksel’de yaşamak zorunda kalmıştı. Bu tarihten sonra peş peşe en ünlü romanlarını yazdı ve yayınladı. 1830'lardan sonra oyunları ve tarihi romanları yayınlanmaya başladı. . Silah Salonu (1833), Üç Silahşörler (1844), Monte Kristo (1845/46)
 
  1859'da Garibaldi'nin Napoli seferine katılmıştı, 1860’ta bu seferle ilgili anıları Rusya Gezisi İzlenimleri (1860) yayınlandı.  
Onun yazdığı Monte Kristo Kontu adlı eseri de ülkemizde yayınlanış olan ve dilimize çevrilen ilk eserlerden birisi olma özeliği de taşır. A.Dumas,; Siyah  Lale adlı romanı dışında yazdığı  Demir Maskeli Adam, Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler gibi eserleri de tüm dünyada büyük bir şöhret kazanmış bir yazardır.
 
KONUSU
 
Haarlem Çiçekçilik Cemiyeti kusursuz bir siyah lale yetiştirene büyük bir ödül vaat eder. Siyah laleyle ilgilenenlerden birisi de Cornelius Van Baerle’dir. Ama kıskanç komşusu Isaac Boxtel, Siyah laleyi ve ödülü elde etmek için Van Baerle’yi işlemediği bir suçla itham ederek ihbar eder. 
 
Ölüm cezasına çarptırılan  Doktor Cornelis, ,cezaevinde sevgilisi Rosa ile laleyi yetiştirmeyi başarır. Ancak kıskanç komşu laleyi çalar... Fakat her şey bitmemiştir. Rosa bu oyunu bozmaya kararlıdır.  Fakat “ Bazen bir insan 'Çok mutluyum.' diyemeyecek kadar çok acı çekmiş olabilir.”
 
SİYAH LALE ÖZETİ
 
Van Baerle'nin babası tüccardı ve parasal bir sıkıntısı yoktu. Babası ölüm döşeğinde oğluna, "Mutlu ol" demişti. "Gün boyu büroda çalışmak mutluluk değildir. Sakın benim gibi tüccarlık yapmaya kalkışma. Sakin bir yaşamın olsun ve her şeyin ötesinde mutlu ol!.." diye vasiyet etmişti.
Yirmi sekiz yılda elde ettiği serveti, kusursuz sağlığı, keskin gözleri, dört yüz bin florinlik sermayesi, on bin florinlik geliriyle Van Baerle, insanın elindekiyle yetinmeyi bilmediğine kanaat getirdi. En sonunda da kendine bir uğraş edinmek için bitkileri ve böcekleri sınıfa ayırdı. O çağda ilgilenebilecek en zarif ve en pahalı şeye merak sardı: Lalelere. Babasının ölümünden sonra Van Baerle geniş bahçesi olan bir eve taşındı ve zamanını değerlendirmek amacı ile lâle yetiştirmeye başladı.
O zamanlar Hollandalılar ve Portekizliler bu tür bahçe uğraşlarında birbirleriyle adeta yarışıyorlardı ve laleyi inanılmaz derecede kutsallaştırıyorlardı. Van Bearle gelirini koleksiyonu için harcamaya ve tüm parasını onu mükemmelleştirmeye ayırmaya başladı ve tüm çabaları çok iyi sonuç verdi. Beş yeni lale türü buldu. Bu sebebten de Van Baerle, şehirdeki herkesin sevgisini kazanıyordu.
 
Isaac Boxtel adında yan komşusu da kendini bildi bileli lale yetiştiriciliğiyle uğraşıyordu. Boxtel’in lalelerini görmeye geliyorlardı. Şöhreti Fransa’ya, İspanya’ya hatta Portekiz’e kadar yayılmıştı. Van Baerle,  evinin bahçesine laleler ekti. Bunu gören Isaac Boxtel bu durumu kıskandı. Zavallı Boxtel komşusunun yeni yaptırdığı lale soğanlarını, fidelerini görünce gözlerine inanamadı. Boxtel,Van Baerle’nin bahçesini izlemeye başladı.Van Baerle lale yetiştiricisi olmuştu.
Van Baerle, o kadar başarılı oldu ki, kendisinden ve lalelerinden o kadar çok bahsettirdi ki Boxtel’in ismi Hollanda’daki lale yetiştiricileri arasından tamamen silindi. Van Baerle deneylerine ve sonuçta başarılarına devam etti. İki sene sonra bahçesi herkesi şaşırtan çiçeklerle dolmuştu. Haarlem Çiçekçilik Cemiyeti, üzerinde hiçbir leke bulunmayan, simsiyah bir lale yetiştirene bir ödül vaat etmişti. Bu ana görülmemiş ve imkânsız bir şey olarak  düşünülüyordu. Ödül olarak yüz bin florin vaat etmişlerdi.
 
Van Baerle  lale ekimlerine başladı. Boxtel ise bunu yapabileceğini düşünmüyordu. Boxtel lale yetiştirmekten vazgeçip Van Baerle’yi izlemeye başladı. Boxtel bir plan yapıp, Van Baerle’yi hapse gönderip, lale soğanlarını ondan alıp kendi yetiştirmek istiyordu. Boxtel, Van Baerle’ye çok ağır bir iftira  atarak onu hapse gönderdi. Bunu yapanın da Boxtel olduğunu kimse bilmiyordu.
 
Boxtel, Van Baerle’nin evine girip, lale soğanlarını aradı, bulamayınca deliye döndü. Ve anladıki lale soğanlarını Van Baerle üzerinde götürmüştü. Van Baerle hücresine götürüldü ve yalnız kalınca üç tane  siyah lale soğanını göğsünden çıkardı, bir taşın arkasına sakladı. Van Baerle büyük bir umutsuzluğa kapıldı, lalelerini yetiştiremeyeceğini düşündüğü anda gardiyanın kızı Rosa’yla tanıştı. Yargıçlar Van Baerle’yi ölüm cezasına çarptırıldı. Van Baerle Rosa’ya senden son arzum olan ‘Siyah laleleri  yetiştirip Haarlem Cemiyetine  göndermeni ve ödülü senin almanı istiyorum, çeyiz paran olsun.’  Dedi.
Rosa Van Baerle’nin son arzusunu kabul etti. Rosa her gece dokuzdan ona kadar Van Baerle’nin hücresine gelip laleyi nasıl yetiştireceğini öğretti. Bir lale soğanını Van Baerle, iki lale soğanını ise Rosa  yetiştirecekti. Rosa  lale yetiştiriciliğiyle ilgili malzemeleri gardiyan Gryphus’a   görünmeden Van Baerle’ye götürdü. Cornelius  Van Baerle  artık  idam edileceği güne kadar sadece lalelerini ve Rosa’yı düşünüyordu.
 
Rosa’yla beraber Cornelius lale soğanlarını ektiler. Cornelius’un lale soğanı bir süre sonra filiz vermeye başladı. Gardiyan  Gryphus her gün Van Baerle öğle yemeğini getiriyordu ve çok zalim biriydi gün Cornelius’un hücresinde bir saksı gördü ve  bunun ne olduğunu sordu. Cornelius  ‘Benim için çok değerli. Dedi. Gryphus ‘Hiçbir  idam  mahkûmun kendine ait hücresinde hiçbir şeyi olamaz’ dedi ve saksıyı alıp yere fırlattı, lale soğanını ayağıyla ezdi. Cornelius çok üzüldü.
Rosa yanına geldiği zaman  olayı anlattı  ve onun lalelerinin durumunu sordu da ‘Benim lalelerim daha filiz vermedi.’ dedi. Gardiyan Gryphus’un yanına Isaac Boxtel başka bir isimle ‘Jacob Gisels’ olarak geldi. Niyeti ise Cornelius’dan  lale soğanlarını almaktı. Bunu da Rosa’yı takip ederek öğrendi. Rosa bu adamın kim olduğunu bilmiyordu ama bu durumdan şüphelendi ve  o akşam Cornelius’a adamdan bahsetti. Cornelius Rosa’dan adamı araştırmasını istedi. Rosa  bahçeden toprak alırken Boxtel onu izliyordu ve Rosa Boxtel’in bu davranışını Cornelius’a anlattı. Cornelius Rosa’ya dikkatli olmasını ve lalelerini bir annenin çocuğunu sever ve korur gibi ilgi göstermesini istedi.
 
Bu arada Rosa’nın lalesi filizlendi ve simsiyah bir lale olarak açtı. Rosa büyük bir sevinçle  Cornelius’a söyledi. Cornelius  çok heyecanlandı ve hemen lalesini görmek istedi. Rosa  büyük bir heyecanla laleyi Cornelius’a getirdi. Cornelius Rosa’ya çok teşekkür etti ve Rosa’ya ‘Seni çok seviyorum.’dedi. Rose,  çok mutlu oldu. Hemen Haarlem Cemiyetine  siyah laleyi yetiştirdiğimize dair bir mektup göndermemiz gerekiyor  dedi. Rosa mektubu  yazarak, Haarlem Cemiyetine gönderdi. Ertesi gün Boxtel Rosa’nın odasına girerek siyah laleyi çaldı. Rosa bunu fark ettiğinde  hemen Cornelius’a haber verdi. Cornelius laleleri çalındığını duyunca  yıkıldı. Rosa ‘Beni affet, bu keder beni öldürecek.’  Dedi.
 
Rosa ‘Hırsızın kim olduğunu biliyoruz. Dedi. Bunu yapan hırsız Boxtel’di. Boxtel yavaş yavaş ilerliyordu, çünkü siyah bir lale hızlı bir seyahate dayanamazdı. Yolda lalenin saksısını değiştirdi. Ardından Haarlem Cemiyetine Boxtel  bir mektup yazarak siyah laleyi  yetiştirdiğini belirtti. Cornelius’dan ayrılan Rosa yapması gerekeni gayet iyi biliyordu. Ya laleyi Boxtel’den çalıp Cornelius’a geri getirecekti ya da laleyi bir daha asla göremeyecekti. Rosa bir at arabası kiralayarak hemen yola koyuldu. Boxtel’den önce Cemiyete geldi. Rosa’nın ilk işi Çiçekçilik Cemiyeti başkanının evine gitmek oldu. Sayın başkana ‘Siyah lale hakkında konuşmaya geldiğimi söyler misiniz ?’dedi Rosa. Rosa’yı içeriye aldılar ve lale hakkında konuşmaya başladılar. Rosa ‘Lalemin  çalındığını söylemeye geldim ’dedi. Başkan’Laleyi kim çaldı’ dedi. Rose,  ‘Birinden şüpheleniyorum ama henüz kimseyi suçlayamam. Dedi. Bu arada Boxtel laleyi getirdi başkana gösterdi. Lalede tek bir leke bile yoktu Boxtel ‘Ben yetiştirdim’ dedi. Bu arada Rosa yan odadan olanları izliyordu. Boxtel’i görünce lalenin onda olduğunu gördü. Başkan Boxtel’e ‘Sen laleyi buraya bırak ve otele dinlenmeye git’ dedi. Rosa başkana ‘Bu benim çalınan lalem,onu sizin huzurunuzda sizden istemeye geldim. Benim kendi ellerimle ektiğim, yetiştirdiğim lalelerimi.’dedi. Başkan  Rosa’ yı ve Boxtel’i  karşı karşıya getirdi. ‘Eğer bir hırsız varsa sizi temin ederimki bu baydır’ dedi Rosa
 
.Boxtel ‘Kanıtlayın’ dedi. ‘Elbette’ dedi Rosa. Boxtel’e dönerek ‘Lale sizin mi’ diye sordu. Evet’ dedi Boxtel. Rosa ‘Kaç soğanı vardı lalenin ?’ dedi. Boxtel ‘Üç tane’ dedi. Rosa ‘Ne oldu o soğanlara? ’ dedi. ‘Biri çürüdü diğeride siyah lale oldu.’  Dedi.  Boxtel. ‘Peki ya üçüncüsü? ’ ‘Üçüncüsü evimde ’dedi  birden şaşkınlıkla. ‘Siz yalancının birisiniz’ diye bağırdı Rosa. Sayın başkanım ben anlatayım ‘Birinci tohumu babam Gryphus mahkûmun hücresinde ezdi, ikinciyi ben ektim ve siyah bir lale verdi, üçüncüsü ise Rosa’nın göğsündeki sarılı olduğu  ve Bay Van Baerle’nin idam sehpasına gitmeden önce bana verdiği kâğıdın içinde. Buyurun alın majesteleri, alın!’Wiliam, üçüncü  tohumu başkana uzattı ve kâğıdın üstündeki yazanları okumaya başladı
Kâğıda henüz göz atmıştı ki  sendeledi, elleri titremeye başladı ve kâğıt yere  düşecek gibi oldu. Prensin gözlerinden korkunç bir acı ve acıma hissi okunuyordu. Bu kâğıt Van Baerle’nin hem masumiyetinin hem de lale soğanlarının gerçek yetiştiricisi olduğunun kanıtıydı. Rosa lalenin yanına gelip yapraklarını  yavaşça öperek Allah’a şükretti.
 
 Wiliam askerlerini alıp Cornelius’un bulunduğu hapishaneye gitti. Cornelius askerleri görünce idam sehpasına götürüleceğini anladı. İçinde tarif edilmez bir acı vardı. Siyah lalesine ödül verileceğini görememekti. Bu acıyla yola koyuldular. Haarlem Cemiyetinde ise siyah lale  ödülü için festival düzenleniyordu
 
.Cornelius bu festivalin içinden geçerken ‘Benim gibi zavallı bir mahkûmun siyah laleyi görmesine müsaade edin, siyah lale görülmeye kesinlikle değer.’  ‘Çok teşekkürler efendim.’  dedi. Festivalin ortasında durdular. Cornelius Prens’in nereye varmak istediğini çok merak ediyordu. Yüz bin florinlik ödülü Rosa’ya, Cornelius’a ise özgürlüğünü verdiler. Rosa’ya bir kez daha teşekkür ettiler. Çünkü masumiyetinizin kanıtlarını bize o getirdi. Cornelius çok mutlu oldu ve Rosa’yla evlenerek hayatını lalelere ve çocuklarına adadı. Van Baerle Rosa’ya, çocuklarına ve lalelerine her zaman bağlı kaldı.
 
 
ÖZET : Maşide Ciner- Dörtyol – Hatay
 
[1]  https://tr.wikipedia.org/wiki/Siyah_Lale
[2] http://www.filozof.net/Turkce/edebiyat/dunya-edebiyati/5367-siyah-lale-alexandre-dumas-baba-konusu-ozeti.html
 





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Bekir27
17 Nisan 2018 Salı 22:35:22
Siyah lale nin asil karakterleri ve yan karekterler kimlerdir

ESA
28 Aralık 2018 Cuma 10:46:52
Karakterleri ayrı bir başlık olarak hazırlanmamış özet içerisinden çıkarabilirsiniz.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...